Araştırma Çıktıları | TR-Dizin | WoS | Scopus | PubMed
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/8602
Browse
Browsing Araştırma Çıktıları | TR-Dizin | WoS | Scopus | PubMed by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 402
- Results Per Page
- Sort Options
Article 1850 Tarihli Ticaret Kanunu’nda ve Osmanlı Hukuk Literatüründe Anonim Şirketler ve Bu Şirketlerin Tüzel Kişiliği Meselesi(2024) Korkmaz, MüberraKâr amacı güden bir özel hukuk tüzel kişisi olarak anonim şirket, temelini sermayenin oluşturduğu kapitalist sistemin var olan şirket türlerini zamanla kendi amaçları doğrultusunda şekillendirmesi neticesinde, bu sisteme en iyi hizmet eden araçlardan biri olarak ortaya çıkmıştır. 19. yüzyılda, bir sermaye şirketi olan anonim şirket türünün hukuki şahsiyet olarak tanınması, bunun önemli bir göstergesini oluşturmaktadır. Batı kaynaklı bu dönüşüm Osmanlı Devleti’nde, Batı’dakinden çok farklı dinamiklerin zorlamasıyla, özellikle yabancı devletlerin etki ve baskılarıyla meydana gelmiştir. Bu dönemde Osmanlı’nın kabul etmek durumunda kaldığı serbest ticaret düzeni, devletin geleneksel ekonomik ve hukuki yapısında köklü değişimlere sebep olarak liberalleşme ve modernleşme için uygun zemini hazırlamıştır. Söz konusu süreçte, bu şirketlerin etkinlik sağlayabilmeleri için de hükümler öngörülmüştür. Osmanlı Devleti’ndeki dini ve geleneksel şartlarla uyumsuzluğuna karşın, anonim şirket türü ve bu şirketlerin tüzel kişi olarak kabulü, emperyalizmin etkisi altında yaşanan gelişmelerin ancak sınırlı olabildiğine; aynı zamanda ekonomik faktörlerin hukuku şekillendirme fonksiyonuna, hukuk tarihimiz açısından önemli bir örnek niteliği taşımaktadır.Article 19. Yüzyıldan Günümüze Değişen ve Dönüşen Bir Kültür Mirası Olarak Konya Alâeddin Tepesi Alâeddin(2015) Önge, MustafaAlâeddin Tepesi, Konya şehrinin gelişim süreci boyunca her dönemde önemini korumuş bir alandır. Önemli bir kültür mirası olarak Alaeddin Tepesinde meydana gelen değişiklikler sokak dokusu, mahalleler, mimari ve arkeolojik miras bileşenleri dikkate alınarak tartışılmıştır. Bu tartışma için bir zaman periyodu belirlenmiş olup, bu periyot, koruma fikrinin ve ölçütlerinin ortaya çıktığı 19.yüzyıldan başlayıp, günümüze kadar uzanmaktadır. Tartışma, demiryolunun şehre bağlanması sayesinde gelişen ekonomik durumun şehirde neden olduğu değişimler ve bunun Alâeddin Tepesine etkisi ile başlamaktadır. Bunun ardından bu bölgenin fiziksel ve sosyal durumunu etkilemiş olan kayıplar ve göçlere bağlı mülkiyet değişiklikleri gibi, savaş ve yeniden yapılanma sürecindeki değişimler incelenmiştir. Şehir ölçeğindeki değişiklikleri anlamaya yönelik olarak Alâeddin Tepesine etkileri bağlamında Konya şehrinin planlı gelişim sürecinin incelenmesi sonraki etapta ele alınmaya çalışılmıştır. Son bölümde kültür mirasının korunan ve kaybedilenlerini ortaya koymaya yardımcı olacak olan koruma ölçütlerinin gelişmesi ve Alâeddin Tepesinin bu süreç kapsamında ne kadar korunabildiği tartışılmıştır. Çalışmanın sonunda, yukarıda bahsi geçen bileşenler dikkate alınarak Alâeddin Tepesinin korunmuşluk durumu hakkında bir değerlendirme sunulmaktadır.Article 2000-2001 Finansal Krizi ile 2008 Küresel Krizinin Türkiye Ekonomisi Üzerine Karşılaştırmalı Etkileri(2010) Temiz, Dilek; Gökmen, Aytaç2000-2001 ekonomik bunalımı, kur çipasının da terk edilmesi ile Türkiye’nin ekonomik düzeni açısından yıkıcı olmuştur. Söz konusu olan 2000 – 2001 bunalımı mevzuatın yeterince uygulanmamasından, sermaye piyasalarının yeterince derin olmamasından, risk değerlemesinin eksikliğinden, bankaların yakın ilişki içinde bulunduğu kurumlara aşırı kredi sağlamalarından, kısıtlı faiz hadleri, gözetim altındaki kur politikası, rekabet eksikliği, likiditenin ihtiyaçtan az olması, kronik enflasyon, ödemeler dengesi ve dış ticaret açıklarının ciddi seviyelerde olmasından kaynaklanmıştır. 2008-2009 ekonomik bunalımının ateşleyici etkisi ABD’de mortgage piyasasında ortaya çıktı. Mortgage piyasasında ortaya çıkan başarısız sonuçlar sermaye, hisse ve türev piyasalarını hayli olumsuz etkiledi ve böylece dünya genelinde yayılmaya başladı. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı, adı geçen ekonomik bunalımları analiz etmektir.Article 25. Yılında Liberal Düşünce Topluluğu: Eleştirel Bir Değerlendirme(2018) Demirel, TanelBu makale Türkiye’de liberal düşünce ve liberal düşüncenin önde gelen savunucusu olarakLDT’nin halihazırda olduğundan daha etkili olabilmesi için bir dizi fikri tartışmaya açmayıamaçlıyor. Tek bir liberalizmden ya da liberal gelenekten söz etmenin yanıltıcı olduğu vurgu-lanıyor. Belli zaman ve mekanın ürünü olan, dolayısıyla o zaman ve mekanın dertleri, bakışaçıları ve kısıtları ile şekillenmiş farklı liberal gelenekler var. Bu farklı liberal gelenekler, birkaççok temel ilke dışında her zaman her yerde geçerli “evrensel” reçeteler sunmuyorlar. İkincisiTürkiye’ye dair analiz ve okumalarımızın karşılaştırmalı tarih ve sosyal bilimler birikimindenbeslenirken aynı zamanda hakiki bir yerellik kaygısı taşıması gerektiği de iddia ediliyor. Venihayet, topluluk çevresinin siyasi aktörlerle mesafeyi koruma, kendi bünyesindeki çoğulculuğukoruma ve geliştirme, yerleşik LDT ve liberal algısının dönüştürülmesi ve ayrıca LDT âdâbı dadiyebileceğimiz bir kurumsal kültürün pekişmesi için daha fazla gayret göstermesi gerektiğide savunuluyor.Article AB Küresel Stratejisinin Başarısı Hakkında Bir Değerlendirme(2022) Akşemsettinoğlu, GökhanSon on yıl içinde Avrupa Birliği (AB)’nin yakın çevresinde ortaya çıkan siyasi-askeri tehditler, krizler ve çatışmalar, Avrupa Birliği üyesi devletlerin güvenlik ile ilgili tehdit algılamalarını değiştirmiştir. Dolayısıyla AB, farklılaşan tehditlere ve artan çatışmalara cevap verebilmek için 2016 yılında AB Küresel Stratejisini duyurmuştur. Küresel Strateji, AB’nin ilk stratejisi olarak benimsenen ve 2003 yılında açıklanan Avrupa Güvenlik Stratejisi’nin yerine geçmiştir. Bu çalışma, AB Küresel Stratejisi’nin son beş yıllık dönem içinde ne kadar başarılı olduğunu araştırmaktadır. Nitel araştırma metotlarından veri/belge analizi yöntemini kullanan bu çalışma, Küresel Strateji tarafından ortaya koyulan bakış açısını, AB’nin dış ve güvenlik politikasına ait çıkarları, ilkeleri ve öncelikleri çerçevesinde açıklamaktadır. Çalışma, son beş yılda elde edilen bulgular çerçevesinde AB’nin özellikle güvenlik ve savunma konularında askeri tedbirleri ve araçları öne çıkaran bir yaklaşımla, önceliklerini hayata geçirme konusunda oldukça başarılı olduğu ve yeni duyurulan Stratejik Pusula gibi girişimlere askeri bir temel hazırladığı sonuca varmaktadır.Article AB’nin ‘Dijital Tek Pazar Hedefi’ Çerçevesinde Coğrafi Engellemeler (Geoblocking) ile Mücadelesi -2017/1128 Sayılı Sınır Ötesi Taşınabilirlik Tüzüğü ve 2018/302 Sayılı Haksız Coğrafi Engellemeler Tüzüğü’ne Genel Bakış(2020) Güven, SırınAB Komisyonu, dijital çağın sunduğu ekonomik ve sosyal faydalardan daha fazla yararlanmak amacıyla AB TekPazarı’nı çevrimiçi ortama genişletmeye karar vermiş ve Avrupa İçin Dijital Tek Pazar Stratejisi’ni yayınlamıştır.Strateji’de öngörülen tedbirlerden bir tanesi, çevrimiçi hizmetlere erişimi engelleyen haksız coğrafi engellemeleriortadan kaldırmaktır. Bu amaçla Komisyon, sırasıyla, kapsamı daha dar olan Çevrimiçi İçerik Hizmetlerinin SınırÖtesi Taşınabilirliği Hakkında AB Tüzüğü ve sonrasında coğrafi engellemeleri daha genel bir çerçevede yasaklayan Haksız Coğrafi Engellemeler Hakkında Tüzüğü yayımlamıştır. Bununla birlikte, bu tür engellemelere en sıkbaşvurulan görsel-işitsel hizmetlerin kapsam dışında bırakılması nedeniyle Haksız Coğrafi Engellemeler HakkındaTüzük’ün, konuya yeni bir yaklaşım ya da çözüm getirmediği, bu nedenle Dijital Tek Pazar’ın oluşumuna önemli birkatkıda bulunmadığı söylenebilir.Article Ab’nin Bağımsız Bir Güvenlik ve Savunma Politikası Geliştirme Düşüncesi ve Stratejik Pusula(2023) Akşemsettinoğlu, GökhanSoğuk Savaş döneminde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve NATO odaklı bir güvenlik ve savunma politikası benimsemek zorunda kalan Avrupa Birliği (AB), üzerinde uzun zamandır tartıştığı bağımsız bir güvenlik ve savunma politikası geliştirme düşüncesini hayata geçirme fırsatı bulamamıştır. Ancak, Soğuk Savaş sonrası dönemde uluslararası sistemin yapısının değişmesi, tehditlerin farklılaşması ve AB’nin özellikle son on yıl içinde yaşadığı iç ve dış krizler, üye devletlerin bağımsız bir güvenlik ve savunma politikası geliştirme konusundaki girişimlerini önemli ölçüde artırmıştır. Bu çalışmanın amacı, AB’nin bağımsız bir güvenlik ve savunma politikası geliştirme düşüncesini, zaman içinde duyurduğu stratejiler çerçevesinde hangi düzeyde hayata geçirebildiğini araştırmaktır. Çalışma, AB’nin bağımsız bir güvenlik ve savunma politikasını ABD ve NATO’ya rağmen değil, ABD ve NATO ile işbirliği içinde gerçekleştirebileceğini ortaya koymaktadır. Çalışma, bu varsayımı desteklemek için de kısa süre önce duyurulan Stratejik Pusula ile açıklanan yeni yaklaşıma vurgu yapmaktadır. Nitel araştırma metodu içinde yer alan nitel veri toplama yöntemlerinden doküman/metin analizini kullanan bu çalışma sonuç olarak, Stratejik Pusula ile duyurulan yeni anlayışın AB’nin bağımsız bir güvenlik ve savunma politikası geliştirme düşüncesini, ABD ve NATO ile işbirliği içinde ileri taşıyabileceğini ortaya koymaktadırArticle AB’nin Normatif Kapasite Sorunu, Akdeniz için Birlik ve Türkiye(2012) Ataç, Cemile AkçaGenel kanının aksine, 2008 yılında 43 ülkenin katılımı ile Barselona Süreci’nin yeni ayağı olarak başlatılan Akdeniz için Birlik (AiB) henüz Avrupa Birliği (AB) ve Akdeniz’deki muhatapları için tam anlamıyla başarısızlıkla nihayetlenmiş değil. Akdeniz ülkelerinin bile gündeminden düşen, finansal açıdan Barselona Süreci’nin 2006-2013 bütçesindeki payı ile yetinmek zorunda olan ve toplantıları katılım azlığı nedeniyle üst üste ertelenen AiB’nin mevcut haliyle üyeleri için parlak bir gelecek vaat etmediği kesin. Ancak, AB’nin Akdeniz Politikası tartışmalarının yarattığı ilgisizlik, bıkkınlık ve güvensizlik duygularından arındırılmış içeriğe odaklı bir bakış açısı, AiB’den ümit kesilmemesi, bu girişimin bölgeye uyum ve istikrar adına somut başarılar getirebileceği üzerine daha özenli düşünmemizi sağlayacaktır. “Arap Baharı” sonucunda gerçekleşmesi öngörülen politik ve ekonomik dönüşümün de AiB’in önemini arttırması beklenmelidir. Bu çalışma, somut projeler aracılığı ile yaratılan faydanın ölçülebilmesi ilkesi üzerine kurulan AiB’nin, onbeş yıllık Barselona Süreci’ne gereksinim duyduğu taze kanı sağlama olasılığının AiB ülkeleri, dolayısıyla Türkiye tarafından göz ardı edilmemesi gerektiğini savunmaktadır. Bu bağlamda, AB’nin normatif aktörlük kapasitesine referansla AiB’nin içeriği, nitelikleri ve potansiyeline odaklanarak Türkiye’nin sürece, sürecin Türkiye’ye katkılarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır.Article Citation - WoS: 2Academic Mobbing in Turkey and Suggestions for Solutions: Content Analysis of Graduate Theses(Tuba-turkish Acad Sciences, 2019) Erdemir, BurcuThe effects of globalization on various sectors around the world are reflected in academia through competition, diminishing job security and faculty collegiality, and changing managerial understanding which causes academics to feel pressured to maintain the balance between teaching and research. This transformation inevitably has made the concepts explained by Foucault as "the power exerciser" and "the subject of power" more apparent, as demonstrated by conflicts and mobbing cases. The aim of this study is to review all the master's theses and doctoral dissertations written in Turkey to pin down what has been done until now on mobbing and to form a reference point. Upon searching for certain key words on the website of Council of Higher Education Thesis Center in June 2017, 655 theses on mobbing in various sectors with diverse participant groups were detected. After examining these theses in terms of their participants, it was found out that 29 of them, written between 2005 and 2017, addressed the issue of mobbing among academics. Of these, 26 theses, written between 2006 and 2016, were included in the study. The findings of these theses indicate that while there is 4-100% mobbing in the state and the foundation universities, younger people, singles, and women are more vulnerable to mobbing regarding self-expression, social relations, and communication, and they prefer to remain silent in the face of this issue. Besides, there is a negative relationship between mobbing and seniority, title, organisational justice, trust, commitment, and job-satisfaction. The primary causes of mobbing in academia are nepotism, poor leadership, unhealthy organisational culture, solidarity, andlack of communication. This study is expected to contribute to the formation of a conceptual framework about academic mobbing for the future studies and to expediting the process of taking measures for the eradication of the problem.Article Açılı Cfrp Ankrajlı Şeritler ile Beton Yüzey Arasındaki Gerilme Deformasyon Davranışı için Yeni Bir Model Önerisi(2020) Özgür, A. C. Anıl; Ghoroubi, Rahim; Mercimek, ÖmerBetonarme, çelik veya yığma yapılar birçok farklı nedenden dolayı güçlendirilmeleri veya onarılmaları gerekmektedir. Karbon takviyeli elyaf kumaşlar (CFRP) deprem performansı yetersiz yapıların onarım ve güçlendirme çalışmalarında son 20 yıldır yaygın olarak kullanılmaktadır. CFRP ile geliştirilen onarım ve güçlendirme detaylarında önemli olan tasarım kriterlerinden biri CFRP elemanların yüzeyden soyulmalarını geciktirmektir. Bu amaçla CFRP ile geliştirilen güçlendirme detaylarında ankrajların kullanılması artış göstermiştir. Güçlendirme detaylarında kullanılan fan tipi CFRP ankrajlı CFRP şeritler ile ilgili gerilme-kayma deplasmanı modellerinin ankrajsız CFRP şeritlere göre çok daha sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Bu konudaki sınırlı sayıdaki çalışmada ankrajlar CFRP şeritlere uygulanan eksenel çekme kuvvetine göre 90o açılı olacak şekilde yerleştirilmiştir. Yapılan literatür taramasında eksenel yüke göre değişik açılarda yerleştirilen ankrajlı CFRP şeritlerin eksenel kuvvet taşıma gücü ve gerilme kayma deplasmanı modelleri ile ilgili bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle deneysel bir çalışma düzenlenmiş ve 28 adet beton yüzeyine yapıştırılan açılı ankrajlı CFRP şerit deney elemanı eksenel çekme kuvveti etkisinde yazarlar tarafından tasarlanan bir deney düzeneği kullanılarak test edilmiştir. Deneysel çalışmada incelenen değişkenler CFRP şerit genişliği ve CFRP şeritler üzerindeki CFRP fan tipi ankrajların açılarıdır. Deneysel çalışma sonucunda açılı ankrajlı CFRP şeritlerin maksimum taşıma gücü değerlerinin hesaplanması için bir denklem ve yeni bir gerilme kayma deplasmanı modeli önerilmiştir.Article Adi Konkordatoda Geçici Mühlet Kararının “Derhâl” Verilmesi Sorunu(2021) Mazlum, İsmetİcra ve İflâs Kanunu’nun 287’nci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemenin geçici mühlet kararını nasıl vereceğineilişkin olarak açık bir düzenleme yer almamaktadır. Anılan düzenlemede, sadece mahkemenin İcra ve İflâs Kanunu’nun286’ncı maddesinde sayılan belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunun tespiti halinde derhâl geçicimühlet kararının verileceği ifade edilmiş olup; söz konusu maddede geçen “derhâl” ifadesinden ne anlaşılması vebu ifadenin kapsamının ne olduğu açık bir şekilde gösterilmemiştir. Bir başka ifadeyle, geçici mühlet kararınınderhâl verilmesinden ne anlaşılması gerektiği önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, öncelikle,çalışmamızda, geçici mühlet kararının verilebilmesi için gerekli şartların neler olduğu incelenecektir. Gerekli şartlarınsağlanması durumunda, geçici mühlet kararı verilirken mahkemenin dikkate alması gereken unsurlar TürkHukuku ve İsviçre Hukuku açısından değerlendirilmeye çalışılacak ve geçici mühlet kararının verilirken mahkemeninyapacağı incelemenin şekli ve kapsamı tespit edilmeye çalışılacaktır.Article Adî Konkordatoda Rehinli Malın Satış Yasağı ve İstisnaları(2021) Konca, Nesibe Kurt; Selçuk, Seyhan7101 sayılı Kanun ile İcra ve İflâs Kanunu’nun konkordatoya ilişkin maddelerinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerden birisi konkordato mühleti içerisinde rehnin paraya çevrilmesi yasağını düzenleyen İİK m. 295/I hükmüdür. İlgili düzenlemeye göre, rehin alacaklısı konkordato mühleti içerisinde borçluya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatabilir ancak, rehinli mal muhafaza altına alınamaz ve satışı yapılamaz. Bununla birlikte 7327 sayılı Kanun ile İİK m. 295’e ikinci fıkra eklenmek suretiyle rehnin paraya çevrilmesi yasağına birtakım istisnalar getirilmiştir. Bu çalışmada, öncelikle konkordato mühleti içerisinde rehnin paraya çevrilmesi yasağı ve söz konusu yasağın geçerli olacağı zaman aralığı üzerinde durulmuştur. Daha sonra ise, yasağın kapsamına giren rehinli alacaklılardan ne anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Son olarak, mühlet içerisinde rehnin paraya çevrilmesi yasağının istisnaları, satışa izin verilmesi ve satışın ne şekilde yapılacağı ile satıştan elde edilen gelirin nasıl ödeneceği konuları ele alınmıştır.Article Adli Sosyal Hizmet Anlayışında Gerçekçi Yaklaşım(2016) Yücel, Mustafa T.Ispanyolca dilinde cümlenin başında (¿) ters dönmüş bir soru işareti ilebaşlarken ben de tebliğimi doğru soru işaretleri ile başlamak istiyorum.1. Adalet sistemine ait her özel niteliğin şu iki yönlü soru ile irdelenipirdelenmediği: Hangi işleve hizmet için var olduğu? Ve bu işlev yerinegetiriliyor mu? Örneğin Cezaevleri genel müdürlüğü web sitesindeArdınç programı çerçevesinde psiko-sosyal eğitici amaçlı on beşyayının de facto gerçekliği var mıdır?2. Adli sistemdeki sosyal hizmet anlayışı/uygulaması/ biçimsel görüntüötesinde işlevsel gerçekliği hiç sorgulandı mı?3. Sosyal hizmet uzmanları doğru bildiklerini uygulayabilmeolanaklarına sahip olabildiler mi? Adli sistemdeki aktörlerle semboliketkileşime girebiliyorlar mi? Yeni Türk Ceza Siyaseti miladı olan 2005yılından bu tarihe dek aktörlerin zihniyet kalıplarında bir değişiminetanık olundu mu?4. Yeni bir vizyon/köklü çözüm/hukuk fakültelerinde klinik çalışmalar/mevcut klinik çalışmaların niteliğinin terapötik hukukuygulamasındaki katkısı irdelendi mi?Article Ağızdan Ağıza İletişimi Belirleyen Faktörler: Perakende Sektöründe Bir Araştırma(2019) Yıldırım, Pınar; Özfidan, Jansanem Jular; Aydin, AsliAmaç – Bu çalışmanın amacı ağızdan ağıza iletişimi etkileyen faktörleri perakende sektöründe süpermarket örneği üzerinden incelemektir. Süpermarkete olan sadakat, süpermarketin algılanan kalitesi, süpermarket alışverişine olan ilgilenim gibi değişkenlerin yanı sıra fiyat odaklılık, marka bilinci, alışkanlık odaklılık gibi faktörlerin ağızdan ağıza iletişimi ne ölçüde etkilediği araştırılmıştır.Yöntem –Araştırma betimsel olarak tasarlanan uygulamalı bir araştırmadır. 226 katılımcıya bir anket uygulanmış ve elde edilen veri regresyon analizine tabi tutulmuştur.Bulgular –Araştırmada elde edilen bulgulara göre tüketicilerin süpermarketlere olan sadakati, algılanan hizmet kalitesi, marka bilinci ve alışkanlık odaklılık temelli karar verme stilleri ile ağızdan ağıza iletişimi arasında pozitif ilişkiler belirlenmiştir. Fiyat odaklılık ile ağızdan ağıza iletişim arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bunlara ilaveten tüketicilerin artan yaş ve ilgilenim seviyesi ile ağızdan ağıza iletişimlerinde de artış olduğu saptanmıştır.Tartışma – Süpermarketler sadakat programları aracılığıyla sadık, ilgilenim düzeyi yüksek ve alışkanlık odaklı müşterilerini tespit edebilir ve onlara çeşitli mecralar üzerinden görüşlerini açıklamaya teşvik edecek bir takım uygulamalar geliştirebilir. Algılanan hizmet kalitesini arttırmaya yönelik çalışmalar, müşterilerin ağızdan ağıza iletişim faaliyetlerini de olumlu yönde etkileyecektir. Süpermarketlerin marka değerini arttırması ve marka bilinci yüksek müşterileri kendine çekmesi, satışları olduğu kadar müşterilerinin olumlu AAİ faaliyetlerinde bulunma olasılığını da arttıracak ve uzun vadede müşteri kazanımı açısından da fayda sağlayacaktır. Ayrıca süpermarketlerin AAİ’yi arttırıcı stratejiler geliştirirken, genç müşterilere kıyasla yaş ortalaması daha yüksek müşterileri hedef alması bu stratejilerin etkisini arttıracaktır.Article Ağların Hareketli Yol-Kesici Tarafından En Kısa Güzergâh Kullanılarak Kesilmesi(2012) Kabarcık, Ahmet; Kandiller, Levent; Aygüneş, HalukBu makalede yolların hareketli yol-kesici tarafından devre dışı bırakıldığı bir ağ kesme problemi ele alınmıştır. İçiçe geçmiş iki ağdan biri ağ-kullanıcı tarafından, diğeri ise yol-kesici tarafından kullanılmaktadır. Yol-kesici ağı üzerindeki düğümler ağ-kullanıcı ağındaki yolların ya da düğümlerin üzerinde konuşlanmıştır. Yol-kesici ağı üzerindeki düğümler imha edilmeye aday noktalardır. Bu çalışmada ağ-kullanıcının başlangıç ve hedef düğümleri arasındaki tüm güzergâhlarını imha etmek için yol-kesicinin kullanacağı en kısa güzergâh bulunmaya çalışılmaktadır. Problemin çözümü için dal-sınır yöntemi kullanılarak bir algoritma geliştirilmiştir.Article Ahşap Bağlantı Noktalarında Mekanik Ankraj Sayısı ve Yerleşim Şeklinin Kayma Gerilmesi-kayma Deplasmanı Davranışı Üzerindeki Etkilerinin Deneysel Olarak İncelenmesi(2021) Acehan, Ayşegül Özden; Mercimek, Ömer; Ghoroubi, Rahim; Anıl, ÖzgürAhşap yapılar ve yapı elemanlarında yapıştırıcı ve mekanik bağlantı elemanları ile bir araya getirilmiş birleşim bölgerinin genel yük-deplasman davranışı, kayma gerilmesi- kayma deplasmanı davranışları, yapısal sistemin kapasitesi ve göçme mekanizmaları üzerinde son derece etkilidir. Ahşap-ahşap bağlantı bölgelerinin davranışları, malzemenin mekanik özelliklerine, yapısına ve türüne göre çok büyük oranda değişim gösteren farklı kayma gerilmesi-kayma deplasmanı davranışları sergileyen, incelenmesi gerekli olan önemli bir konudur. Ahşap yapı elemanlarının yapıştırıcı ve yapıştırıcı ile birlikte mekanik ankrajlar ile birleştirilmesi durumunda genel yük-deplasman davranışlarının, bağlantı bölgesindeki gerilme dağılımları ile kayma gerilmesi - kayma deplasmanı davranışlarının incelendiği kapsamlı bir deneysel çalışmaya literatürde rastlanmamıştır. Bu nedenle deneysel bir çalışma planlanmıştır. Bu çalışma kapsamında birbirlerine yapıştırıcı ve yapıştırıcı ile birlikte mekanik ankrajlar ile bağlanmış olan, kenetlenme uzunlukları 180, 240 ve 350 mm olarak değişim gösteren ahşap bağlantı bölgelerinin, eksenel çekme yükü etkisi altındaki genel yük deplasman davranışları deneysel olarak incelenmiştir. Ayrıca çalışma kapsamında birleşim bölgesinde kullanılan mekanik ankraj sayısı ve yerleşiminin değişim göstermesinin, genel yük-deplasman davranışı ve kayma gerilmesi-kayma deplasmanı davranışları üzerindeki etkileri de araştırılmıştır.Article Ailenin Karanlık Yüzü: Türkiye'de Ensest(2010) Kardam, Filiz; Çavlin, Alanur Bozbeyoğlu; Koyuncu, Ece; Sungur, AltanBu makale Adana, Ankara, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul ve Kocaeli illerinde ensesti yaşayanların ulaşabileceği kurumlarda çalışan çeşitli mesleklerden 98 uzman ile yapılmış yarı yapılandırılmış görüşmelere dayanan Türkiyede Ensest Sorununu Anlamak (2009) isimli niteliksel araştırmanın bulguları kullanılarak yazılmıştır. Uzmanlar ensesti çok küçük bir bölümü görünür olan bir buzdağı olarak tarif etmiştir. Ensest mağdurları her yaştan kız ve erkek çocuk olabilirken, istismar genellikle dokunma, okşama gibi tacizlerle başlamaktadır. Bazı vakalar uzun süre bu şekildeki tacizlerle devam ederken bazılarında cinsel saldırı anal ve vajinal tecavüze varabilmektedir. Saldırganlar başta baba olmak üzere, dede, ağabey, amca, dayı ve kuzen gibi genellikle mağdurdan yaşça büyük erkek akrabalardır. Saldırganlar için ortak sosyo-ekonomik özelliklerden söz etmek mümkün değildir. Görüşmeler her türden aile yapısında ensestin olabileceğini göstermiştir. Ensestin ortaya çıkmasının önünde başlıca engeller çocuğun kendini ifade etmesinin zorlukları, saldırganın duygusal ve fiziksel tehdit içeren tutumu, toplumun namus anlayışının yarattığı baskı ve toplumun ve kurumların bireyden önce ailenin bütünlüğünü korumaktan yana tutumları olarak sayılabilir.Article Ailenin Korunması Alanındaki Son Gelişmeler(2009) Badur, EmelArticle Alchemy Revived: Fraudulent Evolution of Power Politics From Dr. Frankenstein To Dr. Huntington(2009) Koç, ErtuğrulMary Shelley’nin Frankenstein, Samuel P. Huntington’ın Clash of Civilizations ve Who Are We? adlı eserleri yazıldıkları dönemler, tür ve içerikleri ile taşıdıkları politik söylemler göz önüne alındığında, birbirlerinden tamamen farklıymış gibi görünebilir. Ancak, Huntington’ın “medeniyetler çatışması” projesi ve “Batı’nın kimlik sorunu” söyleminin daha iyi algılanması için Mary Shelley’nin eserindeki iki karakter arasında (Dr. Frankenstein ve Monster) yarattığı çatışmayı ve bu çatışmanın sebeplerini ve anlamını incelemek gerekir. Çünkü bu karakterler Huntington’ın öngördüğü Doğu ve Batı paradigmaları arasındaki daimi çatışma ve iki medeniyetin kendini karşıtıyla tanımlaması gerektiği tezine uymaktadır. Bu makalede, Huntington’ın yeni dünya düzeni, Mary Shelley’nin Frankenstein adlı eserinde kullandığı mecazdan yola çıkarak, Huntington’ın “çatışma” projesine yeni bir ahlaki bakış önerilmektedir. Mary Shelley’nin bakış açısından kimlik sorunu ve çatışma, oluşturulmuş olgulardır. Bu görüş ışığında Huntington’ın eserleri değerlendirilecek olursa, Doğu ve Batı paradigmalarının yüz yüze kaldığı kimlik bunalımı ve çatışma, iktidardaki oligarşi tarafından amaçlı bir şekilde yaratılmaktadır. Böylesi bir kimlik sorunu yaratan plütokratik yapı da, her zaman yapay ve zorlama siyasi oluşumları ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla, bu makalede; gücü istemenin ve kullanmanın ardındaki sosyal ve psikolojik dinamikler araştırılmakta ve Frankenstein adlı eserde Dr. Frankenstein’ın hem kendisinin hem de ailesinin yok oluşuna sebep olan canavarı nasıl oluşturduğu ile Huntington’ın toplu yok oluşa neden olabilecek muhtemel “çatışan dünya” tezi arasında paralellikler kurulmaktadır. Makale, Huntington’ın tezinin aslında emperyalizm ve kolonyalizm kavramlarının yeni bir boyut kazanmasına hizmet ettiğini ortaya koymakta; Batı medeniyetinin tıpkı Dr. Frankenstein gibi yapay oluşumlar peşinde koştuğunu; Batı’nın, inşa ettiği Doğu dünyası sayesinde kendini tanımlama yoluna gittiğini ve bunu yaparken de 21. yy. da hegemonyasını devam ettirmenin asıl amacı olduğunu anlatmaktadır. Mary Shelley’nin bakış açısından böylesi bir “simyagerlik,? emperyal Batı medeniyetinin ahlaki çöküşünün bir belirtisi ve aynı zamanda Doğu dünyasını ikiyüz yıldır dönüştüren Batı paradigmasının sapkın psikolojisinin bir göstergesidir.Article Algılanan Çalışma Koşullarının İşten Ayrılma Niyeti ile Tükenmişliğe Etkisi: Gıda Perakendeciliği Çalışanlarına Yönelik Bir Araştırma(2022) Kılıç, Tamer; Şener, İrgeİş yaşamı ile ilgili yapılan çok sayıdaki araştırmada çalışma koşullarının çalışanlar üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma koşulları uzun süreli ve yoğun çalışma nedeniyle günümüzde de önemini korumaktadır. Bu çalışmada, Ankara’da gıda perakendeciliği alanında faaliyet gösteren bir işletmenin 196 çalışanını kapsayan örneklem için çalışma koşullarının çalışanların işten ayrılma niyetleri üzerindeki etkisi ile bu değişkenler arasındaki ilişkide çalışanların tükenmişlik seviyelerinin aracılık etkisi incelenmiştir. Uygulanan anket çalışmasından elde edilen bulgulara göre; çalışma koşullarının ‘yoğun fiziksel çaba gerektiren koşullar’ boyutunun çalışanların hem işten ayrılma niyetlerini hem de tükenmişliklerini etkilediği; ‘ergonomik olmayan koşullar’ ile ‘monotonlaşma’ boyutlarının ise çalışanların işten ayrılma niyeti üzerinde pozitif etkisinin olduğu belirlenmiştir. Çalışanların çalışma koşulları algıları ile işten ayrılma niyetleri arasındaki ilişkide tükenmişlik seviyelerinin aracılık etkisi tespit edilmemiştir.
