Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Yayın Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/249

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 25
  • Article
    Uluslararası İlişkilerde Güç Ve Adalet
    (2008) Gözen, Ramazan
    Bu çalışma, bir olgu ve disiplin olarak Uluslararası İlişkiler’de ‘güç’ ve ‘adalet’in yerini ve önemini incelemektedir. Uluslararası ilişkiler tarihinin hem pratikte hem düşüncede bu iki kavramın hakimiyet mücadelesi şeklinde okunabileceği iddiasına dayanan çalışma, dört temel uluslararası ilişkiler teorisinin (Realizm, İngiliz Okulu, İdealizm ve Kozmopolitanizm) güç ve adalet hakkındaki görüşlerini değerlendirmektedir. Realizm, uluslararası ilişkilerin ‘güç mücadelesi’ olduğunu, adalet ve ilgili kavramlar ahlak, moralite, etik ve hukukun devletin çıkar ve güç mücadelesine katkısı olmadığı müddetçe öneminin olmadığını savunur. İngiliz Okulu, ‘anarşik bir uluslararası toplumun’ istikrar ve düzen içinde yaşamasını sağlayan ortak uluslararası hukuk kuralları olduğunu, böylece güç mücadelesinin kontrol altına alınabildiğini ve pozitif hukukun uygulanması bağlamında adaletin geçerli olduğunu iddia eder. İdealizm, güç mücadelesini frenleyebilmek için ‘uluslararası örgütlerin’ rolünü ve önemin ön plana çıkarır. Kozmopolitanizm ise, devletler ötesi bir perspektif sunarak ‘evrensel insanlık toplumunu/ailesini’ adaletin konusu yapar. Çalışmanın son bölümünde, küreselleşme döneminde güç ve adalet bağlamında çok önemli olan iki konu değerlendirilmektedir: ‘evrensel insan hakları rejimi’ ve ‘küresel ekonomik ve sosyal eşitsizlik ve adaletsizlikler’. Küreselleşme olgusu sonucu gelişen evrensel insan hakları rejimi, ‘güç mücadelesinin’ konusu olan devletler ile ‘adalet mücadelesinin’ konusu olan insan haklarını karşı karşıya getirmiştir. Bu karşılamada, birçok uygulama sorunlarına rağmen özelikle belirli ülkelerde (Türkiye gibi) ve bölgelerde (Ortadoğu ve Doğu Avrupa gibi) evrensel insan hakları rejimi (adalet) devletleri (gücü) baskı altına almıştır. Diğer yandan, küreselleşme sürecinin bir başka sonucu olan ekonomik ve sosyal sorunların ortaya çıkardığı adaletsizliklerin giderilmesi için “yeniden dağıtımcı adalet” teorisinin dikkate alınmasının gerekliliği ve bu çerçevede insanın üretim ve katılım gücünü artıracak yönde devletin yeniden düzenlemesi gerektiği ileri sürülmektedir.
  • Article
    Türkiye’de Siyasal Yolsuzluk: Açmazlarımız Hakkında Bazı Notlar
    (2015) Demirel, Tanel
    Siyasal yolsuzluk Türkiye’nin önemli sorunlarından. Bu kısa notta meseleyi ayrıntılı bir biçimde ele almak yerine üzerinde daha fazla düşünmemiz gereken bazı noktaların altını çizmek isterim.1 Öncelikle yolsuzluk sorunu sadece bize özgü değil. Yerleşik demokrasilerde de siyasal yolsuzluklar gündemi işgal etmeye devam ediyor. Örneğin İtalya, Türkiye’den daha fazla yolsuzluk yapılan bir ülke olarak algılanıyor. Tanımlanması kısmen daha kolay olan basit bürokratik, idari ya da yargısal yolsuzluktan farklı olarak neyin “siyasal” yolsuzluk oluşturduğu konusunda da bir uzlaşma söz konusu değil. Demokratik rejimlerin olmazsa olmazı siyasetçilerin takdir yetkilerine sahip olmaları
  • Article
    The Self-Revelatory Tendencies of The Pardoner in the Canterbury Tales
    (2012) Çakçak, Nazan
    The Pardoner is the last of the pilgrims to be described in the General Prologue. Although Chaucer asks for forgiveness for not placing the pilgrims in their proper degree, this has some humiliating connotations to the minds of the readers. Putting the Pardoner last in the General Prologue, Chaucer suggests that he is like an unpleasant thought coming into existence slowly in the minds referring to his being narrated as one of the most wicked characters of all.1 There might also be literary and artistic reasons for mentioning the Pardoner at the end of the character list. It is clear that Chaucer has been particularly interested in him in the Pardoner’s Prologue and Epilogue and he reveals more about him than about any other pilgrims except the Wife of Bath.
  • Article
    Ortadoğu Siyasi Tarihinin Etik Boyutu
    (2008) Gözen, Ramazan
    Uluslararası İlişkiler disiplininde yer alan Realist okula göre, uluslararası politika özü itibarıyla güç ve hâkimiyet mücadelesidir. Devletlerin amaçlarına ulaşmak üzere izledikleri politikalarda ve yaptıkları uygulamalarda bir mahsur yoktur, çünkü "hedefe giden her yol mubahtır, meşrudur." Diğer bir deyişle, uluslararası politikada etik, ahlak, hukuk, norm ve benzeri değerlerin önemi yoktur. Devletler, gerektiğinde, şartlar ve zaman müsait olduğunda her türlü kirli, ahlak dışı, entrikalı ve adaletsiz yolları kullanabilirler.
  • Article
    National Identity and the Role of Diaspora: A Constructivist Approach to TurkishArmenian Relations
    (2015) Çoban Öztürk, Ebru
    Armenia and Turkey are the two countries which couldn’t develop a stable and peaceful foreign policy and bilateral relations by sticking in their pasts. Any commercial, political and diplomatic initiatives would be substantial and sufficient for many countries, but not for these two. Bilateral relations are carried on statically and stay on the plane of 1915 events without any improvement. Both of the countries have different approaches and claims regarding the events of 1915, thus reconciliation seems unlikely. They have both built their national identities on the sad events of their past and carry on their foreign policies accordingly. Diaspora has been involved in this identity building process at the Armenian side. The constructivist theory explains the extent of established identities’ influence on foreign policy actors. The existing national identities already built are in a position obstructing bilateral relations and leading to an exclusionary approach in the foreign policies of Turkey and Armenia. It may be important for both sides to build new identities toward each other to establish a peaceful and long-term communication in addition to concrete initiatives and steps in terms of political, commercial, and diplomatic affairs.
  • Article
    Liderlik Kültürü Ve İnsan Doğası Üzerine: Yusuf Has Hacib Ve Nıccolo Machiavelli Üzerinden Adnan Menderesi Okumak
    (2017) Irmalı, Recep Samet; Sağır, Gülçin
    Yusuf Has Hacib ve Nıccolo Machiavelli dünya siyasetinde yer almış olan iki önemli düşünürdür. Bu düşünürler siyasetname-hükümdar aynası-manifesto mahiyetindeki “Kutadgu Bilig” ve “Prens” adlı eserlerinde, yöneten-yönetilen ilişkisi üzerinden ideal bir devlet düzeni fikri oluşturmaya çalışmaktadırlar. Buradan hareketle bu çalışmanın ana argümanı her siyasal doktrinin temellerini muhtemel bir insan doğası fikri üzerine inşa ettiğini; Menderes ve Demokrat Parti üzerinden değerlendirmektir. Yusuf Has Hacib ve Nıccolo Machiavelli’nin teorik miraslarından olan liderlik kültürü ve insan doğası tanımlamaları göz önünde bulundurularak Adnan Menderes’in “6-7 Eylül Olayları”, “ekonomi politikaları” ve siyasal angajman içerisindeki istikrarsızlıklardaki duruşu üzerinden ‘’ideal lider” formu ele alınacaktır
  • Article
    Liberal Düşünce Topluluğu ve Türkiye’de Liberal Düşünce Kazanımlar, Fırsatlar ve Riskler
    (2012) Demirel, Tanel
    Liberal Düşünce Topluluğu’nun (LDT) yirmi yılı aşan faaliyetlerini değerlendirmek kolay değil. Başarıların öne çıkarılması eğilimi yanında, eleştirel olmaya çalışırken yapılanları yeterince değerlendirememe ve topluluğu sürükleyen bir avuç idealist insana haksızlık yapma riski de var. LDT’yi değerlendirmek bir başka açıdan da zor. Topluluk, ideolojik sınırları katı bir biçimde çizilmiş, kolektif kimliği öne çıkaran bir yapılanma değil.1 Türkiye ve dünyada bir dergi çevresinde kümelenen entelektüel oluşumların temel özelliği olan güncel mevzularda kurum olarak görüş açıklamayı da baştan reddetmiş bir oluşum.2 LDT adına yazan ya da konuşan insan sayısı da sınırlı. Liberal değerleri tanıtma ve yayma dışında bir siyasi hedefe sahip değil. Topluluk, siyasi partilerle organik bir bağlantı kurmadığı gibi, belli bir sermaye grubuna ya da az sayıda büyük bağışçıların mali desteğine dayanmıyor.3 LDT çevresinin, “klasik” temel hak ve hürriyetleri öne çıkararak iktisadi hayata devlet müdahalesi ve devlet eliyle gelirin yeniden dağıtımına soğuk bakan, sosyal mühendisliğin sınırlarını vurgulayan klasik liberal yaklaşıma sempatisiyle öne çıktığı söylenebilir.
  • Article
    Fransız Devrimi’nde Kadın:Eksik Yurttaş
    (2007) Çakmak, Diren
    Fransız Devrimi‟nde eşitsiz bir rol dağılımı olduğunu söylemek mümkündür. Bununla beraber Fransız Devrimi‟nin kadınların tarihinde yeni bir sayfa açmış olduğu bir gerçektir. Çalışmanın amacı, kadının tüm zaman ve mekanlarda var olma mücadelesinin bir örneği olan Devrim içindeki konumunu tam da Devrim içinden göstermektir. Bu bağlamda çalışmada, devrimde kadının rolüne, kadın haklarının formülasyonlarının nasıl yapıldığına yer verilmekte ve ayrıca devrimde öne çıkan kadın portrelerinden bahsedilmektedir.
  • Article
    İslâm’da Modernleşme, 1839-1939 Üzerine Notlar
    (2013) Demirel, Tanel
    Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden Bedri Gencer, tartışmalar yaratabilecek bir esere imza atmış. 2008 yılında yayımlanan 2012 yılında da ikinci baskısı yapılan İslâm’da Modernleşme1 kapsamlı ve çok iddialı bir çalışma. Kitap her şeyden önce İslâm dünyasında modernleşme algısı ve modernliğin meydan okumasına karşı çeşitli coğrafyalarda geliştirilmeye çalışılan düşünsel tepkiler ve bunlar arasındaki farklılıklar üzerinde duruyor. Osmanlı, Mısır ve İran tecrübelerinden neşet eden fikirleri değerlendirmeye bunları karşılaştırmaya çalışıyor. Eser, Batı dünyasında filizlenen modernist düşüncenin kaynakları konusunda da ilginç tezler ileri sürüyor, Batı modernliğinin fikri altyapısı ile temel varsayımlarını sorguluyor. Geleneksel ile modern fikir ve olguları, bunların dönüşüm tarzları(nı) ve modern dünyadaki tezâhür biçimlerini karşılaştırıyor ve gelenekselin üstünlüğünü imâ ediyor.
  • Article
    Çatışma Çözümleri ve Uzlaşma Süreçlerinde Kimlik: Suriye’de Mezhepsel Kimlikler ve Çatışma Sonrası Suriye
    (2022) Çoban Öztürk, Ebru
    Suriye çatışma çalışmaları literatüründe yer bulan önemli örneklerden birisidir. Suriye’deki olayların çok sayıda sebebi mevcut olsa da mezhepsel kimlikler, bu kimliklerle bağlantılı gelişen materyal kazanımlar ve bunun etrafında şekillenen bir çatışma döngüsü göze çarpmaktadır. Suriye’deki şiddet sona erdiğinde ya da farklı bir biçime dönüştüğünde çatışma öncesi ve sırasında olduğu gibi çatışma sonrası süreçlerde de kimlik vurgusu ve mezhepsel kimlikler, siyasi ve toplumsal hayatta yer bulmaya devam edecektir. Bu nedenle çatışma sonrası çözüm ve uzlaşma gibi süreçlerinin gerçekleştirilmesi ve bu süreçlerde kimliklerin ve kimlik dönüşümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Ülkede kimliklerin araçsallaştırılarak çatışma unsuru haline getirilmesinin önüne geçilmesi önem arz etmektedir. Bu süreçler ülkede hakiki anlamda barışın gelmesi ve şiddetin tekrarlanmaması için gereklidir. Çatışma çözümleri ve uzlaşma literatüründe somut çözümlerle beraber kimlik dönüşümlerinin gerçekleştirilmesi en çok bahsedilen konulardan birisidir. Bu süreçler uygun şekillerde gerçekleştirilmezlerse şiddetin belli dönemlerde tekrar eden döngüsel bir niteliğe bürünmesi sık rastlanan bir durumdur. Çalışmada Suriye’deki mezhepsel kimlikler, çatışma sonrası beklenen çözüm ve uzlaşma süreçlerinde kimliğin yeri ve kimlik dönüşümleri ile olası toplumsal uzlaşma yaklaşımlarından bahsedilecektir.