Browsing by Author "Akşemsettinoğlu, Gökhan"
Now showing 1 - 17 of 17
- Results Per Page
- Sort Options
Article 50. Yıldönümünde Ankara Anlaşması Perspektifinden Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerine Kısa bir Bakış(2014) Akşemsettinoğlu, GökhanThe European Union is perhaps the most important organization, where the idea “to be incorporated with the West,” one of the most important basis of the Turkish political life and Turkish foreign policy, has become tangible. The relations between Turkey and the European Union became official with the Ankara Agreement signed in the year 1963 and which entered into effect on 1 December 1964 and has been in the workings up to date. This article was prepared to remind us of the main highlights of the Ankara Agreement on the occasion of its fiftieth anniversary on entering into effect, and to also give a brief summary of the relations, close to half a century, between Turkey and the European Union. This article reviews the Turkey-EU relations chronologically, the ups and downs of the relations, the problems encountered and explains the paths taken for the solution of the problems with historical examples. This article emphasizes the structure of this agreement which progresses when the geo-strategic importance of Turkey increases and which takes its shape according to conjunctural changes.Article AB Dış Politika Araçlarının Üçüncü Ülkeler Üzerindeki Etkisi(2020) Akşemsettinoğlu, GökhanThe Lisbon Treaty took concrete steps to strengthen the foreign policy area of the European Union (EU). Forinstance, the European Commission constituted Foreign Policy Instruments to affect third countries with differentfinancial and operational actions. In the EU, decisions on foreign policy require unanimity of member states.Unanimity indicates the determination of the member states to meet on a common ground on foreign policy andreflects the level of political integration of the EU. Accordingly, examining the effects of the EU Foreign PolicyInstruments upon third countries can inform us about the level of political integration of the EU. This article, byusing the case study methodology, intends to exemplify the EU Foreign Policy Instruments and to find out theireffects upon third countries and some non-state actors. The research covers the developments of the last decadeand concludes that the EU Foreign Policy Instruments are still not effective enough to change the policies andbehaviours of the third countries. This conclusion indicates that the EU member states do not have a commonaccord on foreign policy and political integration in the EU seems unlikely in the near future.Article AB Küresel Stratejisinin Başarısı Hakkında Bir Değerlendirme(2022) Akşemsettinoğlu, GökhanSon on yıl içinde Avrupa Birliği (AB)’nin yakın çevresinde ortaya çıkan siyasi-askeri tehditler, krizler ve çatışmalar, Avrupa Birliği üyesi devletlerin güvenlik ile ilgili tehdit algılamalarını değiştirmiştir. Dolayısıyla AB, farklılaşan tehditlere ve artan çatışmalara cevap verebilmek için 2016 yılında AB Küresel Stratejisini duyurmuştur. Küresel Strateji, AB’nin ilk stratejisi olarak benimsenen ve 2003 yılında açıklanan Avrupa Güvenlik Stratejisi’nin yerine geçmiştir. Bu çalışma, AB Küresel Stratejisi’nin son beş yıllık dönem içinde ne kadar başarılı olduğunu araştırmaktadır. Nitel araştırma metotlarından veri/belge analizi yöntemini kullanan bu çalışma, Küresel Strateji tarafından ortaya koyulan bakış açısını, AB’nin dış ve güvenlik politikasına ait çıkarları, ilkeleri ve öncelikleri çerçevesinde açıklamaktadır. Çalışma, son beş yılda elde edilen bulgular çerçevesinde AB’nin özellikle güvenlik ve savunma konularında askeri tedbirleri ve araçları öne çıkaran bir yaklaşımla, önceliklerini hayata geçirme konusunda oldukça başarılı olduğu ve yeni duyurulan Stratejik Pusula gibi girişimlere askeri bir temel hazırladığı sonuca varmaktadır.Article Ab’nin Bağımsız Bir Güvenlik ve Savunma Politikası Geliştirme Düşüncesi ve Stratejik Pusula(2023) Akşemsettinoğlu, GökhanSoğuk Savaş döneminde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve NATO odaklı bir güvenlik ve savunma politikası benimsemek zorunda kalan Avrupa Birliği (AB), üzerinde uzun zamandır tartıştığı bağımsız bir güvenlik ve savunma politikası geliştirme düşüncesini hayata geçirme fırsatı bulamamıştır. Ancak, Soğuk Savaş sonrası dönemde uluslararası sistemin yapısının değişmesi, tehditlerin farklılaşması ve AB’nin özellikle son on yıl içinde yaşadığı iç ve dış krizler, üye devletlerin bağımsız bir güvenlik ve savunma politikası geliştirme konusundaki girişimlerini önemli ölçüde artırmıştır. Bu çalışmanın amacı, AB’nin bağımsız bir güvenlik ve savunma politikası geliştirme düşüncesini, zaman içinde duyurduğu stratejiler çerçevesinde hangi düzeyde hayata geçirebildiğini araştırmaktır. Çalışma, AB’nin bağımsız bir güvenlik ve savunma politikasını ABD ve NATO’ya rağmen değil, ABD ve NATO ile işbirliği içinde gerçekleştirebileceğini ortaya koymaktadır. Çalışma, bu varsayımı desteklemek için de kısa süre önce duyurulan Stratejik Pusula ile açıklanan yeni yaklaşıma vurgu yapmaktadır. Nitel araştırma metodu içinde yer alan nitel veri toplama yöntemlerinden doküman/metin analizini kullanan bu çalışma sonuç olarak, Stratejik Pusula ile duyurulan yeni anlayışın AB’nin bağımsız bir güvenlik ve savunma politikası geliştirme düşüncesini, ABD ve NATO ile işbirliği içinde ileri taşıyabileceğini ortaya koymaktadırArticle Asya Pasifik’te Kurumsal Dengeleme(2013) Akşemsettinoğlu, GökhanBu çalışma, Asya-Pasifik bölgesindeki küçük devletlerin bölgedeki büyük devletler olan Amerika Birleşik Devletleri ile Çin’i uluslararası sistemde çok taraflı bölgesel kurumlar aracılığıyla nasıl dengelediği üzerinedir. Bu çalışmada, büyük güçlerin karşı karşıya geldiği ve birbirlerine meydan okudukları Asya- Pasifik bölgesinin artan önemi açıklanmakta ve çok taraflı bölgesel kurumlar yoluyla büyük güçlere karşı dengeleme politikası izleyen bölgedeki küçük devletler araştırılmaktadır. Buna göre, bu çalışma, ABD ile Çin’in gücünü dengelemekte olan çok taraflı kurumların artan önemini ortaya koymakta ve Asya-Pasifik bölgesindeki “kurumsal dengelemenin” uluslararası sistemin yeniden yapılandırılmasına önemli katkı sağladığını iddia etmektedir. “Örnek olay incelemesi” yaklaşımını temel alan bu çalışmada, bir yandan büyük devletleri bölgesel kurumlara dahil etmeye çalışan küçük devletlerin gayretlerinin Asya-Pasifik bölgesindeki dengenin devam etmesine, diğer yandan da uluslararası sistemin yeniden düzenlenmesine yardımcı olduğu sonucuna varılmıştır.Article Avrupa Bütünleşme Projesinin ve Genişleme Sürecinin Değişen Dinamikleri(2011) Akşemsettinoğlu, GökhanGenişleme ve Derinleşme yapısı üzerine kurulu olan Avrupa bütünleşme projesi, yeni katılan üyelerin getirdiği kurumsal yükler ve Birliğin karar alma mekanizmasında ortaya çıkan sorunlar sebebiyle zaman içinde farklı dinamikleri geliştirmek zorunda kalan ve uluslararası sistemin değişen özelliklerine göre hızlı bir şekilde evrimleşen bir süreç haline gelmiştir. Bu anlamda Avrupa Birliği’nde bir süredir üzerinde tartışılmakta olan “farklılaştırılmış bütünleşme” düşüncesi, içinde barındırdığı “kurumsal revizyonlar” ve “çokkültürlülük” gibi yeni unsurlarla üye ülkelerin gündemini daha fazla meşgul etmeye başlamıştır. Buna göre, Avrupa Birliği yetkilileri söz konusu yeni unsurlar çerçevesinde yeni düzenlemeler yapmaya ve yeni politikalar üretmeye başlamışlardır. Farklı kültürlerin önem kazanmaya başladığı yeni uluslararası sistemde, faydacı bir bütünleşme yapısı öngören bu yeni unsurlar, bundan sonraki yeni genişleme dönemleri ve genel anlamda bütünleşme süreci için olumlu şartları hazırlayacak gelişmelerdir.Article Avrupa Parlamentosu Seçimlerinde 40 Yıl: 1979 – 2019(2020) Akşemsettinoğlu, GökhanBu çalışma, 1979-2019 yılları arasında doğrudan genel oy ilkesi kapsamında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimleri hakkında bilgi vermekte ve 2019 seçimleri sonucu oluşan Avrupa Parlamento-su’ndaki siyasi parti gruplarını tanıtmaktadır. Çalışmada nitel veri analizi ve tümevarım yöntembilimi kullanılmıştır. Bu çalışmanın amacı, Avrupa Birliği (AB) vatandaşlarının genel siyasi eğilimleri hakkında bilgi sahibi olmak ve toplumu etkileyen olaylara karşı AB vatandaşlarının değişen bakış açılarını, AB toplumunun sesi olan Avrupa Parlamentosu içindeki siyasi oluşumları analiz ederek anlamaya çalışmaktır. Bu makale, Avrupa Parlamentosu seçimleri-nin kırk yıllık tarihini karşılaştırmalı olarak bir çalışma altında topladığı ve mevcut Avrupa Parlamentosu’nu oluşturan siyasi parti gruplarını tanıttığı için önemlidir. Bu çalışmada, genel olarak AB vatandaşlarının ılımlı bir siyasi atmosferi tercih ettiği anlaşılmıştır. Ayrıca, AB içinde yaşanan krizlerin ve AB dışında ortaya çıkan uluslararası gelişmelerin, Avrupa Parlamentosu’nu oluşturan siyasi grupları etkilediği de ortaya çıkmaktadır.Master Thesis European Defense Integration(2024) Özkul, Ceren; Akşemsettinoğlu, GökhanEkonomik bütünleşmesini tamamlayan Avrupa Birliği, siyasi bütünleşmesi için adımlar atmaya devam etmiştir. Bunlar içinde en önemlilerinden biri olan savunma konusunda son dönemlerde ciddi gelişme göstermiştir. Avrupa Birliği yayımladığı güvenlik ve savunma stratejileri ile bir noktaya kadar bütünleşmeyi sağlamış ancak daha önceki stratejilerden farklı olarak yayımladığı Stratejik Pusula ile bütünleşmeye askeri bir yön de eklemiştir. Bunun sebebi, uluslararası alana Rusya-Ukrayna Savaşı ile sert gücün geri dönmesi sonucu Avrupa Birliği'nin şimdiye kadar daha çok kullandığı yumuşak gücün yetersiz kalmasıdır. Savaş ile jeopolitiğin değişmesi, bölgedeki önemli aktörlerin bölgeye olan bakışlarını değiştirmiştir. Bu bölgenin tehdit oluşturması ve coğrafi olarak Avrupa'nın yanında yer alması, Avrupa'nın doğrudan tehdit hissetmesine yol açmıştır. Aynı zamanda NATO'nun da 2022 yılında yayınladığı yeni güvenlik ve savunma stratejisi 2022 Stratejik Konsept ile Avrupa'nın güvenliğinin hem NATO hem Avrupa Birliği tarafından sağlanmasına karar verilmiştir. Bu sonuç, Avrupa Birliği'nin siyasi bütünleşmesini tamamlamak için attığı adımlardan bir tanesidir çünkü Avrupa savunma bütünleşmesi, Avrupa siyasi bütünleşmesinin bir parçasıdır. Rusya tehdidi devam ederken, Çin'in de uluslararası alanda yükselen bir güç olması, Avrupa Birliği ve NATO açısından bir tehdit olmuştur. Rusya ve Çin'den ilk defa NATO ve Avrupa Birliği'nin güvenlik ve savunma stratejilerinde yoğun bir şekilde bahsedilmiş ve ciddi tehdit oluşturdukları anlaşılmıştır. Avrupa Birliği'nin jeopolitik değişimlere karşı stratejilerini güncellemesi, Avrupa Birliği'nin uluslararası alanda varlığını sürdürmeye devam ederken daha etkin bir aktör olma çabasını göstermiştir. Çalışmanın amacı Avrupa Birliği'nin önceki güvenlik ve savunma stratejileri ile son stratejisi Stratejik Pusula karşılaştırıldığı zaman ciddi bir değişime gittiği; askeri tehditle karşı karşıya kaldığı için askeri önlemler almaya başladığı ve sert güce geçiş yaptığını göstermektir. Bunun sonucunda; uluslararası alanda gerçek bir aktör olmaya başladığı söylenebilir. NATO ile yayımladıkları ortak bildirilerde belirlenen Avrupa'nın güvenliğini sağlamadaki görevleri yerine getirerek savunma bütünleşmesini geliştirip böylece siyasi bütünleşmeyi de sağlama konusunda adımlar atmıştır. Avrupa Birliği'nin savunma bütünleşmesini ve dolayısıyla siyasi bütünleşmesini büyük ölçüde tamamladığı, uluslararası alandaki değişimlere uyum sağlayabildiği ve varlığını sürdürdüğü görülmüştür.Article Power Politics in International Affairs(2022) Akşemsettinoğlu, GökhanArticle Regionalism in Globalization and the Strategies of the European Union(2004) Akşemsettinoğlu, GökhanArticle Stratejik Düşünceden Ortak Eyleme Ab’nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası ve Avrupa Savunma Bütünleşmesi(2023) Akşemsettinoğlu, GökhanAvrupa Birliği’nin Küresel Stratejisi, “stratejik düşünce” ile Ortak Dış ve Güvenlik Politikasının (ODGP) önceliklerini ortaya koyarken, “ortak eylem” ile de Ortak Güvenlik ve Savunma Politikasının (OGSP) faaliyet alanını genişletmiştir. Dolayısıyla, çalışmanın amacı, stratejik düşünceden ortak eyleme giden Küresel Stratejinin OGSP’nin içeriğini nasıl derinleştirdiğini araştırmak ve bu değişikliğin AB’nin siyasi bütünleşme süreci içindeki yerini Avrupa Savunma Bütünleşmesi üzerinden sorgulamaktır. Nitel araştırma metodunu kullanan bu çalışma, nitel veri toplama yöntemlerinden doküman analizini kullanmıştır. Tümevarım yöntemiyle OGSP konusunda bütüncül bir yapı ortaya koymaya çalışan bu araştırma makalesi, ODGP’nin yeni özelliklerini ortaya koyarken, OGSP’nin Avrupa bütünleşmesi içindeki yerini yeniden tanımlamıştır. Sonuç olarak, Küresel Strateji ile AB üye devletleri arasında güvenlik ve savunma konularında yakınlaşma sağlanmış ve OGSP, artan askeri unsurlarla etkinlik kazanmaya başlamıştır.Master Thesis The Role of Climate Change in Shaping Arctic Political Strategies(2024) Ulak, Vedia; Akşemsettinoğlu, Gökhan21. yüzyılın en büyük ekolojik ve güvenlik sorunlarından biri olan iklim değişikliği, Kuzey Kutup Bölgesi'nde önemli dönüşümlere yol açmakta ve bu durum, uluslararası ilişkiler ve jeopolitik dinamikler üzerinde derin etkiler yaratmaktadır. Özellikle, Soğuk Savaş sonrası dönemde Arktik Bölgesi'nde ABD, Rusya, Çin ve AB gibi küresel güçler arasında başlayan stratejik mücadele, devletlerarası ilişkilerde güç dengelerini ve diplomatik girişimleri yeniden şekillendirmektedir. Buzulların erimesi, deniz seviyelerinin yükselmesi ve ekosistemlerin değişmesi, Arktik Bölgesi'nde biyolojik çeşitliliği tehdit etmekte ve yerli halkların geleneksel yaşam biçimlerini derinden etkilemektedir. Eriyen buzulların yeni deniz yolları açması ve bölgedeki doğal kaynakların daha erişilebilir hale gelmesi, devletlerarasında yeni ekonomik fırsatlar yaratırken, aynı zamanda ulusal güvenlik ve stratejik çıkarlar açısından rekabeti artırmaktadır. Arktik Bölgesi'nin sürdürülebilir ve barışçıl geleceği için yol gösterici olmayı amaçlayan bu çalışmanın bulguları, Arktik Bölgesi'nin sadece bir çevresel değişim alanı değil, aynı zamanda jeopolitik önem taşıyan stratejik bir bölge olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, Arktik Bölgesi'nin sürdürülebilirliği ve uluslararası barışın korunması için etkili politikalar ve iş birliği stratejilerinin geliştirilmesi önem taşımaktadır. Bu bağlamda, uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir kalkınma politikalarının uygulanması ve yerli toplulukların hayat şartlarının iyileştirilmesi önem kazanmaktadır.Book Part Transatlantic approach to global security problems(Dış Politika Enstitüsü, 2008) Akşemsettinoğlu, GökhanThe general dynamics of the post-Cold War era have been concentrated around the idea of replacing earlier conflicts with cooperation. This idea is coupled with a vision of a more peaceful and prosperous age. In considering a peaceful world, security issues must be foremost. If we focus on global security issues and problems, it is best to evaluate the approaches of the United States (US) and Europe (that is so-called transatlantic approach) at the same time. There is no doubt that both the US and Europe are major security powers in the postwar period, and that relations between them determine global issues. This paper, therefore, analyzes both the cooperative and competitive natures of transatlantic approach to global security problems. The paper examines, shortly, the security issues surrounding “problem” states, including Cuba, Iran, Iraq, Libya, Nigeria, and the Middle East region - as of Arab-Israeli relations, in particular.Article Turkey’s troubled quest for eu membership(2021) Akşemsettinoğlu, GökhanTurkey-European Union (EU) relations are always worth pondering. It is surely without doubt that relations between Turkey and the EU, within a six-decade period, have broken down frequently. Recently, a number of issues have worsened relations once again. A number of EU leaders and authors have thereupon put forward ill-advised alternatives for Turkey’s EU membership, such as privileged partnership instead of full membership. Should Turkey consent to privileged partnership instead of full membership due to recent problems experienced with the EU? This article takes a brief look at the recent developments in Turkey-EU relations and challenges the idea of privileged partnership. Based on the case-study methodology, the findings of this article reveal that adhering to the target of full membership by way of waiting for the appropriate time would be the proper stance for Turkey. In this sense, the idea of flexible integration emerges as a suitable path toward membership for Turkey.Article Turkey’s Troubled Quest for EUMembership(2021) Akşemsettinoğlu, GökhanTürkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkileri, üzerinde her zaman düşünmeyedeğerdir. Hiç şüphesiz ki, Türkiye ile AB arasındaki İlişkiler, altmışyıllık bir dönem içinde sık sık bozulmuştur. Son zamanlarda, bazısorunlar ilişkileri bir kez daha kötüleştirmiştir. Bunun üzerine bazıAB liderleri ve yazarları Türkiye’nin AB’ye üyeliği ile ilgili olaraktam üyelik yerine imtiyazlı ortaklık gibi sakıncalı alternatifler ortayakoymaktadırlar. Türkiye, AB ile son dönemde yaşanan sorunlarnedeniyle tam üyelik yerine imtiyazlı ortaklığa razı olmalı mıdır?Bu makale, Türkiye-AB ilişkilerinin son dönem gelişmelerine kısacabakmakta ve imtiyazlı ortaklık önerisine karşı çıkmaktadır. Örnek-olayaraştırma yöntemine dayanan bu makalenin bulguları, uygun zamanıbekleyerek tam üyelik hedefine bağlı kalmanın Türkiye için doğru birdavranış olacağını ortaya koymaktadır. Bu anlamda, esnek bütünleşmefikri, Türkiye’nin üyeliği için uygun bir yol olarak görünmektedir.Article Turkey-European Union Relations in the Context of Identity Debate(2008) Akşemsettinoğlu, GökhanThe enlargement of the European Union (EU) to Central and Eastern European Countries (CEECs), in 2004, marked the importance of both multiculturalism and identity in the European integration process. In other words, the EU has accepted European countries of different cultures, which however adopted the European values and norms entirely. In this sense, the EU has decided to accept European countries as full members, which meet the minimum accession criteria without considering their different cultural orientations. This approach is the reflection of the “unity in diversity” idea.Article Uluslararası Politikada Küreselleşme Süreci(2004) Akşemsettinoğlu, GökhanUluslararası ilişkilerin çalışma alanı, ulusal sınırları aşan bir karaktere sahip olduğu için, doğasmın \"küresel\" olduğu kabul edilebilir. Devletler arasındaki ilişkilerin derinleşmesi; uluslararası aktörlerin yayılması ve daha etkili olmaya başlaması; ve siyasi konularda ulusal ve ulusal sınırları aşan olaylardaki farklılıkların ve benzerliklerin anlaşılmaya başlanması, uluslararası ilişkilerin sözkonusu karakteristiğini pekiştirmiştir. Bu da, geleneksel ulus-devlet sisteminden farklı olarak, değişik düzeylerde ulusların sınırlarını aşan yaklaşımların oluşmasına olanak sağlamıştır. Bu çerçevede, devletlerin ve toplumların değişen doğası ve ekonominin sınır ötesi mahiyetinin gelişmesi ve derinleşmesi, uluslararası politika çalışmaları için yeni bir çağ yaratmıştır.
