Hukuk Bölümü Yayın Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/266
Browse
7 results
Search Results
Book Uluslararası Hukuk Açısından Ege Karasuları Sınırlandırması(Turhan Yayınevi, 2011) Bayıllıoğlu, UğurBook İnsani Müdahele Çıkmazından Çıkış Arayışı: Koruma Sorumluluğu(Turhan Kitabevi, 2016) Bayıllıoğlu, UğurArticle Filistin Devleti’nin Deniz Alanı İddialarına İlişkin Hukuki Bir Değerlendirme(2021) Bayıllıoğlu, UğurFilistin Devleti, 2015 ve 2019 tarihli Deklarasyonlar vasıtasıyla deniz alanları konusunda hak iddialarını açıklamış-tır. Sınırlandırma hukukunun kural ve ilkeleri, hakça ilkeler ve kesme etkisi bağlamında söz konusu iddiaları des-teklemektedir. Filistin’in uluslararası hukuka göre devlet olma kriterlerini karşıladığı açıktır ve dolayısıyla İsrail’in bu konudaki itirazları da hukuken geçersizdir. Ayrıca, Filistin sorununun çözümüne ilişkin Antlaşmalar’da Filistin Devleti’nin deniz alanları üzerindeki haklarını haleldar eden veya bunu engelleyen düzenlemeler bulunmamaktadır. Şüphesiz Filistin Devleti’nin deniz alanlarının sınırlandırılması, Filistin sorunu bağlamlıdır ve ancak bu soruna genel ve kalıcı bir çözüm bulunduktan sonra çözüme bağlanabilir. Bu açıdan durum, Kıbrıs sorununa benzemektedir. Filistin Devleti’nin iddialarının, Doğu Akdeniz’deki mevcut deniz yetki alanları sınırlandırma hukuku bağlamlı sorun-lara birtakım etkileri olabilir. Mesela eğer Filistin Devleti’nin deniz alanlarının Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) münhasır ekonomik bölgesine kadar uzandığı kabul edilirse, GKRY’nin, Mısır ve İsrail’le yaptığı Antlaşmalarla ortaya çıkan kavşağın (tripoint) değişmesi söz konusu olabilecektir. Fakat bir Türkiye-Filistin sınırlandırma antlaş-ması, Türkiye-Libya Antlaşması’nın aksine, Türkiye’nin lehine olmayacaktır.Book Türkiye – Libya Antlaşması Ekseninde Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Uyuşmazlığı(Turhan Kitabevi, 2021) Bayıllıoğlu, UğurEge'ye ilişkin deniz hukuku kaynaklı Türk-Yunan uyuşmazlıkları, belki de dünyadaki en karmaşık sınırlandırma uyuşmazlığını bünyesinde barındırmaktadır. Söz konusu uyuşmazlık çözülemeden, Kıbrıs uyuşmazlığı merkezli bir şekilde çok daha karmaşık olan Doğu Akdeniz'deki sınırlandırma uyuşmazlığı gün yüzüne çıkmıştır. Bu, mevcut Türk-Yunan uyuşmazlıklarını ve özellikle Kıbrıs uyuşmazlığını boyutlandırmıştır. Taraflar arasında birçok nota ve açıklamaya konu olan bu uyuşmazlık, özellikle 27 Kasım 2019 tarihli Türkiye-Libya Antlaşması'ndan sonra yoğun bir şekilde kamuoyunun gündemine gelmiş ve Türk dış politikasının ve Türkiye-Yunanistan-Avrupa Birliği ilişkilerinin temel odağı halini almıştır. Çalışmada, siyasi veya ideolojik bir görüşü savunmak, öne çıkarmak, eleştirmek veya telin etmek gibi bir amacı ve niyeti yoktur. Yazarın ve çalışmasının gündelik siyasete yönelik hiçbir iddia ve amacı bulunmamaktadır. Çalışma, sadece ve sadece akademik amaçlara yönelik olup, sadece ve sadece sıradan bir vatandaşın ulaşabileceği, kamuya açık bilgi ve belgelerden faydalanılarak hazırlanmış. Çalışma, akademik amaçlı olarak ve akademik ölçü, ölçüt, yöntem ve üslupla kaleme alınmış. Çalışmada, Türkiye safında yer alan yazar, hukuki açıdan Türk tezlerini ve Türkiye'nin çıkarlarını akademik amaçla ve bilimsel yöntemlerle savunmaya çalışmıştır. Yeri geldiğinde önerilerde ve Türkiye lehine uyarılarda bulunmuş.Article Uluslararası adalet divanının Romanya ile Ukrayna arasındaki deniz alanı sınırlandırmasında Serpents adasının etkisine ilişkin tespitleri(Çankaya Ünivesitesi, 2010) Bayıllıoğlu, UğurUluslararası hukukta adaların sahip olduğu deniz alanları ve deniz alanları sınırlandırmasına etkileri meselesi devletler arasında bir çok uyuşmazlığa neden olmaktadır. Bu çalışmada, söz konusu mesele üzerinde, Romanya ile Ukrayna arasındaki uyuşmazlık bağlamında durulacak ve Uluslararası Adalet Divanının tespitleri aktarılacaktır. Uluslararası Adalet Divanı, söz konusu davada verdiği kararında, Serpents Adası’na, bölgenin coğrafi özelliklerinden kaynaklanan gerekçelerle, dolaylı yoldan, münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı vermemiştir.Article Daimi Hakemlik Mahkemesi’nin Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasındaki tazminat faizi uyuşmazlığına ilişkin kararı hakkında bir değerlendirme(Çankaya Üniversitesi, 2011) Bayıllıoğlu, UğurRusya’ya karşı yapılan 1877–78 Savaşı, Osmanlı imparatorluğu tarihindeki en fecî yenilgilerden biri ile sonuçlanmıştır. Bu savaş, çok geniş arazinin kaybedilmesine ve Osmanlı imparatorluğu’nun gururunun kırılmasına neden olmuştur. Savaş sonrası andlaşmalarında, Osmanlı Hükümeti çok yüksek miktarda tazminat ödemeye zorlanmıştır. Bu tazminat, Rusya’nın savaş harcamaları ve Türkiye’de bulunan Rus tebaa ve müesseselerinin zararlarını tazmin için talep edilmiştir. Rusya’nın savaş harcamaları toprak veya para olarak ödenmiş ve bu tazminat türü için bir sorun yaşanmamıştır. Bununla beraber, Türkiye’deki Rus tebaa ve müesseselerinin uğradığı zararlar öngörülen vadede ödenmemiştir. Bunun üzerine Rusya, gecikmeler nedeniyle temerrüt faizi talep etmiştir. Osmanlı Hükümeti bu talebi reddetmiş ve sorunun Uluslararası Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümüne ilişkin Sözleşme ile kurulan Dâimi Hakemlik Mahkemesi’ne arz edilmesini teklif etmiştir. Rusya bu teklifi kabul etmiş ve taraşar uygulanacak usul ve Mahkeme’ye sorulacak soruları belirleyen bir tahkimname imzalamışlardır. Dava sırasında taraşar, iddialarının haklılığını ortaya koymak için, uluslararası hukuk bağlamında bazı hukuki argümanlar gündeme getirmişlerdir. Mahkeme, bu argümanlar hakkında, uluslararası hukukun gelişimine katkıda bulunan yorumlar yapmıştır. Sonuç olarak, Mahkeme, Osmanlı Hükümeti’nin argümanlarından birini kabul ederek, davayı Osmanlı imparatorluğu lehine karara bağlamıştır. Böylece Osmanlı imparatorluğu, temerrüt faizi ödemekten kurtulmuştur. Bu çalışmada, taraşarın argümanları ve Mahkeme’nin yorumları ve kararı, uluslararası hukuk bağlamında incelenecektir.Article Bazı Yunan mahkeme kararları ışığında Kıbrıs sorununa ilişkin düşünceler(Çankaya Üniversitesi, 2012) Bayıllıoğlu, UğurKıbrıs Sorunu Türk dış politikasının en önemli sorunlarından biridir. 1974 Kıbrıs Barış harekatı ise Kıbrıs Sorununun önemli bir dönüm noktasını teşkil etmektedir. Kıbrıs’ta, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios’a karşı gerçekleştirilen 15 Temmuz 1974 tarihli, Yunan–Rum darbesi ise Kıbrıs Barış Harekâtı için Garanti Andlaşması bağlamında, hukuki bir neden teşkil etmiştir. Atina Temyiz Mahkemesi, bazı kararlarında, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran çok taraflı andlaşmalara atıf yaparak, Yunan hükümetinin darbeyi icra ederek, ilgili andlaşmaları ihlal ettiğini ve buna mukabil gerçekleştirilen Türk tedbir hareketinin hukuka uygun oldu¤unu teyit etmiştir. Bu çalışmada söz konusu kararlar aktarılacak ve Yunanistan’ın Ada’daki mevcut durumdan sorumluluğuna değinilecektir.
