İnşaat Mühendisliği Bölümü Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/3431
Browse
Browsing İnşaat Mühendisliği Bölümü Tezleri by Subject "Civil Engineering"
Now showing 1 - 4 of 4
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Afet Risk Altındaki Alanların Dönüşümü Planı Kapsamında Yapısal Sağlık Değerlendirmesinde Kullanılan Kolon Kazıma Fotoğraflarının Derin Öğrenme ile Sınıflandırılması(2025) Demir, Can; Selçuk, SedaAktif sismik fay hatları üzerinde yer alan Türkiye, sürekli olarak ciddi deprem risklerine maruz kalmaktadır. 1999 Marmara Depremi'nin ardından, mevcut yapı stoğunun yapısal bütünlüğü ve dayanıklılığı kamuoyunun önemli bir endişesi haline gelmiş ve bu durum ciddi düzenleyici önlemlerin alınmasını beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda, 2012 yılında yürürlüğe giren 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, depreme karşı dayanıksız yapıların tespiti ve yenilenmesi için hukuki ve teknik bir çerçeve oluşturmuştur. Bu kanun kapsamında yayımlanan Riskli Yapıların Tespitine İlişkin Esaslar (RYTİE), yapıların sismik performansının bilimsel ve teknik kriterlere dayalı olarak değerlendirilmesini amaçlamaktadır. RYTİE'ye göre, riskli yapı; malzeme bozulması, yapısal yetersizlik veya tasarım hataları nedeniyle deprem sırasında yıkılması veya ağır hasar görmesi muhtemel olan yapı olarak tanımlanmaktadır. Bu tür yapıların değerlendirilmesi, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı tarafından lisanslandırılmış kuruluşlarca yapılmakta olup, beton karot alma, donatı sıyırma, Schmidt çekici ile yüzey sertliği testi ve donatı tarayıcı cihazlarla donatı tespiti gibi çeşitli deneysel ve gözlemsel yöntemleri içermektedir. Bu yöntemler arasında yer alan donatı sıyırma, betonarme elemanların iç donatı düzeninin doğrudan gözlemlenmesine olanak sağlayan yıkıcı bir muayene yöntemidir. Bu yöntem sayesinde kolon ve perde elemanlarının kenetlenme ve orta bölgelerinde kullanılan etriye tipi, çapı, aralığı ve kanca şekli ile boyuna donatı düzeni ve korozyon kaynaklı hasarlar ayrıntılı şekilde ortaya konulabilmektedir. Bu yöntemin uygun şekilde uygulanıp uygulanmadığı, lisanslı kuruluşlar tarafından hazırlanan teknik raporların Bakanlık mühendislerince incelenmesi sırasında denetlenmektedir. Ancak, bu işlemin yönetmeliklere tamamen uygun biçimde yürütülmesi zaman açısından verimsizliklere ve doğruluk sorunlarına yol açmakta ve insan hatasına açık bir süreç oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında, kolon donatı sıyırma görüntülerinin otomatik olarak değerlendirilmesine yönelik derin öğrenme tabanlı evrişimli sinir ağı (CNN) modellerinin sınıflandırma performansı araştırılmıştır. Özellikle transfer öğrenme temelli beş farklı önceden eğitilmiş CNN mimarisi—MobileNetV2, EfficientNetB0, ResNet50, DenseNet121 ve InceptionV3—çeşitli hiperparametre yapılandırmaları ile eğitilmiş ve karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Her bir model, test doğruluğu, doğruluk (precision), duyarlılık (recall) ve F1-skoru gibi performans ölçütleri kullanılarak analiz edilmiş ve en başarılı mimari belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, geleneksel muayene yöntemlerine alternatif olarak hızlı, doğru ve güvenilir yapay zekâ destekli bir karar destek sisteminin geliştirilebileceğini göstermektedir. Bu çalışma, yapısal mühendislik alanında yapay zekânın pratik uygulamalarına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.Master Thesis Sinyal Kontrollü Kavşaklarda Otonom Araçların Trafik Verimliliği Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi(2024) Albdairi, Mustafa Azhar Hussein; Al-Musawi, Ali Abdulhussein Abdulridha; Qadri, Syed Shah Sultan MohiuddinKentsel hareketliliğin gelişen bağlamında, otonom araçların (AV'ler) entegrasyonu, özellikle kentsel trafik yönetiminin hayati bir bileşeni olan sinyalize kavşaklarda büyük vaatler ve zorluklar sunmaktadır. Bu tez, Ankara Balgat'taki sinyalize bir kavşakta otonom araçların karmaşık dinamiklerini, PTV VISSIM kullanarak mikroskobik trafik simülasyonu ile incelemektedir. Çalışma, farklı AV sürüş davranışları (tedbirli, normal, agresif, platoon ve karışık) ve %25'ten %100'e kadar değişen penetrasyon oranları ile insan sürüş senaryolarını içeren 21 senaryoyu kapsamaktadır. Bulgular, sinyal kontrol optimizasyonu öncesi ve sonrası belirgin etkiler ortaya koymaktadır. Optimizasyon öncesinde, güvenliği ön planda tutan tedbirli AV davranışları, özellikle yüksek penetrasyon oranlarında, kuyruk uzunlukları, seyahat süreleri, gecikmeler, emisyonlar, yakıt tüketimi ve çatışma noktalarında artışa neden olmuştur. Normal AV davranışları, %25 penetrasyon oranında başlangıçta insan sürüşüne benzerlik göstermiş, ancak penetrasyon oranları arttıkça kuyruk uzunlukları, seyahat süreleri, gecikmeler ve çatışmalarda iyileşmeler göstermiştir, ancak emisyonlar ve yakıt tüketimi biraz daha yüksek kalmıştır. Agresif AV davranışları, tüm penetrasyon oranlarında kuyruk uzunlukları, seyahat süreleri, gecikmeler, emisyonlar, yakıt tüketimi ve çatışma noktalarını önemli ölçüde azaltmış ve %100 penetrasyonda en olumlu sonuçlara ulaşmıştır. Platoon davranışları da kuyruk uzunluklarını, seyahat sürelerini, gecikmeleri ve çatışmaları azaltmış, ancak %100 penetrasyonda platoon liderliğinin dinamikleri nedeniyle emisyonlarda ve yakıt tüketiminde artış göstermiştir. Optimizasyon sonrası, tüm AV davranışlarında önemli iyileşmeler gözlemlenmiştir. %0 AV penetrasyonunda insan sürüş senaryolarında kuyruk uzunlukları, seyahat süreleri, gecikmeler ve çatışma noktalarında önemli azalmalar yaşanmıştır. Tedbirli AV'ler, diğer davranışlara göre hala daha yüksek değerlere sahip olmasına rağmen, tüm penetrasyon oranlarında iyileşmeler göstermiştir. Normal AV'ler, optimizasyon sonrası daha yüksek penetrasyon oranlarında tüm metriklerde önemli düşüşler göstermiştir. Agresif AV'ler, özellikle %100 penetrasyonda, tüm metriklerde en iyi sonuçlara ulaşmıştır. Platoon AV'ler de önemli iyileşmeler göstermiştir, ancak %100 penetrasyonda liderin etkisi nedeniyle emisyonlar ve yakıt tüketiminde artışlar görülmüştür. Özellikle, daha kısa sinyal sürelerinin kuyruk uzunlukları, seyahat süreleri, gecikmeler, emisyonlar ve yakıt tüketimini azaltmada daha uzun sürelerden daha iyi performans gösterdiği gözlemlenmiştir. Karışık davranış senaryosu, tüm penetrasyon oranlarında sürekli olarak kuyruk uzunluklarını, seyahat sürelerini, gecikmeleri ve çatışmaları azaltmış ve emisyonlar ve yakıt tüketiminde insan sürüş senaryolarına benzer eğilimler sergilemiştir. Alan verileri kullanılarak yapılan doğrulama, modelin doğruluğunu sağlamış ve AV'lerin mevcut trafik yapısına entegrasyonu için pratik içgörüler sunmuştur. Bu çalışma, AV'lerin kentsel trafik yönetimini iyileştirmedeki dönüştürücü potansiyelini vurgulamakta ve AV entegrasyonu ve optimizasyonu alanında gelecekteki araştırmalar için bir temel oluşturmaktadır.Master Thesis Yatay Su Alma Yapıları İçin Önerilen Kritik Batıklık Denklemlerinin Karşılaştırılması(2025) Al-Obaidi, Dalal Abdulkareem Hussein; Göğüş, Mustafa; Gökmener, SerkanSu alma yapılarında oluşan hava-sürükleyen girdaplar, su alma yapılarının işletilmesinde birtakım güçlüklere sebep olmakta, verim kayıplarına ve hidrolik ekipmanlarda olası hasarlara yol açabilmektedir. Bu çalışma, simetrik ve asimetrik yaklaşım akım koşulları altındaki yatay su alma yapıları için hava sürüklenmesini önlemek amacıyla gerekli düşey mesafe olan kritik batıklığın, Sc, tahminine odaklanmaktadır. Boyut analizi kullanılarak, giriş geometrisi, yaklaşım Froude sayısı, su alma yapısı Froude sayısı, Reynolds sayısı ve Weber sayısının kritik batıklığa olan etkileri analiz edilmiştir. Simetrik ve asimetrik yaklaşım akış koşulları için sırasıyla, farklı çalışmalardan alınmış, 409 ve 225 adet deney verisi, daha genel ve doğru ampirik denklemler türetmek amacıyla analiz edilmiştir. Analizler, su alma yapisi Froude sayısı ve geometrik parametrelerin boyutsuz kritik batıklık (Sc/Di) üzerinde baskın etkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, türetilen ampirik denklemler istatistiksel olarak yüksek doğruluk sergilemiş ve R² değerleri sırasıyla simetrik koşullar için 0.988, asimetrik koşullar için ise 0.949 mertebelerinde elde edilmiştir. Tüm akış ve geometrik parametreleri dikkate alınarak oluşturulan ampirik denklemler, en tutarlı sonuçları göstermiştir. Buna karşılık, yalnızca (Fr)i dikkate alınarak türetilen denklemler, Sc/Di'nin tahmininde orta düzeyde doğruluk sağlamıştır. Bu denklemler literatürdeki benzer denklemlerle karşılaştırılmış ve önerilen denklemlerin küçük ve büyük ölçekli modellere ait ampirik denklemler arasında dengeli bir korelasyon sunduğu, ayrıca daha geniş bir hidrolik koşul aralığında daha iyi genellenebilirlik sağlayabileceği gösterilmiştir.Master Thesis Yeraltı Petrol ve Doğal Gaz Boru Hatları Üzerindeki Sismik Aktivitelerin Etkilerinin Sayısal Olarak İncelenmesi(2025) Rubaye, Maryam Issa Hasan Al; Musawı, Ali Abdulhussein Abdulridha Al; Şengör, Mahmut YavuzBu araştırma, farklı özelliklere sahip ve çeşitli koşullara maruz kalan çelik boru hatları üzerindeki sismik aktivitelerin etkilerini incelemeyi ve karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Boru hatlarının korunması için büyük fay hareketlerini karşılayacak şekilde tasarlanmasına özellikle odaklanılmıştır. Gömülü boru hatları üzerinde, Rocscience-RS2 yazılımı kullanılarak iki boyutlu sayısal modelleme yapılmış ve yatay sismik yüklere maruz kaldıklarında boru ve zemin özelliklerinin boru tepkisi üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Tekli, çiftli ve üçlü boru hatları için boş veya basınçlı durumları göz önünde bulundurularak altı durum analiz edilmiştir; her bir analizde belirli bir parametre değiştirilmiş, diğerleri sabit tutulmuştur. Çalışma, boru kesiti çevresinde oluşan kesme kuvvetleri ve yatay deplasmanlara ilişkin analiz çıktıları üzerine yoğunlaşmıştır. Yazılımın ürettiği çıktılar, her durumu daha net anlamak için Microsoft Excel ve AutoCAD kullanılarak çizilmiştir. Son adımda, 2023 Türkiye depremi sonrası Irak-Türkiye boru hattına ilişkin bir durum çalışması gerçekleştirilmiş ve bulgularla yakın bir uyum gözlemlenmiştir. Sonuçların karşılaştırılması, RS2 kullanılarak yapılan sonlu eleman analizlerinin sismik olaylar altında boru hattı davranışını etkili bir şekilde analiz etmek için güvenilir olduğunu göstermektedir. Çünkü, Rocscience-RS2, boru hattı çeperinde herhangi bir noktadaki kuvvetleri hesaplayabilmekte ve borunun hareketini doğru şekilde modelleyebilmektedir. Ayrıca, tek yönlü bir deprem dalgasına (tek yönlü sarsıntı) maruz kalan boru hatlarının kuvvet ve deplasmanlarını belirleyebilmekte, modelin her yönü için ayrı değerler sunabilmektedir. Bu sayede özellikle eğimli arazilerde ve sahaya özgü sismisite durumlarında oldukça faydalı olmaktadır.

