Browsing by Author "Büke, Fatma Gül Öztürk"
Now showing 1 - 2 of 2
- Results Per Page
- Sort Options
Article Vernaküler Mimari ve Kırsal Yapılı Çevre Bileşenlerine ‘Yer’ ve Tektonik Odaklı Bir Yaklaşım: Doğu Karadeniz Bölgesi Örneği(2025) Akbaş, Gamze; Büke, Fatma Gül ÖztürkÇalışma, “yer” ve tektonik kavramlarının birlikte etkileşimde oldukları, birbirlerini tamamladıkları ve hatta var ettikleri düşüncesinden yola çıkmakta; bu ilişkiyi görünür kılan vernaküler mimariyi ele almaktadır. Makalede, kırsal yapılı çevrede, “yer” ve tektonik arasındaki bağın, yapı yapma sanatının üç aşaması olan; “yer seçimi,” “yere müdahale biçimi” ve “örüntü diline” göre biçimlenen vernaküler mimari aracılığıyla kurulduğu ve vernaküler mimariyi bir “yer”e özgü kılan şeyin bu üç unsurun karşılıklı etkileşimine dayanan bu bağ olduğu önerisi üzerinde durulmaktadır. Öneri, Doğu Karadeniz Bölgesi vernaküler mimarisine özgü kırsal yapılı çevrenin üç bileşeni; “teras,” “köprü” ve “serender” üzerinden test edilmektedir. Araştırma sonucunda, yapı sanatının üç aşamasına uymayan sağlıksız yenileme ve yeniden yapım çalışmalarının, kırsal yapılı çevrede “yer” ve tektonik ilişkisini yok sayan “melez yapıları” ve “sahte vernakülerleri” ortaya çıkardığı vurgulanmaktadır.Article Vernaküler Mimarlık Tarihyazımını Sözlü Tarih Yöntemi ve Yerel Yapı Ustaları Üzerinden Yeniden Düşünmek(2023) Akbaş, Gamze; Büke, Fatma Gül ÖztürkSözlü tarih; yeterli yazılı belgeye ulaşılamayan araştırma alanlarında, konu ile ilişkili aktör ve/veya tanıkların anlatımlarından yararlanarak, kısıtlı arşiv sorununu aşmayı amaçlayan alternatif bir tarih yazımı yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilhassa vernaküler mimari üzerinden değerlendirdiğimizde, bu yapı stoğunun üretim sürecine ışık tutacak, yazılı bir sözleşmeye, teknik çizimlere, teknik ve mali hesaplamalara ve benzeri yazılı belgelere genelde rastlanılmaması sözlü tarihin potansiyelini tartışmaya açmaktadır. Bu nedenledir ki, makale, sözlü tarih yöntemiyle vernaküler mimariyi anlamak ve bu alana sağlayabileceği katkıları anlatmayı amaçlamaktadır. Bunun için öncelikle, genelde mimarlık ve özelde vernaküler mimarlık tarihyazımı çerçevesinde sözlü tarih yöntemine başvuran belli başlı metinler incelenilmektedir. Daha sonra, sözlü tarihin kayda geçmemiş ya da unutulmaya yüz tutmuş bilgilere ulaşmamıza yardımcı bir yöntem olabileceği yerel yapı ustaları üzerinden vurgulanmaktadır. Böylece, sözlü tarih yöntemi aracılığıyla alternatif bir vernaküler mimarlık tarihyazımının mümkün olup olmadığı tartışılmaktadır.

