Psikoloji Bölümü Yayın Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/417

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 33
  • Article
    Risky Sexual Behavior Among Heterosexual Male Turkish University Students
    (2021) Kıylıoğlu, Levent; Dönmez, Ali
    The aim of this study was to investigate the variables influencing risky sexual behaviors of heterosexual male Turkish university students. The sample of the study consisted of 382 university students studying at Ankara University and METU. As measurement instruments demographic questionnaire, sexual sensation seeking scale, sexual risk-taking scale, religious attitude scale, HIV knowledge scale, self-efficacy scale for AIDS prevention and Bem sex-role inventory were used. In addition to descriptive analysis, correlation and regression analyses were used. Findings showed that participants’ age, having sexually transmitted infection other than HIV, getting HIV test, sexual sensation seeking level and masculinity positively predicted sexual risk taking behavior. Using condom in first intercourse, condom use self-efficacy, and the femininity negatively predicted sexual risk-taking behavior. Findings once more proved protective effect of lifelong condom use.Keywords: HIV/AIDS, Risk-taking, Sexual Behavior.
  • Article
    Anısal Bellekte Bilgilerin Kısa-süreli Konsolidasyonu: Dikkatin Rolü
    (2021) Ozcelik, Erol; Tekman, Hasan Gürkan
    Hızlı seri görsel sunum, dikkat kırpması, ve ikili görev bozulmaları olgularından elde edilen kanıtlar insanoğlunun kısa-süreli konsolidasyon sürecinde anlamlı bir sınırlılığı olduğunu öne sürmektedir. Kısa-süreli konsolidasyon, görsel temsillerin daha kalıcı bellek biçimlerine transfer edilmesidir. Yapılmış çalışmalar hedef uyaranlardan sonra gösterilen maskelerin bilgilerin konsolidasyonunu yarıda kestiğini göstermesine rağmen, bilgilerin anısal bellek için konsolidasyonunda dikkatin rolü hakkında yeterli kanıt yoktur. Dikkatin ve hedef uyaran ile maske arasındaki uyaran başlangıcı senkronizasyonsuzluğunun (UBS) anısal belleğe etkisini incelemek için üç deney yapılmıştır. Maskeler hedef uyaranlardan sonra değişen UBS'lerde sunulmuştur. Bölünmüş dikkat koşulundaki katılımcılar maskelerin sunumundan sonra dikkat gerektiren ikincil bir iş yaparken tam dikkat koşulundaki katılımcılara böyle bir görev verilmemiştir. Sonuçlar göstermiştir ki; hedef uyaranlar ile maskeler arasındaki UBS'yi düşürmek bölünmüş dikkatte bellek performansını düşürürken tam dikkatte performansı etkilememiştir. Bu bulgular kısa-süreli konsolidasyon sürecinde dikkatin gerekliliğini desteklemektedir.
  • Article
    Citation - WoS: 2
    The Mediator Role of Positive and Negative Affect in the Relationship Between Sleep Quality, Depressive Symptoms and Anxiety in Young Adults
    (Galenos Publ House, 2022) Yazihan, Naksidil; Tuna, Ezgi; Fidantek, Hulya
    Objective: It is known that individuals with poor sleep quality show significantly more depression and anxiety symptoms. It is important to investigate possible factors that may make individuals more vulnerable to develop depression and anxiety. For this purpose, the possible mediator roles of positive affect (PA) and negative affect (NA) in the relationship between sleep quality and depression- anxiety symptoms in young adults were tested by using multiple mediation analysis. Materials and Methods: The sample of the study consisted of 387 volunteer participants aged between 18 and 35 years (mean=22.83, standard deviation=3.20). Data consisting of Pittsburgh sleep quality index, positive and negative emotion scale, and brief symptom inventory were collected through an online computer-assisted protocol. Results: Significant positive correlations were found between low sleep quality scores and both depressive and anxiety symptoms. According to the two mediator variable models, low sleep quality influenced depressive symptoms indirectly through PA and NA, and anxiety through only NA. Alternative models of the results showed that depressive symptoms influenced sleep quality partially through PA and NA, while anxiety mediated this relationship only through PA. Conclusion: Alternative models tested to understand the direction of the relationship between depressive-anxiety symptoms and sleep quality. Although the results were significant, the explained variance was found to be less explanatory than the first and second models. The results of the study supported the idea that sleep quality, PA and NA should be targeted while developing prevention and intervention programs for depression and anxiety.
  • Article
    Citation - WoS: 2
    Citation - Scopus: 3
    The Mediating Role of Cognitive Flexibility in the Relationship Between Metacognition and Psychological Health: a Study in a Non-Clinical Sample
    (Kare Publ, 2021) Aydin, Oyku; Kaynak, Hande
    Objective: Metacognition is a concept that refers to the awareness and control of individuals' cognitive processes. In this regard, metacognitive processes may promote cognitive flexibility. The present study investigates the impact of metacognitions on adults' psychological health and the mediating role of cognitive flexibility through bootstrap analysis. Method: The sample comprised of 212 university students. All volunteers had no history of psychiatric/neurological disorders and no use of medication affecting the central nervous system for the last six months. Participants were required to complete the Metacognitions Questionnaire-30, the General Health Questionnaire- 12, and the Cognitive Flexibility Inventory via an online survey. Results: According to the correlation analyses, cognitive flexibility was found to be negatively correlated with dysfunctional metacognition (r=-0.227, p<0.01) and poor psychological health (r=-0.397, p<0.01); dysfunctional metacognition was positively correlated with poor psychological health (r=0.399, p<0.01). We conducted mediation analyses via the bootstrapping method using a 95% confidence interval and 5000 bootstrap samples. The results showed that cognitive flexibility had a significant partial mediating role in the relationship between metacognition and psychological health [R-2=0.26, F(2, 209)=36.38, p<0.001]. Conclusion: The findings highlighted the importance of cognitive flexibility as an underlying mechanism through the relationship between metacognition and psychological health in a non-clinical sample. The results suggested the need to take "cognitive health" into account while attempting to promote "psychological health."
  • Article
    Mahler’in Ayrılma-bireyleşme Kuramına Göre Küçük Prens Karakterinin İncelenmesi
    (2021) Erdoğdu, Neşe; Topcu-bulut, Merve; Aras, Ilayda; Özertem, Neslihan; Aslan, Ela Dilan
    Bu çalışma Küçük Prens karakterinin, Mahler’in ayrılma-bireyleşme kuramına göre incelenmesini amaçlamaktadır. Mahler’in kuramı bebeğin biyolojik doğumunu, ardından gelen psikolojik doğumunu ve normal otizm dönemi ile başlayıp yenidoğanın ilk üç yılını içine alan ve bireyselleşmeyi içeren bir süreçtir. Bu sürecin iki öncül evresi normal otistik evre ve normal ortakyaşamsal evre olarak belirlenmiştir. Altıncı ay ile birlikte başlayan ayrışma-bireyleşme sürecinin dört alt evresi ise farklılaşma ve beden imgesinin gelişimi, alıştırma, yeniden yakınlaşma ve bireyliğin pekişmesi ve coşkusal nesne sürekliliğinin başlangıcı olarak tanımlanmıştır. Bu dönemde yenidoğanın kendilik algısının temelleri atılırken, kendilik algısına dair kazanımlarını yaşamı boyunca sürdürmesi beklenir. Bu süreçte anne ile bebek arasında ikili ilişkiler gözlemlenir. Bu ikili ilişkiler gelecekte nesne temsillerinin oluşumuna katkıda bulunur. Mahler’e göre gelişim, yenidoğanın bakım verenle yaşadığı karşılıklı simbiyotik bağlılıktan kopup ondan ayrılmasını içeren bir süreçtir. Bu açıdan bakıldığında, Mahler’in kuramı yenidoğanın bakım verenden bağımsız olarak kendi kimliğine nasıl ulaştığını tespit etmeyi hedefler. Hikâyede Sahra Çölü’ne uçağı düşen bir Pilot ile bu çölde karşılaştığı Küçük Prens’in başından geçen olaylar anlatılmaktadır. Hikâyede Küçük Prens’in Gül ile ilişkisi daha sonra yaşadığı yerden ayrılmasının ardından karşılaştığı gezegenler ve Sahra Çölü’nde tanıştığı Pilot ve Tilki anlatılmaktadır. Küçük Prens’in Pilot, Tilki ve farklı gezegenlerde yaşayan kişilerle tanışmasıyla, dış dünyayla ilgili uyaranlara maruziyeti de artmıştır. Bu uyaranlarla birlikte Küçük Prens incelenirken Mahler’in ayrılma-bireyleşme kuramı temel alınmıştır.
  • Article
    Hafızanın Rekonsolidasyon Süreci ve Serbest Çağrışım Tekniği Arasındaki İlişki Üzerine Nöropsikanalitik Bir İnceleme
    (2022) Bıçakcı, Ozan
    Klasik koşullanma işleminin sonucunda, en başta nötr olan ve kişinin kendisinde herhangi bir tepki yaratmayan bir uyaranın koşulsuz bir uyaranla eşlenmesiyle, bu uyarana koşullu bir tepki verilmesi sağlanır. Bu sürecin geri çevrilmesi için ise söndürme işleminin uygulanması gerekmektedir. Fakat söndürme işleminin sonucunda ortaya birtakım problemler çıkabilmektedir. Bu problemler koşullu tepkinin yenilenmesi (renewal), eski durumuna dönmesi (reinstatement) ve kendiliğinden geri gelmesi (spontaneous recovery) olarak özetlenebilir. Hafızanın rekonsolidasyonu yaklaşımının ise bu problemlere bir çözüm sunduğu görülmüştür. Şöyle ki hafızanın bir kereye mahsus olarak depolandıktan sonra hayatına sabit ve kararlı bir yapıda devam etmesinden ziyade, her yeniden aktive oluşu (reactivation) ile yeniden kararsız hale geldiği ve sonrasında protein sentezleri ile birlikte tekrardan kararlı bir yapıya büründüğü öne sürülmektedir. Bu kararsız hale gelinen aşamada yapılan müdahalelerin ise orijinal hafızada değişikliğe sebep olabileceği ve böylece de klasik söndürme işleminin yol açtığı problemlere bir çözüm sunabileceği gösterilmektedir. Bu derlemede, psikanalizin temel yöntemlerinden olan serbest çağrışım tekniğinin, yukarıda bahsedilen hafızanın yeniden aktive oluşu ve kararsız hale gelişi durumlarını sağlayıp sağlayamayacağı ve bu sayede orijinal hafızada değişikliklere sebep olup olamayacağı nöropsikanalitik alanyazın ışığında incelenmektedir.
  • Article
    Hangi Lider, Kurumda Kalmayı Nasıl Sağlıyor? Çok Boyutlu İş Motivasyonunun Aracı Rolü
    (2019) Metin, U. Baran; Göncü-köse, Aslı
    Yöneticilerin liderlik tipleri çalışanların iş motivasyonlarını en fazla etkileyen faktörler arasında yer almaktadır ancak, Türkiye’de hem bu etkileri hem de liderlik stillerinin çalışan motivasyonları aracılığı ile işle ilgili diğer sonuçdeğişkenleri üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmalar az sayıdadır. Bu çalışmanın amacı, yöneticilerin babacan vedönüşümcü liderlik stilleri ile çalışanların çok boyutlu iş motivasyonları arasındaki ilişkileri geçerliği ve güvenirliğitest edilmiş bir ölçek kullanarak Türkiye örnekleminde incelemek (Çalışma 1); ayrıca, liderlik tipleri ile işten ayrılmaniyetleri arasındaki ilişkilerde çok boyutlu iş motivasyonunun kısmi aracı rolünü test etmektir (Çalışma 2). Bu amaçla,Çalışma 1’de 456 çalışandan veri toplanmış ve Gagné ve arkadaşları (2014) tarafından Öz Belirleme Kuramı (Decive Ryan, 1985) temel alınarak geliştirilen Çok Boyutlu İş Motivasyonu Ölçeği’nin (ÇBİMÖ) Türkçeye adaptasyonçalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışma 2’de 388 çalışandan veri toplanmış ve önerilen model yapısal eşitlik modellemesi yöntemiyle test edilmiştir. Çalışma 1’in bulguları, ÇBİMÖ’nün diğer ülkelerde yapılan çalışmaların gösterdiği faktöryapılarına uyumlu bir yapı gösterdiğini ve yordayıcı geçerliği olduğunu ortaya koymuştur. Çalışma 2’nin bulguları,genel olarak iki liderlik stilinin de motivasyon tipleriyle önerilen ilişkileri gösterdiğini ancak, iş motivasyonlarınınyalnızca dönüşümcü liderlik ile işten ayrılma niyetleri arasındaki ilişkide kısmi aracılık ettiğini göstermiştir. Bulgular,kuramsal ve uygulamaya yönelik çıkarımlar ile gelecekteki çalışmalara yönelik önerilerle birlikte tartışılmıştır.
  • Article
    Kronik Ağrının Bellek Süreçleri Üzerindeki Etkilerinin Biyopsikososyal Model Çerçevesinde İncelenmesi
    (2022) Üste, Aleyna Nur; Kaynak, Hande
    En yaygın ağrı türlerinden biri olan kronik ağrı, bellek güçlükleri gibi bilişsel becerilerde bozulma ile ilişkilendirilmektedir. Mevcut makale, kronik ağrısı olan hastaların belleğini biyolojik, psikolojik ve sosyal bileşenlerin nasıl etkilediğini inceleyen çalışmaların derlenmesini amaçlamaktadır. Araştırmalar, kronik ağrı hastalarının çoğunlukla bellek bozulmalarından şikâyet ettiğini ve biyopsikososyal modelin bu hastaların neden bellek şikayetleri yaşadıklarını daha iyi anlamak için yaygın olarak kullanıldığını göstermiştir. Biyopsikososyal model aynı zamanda her hastaya özgü müdahale modeli geliştirerek hastaların bilişsel ve davranışsal zorluklarla baş etmelerini sağlamaktadır. Birincisi, modelin biyolojik bileşeni, kronik ağrının hastalarda biyolojik değişikliklere neden olduğunu, dikkat ve bellek gibi bilişsel süreçleri olumsuz etkilediğini savunmaktadır. İkinci olarak, psikolojik bileşen, kronik ağrının neden olduğu depresyon ve anksiyete bozukluğu gibi komorbiditeleri tartışmakta ve bunların bellek performansını nasıl etkilediğini araştırmaktadır. Üçüncüsü, sosyal bileşen, hastaların artan sağlık hizmeti maliyetleri ve yetersiz uyku gibi çeşitli bozukluklara bağlı olarak kronik ağrının olumsuz etkilerini deneyimlediklerini öne sürmektedir. Çalışma, kronik ağrısı olan hastaların bellek performansının biyolojik, psikolojik, sosyal bileşenlerden etkilendiği ve bu bileşenlerin birbirleriyle etkileşime girerek bellekte bozulmalara neden olduğu sonucuna varmaktadır.
  • Article
    Duygunun Tanıma Belleğini Artırımı Üzerine Bir Derleme: \rduygusal Uyaranların Neden Olduğu Tepki Yanlılığı ve Bağlam
    (2021) Kaynak, Hande; Aydın, Öykü
    Mevcut çalışmanın amacı, duygunun tanıma belleği üzerindeki etkisine yönelik yapılmış alanyazındaki araştırmaların\rderlenmesiyle konunun ana hatlarının sunulması ve duygu-bellek etkileşimi konusuyla ilişkili dikkat çeken noktaları \röne çıkararak, araştırma alanıyla ilgili gelecekteki çalışmalar için bazı hususları ele almaktır. Alanyazındaki çok sayıda \rçalışma, duygu içerikli uyaranların nötr eşdeğerlerine göre daha iyi hatırlandığını ortaya koymaktadır. Bu yaygın \rbulgudan yola çıkarak, mevcut çalışmada, konuyla ilgili alanyazındaki çalışmalar, duyguyu tanımlayan ve açıklamaya \rçalışan çeşitli yaklaşımlar, duygunun farklı yaklaşımlar çerçevesinde tanımlanan boyutlarının tanıma belleği üzerindeki \retkisine yönelik sonuçlar, duygunun bellek performansında neden olabileceği tepki yanlılıklarına dair bulgular da dâhil \redilerek derlenmiştir. Diğer yandan, bellek performansını etkileyen faktörün yalnızca duygu içerikli uyaranların \rboyutlarından kaynaklı olmadığını, duygusal uyaranların oluşturduğu bağlam içerisinde bellek performansının olumlu \ryönde etkilendiğini kanıtlayan ampirik araştırmalar aktarılmıştır. Ek olarak, duygusal belleğin laboratuvar ortamında \rnasıl çalışıldığı ele alınmıştır. Bu kapsamda duygu-bellek etkileşimini kontrollü laboratuvar ortamında çalışmak \ramacıyla geliştirilen veri tabanlarından ve özellikle Türkiye’de yürütülecek araştırmalar için geliştirilen ve kullanıma \raçılan veri tabanı norm çalışmalarından bahsedilmiştir. Özetlemek gerekirse, mevcut derleme kapsamında geçmiş \rçalışmalar incelendiğinde, duygu ve tanıma belleği etkileşimini araştırırken daha tutarlı sonuçlar elde edebilmek için,\rduygunun neden olduğu tepki yanlılığı, duygusal bağlam ve duygusal uyaran türü gibi faktörlerin gelecek çalışmalarda \rdikkate alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Citation - Scopus: 1
    Direct and Indirect Relationships Between Cognitive Flexibility and Covid-19 Related Psychological Distress: the Mediating Role of Maladaptive Cognitive Emotion Regulation Strategies
    (Klinik Psikiyatri dergisi, 2022) Sayinta, Senanur; Kocak, Hatice Nur; Kaynak, Hande
    Objective: The effects of the COVID-19 pandemic are remarkable on individuals' mental health. During the COVID-19 pandemic, there is an increase in mental health problems and psychological distress in uninfected healthy people. The present study aimed to examine the mediator role of maladaptive cognitive emotion regula-tion strategies in the relationship between cognitive fle-xibility and COVID-19 related psychological distress experienced during the current pandemic. Method: The sample consisted of 351 young adults (86% female and 14% male) who were not infected with COVID-19 aged between 18 to 25 years old. Participants completed the self-report questionnaires, including the Cognitive Flexibility Inventory, Cognitive Emotion Regulation Questionnaire, and COVID-19 Related Psychological Distress Scale. Mediation analysis estimated total, indi-rect, and direct effects between cognitive flexibility and COVID-19 related psychological distress. Results: The correlation analyses showed that cognitive flexibility -control dimension was negatively associated with both COVID-19 related psychological distress and maladaptive cognitive emotion regulation strategies. Also, maladap-tive cognitive emotion regulation strategies and COVID-19 related psychological distress was found to be posi-tively correlated. In the study sample, the results of the bootstrap mediation indicated that maladaptive cogni-tive emotion regulation strategies, including self-blame, acceptance, rumination, catastrophizing, and blaming others, fully mediated the relationship between cogni-tive flexibility -control and COVID-19 related psycholog-ical distress. Discussion: Our findings would help psy-chological interventions designed for COVID-19 unin-fected healthy people who have lower-level cognitive flexibility -control dimension by highlighting the promi-nence that the fewer people use maladaptive cognitive emotion regulation strategies, the less they feel COVID-19 related psychological distress.