WoS İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/8653

Browse

Search Results

Now showing 1 - 5 of 5
  • Article
    Travma Sonrası Stres Bozukluğu Hastalarında Üstbilişlere İlişkin İnançlar
    (Klinik Psikiyatri dergisi, 2019) Yazihan, Nakidil; Yelboga, Zekeriya
    Amaç: Üstbiliş (metacognition) kavramı, bilişleri kontroleden, düzenleyen ve değerlendiren üst düzey bilişselyapı, bilgi ve süreçler olarak tanımlanabilir. Çalışmanınamacı Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)hastalarında hangi üstbiliş süreçlerinin kullanıldığını,üstbilişlerin çeşitli semptomlarla nasıl bir ilişki içindeolduğunu araştırmaktır. Yöntem: Örneklem, 52 TSSBhastası (yaş ortalaması=31,67±6,54) ve 54 sağlıklı (yaşortalaması=29,00±6,61) katılımcıdan oluşmuştur.Üstbiliş süreçlerini değerlendirmek amacıyla Üstbiliş-30ölçeği; semptom taraması yapmak amacıyla RuhsalBelirti Tarama Listesi uygulanmıştır. Bulgular: Elde edilenveriler MANCOVA kullanılarak analiz edilmiştir. Analizsonuçlarına göre üzüntü ve zihinsel ruminasyonlarıntehlikeli, kontrolünün güç ve olumsuz olduğuna ilişkininançları içeren “kontrol edilemezlik ve tehlike”; bazıdüşüncelerin kontrol edilmesi ve bastırılması gerektiğineilişkin inançları içeren “düşünceleri kontrol”; kişininbellek ve dikkat mekanizmalarına olan güvensizliğineilişkin inançları içeren “bilişsel güven” alt boyutlarındaTSSB grubu anlamlı olarak daha yüksek puan almıştır.Buna karşın üzüntü ve ruminasyonun işlevsel olduğunadair maddelerin yer aldığı “olumlu inanç” boyutlarındaise TSSB grubu daha düşük puan almıştır. Sonuç: Travmahastaları üzüntü ve ruminasyonun kendileri için olumsuzsonuçları olduğunu düşünmekte, bazı düşüncelerinintehlikeli olduğu için baskılanması ve kontrol edilmesigerektiğine inanmaktadırlar. Hastalarda başta obsesif,depresif ve psikotik belirtiler olmak üzere tüm semptomlardaki artış patolojik tarzda üstbiliş faaliyetlerininartması şeklinde yansımıştır. Travma hastalarında obsesifdüşünceler, öfke-düşmanlık, kişiler arası duyarlılık belirtileri daha büyük oranda hastaların düşüncelerinin tehlikeli olduğu ve kontrol edilmesi gerektiğine ilişkinüstbilişlerle ilişkili gözükmektedir.
  • Article
    Citation - WoS: 3
    Citation - Scopus: 4
    Demans Hastalarında Ajitasyonun Bakım Veren Yüküne Etkisi
    (Gunes Kitabevi Ltd Sti, 2014) Altunöz, Umut; Baştu, Gülbahar; Ozel Kızıl, Erguvan Tugba; Altıntaş, H Özge; Çelik, Nazlı Durmaz; Ozel, Erguvan Tugba; Ozel-Kizil, Erguvan Tugba; Bastug, Gulbahar; Bafituğ, Gülbahar; Altintafi, H. Özge; Durmaz, Nazl
    Giriş: Bu çalışmanın amacı demans hastalarına bakım veren yakınlarında ajitasyonun öznelbakım veren yüküne etkisinin depresif belirtiler, bilişsel işlevler, demans süresi, bakım verenin yaşı, eğitimi, cinsiyeti gibi diğer etmenlerle birlikte araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya toplam 49 demans hastası (Ort. yaş: 76.5; Ss: 5.6) ve 49 bakım vereni katılmıştır. Verilerin toplanmasında, hastalara Standardize Mini Mental Test ve CornellDemansta Depresyon Ölçeği, bakım verenlere ise Cohen-Mansfield Ajitasyon Envanteri, Bilişsel Kayıp için Bilgilendiriciye Uygulanan Anket ve Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Bakım verenin cinsiyeti ve yakınlık türü ile Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadığı gibi Standardize Mini Mental Test ve Cornell Demansta Depresyon Ölçeği puanları, bakım verenin eğitim süresi, hastanın yaşı, eğitim süresi vehastalık süresi ile de anlamlı korelasyon bulunmamıştır. Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği ile Cohen-Mansfield Ajitasyon Envanteri puanı, bakım veren yaşı ve Bilişsel Kayıp için Bilgilendiriciye UygulananAnket puanı arasında anlamlı korelasyon saptanmıştır. Lineer regresyon analizinde ise bakıcı yükünün yalnızca ajitasyon puanı ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Sonuç: Bu çalışmada elde edilen sonuçlar demans hastalarında Cohen-Mansfield AjitasyonEnvanteri ile değerlendirilen ajitasyon sıklığının öznel bakım veren yükünü belirleyen temel faktörolduğuna işaret etmektedir. Bakım verme işinin kolaylaştırılması için psikofarmakolojik tedavilerinyanı sıra bakım verenlere yönelik psikososyal girişimler de etkili olmaktadır. Ülkemizde ajitasyonayönelik müdahaleler içeren evde ve gündüz bakım hizmetlerinin, bakım verenlere yönelik psikososyal destek ve bilgilendirme programlarının yaygınlaştırılması gereklidir.
  • Article
    Citation - WoS: 2
    The Mediator Role of Positive and Negative Affect in the Relationship Between Sleep Quality, Depressive Symptoms and Anxiety in Young Adults
    (Galenos Publ House, 2022) Yazihan, Naksidil; Tuna, Ezgi; Fidantek, Hulya
    Objective: It is known that individuals with poor sleep quality show significantly more depression and anxiety symptoms. It is important to investigate possible factors that may make individuals more vulnerable to develop depression and anxiety. For this purpose, the possible mediator roles of positive affect (PA) and negative affect (NA) in the relationship between sleep quality and depression- anxiety symptoms in young adults were tested by using multiple mediation analysis. Materials and Methods: The sample of the study consisted of 387 volunteer participants aged between 18 and 35 years (mean=22.83, standard deviation=3.20). Data consisting of Pittsburgh sleep quality index, positive and negative emotion scale, and brief symptom inventory were collected through an online computer-assisted protocol. Results: Significant positive correlations were found between low sleep quality scores and both depressive and anxiety symptoms. According to the two mediator variable models, low sleep quality influenced depressive symptoms indirectly through PA and NA, and anxiety through only NA. Alternative models of the results showed that depressive symptoms influenced sleep quality partially through PA and NA, while anxiety mediated this relationship only through PA. Conclusion: Alternative models tested to understand the direction of the relationship between depressive-anxiety symptoms and sleep quality. Although the results were significant, the explained variance was found to be less explanatory than the first and second models. The results of the study supported the idea that sleep quality, PA and NA should be targeted while developing prevention and intervention programs for depression and anxiety.
  • Article
    Investigation of Factors Affecting Noise Robustness in Voice Activity Detectors
    (Gazi Univ, Fac Engineering Architecture, 2023) Ozaydin, Selma
    In this manuscript, some voice activity detectors (VADs) in the literature were examined in terms of factors affecting their robustness under different acoustic noise conditions and in this context, the changes in detection accuracy rates according to changing noise conditions were tested. In this scope, the effect of situations such as whether the threshold value used in the decision phase in VAD methods is fixed or adaptive, the analysis window is short or long, the use of more than one feature vector together has been evaluated and analyzed comparatively. While three of the four different VAD detectors examined in this manuscript use feature vectors within the short-term analysis window while generating the decision result, one decides according to the measurement result of long-term spectral vectors. The VAD detectors in the article have been tested using the NOIZEUS noisy speech database. Thus, the performance of the analyzed VADs has been evaluated under different acoustic conditions using an extensive database that has already taken place in the literature. During the testing of the analyzed VADs, different input noise speech signals with environmental background noises between [15-0dB] such as restaurant, car, street, or station were tested. Tests were carried out using objective test measurement methods and the detection accuracy rate of each VAD method was measured. The results showed that each method gave different endurance performance in adverse environmental conditions.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Sürpriz Bir Eski/Yeni Tanıma Belleği Görevinde Yaşlı Yetişkinlerde Olumlu Kelimeler İçin Tepki Yanlılığı Değişimi: Bir Tesadüfi Kodlama Çalışması
    (Gunes Kitabevi Ltd Sti, 2017) Kaynak, Hande; Gökçay, Didem
    Giriş: Yaşlı bireylerin özellikle olumlu kelimeleri bellekte daha iyi tuttukları bilinmesine rağmen, duygunun iki boyutunun (olumluluk ve heyecan düzeyleri) tesadüfi kodlama yapılan tanıma belleği performansı üzerindeki etkisi hâlâ netlik kazanmamıştır. Araştırmanın amacı, tesadüfi kodlanan ve olumluluk (olumlu, olumsuz ve nötr) ve heyecan düzeyleri (yüksek ve düşük) değişimlenen kelimelerin tanıma belleği puanları (bellek doğruluğu ve tepki yanlılığı) üzerindeki etkisini, sürpriz bir eski/yeni tanıma belleği göreviyle incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, 60 genç ve 53 yaşlı olmak üzere 113 gönüllü katılmıştır. İlk olarak, duygusal kelimeler bilgisayarda tek tek sunulmuş, tesadüfi kodlama yapması istenen katılımcılardan kelimelerin kaç sesli harften oluştuğunu belirtmesi istenmiştir. 30 dakikadan sonra, test aşamasına geçilmiş, çalışma aşamasına atıfta bulunarak daha önce gördükleri kelimeleri tanımaları yönünde yönerge sunulmuş, sürpriz bir eski/yeni tanıma göreviyle bellek performansı kaydedilmiştir. Bulgular: 2×3×2 son faktörde tekrar ölçümlü deney deseni kullanılmıştır. Bağımlı değişken, tanıma belleği puanları olup, Sinyal Belirleme Kuramı temel alınarak bellek doğruluğu ve tepki yanlılığı hesaplanmıştır. Varyans analizlerine göre, yaşlıların kelimelerin olumluluk düzeyi açısından bellek doğruluğu puanları değişmemekle birlikte, özellikle olumlu kelimelere karşı istatistiksel olarak anlamlı bir tepki yanlılığı gösterdikleri bulunmuştur. Sonuç: Yaşlılar olumsuz kelimelere nazaran olumlu kelimelere daha çok önem vermektedir. Kelimelerin çaba harcamadan, tesadüfi kodlandığı koşulda, yaşla birlikte ortaya çıkan bu farklılık, yaşlıların iyi olma hallerini korumak adına duygularını düzenlediklerini öne sürmektedir. Çalışmamız bellek performansı ölçümlerinde, yaşla ilişkili etkenlerin belirlenmesinin önemine dikkat çekmektedir