Kamu Hukuku Bölümü Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/62
Browse
Browsing Kamu Hukuku Bölümü Tezleri by Subject "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi"
Now showing 1 - 6 of 6
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında tutuklama(2014) Öztürk, ErdemAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından, Türkiye hakkında en çok ihlal kararı verilen konulardan birisi özgürlük ve güvenlik hakkıdır. Nitekim özgürlük hakkına getirdiği sınırlamalar nedeniyle en önemli tedbirlerden birisi olarak karşımıza çıkan tutuklama, Türkiye'de uzun yıllar boyunca peşin bir ceza olarak algılana gelmiş ve ne yazık ki bu durum birçok mağduriyetlere neden olmuştur. İşte bu çalışmamızın amacını da Türkiye'de önemli bir sorun olarak karşımızda duran özgürlük ve güvenlik hakkının ve bu bağlamda tutuklama tedbirinin, uluslar arası düzeyde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile ulusal düzeyde başta Anayasa olmak üzere Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde ele alınarak incelenmesi ve karşılaştırılması teşkil etmektedir. Çalışmamızın kapsamı ise başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında özgürlük ve güvenlik hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı kapsamında tutuklama tedbirinin hukuki niteliği, özellikleri, koşulları ve denetimi ile sınırlı tutulmuştur. Tüm bu anlatımlar sonucunda ise tutuklamanın bir koruma tedbirinden ibaret olduğu, bu nedenle tutuklama tedbirine ceza yargılamasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla ancak istisnai durumlarda başvurulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.Master Thesis Avrupa İnsan Hakları mahkemesi kararlarının icrası ve Türkiye(2020) İpeksümer, BurakAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarının İcrası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf devletlerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararları doğrultusunda iç hukuklarını ve uygulamalarını Sözleşmeye uygun hale getirmesine yol açan en önemli araçlardan biridir. Bakanlar Komitesi tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarının taraf devletlerce uygulanıp uygulanmadığı denetlenir. Taraf Devletler Bakanlar Komitesine AİHM kararlarının icrası bağlamında bilgi sunmak zorundadır. Bu sayede taraf devlet kararın icrası bağlamında başvuranın ihlal durumunu telafi edecek ve ihlale neden olan hususları düzelterek ilerde gerçekleşecek benzer ihlallerin önüne geçmek için çalışma yapacaktır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bugüne kadar Türkiye hakkında birçok ihlal kararı vermiştir. Bu sebeple, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının yerine getirilmesiyle iç hukukumuzda önemli gelişmeler kaydedilmiştir.Master Thesis Bireysel başvuruda kişiye ilişkin kabul edilebilirlik şartları(2019) Cemaloğlu, BernaBu çalışmada, Türk Hukuku'nda yer alan bireysel başvuru kurumu ve kabul edilebilirlik incelemesi genel olarak anlatılmış, kişiye ilişkin kabul edilebilirlik şartları detaylı şekilde incelenmiş ve doktrindeki görüşler ile konuyla ilgili Anayasa Mahkemesi kararlarına yer verilmiştir. Konuyla alakalı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin uygulaması ile Avrupa ülkelerinden Almanya, Avusturya ve İspanya'da bireysel başvuru yoluna değinilmiştir. Çalışmanın pozitif temellerini Anayasa'nın ilgili maddeleri, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında bireysel başvuru yolu konusunda mevzuattaki eksiklikler ve uygulamadaki sorunlara değinilerek önerilerde bulunulmuştur.Master Thesis Makul sürede yargılanma hakkı ve bu hakkın Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi ile Türk hukukuna yansıması(2019) Kaymak, MuratAdil yargılanma hakkının bünyesinde barındırmış olduğu en önemli ilkelerden birisi makul sürede yargılanma hakkıdır. AİHS'nin 6/1. maddesi ile açık bir biçimde ve Anayasamızın 36/1. maddesinde adil yargılanma hakkının zımni bir parçası olarak güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı, hem medeni hak ve yükümlülüklere dair uyuşmazlıklar hem de suç isnadının karara bağlanması açısından geçerlidir. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, kişileri yargılama işlemlerinin sürüncemede kalmasına karşı korumak ve özellikle ceza davalarında suçlanan kişinin uzun süre davasının nasıl sonuçlandırılacağı endişesi ile yaşamasını önlemektir. Bu hak kişilere, davalarının makul süre içerisinde sonuçlandırılmasını isteme hakkı vermektedir. Gerek AİHM gerekse AYM tarafından makul süre yönünden tespit edilmiş kesin bir süre bulunmamaktadır. Nitekim her olayın kendine özgü farklılıkları olduğundan, yargılama süresinin makul olup olmadığı hususunda, davanın özellikleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmaktadır. AİHM ve AYM, yargılamanın makul sürede bitirilip bitirilmediği noktasında davanın karmaşıklığı, başvurucunun davranışları, yetkili makamların kusur ve ihmali, yapısal sorunlar ve uyuşmazlık konusunun başvuru yönünden önemi gibi belirli ölçütleri dikkate alarak değerlendirme yapmaktadır. Ayrıca makul sürenin tespiti için sürenin başlangıç tarihi ile sona erdiği tarih belirlenmektedir. Bu durum, hukuk davalarında ve ceza davalarında farklılık göstermektedir. Makul süre, davaların çabucak sonuçlandırılmasını, özellikle her ne pahasına olursa olsun bir an evvel bitirilmesini hedefleyen bir ilke değildir. Amaç güvenli ve doğru bir şekilde yargılama yapılmasıdır. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmemesi için devletin gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Makul süre değerlendirmesinde davanın sonucu önemli ve etkili değildir. Yani dava makul süre içerisinde sonuçlanmış olsaydı dahi, neticenin değişmeyeceği iddiası, makul sürenin belirlenmesinde devlet lehine bir unsur olarak kabul edilmemektedir. Anahtar Kelimeler: Makul süre, Adil Yargılanma Hakkı, Gecikme, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa Mahkemesi.Master Thesis Makul sürede yargılanma hakkı ve bu hakkın Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi ile Türk hukukuna yansıması(2019) Kaymak, MuratAdil yargılanma hakkının bünyesinde barındırmış olduğu en önemli ilkelerden birisi makul sürede yargılanma hakkıdır. AİHS'nin 6/1. maddesi ile açık bir biçimde ve Anayasamızın 36/1. maddesinde adil yargılanma hakkının zımni bir parçası olarak güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı, hem medeni hak ve yükümlülüklere dair uyuşmazlıklar hem de suç isnadının karara bağlanması açısından geçerlidir. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, kişileri yargılama işlemlerinin sürüncemede kalmasına karşı korumak ve özellikle ceza davalarında suçlanan kişinin uzun süre davasının nasıl sonuçlandırılacağı endişesi ile yaşamasını önlemektir. Bu hak kişilere, davalarının makul süre içerisinde sonuçlandırılmasını isteme hakkı vermektedir. Gerek AİHM gerekse AYM tarafından makul süre yönünden tespit edilmiş kesin bir süre bulunmamaktadır. Nitekim her olayın kendine özgü farklılıkları olduğundan, yargılama süresinin makul olup olmadığı hususunda, davanın özellikleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmaktadır. AİHM ve AYM, yargılamanın makul sürede bitirilip bitirilmediği noktasında davanın karmaşıklığı, başvurucunun davranışları, yetkili makamların kusur ve ihmali, yapısal sorunlar ve uyuşmazlık konusunun başvuru yönünden önemi gibi belirli ölçütleri dikkate alarak değerlendirme yapmaktadır. Ayrıca makul sürenin tespiti için sürenin başlangıç tarihi ile sona erdiği tarih belirlenmektedir. Bu durum, hukuk davalarında ve ceza davalarında farklılık göstermektedir. Makul süre, davaların çabucak sonuçlandırılmasını, özellikle her ne pahasına olursa olsun bir an evvel bitirilmesini hedefleyen bir ilke değildir. Amaç güvenli ve doğru bir şekilde yargılama yapılmasıdır. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmemesi için devletin gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Makul süre değerlendirmesinde davanın sonucu önemli ve etkili değildir. Yani dava makul süre içerisinde sonuçlanmış olsaydı dahi, neticenin değişmeyeceği iddiası, makul sürenin belirlenmesinde devlet lehine bir unsur olarak kabul edilmemektedir.Master Thesis Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti ve denetlenmesi(2013) Şen, ErenBu çalışma, bir koruma tedbiri olan telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişim tespitlerini ve denetlemelerini incelemektedir. Çalışmamızda telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti ve denetlenmesi tedbirine başvurulabilecek haller, şartları ve mukayeseli hukuk ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu tedbire yaklaşımı incelenmiştir.
