Fen Bilimleri Enstitüsü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/30
Browse
Browsing Fen Bilimleri Enstitüsü by Language "tr"
Now showing 1 - 17 of 17
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis 19.yy sonu ve 20. yy başında Osmanlı'da teknolojik ütopyalar ve yapılı çevre tahayyülleri(2022) Ateş Başıbüyük, FatmaBu tezin amacı 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında Osmanlı Devleti'nde ortaya çıkan ütopik anlatılar ve süreli yayınlarda yer alan makale ve görseller üzerinden teknoloji isteği ve gelecek tahayyüllerinin mimari olarak incelenmesidir. Ütopya anlatılarıyla başlayan mükemmel bir toplum oluşturma ihtiyacı, Sanayi İnkılabı ve Reform hareketleriyle yerini teknolojik icatların merkeze alındığı gelecek tasarılarına bırakmıştır. Osmanlı'da ise bu gelecek tasarıları rüya ile başlayan anlatılarda yer bulmuş, bu anlatılarla paralellik gösteren süreli yayınlarda bulunun yazılar ve görseller yoluyla daha geniş kitlelere kendini gösterebilmiştir. Bu süreçte üretim ve gelişim süreçlerine çoktan geçmiş Avrupalı devletleri anlamaya çalışan Osmanlı Devleti, kendi içindeki ve dışındaki çatışmaları, bu yeniliklere yetişmeyi prensip edinerek atlatmaya çalışmıştır. Bu edebi metinlerin geneli Fenni Edebiyat çerçevesi içine girmiş ve gelecek tasarılarının mimarlık söylemlerinde oldukça önemli bir yer üstlenmiştir. Teze başlarken ilk olarak ütopya kavramına ve ilk ütopyalara bakılmıştır. Devam eden kısımda fenni mimarlık kavramı incelenmiş ve mimarlıkla ilişkisi sorgulanmıştır. Fenni mimarlık eserleri içine dahil edilen edebi metinlerdeki rüyalar ve gelecek tahayyüllerine Rüyada Terakki ve Medeniyet-i İslamiyeyi Rüyet, Çamlar Altında Musahabe ve Rüşeni'nin Rüyası adında üç eser seçilerek, eserlerin yazılma amaçları ve mimari ile kurulan ilişkiye bakılmıştır. İlerleyen kısımlarda Şehbal, Resimli Gazete, Kalem ve Cem dergilerinin görsel ve yazınsal metinleri ele alınmıştır. Bu kaynaklar edebi metin seçkileriyle ortak bir söylem oluşturmak amaçlanarak başlıklara ayrılmış ve tezin önemli bir kısmını oluşturmuştur. Bu yazınların birbiri ile olan bağlantıları ve elde edilen söylemin mimarlık alanına katkısı değerlendirilmiştir.Master Thesis Ahşap sütunlu camilerin taşıyıcı sistem performansları: Kastamonu örneği(2020) Zamur Koçak, SevilayDeprem ülkesi olması sebebiyle Türkiye için tarihi yapılar ve onların kültürel sürdürülebilirlikleri önemlidir. Bu yapıları gelecek nesillere aktarmanın yollarından biri yeni nesil simülasyon teknikleri ile yapısal olarak hassas noktalarını belirlemek ve bu yapıları depreme karşı güçlendirmektir. Bu kapsamda bu çalışmada tarihi yapılar arasında önemli bir yer tutan ahşap sütunlu camiler incelenmiştir. Alan çalışması olarak çok sayıda ahşap sütunlu camiye ev sahipliği yapan ve deprem bölgesinde yer alan Kastamonu seçilmiştir. Bölgede 11 adet ahşap sütunlu cami tespit edilmiş olup ölçüleri alınarak çizimleri yapılmış ve güncel durumları belgelenmiştir. Bu camiler arasından fay hattına en yakın olan iki cami (Kasaba Köy Candaroğlu Mahmut Bey Camii ve Hanönü Yukarı Küreçayı Camisi) seçilerek yapısal davranışlarını ve depreme karşı dayanımlarını belirlemek için yapısal analizleri yapılmıştır. Tarihi binaların yapısal davranışını incelemek için en uygun yöntemlerden birisi sonlu elemanlar analizi yöntemidir. Yapılan 3 boyutlu sonlu elemanlar analizleri her iki caminin yapısal performansları hakkında genel bir fikir vermiştir. Anadolu'daki ahşap sütunlu camilerin yapısal performanslarını iyi bir şekilde sürdürebilmeleri için, özellikle ahşap yapı elemanlarının malzeme özelliklerinin ve bağlantı detaylarının bozulmamasına çaba harcanmalı ve iyi korunmalıdır.Master Thesis Alüminyum giydirme cephe sistemlerinin tasarım ve üretim süreçlerinde cephe-taşıyıcı sistem ilişkisi bakımından karşılaşılan mimari sorunlar(2021) Saban, Mügeİnşaat sektöründeki yenilikçi düşünce anlayışı ile beraber cephe kavramı, yapıdan farklı olarak gelişmeye başlamış ve alüminyum giydirme cephe sistemlerinin oluşmasına ve gelişmesine neden olmuştur. Günümüzde, alüminyum giydirme cephe sistemlerinin kullanımı, teknolojinin gelişmesi ile beraber yapı sektöründe ki öncü cephe uygulaması haline gelmiştir. Yapıya uygun giydirme cephe sisteminin seçimi performans kriterlerinin yerine getirilmesinde önemli bir koşuldur. Alüminyum giydirme cephe sistemlerinin tasarım ve üretim süreçlerinin doğru yönetilmesi, yapıda istenilen performans kriterlerinin yerine getirilmesini sağlar. Yanlış cephe seçimi ve süreçlerdeki eksikliklerden dolayı, alüminyum giydirme cephe sistem uygulamalarında sorunlar meydana gelecektir. Tez çalışmasının asıl amacı olan Türkiye'de ve gelişmiş inşaat standartlarına sahip ülkelerde, alüminyum giydirme cephe sistemlerinin tasarım ve üretim süreçlerinde cephe-taşıyıcı sistem ilişkisi hakkında karşılaşılan sorunlar irdelenerek, oluşabilecek farklılıkların, hangi süreçte ne gibi sorunlar yarattığı ve bu sorunlara nasıl çözümler bulunabileceği analiz edilmiştir.Master Thesis Ankara'daki ilk alışveriş merkezi (AVM) örneklerinin kültür mirası bağlamında incelenmesi: Atakule ve Karum(2022) Nalçacıoğlu, ErdemYerleşik hayata geçildiğinden beri insanların gündelik ihtiyaçlarını karşılamak üzere kamusal alan içerisinde belirli sınırlı alanları olan korunaklı alışveriş mekânları var olmuştur. Diğer yandan, yirminci yüzyıl ile teknolojik gelişmeler ve modern yaşama geçiş, mimarlık pratiğini etkilemiş; yapılar, form, işlev, malzeme ve yapım teknolojisi bakımından farklılıklar göstermeye başlamıştır. Bu gelişmeler ışığında alışveriş ihtiyacının giderilmesine yönelik, yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren Alışveriş Merkezi (AVM) yapıları belirmiştir. Alışveriş Merkezleri, gelişmiş yapım teknolojilerinin kullanıldığı, her çeşit perakende satış mekanını içinde barındıran, sosyal ve kültürel alanların da bulunduğu, kentten kopuk kapalı bir mekânsal organizasyon olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonraki küresel yaşam biçimini ve tüketim alışkanlıklarını yansıtan Alışveriş Merkezi (AVM) yapı tipolojisinin Türkiye'deki ilk örneklerinden olan Atakule ve Karum ele alınmıştır. Bu iki yapı, yirminci yüzyıl mimarlık mirasının korunması bağlamında incelenerek koruma değerleri ortaya konulmuş, sorunları tespit edilerek kültürel miras kapsamında geleceğe aktarılabilmeleri için çözüm önerileri sunulmuştur.Master Thesis Antakya kentinde kültür rotaları oluşturmanın mimari mirasın korunmasına muhtemel etkileri(2023) Nuraydın, SerenTezin ana konusu, Antakya Kentinin kentsel sit alanı bölgesi içinde yer alan mimari mirasın korunması ve sürekliliğinin sağlanması amacıyla kültür rotası önerisi oluşturmaktır. Bu amaç doğrultusunda tez kapsamında, Antakya kentinin tarihsel süreci ve kültür varlıkları irdelenmiştir. Mimari miras ve seçilen bölge özelinde alan araştırmaları yapılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda Antakya kentinin çok katmanlılığının önemi dikkat çekmiştir. Antakya kentinin sahip olduğu çok kültürlü yapısının, tarihsel dönemlerden ve medeniyetlerden günümüze ulaşan mimari mirasının sürdürülebilir ve bütüncül korunması amacıyla bu tez çalışması kapsamında kültür rotası planlaması bir araç olarak kullanılmıştır. Antakya'nın çok katmanlı kent özelliğine sahip olması, farklı dönemlere ve kültürlere ait izler barındırması sebebiyle kültürel rota oluşturulmasına uygun bulunmuştur. Tez çalışması kapsamında, Antakya kentsel sit alanı özelinde kültür rotası planlama ve kurgulama önerileri getirilmiştir. Bu çalışmanın amacı; Antakya'daki mimari mirasın farkındalığının arttırılması ve bölgenin sahip olduğu kültürel özelliklerin ortaya çıkarılmasıdır. Antakya'nın sahip olduğu kültürel mirasın deneyimlenmesi ve koruma bilincinin arttırılarak korumaya katkıda bulunması hedeflenmektedir.Master Thesis Ekonomik haberlerin sürü davranışı üzerindeki etkileri(2023) Aydın, AysuSürü davranışı, Etkin Piyasa Hipotezinin (EPH) ileri sürdüğü argümanlara ters düştüğü için finans literatüründe geçmişte yoğun bir şekilde araştırılmıştır ve günümüzde de bu araştırmalar devam etmektedir. Sürü davranışı, yatırımcıların kendi bilgileri yerine bir kişi/kurum/grup yatırımcı kararlarına daha fazla güvenip onların yatırım kararlarını takip etmesini veya piyasanın artış ve azalışlarına göre karar vermelerini ifade etmektedir. Aynı zamanda, yatırımcıların davranışlarının belli dönemlerde benzerlik göstermesi (yüksek korelasyonun olması) sürü davranışı gibi kendini gösterse de bu gerçekten sürü davranışı olarak değerlendirilmemelidir. Dolayısıyla, gerçek sürü davranışının var olması EPH'den uzaklaşıldığını ve yatırımcıların rasyonel davranmaktan uzaklaştığını ifade edebilir. Eğer piyasa da takip edilen ve sürü davranışına yol açan aktörler daha fazla bilgiye sahip ise sürü davranışının rasyonel olduğu söylenebilir. Sürü davranışının sermaye piyasasında baskın olması piyasa etkinliğine engel olabilir ve piyasa fiyatlarının karar vermede kullanılacak temel bir istatistik olarak kullanılmasının yetersizliğine yol açabilir. Bu çalışma sürü davranışını incelemek için piyasa hareketlerini (herding towards the market) kullanmayı amaçlamaktadır. Bu amaç için yoğun olarak kullanılan üç yöntem vardır. Bu yöntemlerden ilk ikisi yatay kesit standart sapma (CSSD-cross sectional standard deviation) ve yatay kesit mutlak sapma (CSAD-cross sectional absolute deviation) yöntemleri olarak sıralanabilir. Bu iki yöntemde sapmalar piyasa getirisinden uzaklaşma olarak hesaplanmaktadır. Üçüncü yöntem de CSSD hesaplaması getiri yerine sistematik risk kullanılarak yapılmakta ve sürü davranışı değişkeni bir gizli değişken olarak tahmin edilmektedir.Master Thesis Eski Ankara ve Ulus tarihi kent merkezinde, koruma – ıslah ve dönüşüm planları üzerine bir araştırma(2022) Kutlu, Habip TolgaKoruma planlaması tarihi kent merkezleri için büyük bir öneme sahiptir. Ulus tarihi kent merkezi de hem tarihi hem de planlama geçmişi ile tarihi kent merkezleri arasında çok özel bir yere sahiptir. Ulus tarihi kent merkezi için 1990 yılında yapılan koruma-ıslah planı bölgenin ihtiyaçlarına yönelik bir anlayışla yapılmıştır. Ancak yapılan bu ilk koruma planı kısmen uygulanma olanağı bulmuş ve 2005 yılında iptal edilmiştir. İptal edilen plandan sonra yeni bir koruma planı yapılan Ulus için bu dönemden sonra korumadan daha çok yenileme anlayışının hakim olduğu görülmektedir. Yapılan ikinci koruma planı ise çeşitli kurumların itirazları sonucunda 2007 yılında iptal edilmiştir. İptal edilen ikinci plandan sonra 2013 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi UTTA&İlçan ortaklığı ile yeni bir plan yaptırmıştır. Ancak yapılan bu plan da ilerleyen süreçte açılan davalar neticesinde iptal edilmiştir. Yapılan bu koruma planlarının uluslararası koruma ilkelerine, kendi içlerindeki tutarlıklara, barındırdıkları koruma önerilerine ve Türkiye'de bulunan koruma kanunlarına göre göre değerlendirmesi yapıldıktan sonra UTKM için bir an önce koruma-ıslah anlayışını ve uluslararası koruma ilkelerini içeren bir plan yapılması gerekliliği olduğu çalışma sonucunda ortaya konmuştur.Master Thesis Güneş enerjisi santrallerinin kurulumu için risk değerlendirme rehberi(2016) Dündar, Ulvihan UğurYenilenebilir enerji kaynaklarının teşviki ile son yıllarda dünyada ve ülkemizde güneş enerji santrallerinin kurulumu artmıştır. Bu tezin hazırlandığı tarih itibariyle bu konuda ülkemizde ilgili yönetmelikler ve teknik şartnameler haricinde bu kurulumların İş Sağlığı ve İş Güvenliği bakımından kontrol edilmesi için risk değerlendirme rehberi bulunmamaktadır. Bu tezin amacı güneş enerjisi santralleri kurulumunda risk değerlendirmesi için bir rehber hazırlamaktır. Bu çalışmada kurulumun hangi teknik aşamalardan geçerek yapılacağı anlatılmış ve yurt dışındaki kurumların ve şirketlerin risk değerlendirme rehberlerinden faydalanarak kontrol listesi ve risk tablosu başlıkları altında özgün bir risk değerlendirme rehberi hazırlanmıştır. Kontrol listesi kurulum ve işletim sırasında sorun çıkarabilecek teknik bileşenlerin tespit edilmesi için oluşturulmuş 90 maddelik bir listedir. Risk tablosu ise İş Sağlığı ve İş Güvenliği bakımından santral çalışanlarına zarar verecek risklerle ilgili 43 maddede sayısal değerlendirmeleri içermektedir.Master Thesis İşletmedeki hidroelektrik santrallerde kaza risklerinin değerlendirilmesinde Finne Kinney ve İSO 31000 yöntemlerinin uygulanması(2019) Baysan, FatihHidroelektrik santrallerde işletme koşullarında meydana gelen ani değişimlere (debiyi kontrol eden kapakların aniden açılıp kapanması) veya jeneratörün fazla ısınmasına bağlı olarak ölümcül kazalar meydana gelebilmektedir. Kazanın oluşmasına neden olan risklerin önceden tespit edilip gerekli önlemlerin alınması veya uygun teknolojilerin kullanılması gerekmektedir. Bu tez kapsamında gerçekleştirilen saha çalışmaları, hidroelektrik santralde kaza risklerinin değerlendirilmesinde sadece Finne Kinney metodunun kullanılmasının yeterli olmadığını göstermektedir. ISO 31000 risk yönetimi ve Finne Kinney metodunun birlikte kullanılmasıyla hidroelektrik santrallerdeki kaza risklerinin daha doğru bir şekilde değerlendirilebileceği ve gerekli önlemlerin önceden alınabileceği düşünülmektedir.Master Thesis Konutlarda kapalı otoparkların enerji verimliliği açısından tasarım standartlarının değerlendirilmesi(2023) Can, RamazanHava kirliliği, çevre kirliliği, kaynakların hızla tükenmesi gibi küresel sorunlar, sağlık ve konfor koşullarının giderek bozulması gibi olumsuzluklarla birlikte sürdürülebilirlik kavramını her geçen gün daha önemli hale getirmektedir. Ekolojik, ekonomik ve sosyokültürel alanlara etkisinden dolayı, sürdürülebilirlik esaslarının sağlanması gereken en önemli alanlardan biri de yapı sektörüdür. Artan nüfus ile teknolojinin de gelişmesine paralel olarak hız kazanan üretim ve tüketim döngüsü iyi yönetilemediği için ortaya çıkan iklim değişikliği ve küresel ısınma gibi sorunlar geri dönülmesi zor bir noktaya geldiğinden dolayı enerji verimliliği, karbon salımının azaltılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması daha da önem kazanmıştır. Mimarlar mekân tasarımlarında pasif tasarım kriterlerini göz önünde bulundurarak özellikle enerji performansı yüksek yapılar üretme çabasındadır. Yapıların enerji tüketimleri harcanan toplam enerjideki oranları nedeniyle çok önemlidir. Yapıların büyük kısmını oluşturan konutlarda ise durum aynıdır. Konut yapılarının tasarımlarında enerji etkin bir yapı tasarımı için yapının konut olan bölümleri kadar ortak kullanım alanları da göz önünde bulundurulmalıdır. Ortak kullanım alanlarından olan kapalı otoparkların ise binaların enerji tüketimindeki payları çok fazladır. Bu yüzden yönetmeliklerde kapalı otopark alanlarının enerji verimliliğinin sağlanması ile ilgili düzenlemelere ihtiyaç vardır. Özellikle konutlardaki kapalı otoparkların binanın enerji tüketimine etkisi, üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Bu yüzden konut yapılarında otopark alanlarının tasarımı yapının enerji performansını olumlu yönde etkileyecek şekilde tasarlanmalıdır.Master Thesis L tipi matris ve 3T risk değerlendirmesi metodlarının ISO 31000 bileşenleri ile entegre edilerek bir inşaat firmasına uygulanması ve karşılaştırılması(2023) Doğan, FilizÜlkemizde en fazla ölümlü ve sürekli iş göremezlik ile sonuçlanan iş kazalarının yaşandığı sektörlerin başında, inşaat sektörü gelmektedir. Sakatlanma ve ölüm ile sonuçlanan kazaların bu sektörde fazla yaşanmasının nedenlerinden bir tanesi seviye farkı olan çalışma alanlarının çok olmasıdır. İş sağlığı ve güvenliği çalışmaları ile iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi hedeflenmektedir. Çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumanın ilk adımı ise doğru kurulmuş bir risk yönetimidir. İnşaat şantiyelerinde risk değerlendirme aşamasının uzun bir süreci içermemesi ve mümkün olduğunca basit ve ulaşılır kılınması için risk analizi metodu seçiminde dikkatli olmak gereklidir. Bu çalışmada iş güvenliği uzmanlarının sıklıkla kullandığı risk değerlendirme yöntemlerinden L Tipi ( 5x5 matris) ve İSGİP tarafından önerilmekle birlikte henüz sık olarak uygulanmaya başlanmamış 3T metodu ISO 31000 Risk Yönetimi bileşenleri ile entegre edilerek, fiziksel tehlike kaynaklarından birisi olan inşaat çatı faaliyetleri için uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar ışığında acil önlem gerektirecek riskleri her iki metodun ortaya koyduğu fakat 3T risk değerlendirme yönteminin L Tipi (5x5 matris) risk değerlendirme yönteminden riskleri ortaya çıkarma noktasında, var olan modülleri aracılığı ile analistlere daha faydalı bir metot olabileceği sonucuna varılmıştır.Master Thesis Takım tezgahları ile imalatta iş güvenliği kurallarının ve uygulamalarının Türkiye genelinde incelenmesi ve irdelenmesi(Çankaya Üniversitesi, 2017) Uğurlu, YiğitTakım tezgahları, metal şekillendirme ve işleme alanında en yaygın kullanılan makinalardır. İş kazaları sıklıkla takım tezgahlarını kullanan fabrikalarda yaşanmıştır. Ülkemizde, takım tezgahlarının imalatı, kurulumu ve kullanımı aşamalarında güvenli bir şekilde kullanılmasına ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır. Bu çalışmada, takım tezgahları ile imalat sırasında meydana gelebilecek kazaları önlemek amacıyla çalışmalar yapılmıştır. Büyük, orta ve küçük ölçekli firmalarda vaka incelemelerinde bulunulmuştur. Bu çalışmada, takım tezgahlarının tasarımı aşamasındaki önemli noktalar belirtilmiştir. Çalışanların takım tezgahlarını kullanırken alması gereken güvenlik önlemlerine değinilmiştir. Çevresel şartlardan dolayı meydana gelebilecek kazalar dikkate alınarak bazı çözüm önerileri sunulmuştur.Master Thesis Tarihi kentlerde su sarnıçlarının yeniden kullanımı üzerine bir araştırma: Safranbolu örneği(2023) Kahyaoğlu, İremSanayileşme ve ekonomik gelişmeye bağlı olarak kent nüfusu her geçen gün artmaktadır. Buna bağlı olarak kentlerin büyümesi ile alt yapı, ulaşım, konut, sanayi ve enerjiye duyulan ihtiyaç artmaktadır. Hızla büyümekte olan kentlerde, canlı yaşamı için hayati olan suya duyulan talep ve nüfus artışına paralel olarak tüketilen su miktarı artmaktadır. Artan tüketim ile sınırlı olan su kaynakları daha da sınırlı bir hale gelmektedir. Küresel olarak su kaynaklarının yaklaşık %69'u tarımsal amaçlarla kullanılmaktadır. Bu miktarı %19 ile sanayi sektörü (enerji, ticari ve endüstriyel sektörler) ve %12 ile konut kullanımı izlemektedir (Birleşmiş Milletler, 2014). Bu durum göz önünde bulundurulduğunda küresel ölçekteki su tüketiminde büyük bir paya sahip olan yapılar ve yapı stoğunun çoğunu oluşturan konutlarda su kullanımının yönetimi ve su kaynaklarının korunması sürdürülebilir bir çevre sağlanması açısından oldukça önemlidir. Bu çalışma ile Safranbolu gibi mimari dokusu koruma altına alınmış tarihi kentlerde, hızlı nüfus artışı, küresel ısınma, iklim değişikliği ve bilinçsiz su kullanımı nedenleriyle meydana gelen su kaynaklarının hızla tükenmesi ve her geçen gün artan su talebi problemine çözüm aranmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda bölgede bulunan sarnıçların yeniden işlevlendirilmesi ile yapılarda su verimliliğini arttırmak amaçlanmıştır. İlk olarak bu konu ile ilgili kaynak taraması yapılmıştır. Yapılan kaynak taraması sonucunda, iklim değişikliğinin ve küresel ısınmanın olumsuz etkileri ile nüfus artışı ile paralel olarak artan su talebinin, su kaynaklarının varlığını ve kalitesini olumsuz yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda, yapılarda su verimliliğini sağlamak amacıyla su tasarruflu ekipman kullanımı ve atık suyun geri dönüşümü gibi stratejilerin uygulanabileceği saptanmıştır. Özellikle, mimari mirası koruma altına alınmış tarihi kentlerde hali hazırda bulunan ve unutulmaya yüz tutmuş mimari birer değer olan su yapılarının yeniden işlevlendirilerek kullanımının, su verimliliğinin sağlanmasında önemli bir potansiyel olabileceği sonucuna varılmıştır. Bu çalışma kapsamında ele alınan Safranbolu Tarihi Kentinde, su kuyuları, çeşmeler, yağmur depoları, kar kuyuları ve sarnıçlar gibi çeşitli su depolama unsurlarının olduğu belirlenmiştir. Safranboludaki su yapıları arasından sarnıçlar, kapasitelerinin büyük olması, sayıca fazla olmaları, çoğunun kullanılabilir durumda olması ve konumları sebebiyle bu çalışmada ele alınmıştır. Bu doğrultuda, Safranbolu Tarihi Kentinde saha çalışması yapılması planlanmıştır. İki aşamada yürütülen saha çalışmasında, kentteki 11 adet sarnıca ulaşılabilmiştir. Tespit edilen sarnıçlar incelenip belgelenmiştir. Daha sonra çalışma alanı olarak belirlenen bölgedeki 12 konağın ve 13 konutun günlük, aylık ve yıllık su tüketim verileri uygulanan anket çalışması ile tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan anket uygulaması sonucunda suyun mekânsal kullanım ile bu mekanlardaki su tasarruflu ekipman kullanımı ile ilgili analizler yapılmıştır. Yapılan saha çalışması sonucunda, ele alınan 25 yapıda tüketilen su ile bu yapılar üzerinden yapılan yağmur suyu hasadı sonucunda gelen atık suyun ve yağış rejimine bağlı olarak bölgede olması beklenen yüzeysel akış suyunun, bölgedeki sarnıçlarda rahatça depolanıp arıtılarak geri kazanılabileceği görülmüştür. Ayrıca bölgede tespit edilememiş başka sarnıçlarında olduğu, keşfedilecek olan bu sarnıçlarla birlikte daha fazla yaşam alanının değerlendirmeye alınarak daha fazla suyun geri kazanılabileceği öngörülmektedir.Master Thesis The Location Choice of Urban Nightlife Activities and Their Impact on City Centers: the Case of Denizli City(2024) Yılmaz, Gökçe; Orhan, EzgiKentlerin ve merkezi alanların gelişimini yönlendiren çeşitli faktörler, zaman içinde kent merkezlerinin işlevlerinin ve kullanımlarının da değişimine neden olmuştur. Bu değişimde, eğlence mekanları ve gece zamanı da belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda tezin amacı, 'Kentsel gece hayatının gelişmesi ve kullanımının yoğunlaşmasının konut mahallesi üzerindeki etkilerini eğlence mekanları ve gece hayatı kavramları üzerinden ortaya koymaktır. Bu doğrultuda çalışmada bir örnek saha araştırması yapılmıştır. Örnek saha araştırması olarak kentsel merkezi yayılmanın net olarak gözlenebildiği Denizli kenti seçilmiştir. Araştırmanın temel savı, gece aktivitelerine ev sahipliği yapılan alanlarda kentsel merkezi gelişmenin ve değişmenin başlayacağıdır. Bu doğrultuda tez, şu araştırma sorusu etrafında şekillenmiştir: 'Kentsel gece hayatının gelişmesi ve kullanımının yoğunlaşmasının konut mahallesi üzerindeki etkileri nelerdir?' Araştırma amaçları doğrultusunda çalışma işletmeci tercihleri ve alan sakinlerinin tutumları üzerinden iki yönlü bir ele alış benimsemiştir. Bu doğrultuda, kent merkezlerinin dinamik yapısı içerisinde kentsel gece kullanımlarının önemli bir parçası olan eğlence mekanlarının kentin hangi bölgelerini tercih ettiği ve bu tercihlerin nedenleri araştırılırken kentsel merkezi işlevlerin konut alanlarının içine doğru yayılmasının ve bu alanlarda canlı bir gece hayatının varlığının mahalle sakinleri üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Ampirik çalışmanın sonuçlarına göre, 'merkezi konum', 'kullanıcı talebi', 'erişilebilirlik' ve 'güvenlik' etkenlerinin eğlence mekanlarının yer seçiminde öncelikli faktörler olduğu bulunmuş ve eğlence mekanı sahiplerinin bulundukları bölgeden duydukları memnuniyet düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu merkezi işlevlerin konut alanlarının içine doğru yayılması ve bu alanlarda canlı bir gece hayatının varlığıyla genç yetişkinler ve yaşlı nüfus arasında memnuniyet düzeylerinde farklılıklar görülürken gençlerin özellikle gece hayatının gelişimine yönelik yüksek beklentileri olduğu ve yeni faaliyetlere daha açık oldukları tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, uzun süreli ikametin, mahalledeki çeşitli değişikliklere daha olumlu bir tutum sergileme eğiliminde olduğu ve ekonomik faktörlere karşı daha duyarlı bir algı oluşturduğu görülmüştür. Eğlence mekanlarına yakın yaşayan ve sosyal faaliyetlere daha aktif katılan hanehalklarının genel memnuniyet düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Öte yandan, gece hayatı aktivitelerinin gelişimiyle gürültü kirliliği, açık ve yeşil alanların azalması, trafik sıkışıklığı ve yetersiz otopark alanları gibi endişeler ortaya çıkmıştır.Doctoral Thesis Toplumsal Koruma Pratikleriyle Kırsal Kültürel Peyzajlarda Kültürel Mirasın Korunması: Kapadokya Cemil Köyü Örneği(2025) Yeşilbağ, Damla; Ürey, Zeynep Çiğdem Uysal; Kahraman, Zerrin EzgiKültürel mirasın korunması disiplini, zaman içinde mirasın yalnızca fiziksel bütünlüğünü temel alan teknik bir uygulama alanı olmaktan çıkarak, miras ile ilişkili bireyleri ve toplumları merkezine alan sosyo-kültürel bir pratiğe dönüşmüştür. Bu dönüşüm, eleştirel miras çalışmalarıyla birlikte mirasın fiziksel niteliklerin yanı sıra, kültürel süreklilik, toplumsal bağlar ve gündelik yaşam pratikleri üzerinden yeniden üretildiği görüşünü güçlendirmiştir. Buna karşın Türkiye'de mevcut yasal ve kurumsal çerçeve, toplum odaklı bu yaklaşımları uygulamada büyük ölçüde sınırlı kalmaktadır. Kültürel miras alanlarına karşı toplumun yer ile kurduğu bağlar ve bu bağların şekillendirdiği ilişkiler temel alınarak geliştirilecek yaklaşımlar, insan ve toplumu odağına alan yeni bir koruma perspektifinin oluşturulması açısından önem taşımaktadır. Kırsal kültürel peyzajlar, toplumların doğal ve yapılı çevre ile kurdukları özgün ilişkileri sürdürdükleri ve gündelik yaşam pratiklerini bu çerçevede şekillendirdikleri yerleşimler olarak, bu nitelikte bir araştırma için önemli bir potansiyel sunmaktadır. Bu bağlamda, bu çalışma, koruma amaçlı imar planı, kapsamlı restorasyon ve/veya sokak sağlıklaştırma projeleri gibi resmi koruma uygulamarının olmadığı kırsal kültürel peyzajlarda toplumların miras bileşenlerinin varlığını nasıl sürdürdüğünü incelemeyi amaçlamaktadır. Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde bulunan Cemil Köyünde yürütülen araştırma, toplumsal koruma pratiklerini; toplumun mirasla kurduğu ilişkiler, bu ilişkilerin ortaya çıkardığı koruma motivasyonları ve köyün geleneksel dokusu üzerinden ele almaktadır. Araştırma, kültürel mirasın korunması ve kırsal kültürel peyzaj kuramlarının yanı sıra, yer bağlılığı (place attachment) literatürünü kuramsal çerçeve olarak benimseyerek, toplum-miras ilişkilerinin koruma pratikleri üzerindeki belirleyici rolünü bireysel, toplumsal ve mekânsal boyutlarda ortaya koymaktadır. Alan çalışması kapsamında yürütülen mekânsal analizler ve derinlemesine mülakatlar, köyde koruma pratiklerinin beş temel motivasyon doğrultusunda şekillendiğini göstermiştir: tarihî ve kültürel sembollerin korunması, doğal çevreyle kurulan bağ, geleneksel yapıların yapısal nitelikleri, tarımsal faaliyetlerin sürekliliği ve toplumsal ilişkilerin devamlılığı. Resmi müdahaleler olmaksızın kültürel mirasın sürdürülmesini mümkün kılan yerel pratikler, bu motivasyonların yer bağlılığının farklı boyutları (bireysel, toplumsal ve mekânsal) ile geleneksel yapılara yönelik müdahale biçimlerinin birlikte değerlendirilmesiyle belirlenmiştir. Bulgular, Cemil Köyünde toplumsal koruma pratiklerinin, düzenli bakım ve yerel tekniklerin sürekliliğini sağlayan uygulamalardan, imkân yetersizlikleri ve zayıf yer bağları nedeniyle zayıf uygulamalara uzanan bir çeşitliliğe sahiptir. Bu çeşitlilik, oruma pratiklerinin toplumsal düzeyde çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Cemil Köyü örneği, kırsal kültürel peyzajlarda kültürel mirasın, resmi koruma uygulamalarının yokluğunda, toplumun yer ile kurduğu çok boyutlu bağlar aracılığıyla sürdürüldüğünü göstermektedir. Bu bulgular, kültürel mirasın korunmasına yönelik toplum odaklı eleştirel yaklaşımlara kuramsal ve yöntemsel katkılar sunmakta ve Türkiye'de kırsal miras alanlarına yönelik toplum odaklı politikaların geliştirilmesi için özgün bir zemin sağlamaktadır.Doctoral Thesis Vernaküler mimarinin yer ve tektonik kavramları üzerinden okunması: Doğu Karadeniz bölgesi yapılı kırsal çevresi örneği(2023) Akbaş, GamzeBu tez, yapılı kırsal çevrede vernaküler mimariyi "yer" ve tektonik kavramları üzerinden birlikte ele alan yeni bir "okuma" denemesi ile bunun kavramsal çerçevesini önermektedir. Kuramsal çerçeveyi; kırsalda yerel topluluğun yaşadığı ortama uyumunun tezahürü olan vernaküler mimari ile "yer" ve tektonik kavramları üzerine yapılan çalışmaların değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Vernaküler mimari ile insan arasındaki etkileşimi vurgulamak için "yer" kavramına, teknik ile el işçiliğinin önemini tartışmak için "tektonik" kavramına yoğunlaşılmaktadır. Kavramsal çerçevede; vernaküler mimarinin "yer" ve tektonik kavramlarıyla olan bağını sorgulamak amacıyla "tektonik bütünlük" kavramı önerilmektedir. Bu bağlamda, vernaküler yapılar için en elverişli alanın belirlendiği "yer" seçimi birinci kriter, bu yapıların zeminle temasındaki ilişki tarzlarını ve düzeylerini inceleyen "yere müdahale biçimi" ikinci kriter, yapım tekniklerini ve tasarımı ilkelerini gözlemleyen örüntü dili üçüncü kriter olarak belirlenmiştir. Bu kriterlerin test edilebilmesinde Doğu Karadeniz Bölgesi yapılı kırsal çevresi çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Doğal çevreyi oturulabilir ve ulaşılabilir kılan "teras" ve "köprü" ile birlikte gıdaları depolamak için ekonomik açıdan fayda sağlayan "serender"; "yer"e özgü vernaküler çözümler ile "tektonik bütünlük" açısından sundukları çeşitlilik nedeniyle tez kapsamında yapılı kırsal çevre bileşeni olarak seçilmiştir. "Yer" ve tektonik arasında yerel bilgiye görev kurulan bağı değerlendirmek için bilgi kaynağı olarak yerel yapı ustalarına başvurulmuştur. Yazılı verilerin kısıtlı olduğu vernaküler mimaride, bilgilere ve kaynak kişilere ulaşabilmek amacıyla da sözlü tarih bir yöntem olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak, tezde, kaybolmaya yüz tutmuş vernaküler mimari yapı stoğu ile bunu oluşturan deneyim ve bilginin sürdürülebilmesinin özellikle de antroposen çağında daha da önem kazandığı vurgulanmakta; burada önerilen "tektonik bütünlük" kriterleri dikkate alındığında günümüzde dahi "yer" ile uyumlu "vernaküler mimariyi" üretebilmenin ve çevresel sorunlara karşı direnebilmenin mümkün olduğuna dikkat çekilmek istenmektedir.Master Thesis Yapı işlerinde iskele kurulumunda ve çalışmalarında iş sağlığı ve güvenliği kurallarının uygulanması ve iş kazalarının önlenmesi(Çankaya Üniversitesi, 2017) Büyük, Banuİnşaat sektöründe yaşanan iş kazalarının önemli ve büyük bir bölümü yüksekte çalışma gerçekleştiren çalışanın düşmesi sonucunda meydana gelmektedir. Yüksekten düşmeler çalışma alanlarında bulunan boşluklar, korkuluksuz alanlar, iskeleler vb. tehlikelerden kaynaklanmaktadır. Söz konusu iskeleler olduğunda amacına uygun bir şekilde yapılmayan iskelelerden, bir kısmı da iskele kurulum ve söküm çalışmalarında iskele ekibinin yetersiz bilgi ve tecrübeye sahip olması ve iskele üzerinde çalışanların güvenlik önlemlerine uygun çalışmamasından kaynaklanmaktadır. Bu tez kapsamında endüstriyel tesis ve konut inşaatlarında kullanılan iskelelerin standartlara uygunluğu gözlemlenmiş ve iki faaliyet sahalarında kullanılan iskeleler karşılaştırılmıştır. İskele ile gerçekleştirilen çalışmalarda meydan gelen iş kazaları ve ölümlü iş kazaları incelenmiş, yaşanan iş kazalarının sebepleri araştırılmış, istatistiki veriler incelenmiş ve derlenmiştir. Yurt içinde üç ve yurt dışında bir olmak üzere, toplamda dört farklı projelerde kullanılan iskeleler oluşturulan kontrol formu ile değerlendirilmiştir. Daha önceki yıllarda konuyla ilgili yayınlar araştırılmış ve bunlardan elde edilen sonuçlar ile bu tez kapsamında incelenen uygulama alanlarından elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Tez kapsamında incelenen konut projesindeki iskelelerde tespit edilen uygunsuzluk oranı endüstriyel tesislerde kullanılan iskelelere göre oldukça yüksektir. Bunun dışında endüstriyel tesis inşaatlarında ana firma birlikte çalıştığı her yüklenici firma ile karşılıklı olarak iş sağlığı, güvenliği ve çevre ile ilgili bir Sağlık, Emniyet, Çevre (SEÇ) şartnamesi imzalandığı görülmüştür. Konut projesinde böyle bir şartname imzalanmamıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda güvenli iskele kurulumu, kullanımı ve sökümü için alınması gereken tedbirler konusunda önerilerde bulunulmuştur.
