Mimarlık Bölümü Yayın Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/397
Browse
7 results
Search Results
Article Türkiye’de Mimari Mirasın Korunmasında Proje Sürecine İlkesel Bazda Bir Yaklaşım Denemesi(2020) Önge, MustafaMimari mirasın korunmasına yönelik proje süreçleri, uygulamaya yönelikfarklı gelişim aşamalarını içeren ve yeni yapı üretim süreçlerinden farklıişleyişe sahip süreçlerdir. Mimari mirasın korunmasına yönelik projesüreçleri, tespit ve araştırma aşamasında yapının tüm yönleriyle tanınmasıve geçmişine yönelik bilgi edinilmesi ile başlar, benzeri türden yapılar ileilişkisinin ve özgün halinin araştırılması ile devam eder. Yapının bozulmamekanizmalarının durdurulmasına ilişkin müdahalelerin ve yapının fizikseldurumuna göre yeni bir işlevi de içerebilen final proje önerisinin sunulmasıile sona erer. Bu çalışmada, projelendirme süreçlerinin sağlıklı bir biçimdeyürüyebilmesi ve uygulamada nitelikli sonuçlar alınabilmesi için korumakonusundaki uluslararası ve ulusal metinlerle Türkiye’deki korumamevzuatı ve bağlı koşulları dikkate alınarak ilkeler önerilmiştir. Bu ilkeler;korumanın daimi önceliği, vaka bazında yaklaşım, bilimsel yaklaşım,multidisipliner ve katılımcılığa açık yaklaşım, mevzuatla etkileşim,uygulanabilirlik, süreklilik, saygı, etiğe uygunluk ve mimarın sorumluluğuolarak belirlenmiştir.Conference Object Tarihi Kentleri Tehdit Eden Bir Risk Unsuru: Bellek Yitimi(2012) Önge, MustafaConference Object Book Part Halkevleri'nin Kültür Mirasımızın Korunmasına Yönelik Faaliyetleri(ODTÜ Mimarlık Fakültesi, 2021) Önge, MustafaArticle Anadolu Selçuklu Devletinde Siyasi Güç Mimari Mekân İlişkisi: Sadeddin Han Örneği(2023) Önge, MustafaSadeddin Han, 13.yüzyıl Anadolu Selçuklu kervansarayları arasında, sıra dışı bazı mimari özellikleriyle dikkat çeken önemli bir yapıdır. 1236 – 1237 yıllarında Selçuklu devlet adamı Emir Sadeddin Köpek tarafından iki kısım halinde inşa ettirilmiş olan hanın yapım süreci, Anadolu Selçuklu Devletindeki bir iktidar değişikliği ile de eş zamanlıdır. Anadolu Selçuklu Devletinin en önemli hükümdarı Sultan Alaeddin Keykubad’ın vefatının ardından Sultan II.Gıyaseddin Keyhüsrev tahta çıkmış, onun iktidarda olduğu dönem, devlet için birçok olumsuz sonuçlanan gelişmelere sahne .olmuştur. Dönemin yazılı kaynaklarında anlatıldığı üzere; bu iktidar değişikliğinin, hanın banisi Emir Sadeddin Köpek’in önemli ölçüde siyasi güç kazanmasını da sağladığı anlaşılmaktadır. Bu çalışmada, Sadeddin Han’da görülen sıra dışı mimari özelliklerin, yaptıranın hanın inşa sürecinde siyasi güç kazanmasıyla olası ilişkisi araştırılmıştır. Yapıdaki sıra dışı asimetrik plan formunun, geniş ve gösterişli giriş cephesi oluşturma gayretinin nedenleri, yapıdaki izler üzerinden okumalarla açıklanmaya çalışılmıştır. Bu okumaların sonucunda hanın, yapımının ikinci aşamasında bir karar değişikliği ile genişletildiği, bazı özel mekânlar eklendiği ve mevcut plan formunun bu karar değişikliğinin sonucu olarak ortaya çıktığı görülmüştür. Bu karar değişikliğinin zamanını daha hassas saptamaya yönelik olarak, yazılı kaynaklardan edinilen bilgiler, yapının inşaatı süreçlerini etkileyen mimari gereksinimler ve iklimsel etkenler de değerlendirilmiştir. Karar değişikliğinin, 1237 yılında yapının ikinci aşama inşaatı sürecinin ortalarına denk geldiği ve bu zaman diliminin Sultan Alaeddin Keykubad’ın vefatı ve oğlu Sultan II.Gıyaseddin’in tahta geçişi ile çakışma ihtimalinin olduğu ortaya konulmuştur. Yapım sürecindeki karar değişikliğinin ve bu değişiklikle ortaya çıkan, başta plan formu olmak üzere, handaki sıra dışı mimari özelliklerin, Selçuklu iktidarındaki değişim ve bu değişim sonucunda hanın banisinin kazandığı siyasi güç ile ilişkili olabileceği anlaşılmıştır. Çalışmanın hazırlanması esnasında Anadolu Selçuklu Kervansarayları, Sadeddin Han ve Anadolu Selçuklu Devleti tarihi konuları ile ilgili yazılı kaynaklardan faydalanılmıştır. Bu kaynakların yanı sıra çalışmanın konusu olan Sadeddin Han, saha gözlemleri ve belgeleme yaparak bilgi toplamak için düzenli olarak ziyaret edilmiştir.Conference Object Tarihsel Süreçte Konya Kent Morfolojisinin Gelişimi(2018) Önge, Mustafaİç Anadolu Bölgesinin ortasında güneye doğru konumlanmış olan Konya kenti, coğrafi durumu itibariyle gelişmeye müsait bir alan üzerindedir. Sınırlayıcı ögelerin varlığından çok az etkilenmesine ve büyük doğal afetlere maruz kalmamış olmasına rağmen, gelişiminin her yönde aynı biçimde gerçekleşmemiş olduğu fark edilmektedir. Bu niteliğiyle kentin gelişimine etki eden diğer ögelerin rollerinin incelenmesi açısından önemli bir örnek kabul edilebilecek olan, Konya kentinin geçmişten günümüze tarihsel süreçte uğradığı morfolojik değişim süreci bu çalışmada ana hatlarıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Kentin değişim sürecinin sosyo-politik olaylarla bağlantıları; dini, ticari ve idari mekânların konumları ve odaklarla ilişkileri irdelenmiş; kaynak olarak, akademik çalışmalar, arşiv belgeleri ve görsel belgelerden faydalanılmıştır. Konya kentinin tarihsel süreçteki morfolojik gelişimi temel olarak dört ana aşamada incelenmiştir. Bunlardan ilki kentin kuruluşuna ait izleri barındıran ve günümüzde Alaeddin Tepesi olarak adlandırılan tarihi odağın çevresinde gelişen kent yapısını ele almaktadır. Doğuşu ve gelişimine dair ilk aşamaları hakkında sadece arkeolojik buluntular sayesinde fikir edinilebilen bu yapıya, ilk olarak Bizans ve daha sonrasında Selçuklu dönemlerinde, önemli bir referans olan kent surlarının ilave olunduğu görülmektedir. İkinci aşamada ise, kentin doğusunda ve surların dışında dini nitelikli yeni bir ana odak olan Mevlâna Külliyesi ile kentin güneyinde ikincil odakların oluşumuyla biçimlenen kent yapısı tartışılmıştır. Bu yapının oluşumuyla, kentin ilk odağının eski önemini yitirdiği, dini ve idari işlevlerin konumlarının ve ticari mekanların yayılım alanlarının dini nitelikli yeni odağın etkisiyle değiştiği gözlenmiştir. Üçüncü aşama ise kentin gelişimi ile ilgili yönlendirici etkisi olan ve sınırlı bir referans tanımlayan demiryolunun kente ulaşımından planlı gelişim aşamasına kadar olan süreci içermektedir. Nispeten kısa bir zaman periyodunu kapsamasına rağmen, bu aşamanın en önemli ögesi olan demiryolu, kent formunu ve mevcut fiziksel dokusunu çeşitli biçimlerde eş zamanlı olarak etkilemiştir. 20.yüzyıl başında kentte ilk toplu taşıma sisteminin ortaya çıkmasına neden olan demiryolunun, kentin gelişimine etkileri, hızlı tren projesi sayesinde günümüzde de halen sürmektedir. Son aşama ise planlı gelişim aşamasıdır. Bu aşamada kentin mevcut yapısı üzerine öneriler içeren 1924-1957 tarihleri arasında yürürlüğe konmuş ilk planlardan yeni gelişim bölgelerinin önerildiği 1966 ve sonrasında yürürlüğe giren planlara değin, tüm planlama faaliyetlerinin kentin biçimlenmesine olan etkisi tartışılmıştır. Bu süreçte, özellikle 1966 sonrasında kentin ağırlıklı olarak kuzeye doğru geliştiği görülmekte olup, plancı ve yerel yönetimler tarafından bu gelişimi destekleyen kararların alındığı, kentin kuzeye gelişimi doğrultusunda ulaşım ve eğitim ile ilgili önemli ögelerin oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Kentin gelişiminin ilk ve ikinci aşamalarına ait mekânların ve mimari mirası içeren tarihi alanların da planlı gelişim aşamasında fiziksel dönüşüme uğradıkları izlenmektedir. Çalışma neticesinde, Konya kentinin tek bir tarihi odaktan gelişerek biçimlenmeye başladığı, tarihsel süreçte farklı odaklar çevresinde, çeşitli dönemlerin sosyo-politik olaylarından etkilenerek gelişimini sürdürdüğü, ağırlıklı olarak planlı gelişim süreçleri doğrultusunda bugünkü yapısına kavuştuğu görülmüştür. Kentin morfolojik gelişimine ait aşamaların siyasal tarihin dönemlemeleriyle tam bir çakışma içinde bulunmadığı, kentin, esas olarak farklı dönemlerdeki farklı uyarıcı etkenlerin rol oynadığı bir süreçte biçimsel değişimlere uğradığı anlaşılmaktadır.Conference Object Bir anlayış ve sistem sorunu olarak Türkiye’de modern mimarlık mirasının korunması(2018) Önge, MustafaÇalışmanın ana konusu, Türkiye’de modern mimarlık mirasının korunması sorununun mevcut sistem ve yaklaşımlar ile bağlantısını kurmak ve bir anlayış ve sistem sorunu olduğuna dikkati çekmektir. Modern kavramının Türk toplumundaki çağdaş ve yeni kavramlarına karşılık gelen anlaşılma biçimi üzerinde durulmuş, modern olanın miras olarak kabul edilmesindeki sorunlar kısaca tartışılmıştır. Türkiye’deki koruma ile ilgili devlet yapısının ana hatlarını belirleyen mevzuatta modern mimarlık mirasının, kültür varlığı olarak kapsam dışı bırakılmasına dikkat çekilmiş, sistemin modern mimarlık mirasının korunmasına yönelik örgütlenme eksiklikleri ve halihazırda mevcut bulunan kurul sisteminin kurgusu ile ilgili sorunları 2863 sayılı yasa metni ve uygulamaları üzerinden ortaya konulmaya çalışılmıştır.
