Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Yayın Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/249
Browse
14 results
Search Results
Book Part South Caucasus and Covid-19: Vulnerabilities, Setbacks, Responses(Taylor and Francis, 2023) Ekinci, F.D.This chapter discusses the impact and implications of the COVID-19 pandemic in the South Caucasus. In the framework of the main argument that multiple regional vulnerabilities and setbacks in healthcare systems and economic capacity inherited from the Soviet era shaped the response capacity of the regional actors with the outbreak of the pandemic, it first provides an account of the pre-pandemic background conditions in these spheres in Armenia, Azerbaijan, and Georgia, going back to the Soviet period. It then explores the post-1991 and pandemic period conditions in respect of the same actors in the same spheres, maintaining that the pandemic exacerbated the earlier vulnerabilities and led to limited responses. The final analysis affirms the findings and offers some recommendations for the future. © 2024 selection and editorial matter, Erman Akilli, Burak Güneş and Ahmet Gökbel.Article SOVYET SONRASI UKRAYNA’DA DEVLET, TOPLUM VE SİYASET: DEĞİŞEN DİNAMİKLER, DÖNÜŞEN KİMLİKLER(2020) Ekinci, F. DidemArticle The tension between secularism and democracy in Turkey: Early origins, current legacy(2022) Aydın, ErtanThe author presents an in-depth examination of Turkey's development. This essay briefly covers the history of secularism in Turkey, the secular revolution of the early 1920s and today's multi-party system. The Turkish model has both strengths and weaknesses: while the system succeeds in setting limits on authoritarian regimes, it has failed to implement a full liberal democracy.Article Ruanda’da Soykırım Siyaseti, Uzlaşma ve Uzlaşma Yaklaşımları(2022) Öztürk, Ebru ÇobanRuanda’da halkın kitlesel katılımıyla acımasız soykırım eylemleri gerçekleşmiştir. Ülkede şiddet döngüsel olarak devam ettiğinden şiddetin tekrar yaşanmaması için çatışma çözümü ve uzlaşma süreçleri gereklidir. Ancak ülkede yürütüldüğü iddia edilen uzlaşma süreci yerini soykırım siyasetine bırakmıştır. Hükümet uluslararası toplumun da desteğiyle iktisadi ve siyasi reformlar yapmış, çatışma çözümü ve uzlaşma yaklaşımlarını da uygulamaya başlamıştır. Fakat uygulanan politikalar, uzlaşmadan uzak, otoriteryen ve soykırımı kendi meşruiyeti için araçsallaştıran bir şekle bürünmüştür. Soykırım hem diğer mağdur grupların dışlanması hem de Tutsi hükümetinin devamlılığını ve baskıcı politikalarını meşrulaştırmak için kullanılmaya başlanmıştır. Devlet tekelinde ve katılımın zorunlu olduğu soykırım anma törenleri, sadece Tutsilerin mağdur kabul edildiği seçilmiş mağduriyet temelli bir resmi tarih yazılması, etnik kimliklerin kullanımının yasaklanması, zorunlu eğitim kampları, hafif sayılabilecek suçları dahi soykırım sayan ve adaleti sağlayamayan yerel mahkemelerin varlığı uzlaşma yerine soykırım siyaseti yürütüldüğünü göstermektedir. Hükümet medyayı, siyaseti ve yerel idari birimleri kontrol altına alarak, ülkedeki yaygın idari gözetim mekanizmasının yardımıyla kendi iktidarını meşrulaştırma aracı olarak soykırımı kullanır hale gelmiş, uzlaşma politikaları hakiki anlamda uzlaşmayı engeller bir şekle bürünmüştür. Çalışmada, Ruanda’da soykırım siyasetinin nasıl yürütüldüğü, bu siyasetin toplumsal uzlaşmadaki ve şiddet döngüsünü engellemedeki olumsuz rolü aktarılacaktır.Article Sectarian Identity and Reconciliation in Post-Conflict Syria: Survey Research among Syrian Migrants(2022) Çoban Öztürk, EbruThe conflict in Syrian sectarianized promptly. To have a factual base for intensifying sectarianism, a survey research was conducted with Syrian migrants. Key insights were utilized in the evaluation of research findings in terms of persistence of sectarianism, sectarian identity, sectarian leadership, and reconciliation in the post-conflict Syria. However, an emphasis on sectarianism in the functioning of state or in the society denies the essence of resolution and reconciliation. In the future of Syria, the effective peace settlements and reconciliation will need to diminish the divisive role of sectarianism to prevent a cycle of violence. Constructivist approach may offer insights.Book 1908 Devrimi(İletişim Yayınları, 2023) Kansu, AykutBu kitapta 1908 Devrimi'ne giden yolun hikâyesi anlatılıyor. Türk tarih yazımında kabullenilmiş "2. Meşrutiyet" tanımı, 1908'de yaşanan siyasal dönüşümün çapını yansıtmaktan uzaktır. Zira 1908'de "meşrutiyet" çerçevesini aşan bir siyasal rejim değişikliği olmuştur. Hükümet artık yalnızca halk tarafından seçilmiş bir meclise karşı sorumlu hale gelmiştir. Mutlakiyetçi monarşi ve ona hizmet eden bürokrasi ilk kez siyasal süreçten dışlanmaya başlamıştır. Aykut Kansu, bu yönleriyle 1908'in Türkiye tarihinde 1923'ten daha önemli, "gerçek" dönüm noktası olduğunu ileri sürüyor. Bunu derken, resmî tarihçiliğin -hem de yerleşik muhalif tarihçiliğin- bu dönüm noktasına küçümseyici bakışının radikal bir eleştirisini de yapıyor. Kitabın esas konusu, 1908 Devrimi'ni hazırlayan süreç. Bu sürecin geniş coğrafyaya ve farklı toplumsal kesimlere yayılan ciddi bir toplumsal muhalefet akımına tanıklık ettiğini görüyoruz. 1908'i doğuran bu muhalefet dalgasının çok zengin malzemeye dayanan tasviri, tarihin en bilge öğretmen ve en eğlenceli roman olduğunu bir kere daha kanıtlıyor. 1908 Devrimi, Aykut Kansu'nun yakın dönem tarihimizi "deşen" çalışmalarının ilk halkasını oluşturuyor.Article Karanlık Zamanlarda Arendt Okumak: Avrupa Birliği, Göç Sorunu ve Geri İtmeler(2022) Atac, C.akca; Baştan, Şebnem AçelyaHannah Arendt, siyasal alanda sıkışmış ve kendini çağının acı veren hakikatlerini anlamaya adamış bireye yıllar ötesinden seslenmeye devam ediyor. Arendt’in tanımladığı karanlık zamanların tarihte sanıldığı kadar ender ve olağanüstü anlar olmadığını bilmek ve kamusal alan karardığında bunu fark etmek, insanlığın bütüncül ve iyi bir hayat yaşamasının ön koşuludur. Arap Ayaklanmalarından beri süregiden ve küresel bir boyut kazanan göç ve sığınmacı krizi, böyle anlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada özellikle son 10 yılda katlanarak büyüyen Suriye kaynaklı göç krizinin, Arendt’in karanlık zamanlar ve devletsizleşme kavramları üzerinden açıklanması amaçlanmaktadır. Bunu yaparken devletsizleşmenin insan kapasitesi üzerinde yarattığı olumsuz ve yoksun bırakıcı etkinin nasıl Arendt’in karanlık zamanlar tanımının kapsamına girdiği tartışılacaktır. Ayrıca Avrupa Birliği’nin (AB) göç politikası uygulamalarında, başta geri itmeler olmak üzere, kendi değer ve normlarına ters düşen tutumları Arendtçi siyaset felsefesi açısından incelenirken üzerindeki Arendt etkisi bilinen ve göç meselesi hakkında da yazmış olan sosyolog ve filozof Zygmunt Bauman’ın görüşleri de bu çerçevede ele alınacaktır.Article Çatışma Çözümleri ve Uzlaşma Süreçlerinde Kimlik: Suriye’de Mezhepsel Kimlikler ve Çatışma Sonrası Suriye(2022) Çoban Öztürk, EbruSuriye çatışma çalışmaları literatüründe yer bulan önemli örneklerden birisidir. Suriye’deki olayların çok sayıda sebebi mevcut olsa da mezhepsel kimlikler, bu kimliklerle bağlantılı gelişen materyal kazanımlar ve bunun etrafında şekillenen bir çatışma döngüsü göze çarpmaktadır. Suriye’deki şiddet sona erdiğinde ya da farklı bir biçime dönüştüğünde çatışma öncesi ve sırasında olduğu gibi çatışma sonrası süreçlerde de kimlik vurgusu ve mezhepsel kimlikler, siyasi ve toplumsal hayatta yer bulmaya devam edecektir. Bu nedenle çatışma sonrası çözüm ve uzlaşma gibi süreçlerinin gerçekleştirilmesi ve bu süreçlerde kimliklerin ve kimlik dönüşümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Ülkede kimliklerin araçsallaştırılarak çatışma unsuru haline getirilmesinin önüne geçilmesi önem arz etmektedir. Bu süreçler ülkede hakiki anlamda barışın gelmesi ve şiddetin tekrarlanmaması için gereklidir. Çatışma çözümleri ve uzlaşma literatüründe somut çözümlerle beraber kimlik dönüşümlerinin gerçekleştirilmesi en çok bahsedilen konulardan birisidir. Bu süreçler uygun şekillerde gerçekleştirilmezlerse şiddetin belli dönemlerde tekrar eden döngüsel bir niteliğe bürünmesi sık rastlanan bir durumdur. Çalışmada Suriye’deki mezhepsel kimlikler, çatışma sonrası beklenen çözüm ve uzlaşma süreçlerinde kimliğin yeri ve kimlik dönüşümleri ile olası toplumsal uzlaşma yaklaşımlarından bahsedilecektir.Book Part Friendship, Leadership and Hegemonic Masculinity: an Interpersonal Relationship Between Turkey and Russia(Palgrave Macmillan, 2022) Ataç, C.A.Since the Russian intervention in the Syrian crisis and Turkey’s subsequent downing of a Russian jet within the Syrian border in 2015, Russia has become a decisive actor influencing the course of Turkish foreign policy in a way reminding of the troublesome times of the eighteenth-century Ottoman Empire. The increasing influence of Moscow in the decision-making priorities of Ankara has resulted in Turkey’s purchase of S-400, the Russian missile system, which is incompatible with and rival to the NATO infrastructure. President Erdoğan, together with his regional and global counterparts, seeks leadership through friendship in his foreign-policy vision under the AKP rule and emphasizes his interpersonal relations with the world leaders while resolving the conflicts that Turkey involves in. In that respect, the Turkish-Russian relations revolve around the bilateral meetings between Erdoğan and Putin and the S-400 crisis seems to be handling on the friendship level. Against this background, however, one could argue that the recent Turkish-Russian relations unfold along a domination-subordination axis, which is linked to the larger debate on the hegemonic masculinity rather than friendship. This chapter seeks to assess the Turkish-Russian relations with a particular emphasis on the S-400 crisis, from the perspectives of friendship, leadership and hegemonic masculinity. © The Author(s), under exclusive license to Springer Nature Switzerland AG 2022.Article Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 3A Feminist Reading of Turkish Foreign Policy and the S-400 Crisis(Sage Publications inc, 2021) Akca Atac, C.Hypermasculine hegemonic masculinities have become the norm to dominate the foreign policies all around the world. As the populist foreign-policy visions, the byproducts of androcentric norm-creation, undermine the established rules for peace, diplomacy and co-existence in the international system, other experiences have faded away from the narratives that have defined and contributed to foreign policies. The accelerating urgency of the national security agendas of the hypermasculine states seek to cancel feminist definitions, practices and theories for the sake of physical force and state control. Nevertheless, more than any other period in history, it is these conflicting times that necessitate Cynthia Enloe's 'curious feminist' questions the most. Turkish foreign policy of the last decade has become a quintessential example of hypermasculine hegemonic masculinity, especially within the context of the S-400 crisis with the US, NATO and Russia; its feminist critics are distressingly rare. This paper aims to offer an alternative reading of Turkey's S-400 saga from a feminist perspective to contribute a Turkish case to feminist International Relations. First a definition of feminist International Relations will be provided. Then, the hypermasculine character of the Turkish hegemonic masculinity and its reflection on the current Turkish foreign policy will be analyzed. Lastly, the S-400 crisis of Turkey's decision to buy Russian defense missiles as a NATO member will be examined.
