Psikoloji Bölümü Yayın Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/417

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 15
  • Book Part
    Uyku İğcikleri ve Klinik Yansımaları
    (Türkiye Klinikler, 2021) Torun Yazıhan, Nakşidil
    Uyku çalışmalarında yapılan ölçümler iki temel düzeyde yürütülmektedir. Uykunun süre, yüzde, latans, uyanıklık, etkinlik gibi özelliklerini içeren makro düzey ve her bir döneme özgü kaydedilen beyin osilasyonlarına ilişkin sıklık, süre, latans, yoğunluk, güç gibi özelliklerini içeren mikro düzey. Bu alanda yapılan araştırmalar bize, uyku ile ilişkili farklı düzeylerdeki bu değişkenlerin beyin yapı ve işlevleri ile ilişkisi hakkında bilgi vermektedir. Uykuya ilişkin değişkenlerde gözlenen anormallikler ise, çeşitli psikopatolojilerin gelişim mekanizmaları hakkında bize yeni bilgiler sunmakta, bazı bozukluklar için biyolojik gösterge olarak düşünülüp incelenmekte, bunların tedavileri için yeni yaklaşımlar ortaya koymak amacıyla mercek altına yatırılmaktadır. Son yıllarda üzerinde durulan, uykunun mikrograf elemanlarından bir tanesi olan uyku iğcikleri bu bağlamda ümit vaat etmektedir. Bu yazıda, uyku iğciklerinin özellikleri ve işlevleri çeşitli boyutlarıyla anlatılarak hangi bozukluklarda değişikliğe uğradığı, hangilerinde biyolojik gösterge olarak önerildiği tartışılmaktadır. Makalede, ayrıca, uyku iğciği aktivitesinin otizm açılımı kapsamında bozukluk (OAKB), Alzheimer hastalığı, şizofreni, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve insomniadaki elektrofizyolojik değişimleri hakkında bilgi verilmektedir.
  • Book Part
    Siber Biliş ve Siber Psikolojide Bilişsel Araştırmalar
    (Nobel Yayın Dağıtım, 2021) Düzenli Öztürk, Seren; Torun, Nakşidil
  • Book Part
    Fifty Shades of Darth Vaders in Organizations: An Overview of Destructive Leadership
    (2021) Ok, A. Başak; Göncü Köse, Aslı; Toker Gültaş, Yonca
  • Book Part
    Are Teens at Risk? An Overview of Social Media Addiction among Adolescents
    (2021) Demircioğlu, Zeynep Işıl; Göncü Köse, Aslı
    Belongingness and interpersonal communication are among the most essential human needs. However, the ways individuals satisfy these needs change with the advances in technology. Especially with the increase of internet usage, social media platforms became the primary source that satisfies these needs of individuals. However, despite of its contribution to social communication, recent research also revealed the negative consequences of social media use, especially those of social media addiction. Social media addiction (SMA) is defined as possessing a high motivation or inner tendency to use social media to an extent that it leads to dysfunctional outcomes such as failure in work/academic performance, decline in psychological well-being, or breakdown in social relationships. As an initial step for prevention programs, identifying the antecedents and the protective factors for SMA is as important as revealing its consequences. In the present chapter, characteristics of SMA, along with antecedents and consequences of SMA among adolescents are summarized. Furthermore, future directions for SMA research, practical implications and intervention strategies indicated in the literature to prevent SMA among adolescents are presented.
  • Article
    Severity of Internet gaming disorder symptoms might be related with the body mass index
    (2018) Evren, Cüneyt; Evren, Bilge; Dalbudak, Ercan; Topcu, Merve; Kutlu, Nilay
  • Article
    Kişilerarası ilişkilerde bağışlama üzerine bir gözden geçirme
    (2014) Çoklar, Işıl; Dönmez, Ali
    Bağışlama çoğu insanın hakkında birtakım güçlü örtük görüşlere sahip olduğu bir konu olsa da, akademik bir konu olarak çekiciliği uzun yıllar teoloji ve felsefe alanıyla sınırlı kalmıştır. Ancak gerek kendini bağışlama gerekse diğerini bağışlama konusu son yıllarda sosyal psikologlar ve klinik psikologlar tarafından ilgi görmeye başlamıştır. Alan yazında tanımına ilişkin bir görüş birliği oluşmamış olsa da, araştırmacılar bağışlamanın, kişilerin başkalarından kaynaklanan bir zarar deneyimledikten sonra öfke ve öç alma tepkilerinden vazgeçmelerini içeren bir süreç olduğu konusunda uzlaşmaktadırlar. Bu yazının amacı kişiler arası ilişkiler açısından bağışlamanın farklı tanımları, bağışlamaya ilişkin geliştirilmiş modeller, bağışlamanın nedenleri ve ülkemizde gerçekleştirilmiş olan görgül çalışmalar hakkında bilgi vermektir.
  • Article
    Kronik hastalıklarda duygu düzenleme: Kalp ve damar sistemi hastalıkları, kanser, migren, fibromiyalji ve sedef hastalığı üzerine bir derleme
    (Association for Clinical Psychology Research, 2023) Tuna, Ezgi
    Duygu düzenleme; duyguların oluşumunu, çeşidini, yoğunluğunu, zaman akışındaki yerini ve ifadesini belirlediğimiz bilinçli ve bilinçdışı süreçleri içermektedir. Yapılan çalışmalar, duygu düzenlemenin ruh sağlığı üzerindeki kritik etkisinin yanı sıra, fiziksel sağlık üzerinde de önemli etkilerinin olduğuna işaret etmektedir. Özellikle kronik hastalığı olan bireylerde duyguların nasıl düzenlendiği öz-bakım, tedaviye uyum ve stres kaynaklarıyla baş etme gibi pek çok süreci etkileyerek hem fiziksel hem de psikolojik iyilik hali için belirleyici olmaktadır. Bunun yanında duygu düzenlemeyle ilgili sorunların bazı kronik hastalıkların etiyolojisinde ve seyrinde rol oynadığına dair kanıtlar mevcuttur. Bu derleme makalesinin amacı, kronik hastalıklarda duygu ve duygu düzenlemeye dair bilimsel çalışma bulgularını özetlemek ve mevcut çalışmalardaki eksiklere değinerek gelecek çalışmalar için öneriler sunmaktır. Bu amaçla, duygular ve sağlık ilişkisine dair mekanizmaların kısaca özetlenmesinin ardından; sırasıyla, kalp ve damar sistemi (KDS) hastalıkları, kanser, migren, fibromiyalji ve sedef hastalığında duygu düzenlemeyle ilgili bulgulara değinilmiştir. Özetle, KDS hastalıklarının etiyolojisinde duygu ve duygu düzenlemenin rolüne dair kanıtların güçlü olduğu görülmekteyken, kanser için etiyolojiye dair bulguların çelişkili olduğu söylenebilir. Migren, sedef hastalığı ve fibromiyalji için ise çalışma bulguları ilişkisel niteliktedir. Genel olarak çalışmalar kronik hastalığı olanlarda olmayanlara göre duygu düzenleme sürecinde aksaklıklar olduğunu göstermektedir. Hastalar arasında işlevsel duygu düzenleme stratejilerinin daha az kullanımı; psikopatoloji belirtileri, bedensel belirtiler ve düşük yaşam kalitesi gibi olumsuz sonuçlarla ilişkilendirilmiştir. Duygu düzenleme süreçlerinin kronik hastalıklardaki rolünün anlaşılması, önleyici çalışmaların planlanması ve kronik hastalığı olan bireylerin yaşam kalitesini arttıracak müdahalelerin geliştirilmesinde rehberlik etmesi açısından önemlidir. Makale, alanyazının genel bir değerlendirmesi ve öneriler ile sona ermektedir.
  • Article
    Attention mediates the effect of emotional arousal on learning outcomes in multimedia learning: an eye-tracking study
    (2023) Genç Aksaray, Sevgi; Özçelik, Erol
    Recent findings from psychological studies have shown that emotional arousal improves human memory. However, more evidence is necessary if these results are generalisable to multimedia learning environments. Considering these needs, the study has the goal to examine the effect of emotional arousal on multimedia learning. Fifty-seven participants were presented with instructional materials with either high- or low-arousing words and pictures in an experimental study. The eye movements of participants were recorded while they studied the instructional materials to examine the online processes during learning. The results suggest that emotional arousal enhanced recall and transfer scores. The eye-tracking results demonstrate that emotional arousal attracted attention. The results of the mediation analysis suggest that fixation time on emotional pictures as an indicator of attention mediated the relationship between emotional arousal and learning outcomes. The findings show the importance of the guidance of attention by emotional multimedia elements for learning.
  • Article
    A Critical Review of the Joker Movie in the Context of Mahler's Separation-İndividuatin theory and PTSD
    (2021) Güven, Ayşenur; Işık, Selin; Oya, Sera; Yaşar, Nuray; Topcu Bulut, Merve
    Bu çalışmada Mahler’in ayrılma-bireyleşme kuramı çerçevesinde Joker filmindeki Arthur Fleck karakterinin gelişim evreleri hakkında çıkarımlar yapılması, ilk 36 aylık deneyimlerinin Arthur’un duygu, düşünce ve kişilik gelişimindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Mahler’in kuramına göre bireyin ilk altı ayı normal otistik ve normal ortakyaşamsal olmak üzere, birbirinin devamı ve tamamlayıcısı niteliğindeki iki kritik evreden oluşmaktadır. Devamında ise farklılaşma, alıştırma, yeniden yakınlaşma ve bireyliğin pekişmesi ve coşkusal nesne sürekliliğinin başlangıcı olmak üzere dört farklı altevreden oluşan ayrılma-bireyleşme süreci gelmektedir. Kişilik oluşumu sürecinde bu altevreler büyük önem taşımaktadır. Arthur’un narsistik ve madde kötüye kullanım tanısı almış olan annesi ile ilişkisi, baba kavramının eksikliği, çevresiyle olan etkileşimi ve toplum içinde görünür olma arzusu üzerinde durulmuştur. Çocukluk çağında istismar ve ihmale uğrayan, yetişkinlik çağında ise sistematik olarak psikolojik şiddete maruz kalmaya devam eden Arthur'un örseleyici yaşam öyküsü kimlik oluşumunu, sosyal uyumunu, kişilik gelişimini olumsuz etkilemiş ve örselenme sonrası gerginlik bozukluğu (ÖSGB) belirtilerinin oluşmasına yol açmıştır. Bahsedilen bilgiler ışığında Arthur Fleck karakteri, DSM-5 örselenme sonrası gerginlik bozukluğu tanı kriterlerinden faydalanılarak Mahler’in ayrılma-bireyleşme kuramı çerçevesinde incelenmiştir.