Browsing by Author "Aksut, Lada"
Now showing 1 - 3 of 3
- Results Per Page
- Sort Options
Article Kitay-Gorod: XIX. Yüzyılın Sonunda Değişen Rusya’nın Minyatür Modeli(2025) Aksut, LadaYazarlık yolculuğuna 1960’lı yıllarda Rusya’daki kapitalist düzenin hızla şekillendiği dönemde adım atan Pyotr D. Boborıkin’in eserlerinin en dikkat çekici özelliği, Rusya’daki toplumsal ve kültürel değişimleri derinlemesine ele almasıdır. Boborıkin’in en bilinen eseri olan “Kitay-gorod” (1882) romanı bu açıdan oldukça çarpıcı bir örnek oluşturur. Yazar romanın mekânı olarak Moskova’nın tarihsel ticaret merkezi Kitay-gorod’u seçer. Boborıkin bu bölgenin canlı yapısını ve kendine has atmosferini ayrıntılı bir şekilde tasvir eder. “Kitay-gorod” romanının kahramanları aracılığıyla dönemin hızla değişen toplumsal yapısını ve yeni toplumsal eğilimleri ortaya koyar, böylece Rusya’da yeni bir çağın başladığını vurgular. Kapitalizmin özellikle yoğun ve hızlı bir şekilde geliştiği Kitay-gorod bölgesi dönüşüm geçiren Moskova’nın ve hatta tüm Rusya’nın küçük bir modeli olarak dikkat çeker. Roman yalnızca edebi bir başarı ortaya koymakla kalmaz, aynı zamanda dönemin sosyo-kültürel dokusuna dair önemli bilgiler ve detaylar sunarak tarihsel açıdan değerli bir kaynak işlevi görür. XIX. yüzyılın ikinci yarısında Rusya’nın önde gelen yazarlarından biri olarak tanınan Boborıkin, Ekim 1917 devriminden sonra burjuva sınıfını yücelten bir figür olarak görülmüş ve Sovyet rejimiyle ideolojik olarak uyumsuz olduğu için zamanla unutulmaya yüz tutmuştur. Bu çalışma dönemin çağdaşlarının anlatımlarından da yararlanarak romanın tarihsel bağlamını, dönemin toplumsal yapısını ve döneme özgü olan atmosferi incelemeyi amaçlamaktadır.Article Marina Tsvetayeva’nın Tiyatro Oyunları(2024) Aksut, LadaMarina Tsvetayeva (1892-1941), Rus edebiyatının en parlak kadın şairlerinden biridir. Olağanüstü yeteneği, yetiştiği ortam ve aldığı eğitim, yaratıcılığına derin bir şekilde yansımıştır. Sovyet sistemine karşıt görüşleri nedeniyle eserleri, uzun süre hak ettiği değeri görememiştir. Son yıllarda artan ilgiye rağmen, Tsvetayeva'nın eserleri yeterince derinlemesine incelenmemiştir. Bu çalışmalar arasında özellikle tiyatro eserleri dikkat çekmektedir. Her ne kadar Tsvetayeva, tiyatroyu sevmeyen bir şair olarak bilinse de yaşamı incelendiğinde farklı dönemlerde tiyatro ile kesişen noktalarının olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, 1918-1919 yılları özellikle öne çıkar. Devrim sonrası Moskova’sında, kimsenin desteği olmadan iki küçük çocukla geçirdiği bu dönemde Tsvetayeva, tiyatrocularla tanışarak derin dostluklar kurar. Yeni ilişkilerin etkisiyle, şair tiyatro eserleri yazmak için yoğun bir çalışma temposuna girer. Bu süreç, Tsvetayeva’nın yokluk ve açlık koşullarından uzaklaşarak hayatta kalmasına yardımcı olur. Yaratıcılık açısından son derece verimli olan bu dönemin sonunda, diğer eserlerinin yanı sıra “Kupa Valesi”, “Kar Fırtınası”, “Macera”, “Ateş Kuşu”, “Fortuna” ve “Taştan Melek” adlı altı tiyatro oyunlarını kaleme alır. Geçmişte yaşanmış olayların kendi yorumu ya da tamamen hayal ürünü olarak şekillenen bu eserlerde, aşk, onur, ihanet, ölüm ve romantizm gibi temalar öne çıkar. Bu nedenle Tsvetayeva, bu oyunları daha sonra “Romantika” adı altında bir araya getirir. Oyunlar, Tsvetayeva'nın edebi mirasının ayrılmaz bir parçası olup, kendine özgü özellikleriyle şairin ustalığının birer kanıtıdır. Çalışmamız, ülkemizde yeterince incelenmemiş bu eserleri, şairin yaşamı, tarihi olaylar ve anlatım biçimi ışığında incelemeyi amaçlamaktadır.Article Vladimir Odoyevskiy’in Kadın Sorunsalı Üzerine İki Analojik Öyküsü: ‘Knyajna Mimi’ ve ‘Knyajna Zizi’(2025) Aksut, LadaVladimir Odoyevskiy (1804-1869), Rus Edebiyatının romantik akımını temsil eden XIX. yüzyılın önemli yazarlarındandır. Rusya’nın gelişebilmesi ve refaha ulaşabilmesi için bilim ve eğitimin tek yol olduğuna inanan Odoyevskiy, yalnızca bir yazar olarak değil aynı zamanda farklı bilim dallarında ve müzik alanında yaptığı çalışmalarla da ülkesine önemli katkılarda bulunur. Aristokrasinin en üst tabakasından gelen Odoyevskiy, özellikle roman ve öykü türlerinde kaleme aldığı eserlerinde yakından tanıdığı Rus soylu topluluğunun çarpıklıklarını dile getirir. 1830’lu yıllarda ardı ardına kaleme aldığı ve başkahramanlarının adlarını taşıyan “Knyajna1 Mimi” (Knyajna Mimi, 1834) ve “Knyajna Zizi” (Knyajna Zizi, 1839) öykülerinde yazar dönemin toplumsal yapısındaki büyük eksikleri gözler önüne serer. Genç kızlara verilen yetersiz eğitim ve yanlış yetiştirilme biçimlerini sert bir şekilde eleştirerek, toplumsal düzende var olan adaletsizliklere dikkat çeker. İki genç kız karakteri üzerinden toplumda kadınlara biçilen roller, yaşam biçimleri ve karşılaştıkları zorluklar gözler önüne serilir. Odoyevskiy bu öykülerinde kadınların yaşadığı baskıları, sınırlı özgürlüklerini ve toplumsal konumlarını sorgular. Çalışmada, “Knyajna Mimi” ve “Knyajna Zizi” öykülerinin metne bağlı inceleme yöntemiyle analizleri yapılarak yazarın kadın yaşamıyla ilgili verdiği ayrıntıları, eleştirilerini ve düşüncelerini incelemek ve böylece günümüzde de güncelliğini koruyan kadın sorunsalına yazarın o dönemdeki bakış açısını ve yaklaşımını ortaya koymak amaçlanmıştır.

