Doktora Tezleri
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/1645
Browse
Browsing Doktora Tezleri by Issue Date
Now showing 1 - 11 of 11
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis Scattering of evanescent waves by reflectors(Çankaya Üniversitesi, 2017) Kara, MustafaIn this thesis, the scattering integral of electromagnetic incident waves scattered by a cylindrical parabolic perfectly electric conducting reflector is evaluated asymptotically. For the determination of the reflected fields the method of stationary phase, and for the diffracted fields the edge point method, whose details are given in appendix, are employed. A plane wave with an arbitrary angle is assumed as incident on the reflector. The evaluated reflected and diffracted fields are examined numerically for any observation point. In the evaluation of diffracted fields, the non-uniform diffracted field expression encountered is overcome by means of Fresnel function. For the numerical analysis, basically two cases are taken into consideration. One of them is the incident angle being real, and the other is the complex value of it. For these values, the effects of all possible combinations including the complex conjugates are examined and plotted numerically.Master Thesis Hybrid hyperspectral image compression method by using online dictionary learning based on sparse coding(2017) Ülkü, İremBu tezde, seyrek kodlama tabanlı çevrimiçi sözlük öğrenme yaklaşımını literatürde ilk kez hiperspektral görüntülerin sıkıştırılması için adapte eden hibrit bir yöntem önerilmiştir. Seyrek kodlama tabanlı çevrimiçi sözlük öğrenme kullanılarak hiperspektral görüntülerin sıkıştırılması için hibrit bir yöntem olarak isimlendirilmiştir. Bu yöntemde, çeşitli seyrek temsil algoritmaları seyrek kodlama problemini çözmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı seyrek temsil algoritmaları ile diğer sıkıştırma algoritmaları oran-bozulma performansları açısından karşılaştırılmışlardır. Bilgi koruma performansları da anomali sezimi uygulaması ile ayrıca ölçülmüştür. Deneysel sonuçlar kanıtlıyor ki bit hızı arttıkça yakınlık bazlı eniyileme ve kör sıkıştırmalı örnekleme algoritmalarına ait sıkıştıma performansları diğer algoritmalardan üstün olmaktadır.Doctoral Thesis Comparative analysis of vector quantization methods used in speech processing(2019) Ali Faraj, Hiba FarajVektör nicemleme teknikleri konuşma sinyalini sıkıştırmada hayati bir öneme sahiptir. Çok çeşitli vektör nicemleme metotları mevcuttur. Herbir teknik kendine has avantaj ve dezavantajlar içermektedir ve tüm yönleriyle mükemmel sonuçlar veren bir vektör nicemleme metodu henüz yoktur. Bu tez çalışması, mevcut vektör nicemleme tekniklerinin performansını yeni metotlar uygulayarak iyileştirmeyi amaçlamaktadır. Bu tezde mevcut metotlardan hareketle melez vektör nicemleme teknikleri uygulanmıştır. Tasarlanan vektör nicemleyicilerin performansı, spectral distorsiyon, hesapsal karmaşa ve hafıza gereksinimleri bakımından değerlendirilmiştir. Bu tez çalışması kapsamında Çok aşamalı vektör nicemleme (MSVQ) metodu, Split vektör nicemleme (SVQ) metodu, Artık sinyal vektör nicemleme (RVQ) metodu, ve sesli/sessiz artık sinyal vektör nicemleme metodu (VUV_RMSVQ) analiz edilmiştir. VUV_RMSVQ metodu en iyi test sonuçlarını verdiğinden, bu metotla optimum kod tablosu tasarlamada yeni metotlar bulabilmek için araştırma derinleştirilmiştir. Daha sonra, tüm tasarlanan vektör nicemleme metotlarının performansları var olan metotlarla karşılaştırılmıştır. Tüm çalışma standart TIMIT veritabanı kullanılarak ve bu veritabanında temiz ve gürültülü ses verileri kullanılarak yürütülmüştür. Herbir vektör nicemleme metodu için bir Doğrusal öngörülü kodlama (LPC) tabanlı kod tablosu üretim algoritması tasarlanmıştır. Vektör nicemleme LPC analiz ve sentez arasında gerçekleştirilen bir işlemdir. Vektör nicemleme için gerekli konuşma parametreleri çizgi spectrum frekanslarıdır (LSF) ve bunlar LPC katsayılarından elde edilirler. Tez çalışmasının başlangıcında, MSVQ ve SVQ metotları ile kod tabloları tasarladık ve bunları spectral distorsiyon bakımından karşılaştırdık. MSVQ metodu ile tasarlanan kod tablolarının daha iyi sonuçlar verdiğini gördük. Daha sonra, kod tablosu tasarlamak için RMSVQ ve RSVQ metotlarını kullandık. Sonuçlardan görüldü ki en iyi sonuç RMSVQ metodu tarafından verildi. Sonuç olarak, RSMVQ metodu ile devam ettik ve spectral distorsiyon için en iyi performansı başarabilmek için sesli/sessiz karar metodunu RSMVQ metodu ile birleştirdik. Test sonuçlarına göre, en iyi performansın VUV_RMSVQ metodu ile başarıldığı görüldü.Doctoral Thesis Design and analysis of multiband circularly polarized antenna for modern wireless applications(2021) Azeez Al-Mihrab, Mohammed AbdulrezzaqBu tezde, yeni beş kompakt çok bantlı baskılı anten tasarlanmış ve analiz edilmiştir. İlk iki anten çok yönlü dairesel polarizasyona sahipken diğerleri tek yönlü dairesel polarizasyondur. İlki, kısmi bir zemin düzleminde iki basamak şeklinde yarığı olan açık döngülü altıgen tek kutuplu bir radyatör temel alınarak tasarlanmıştır. Farklı polarizasyona sahip beş çalışma bandı elde edilir. Bu beş banttan üç tanesi dairesel olarak polarize edilirken (CP) diğeri doğrusal olarak polarize edilmiştir. -10 dB empedans bant genişlikleri (IBW'ler) (1.55-1.72 GHz), (2.51-2.64 GHz), (3.1-3.31 GHz), (4.08-5.83 GHz) ve (6.14-6.7 GHz) iken 3 dB Eksenel oran bant genişlikleri (ARBW'ler) (1.6-1.75 GHz), (4.54-4.9 GHz) ve (6.21-6.49 GHz) şeklindedir. Ayrıca, bu anten üçlü bir duyu olan (sağ el, sol el, sağ el) CP, çift yönlü radyasyon modellerini gösterir. Ölçülen kazançlar sırasıyla 1.65 GHz, 2.55 GHz, 3.20 GHz, 4.75 GHz ve 6.35 GHz frekanslarında 1.75 dBi, 3.72 dBi, 3.2 dBi, 5.87dBi ve 7.61 dBi'dir. Genel boyutlar 65 mm × 45 mm × 1,6 mm'dir. Kısmi zemin düzlemine bir çift dikdörtgen şeritle başka iki merdiven şeklindeki yarık eklenmiştir. IBW'ler (empedans bant genişlikleri) sırasıyla (1.478-1.714 GHz), (2.54-2.72 GHz) ve (4.29-4.89 GHz) şeklindedir. Ölçülen 3-dB eksenel oran bant genişlikleri (ARBW'ler), alt ve üst bant için sırasıyla (1.510-1.606 GHz) ve (4.035-5.07 GHz) 'dir. Ölçülen kazançlar sırasıyla 1.575 GHz, 2.55 GHz ve 4.5 GHz frekanslarında 2.5 dBi, 3.6 dBi ve 5 dBi'dir. Bu antenin yan uzunluğu 70 mm'ye çıkarıldı. Önerilen son üç anten, 40 mm × 40 mm × 1 mm boyutlarında CPW ile beslenir. Bu üç antenden biri, karşılıklı köşede bulunan iki dikdörtgen şeritli yarıklı kare bir halkadır ve üç bant elde edilir. IBW'ler şunlardır: (3.59-5.01 GHz), (7.64 - 8.43 GHz) ve (10.81 - 11.28 GHz) 3-dB'deki ARBW'ler: (3.15-4.69 GHz), (7.77-8.17 GHz) ve (10.84 - 11.25 GHz) GHz. Simüle edilen kazançlar, sırasıyla 4.5 GHz, 8 GHz ve 11 GHz merkez frekanslarında 3.75 dBi, 3.2 dBi ve 4.62 dBi'dir. İlk güncellenen antende, önceki antende güçlü olmadığından radyatörün uzak köşesindeki zemin düzlemine ters çevrilmiş bir L-şeridi eklenerek, ilk banttaki CP özelliği artırıldı. Üç bant için IBW'ler: (3.2-5.39 GHz), (7.55 - 8.21 GHz) ve (10.79 -11.31 GHz) iken ARBW: (3.32-4.58 GHz) ve (10.79-11.13 GHz)'dir. Simüle edilen kazançlar sırasıyla 3.6 GHz, 8 GHz ve 11 GHz merkez frekanslarında 2.65 dBi, 3.9 dBi ve 5.3 dBi'dir. İkinci değiştirilmiş anten 5,8 GHz civarında yeni bir bant gösterdi. Dört bant için IBW'ler şunlardır: (3.72-4.88 GHz), (5.62-5.89 GHz), (7.68-8.27 GHz) ve (10.83-11.33 GHz) ARBW'ler ise: (3.17-3.64 GHz), (5.62-5.89 GHz) ve (10.64-11.1 GHz). Simüle edilmiş kazançlarla ilgili olarak sırasıyla 3.6 GHz, 5.8 GHz, 8 GHz ve 11 GHz frekanslarında 2.6 dBi, 2.1 dBi, 3.6 dBi ve 4.4 dBi vardır. Son olarak, bu çalışmada önerilen tüm antenler, 4.4 nispi geçirgenliğe sahip bir FR4 substratı kullanılarak tasarlanmıştır. Simülasyon sonuçları, Anasys'in HFSS simülatörü kullanılarak değerlendirilmiştir.Doctoral Thesis Ensemble methods for heart disease prediction(2022) Karadeniz, TalhaBu çalışma otomatik kalp hastalığı tahmini için ensemble metotları içermektedir; bu kritik sağlık işlemi birçok yeni algoritma ile gerçekleştirilmiştir. Birincisi, ikili dizilerin rastgelelik analizine göre bir taban tahmincisi geliştirilmiştir. İkincisi, sıkıştırılmış kovaryans tahmini metotlarına dayalı başka bir sınıflandırıcı tanıtılmıştır. Üçüncüsü, kurtosis ve KS-test önem şemasına göre şekillenen bir sınıflandırıcı geliştirilmiştir. Son olarak, lojistik regresyon, çoğunluk oy uygulamasına ve olasılık yoğunluk tahminine dayalı sınıflandırıcı şemalarımız ile birleştirilmiştir. Bu son sınıflandırıcı, state-of-the-art metotlar ile karşılaştırılmış ve elde edilen isabet oranları raporlanmıştır.Doctoral Thesis Circadian lighting design: Effects of OLED lighting conditions on visual comfort and well-being in an indoor office environment(2022) Avcı, Ayşe Nihanİnsan ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde çeşitli aydınlatma armatürleri geliştirilmiştir. Akkor ve deşarjlı lambalar yaygın olarak kullanılmaya devam ederken, katı hal aydınlatma ailesinin bir üyesi olan organik ışık yayan diyot (OLED) paneller gibi daha yeni teknolojiler daha avantajlı hale gelmiştir. OLED'ler, sirkadiyen sistem dostu olma, düşük güç tüketimi, uzun ömür ve mavi ışık riski taşımama gibi diğer yapay aydınlatma alternatiflerine göre çok sayıda avantajla birlikte tamamen yeni bir yapay aydınlatma olanakları seti sunmaktadır. Aydınlatma, insan değerlendirmelerine dayalı olarak görsel ve görsel olmayan açılardan insan ve çevre arasındaki ilişkiyi etkilemektedir. Vurgu, iç mekanlarda insanın görsel konforuna ve refahına fayda sağlayan konforlu ve sağlıklı aydınlatmanın sağlanmasıdır. OLED aydınlatma ile insan sirkadiyen sistemi, görsel konfor ve ofis iç mekanlarında refah arasındaki ilişki üzerine çalışmalar sınırlıdır. Bu tez, OLED aydınlatma koşullarının kapalı bir ofis ortamında insan sirkadiyen sistemini, görsel konfor seviyesini ve refahını nasıl etkilediğini araştırmaktadır. Deney, Çankaya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden 31 gönüllü ile yapılmıştır. Tam ölçekli ofis ortamı, OLED aydınlatmanın iki farklı renk sıcaklığı (CCT), yani 3000 K ve 4000 K ile tasarlanmıştır. OLED aydınlatma koşullarının insan sirkadiyen sistemi üzerindeki etkilerini gerçek anlamda araştırmak için bilek aktigrafisi kullanılmışır. İki OLED aydınlatma koşulunun görsel konfor üzerindeki etkilerini değerlendirmek için Ofis Aydınlatma Anketi kullanılmış ve iki OLED aydınlatma koşulunun, katılımcıların refahını değerlendirmek için Küller'in Çevresel Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama süreci, her katılımcı için 3000K ve 4000K OLED aydınlatma koşulları olmak üzere iki farklı gün ile 10:00-15:00 saatleri arasında çalışma saatlerinin büyük bir bölümünü almıştır. Toplanan veriler daha sonra çok değişkenli istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlarla ilgili olarak, insan sirkadiyen sistemi, sıcak beyaz (3000 K) OLED aydınlatmaya maruz kaldığında çalışma günü boyunca etkili olmaya devam etmiştir. Ayrıca sıcak beyaz (3000 K) OLED aydınlatma, sirkadiyen ritmik aktivite ve aydınlık düzeyinde nötr beyaz (4000 K) OLED aydınlatmaya göre daha etkilidir. Görsel konfor koşulları açısından, sıcak beyaz (3000 K) OLED aydınlatma, nötr beyaz (4000 K) OLED aydınlatmaya göre daha konforlu bulunmuştur. Refah açısından, her iki OLED aydınlatma koşulu da ölçeğin pozitif ucuna doğru derecelendirilmiş; ancak katılımcılar, sıcak beyaz (3000 K) OLED aydınlatmaya maruz kaldıklarında, nötr beyaz (4000 K) OLED aydınlatmaya göre daha sakin, tatmin olmuş, meraklı, ilgili ve enerjik hissetmişlerdir. Çalışmanın bulguları, OLED aydınlatmanın sirkadiyen aydınlatma tasarımında etkili olduğunu göstermektedir; burada görsel olmayan yönleri de hesaba katarak insanların görsel konforunu ve refahını iyileştirmek amacıyla iç mekanlardaki aydınlatmayı optimize etmek için önemli bir referans görevi görmektedir. Bulgular ayrıca, insan sirkadiyen sistemi ile iç mekanlardaki farklı aydınlatma türleri arasındaki ilişkiyi araştırmak için iç mimari ve aydınlatma tasarımı üzerine gelecekteki çalışmalarda bilek aktigrafisinin kullanılması gerektiğini düşündürmektedir. Bu, sirkadiyen aydınlatma tasarım yöntemleri hakkında ilginç bulgulara ve tartışmalara yol açabilir.Doctoral Thesis Physical expression of social organization and societal structuring in mosque architecture: Evaluation of contemporary mosques in Ankara, Turkey(2023) Mertyürek, SerkanBu tez Türkiye'nin başkenti Ankara'da üç farklı modern cami incelemektedir. Özellikle, Türkiye'de cami envanterinin önemli bir bölümünü oluşturan "Osmanlı" tipi camilerden farklı, yenilikçi ve özgün cami örneklerini araştırmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu sonrası Cumhuriyet dönemi, cami mimarisinde "modern" ve "geleneksel" örnekler üzerinden süregiden bir tartışma ve rekabete tanıklık etmiştir. Aslında bu problem farklı yönleriyle ele alınmış olsa da, akademide genellikle camilerin "modern" veya "geleneksel" olarak sınıflandırılması üzerinden tartışılmıştır. Oysa, bu sınıflandırma cami mimarisinde geleneğin repertuvarını oluşturan camilerin farklı fiziksel özelliklerini temel almalıdır. Bu çalışmada camiler kütle ve cephe tasarımları, mekansal organizasyon, iç mekan formları, mimari program, malzeme seçimi ve bezeme, süsleme detayları olmak üzere camilerin fiziksel özelliklerine göre altı gruba ayrılmış, 18 farklı faktöre göre değerlendirilmiştir. Tez bir taraftan cami mimarsinde "modern" ve "geleneksel" temsil biçimleri tartışmasına katkı koymak ve bu tartışmada "gelenek", "geleneksel" ve "modern" kavramlarının ayırt edilmesi ve anlaşılması konusundaki bulanıklığı gidermeyi amaçlamaktadır. Diğer taraftan, "modern" camilerin somut analitik bir çerçeve içinde fark edilmesi yanında, tezin çekirdeği "Osmanlı" tipi camilerin önünde uygulanmış "modern" camilerin arkasındaki aktörleri, koşulları ve mekanizmaları bulmayı amaçlamaktadır. Bu tez kümülatifte sosyal organizasyon ve toplumsal yapı olarak sınıflandırabileceğimiz sosyal ilişki ağları, hiyerarşiler ve farklı toplumsal rolleri yansıtan kadim cami mimarisini incelemektedir. Cami ve inanç yapılarının ortaya çıkmasında etkin olan sosyal organizasyon ve toplumsal yapının aktörleri kullanıcı-talep eden tarafında cemaatler ve geliştiren-arz eden tarafında da cami yaptırma dernek ve yönetimleri, mimarlar, diyanet konusunda yetkili kamu görevlileri ve yapıcı ustalar olarak belirlenmiştir. Bu çizgide, "modern" camilerin ortaya çıkmasının gerisindeki sosyal organizasyon ve toplumsal yapıyı anlamak için seçilmiş camilerin inşa edilmesinde karar alma, fon yaratma, tasarım ve planlama ve inşa etme süreçlerinde yer almış aktörlerle görüşülmüştür. Araştırma sonuçları yenilikçi formlardaki cami ve inanç yapılarının ortaya çıkmasına katkı sağlayan en önemli etkenin yapıların mimarları olduğunu ve çalışmada örnek olarak seçilen "modern" camilerin düzenli kullanıcılarına -cemaat mensupları ve imamlar- danışılarak inşa edilemeyeceklerini açık etmiştir. Sonuçlar aynı zamanda yenilikçi, özgün cami ve inanç yapıları inşa etme konusunda kararlı olan mimarların işverenlerini ikna edebilecekleri fikrini taşımaktadır. Çalışmanın örnek camilerinde işverenler başarı öyküsü olan, kariyer sahibi ve eğitimli kimselerdir. Ampirik çalışma toplumun dindar olmayan kesimlerinin de cami ve inanç yapıları inşa edilmesi süreçlerinde sayılıp, yer alabilecekleri ve bazı durumlarda süreçlere katılarak, katma değer sağlayabilecekleriyle ilgili ipuçları vermektedir.Doctoral Thesis Vernaküler mimarinin yer ve tektonik kavramları üzerinden okunması: Doğu Karadeniz bölgesi yapılı kırsal çevresi örneği(2023) Akbaş, GamzeBu tez, yapılı kırsal çevrede vernaküler mimariyi "yer" ve tektonik kavramları üzerinden birlikte ele alan yeni bir "okuma" denemesi ile bunun kavramsal çerçevesini önermektedir. Kuramsal çerçeveyi; kırsalda yerel topluluğun yaşadığı ortama uyumunun tezahürü olan vernaküler mimari ile "yer" ve tektonik kavramları üzerine yapılan çalışmaların değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Vernaküler mimari ile insan arasındaki etkileşimi vurgulamak için "yer" kavramına, teknik ile el işçiliğinin önemini tartışmak için "tektonik" kavramına yoğunlaşılmaktadır. Kavramsal çerçevede; vernaküler mimarinin "yer" ve tektonik kavramlarıyla olan bağını sorgulamak amacıyla "tektonik bütünlük" kavramı önerilmektedir. Bu bağlamda, vernaküler yapılar için en elverişli alanın belirlendiği "yer" seçimi birinci kriter, bu yapıların zeminle temasındaki ilişki tarzlarını ve düzeylerini inceleyen "yere müdahale biçimi" ikinci kriter, yapım tekniklerini ve tasarımı ilkelerini gözlemleyen örüntü dili üçüncü kriter olarak belirlenmiştir. Bu kriterlerin test edilebilmesinde Doğu Karadeniz Bölgesi yapılı kırsal çevresi çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Doğal çevreyi oturulabilir ve ulaşılabilir kılan "teras" ve "köprü" ile birlikte gıdaları depolamak için ekonomik açıdan fayda sağlayan "serender"; "yer"e özgü vernaküler çözümler ile "tektonik bütünlük" açısından sundukları çeşitlilik nedeniyle tez kapsamında yapılı kırsal çevre bileşeni olarak seçilmiştir. "Yer" ve tektonik arasında yerel bilgiye görev kurulan bağı değerlendirmek için bilgi kaynağı olarak yerel yapı ustalarına başvurulmuştur. Yazılı verilerin kısıtlı olduğu vernaküler mimaride, bilgilere ve kaynak kişilere ulaşabilmek amacıyla da sözlü tarih bir yöntem olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak, tezde, kaybolmaya yüz tutmuş vernaküler mimari yapı stoğu ile bunu oluşturan deneyim ve bilginin sürdürülebilmesinin özellikle de antroposen çağında daha da önem kazandığı vurgulanmakta; burada önerilen "tektonik bütünlük" kriterleri dikkate alındığında günümüzde dahi "yer" ile uyumlu "vernaküler mimariyi" üretebilmenin ve çevresel sorunlara karşı direnebilmenin mümkün olduğuna dikkat çekilmek istenmektedir.Doctoral Thesis İç Mekanlarda Koku Uyaranlarının Estetik Memnuniyet Değerlendirmesi Üzerindeki Etkisinin Araştırılması(2024) Söğüt, Zeyca Örer; Demirbaş, Güler Ufukİç mekan ve estetik memnuniyet arasındaki ilişkiye dair güncel araştırmalar ağırlıklı olarak görsel duyu etrafında yoğunlaşmaktadır. Görsel duyunun önemi inkar edilemez ancak ikincil duyuların iç mekan estetik değerlendirmeleri üzerindeki etkisinin araştırılması bu konuyla ilgili literatürdeki boşluğu dolduracaktır. Bu çalışma, özellikle literatürdeki mevcut sınırlamalar nedeniyle az araştırılan koku duyusunun estetik memnuniyet üzerindeki etkisini ele almaktadır. Temel amaç, özellikle hoş ortam kokusu yoluyla koku alma duyusunun daha fazla tetiklenmesinin iç mekanlarda estetik memnuniyetin değerlendirilmesini etkileyip etkilemediğini araştırmaktır. Araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada amaç tasarımda estetik memnuniyet (APID) ölçeğini Türkçeye çevirmek ve Türk literatüre kazandırılması sağlamaktır. APID ölçeği, ana dilli İngilizce olan 61 katılımcı ve ana dili Türkçe olan 98 katılımcı ile kültürel uygunluk gözetilerek, güvenirlik ve geçerlilik testleri uygulanarak Türkçeye çevrilmiştir. Sonuçlar, tercüme edilen ölçeğin Türk katılımcılar üzerinde uygulanabilirliğinin güvenilir olduğunu göstermiştir. İkinci aşamada, katılımcıların olumlu koku uyaranları olan ve olmayan iç mekanlarda estetik memnuniyetlerini değerlendirmek ve kokunun memnuniyet üzerindeki etkilerini araştırmak için Türkçeye çevrilmiş olan APID ölçeği kullanılır (Katılımcı Sayısı = 81). Katılımcılar koku uyaranlarının etkisini gerçek bir iç mekanda bulunarak ve ayrıca iç mekan fotoğraflarını inceleyerek değerlendirmişlerdir. Çalışmanın sonuçları iki önemli bulguya işaret etmektedir. Birincisi, gerçek iç mekanlarda olumlu bir ortam kokusu mevcut olduğunda insanlar iç mekanı daha çekici bulma eğilimindedir. İkincisi, çevredeki ortama hoş kokular dahil edilmesi, iç mekan fotoğraflarının algılanan orijinalliğini arttırabilmektedir. Sonuç olarak bu çalışma, koku alma duyusunun estetik deneyimleri şekillendirmede sıklıkla gözden kaçırılan rolüne ışık tutarak, gelişen iç mimarlık alanına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bulgular, tasarım uygulamalarında çoklu duyusal unsurları dikkate almanın önemini vurgular ve yalnızca görsel duyuyu değil aynı zamanda koku alma duyusunu da tetikleyen iç mekanlar yaratmaya yönelik daha fazla araştırmayı teşvik eder niteliktedir. Bu araştırma, işlevsel ve çok duyulu iç mekan tasarımına öncelik veren daha bütüncül bir iç mimari yaklaşımı için temel oluşturarak gelecek çalışmalara öncülük etmektedir.Doctoral Thesis Bilyalı Rulmanların Superfiniş İşlemesinin Modellenmesi(2025) Aslanbaş, İrem Gül; Akar, SametBilyalı rulman üretimi dövme, tornalama, ısıl işlem, taşlama ve süperfinisaj (SF) işlemlerini içerir. En kritik adım olan süperfinisaj, yüzey pürüzlülüğünü, yük kapasitesini, yorulma direncini, form doğruluğunu, gürültü seviyesini ve aşınma direncini önemli ölçüde etkiler. Ayrıca yağlama tutunmasını artıran mikro dokular oluşturur. İşlem, hidrolik basınç ve pnömatik basınçla tahrik edilen ve kesme sıvısı olarak yağ kullanan salınımlı aşındırıcı bir taş ile dönen bir iş parçası arasında karmaşık bir etkileşimi içerir. İş parçası izlerini önlemek ve talaş kaldırma verimliliğini korumak için uygun aşındırıcı temizlik çok önemlidir. Gürültü seviyesi, rulmanları sınıflandırmak için önemlidir ve sınıflandırılmamış rulmanlar hurdaya çıkar. Yüksek hassasiyetli rulmanların üretimi daha az gürültü ve titreşim seviyesine ihtiyaç duyar. Gürültü seviyesi ile işlemi uzlaştırmak önemli hale gelmiştir. SF işleminin özelliklerini öğrenmek için önce deneysel bir tasarım oluşturuldu. Deney Tasarımı (DOE) yöntemi kullanılarak, süperfinishing (SF) prosedürünün aşınma ve yüzey topografisini nasıl etkilediğini incelemek için kapsamlı bir araştırma yürütüldü. Daha doğru bir yüzey kalitesi elde etmek için ideal işlem parametrelerini belirlemek amacıyla 405 deneysel gözlem yapıldı. Önemli aşınma parametrelerini değerlendirmek için hem aşındırıcı hem de aşınmış yüzeylerin optik ölçümleri dahil olmak üzere bulgular üzerinde çeşitli analizler yapıldı. Yüzey özelliklerinin gürültüyü nasıl etkilediğini daha iyi incelemek için makine öğrenimi algoritmaları kullanıldı. Gürültü seviyeleri ile işlem parametreleri vii arasındaki ilişki regresyon analizi kullanılarak araştırıldı. SF işlem parametrelerine dayalı gürültü seviyelerini tahmin etmek için hem sayısal hem de kategorik verileri işlemek için derin öğrenme algoritmaları kullanıldı. Bu strateji, işleme giderlerini ve gürültülü hurdayı düşürürken doğru ürün çıktılarını sağlamayı amaçladı. Ayrıca, çalışma makine öğrenme araçları kullanılarak, işlem parametrelerinin yatakların gürültü seviyesini belirleyen yüzey özellikleri Ra ve Rz üzerinde bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Sonucun hurda olmasının etkisi şu şekildedir: 1. Öncelikli taş basıncı 2. Öncelikli salınım hızı 3. Öncelikli iş parçası rpm'si. Ra endüstriyel uygulamalarda daha fazla kullanılmasına rağmen, Rz gürültüyü azaltmada Ra'dan daha etkilidir. Üretim sırasında yüzey pürüzlülüğünden kaynaklanan gürültüyü azaltmaya çalışırken Rz parametresinin işlem değerlerinin incelenmesi gerekir. İşlem boyunca iyi değerler ve hassas bir yüzey elde etmek için hem aşındırıcı hem de aşınmış yüzey kullanılarak aşınma incelenirken SiC aşındırıcı kullanılmalıdır. WA aşındırıcı, işlemin başlangıcında agresif bir yapı gösterir. FA ve SiC aşındırıcı daha kararlı sonuçlar verir. Bu nedenle, bu bilgi esastır ve işlem ve ürün iyileştirme çalışmalarında kullanılmalıdır.Doctoral Thesis Toplumsal Koruma Pratikleriyle Kırsal Kültürel Peyzajlarda Kültürel Mirasın Korunması: Kapadokya Cemil Köyü Örneği(2025) Yeşilbağ, Damla; Ürey, Zeynep Çiğdem Uysal; Kahraman, Zerrin EzgiKültürel mirasın korunması disiplini, zaman içinde mirasın yalnızca fiziksel bütünlüğünü temel alan teknik bir uygulama alanı olmaktan çıkarak, miras ile ilişkili bireyleri ve toplumları merkezine alan sosyo-kültürel bir pratiğe dönüşmüştür. Bu dönüşüm, eleştirel miras çalışmalarıyla birlikte mirasın fiziksel niteliklerin yanı sıra, kültürel süreklilik, toplumsal bağlar ve gündelik yaşam pratikleri üzerinden yeniden üretildiği görüşünü güçlendirmiştir. Buna karşın Türkiye'de mevcut yasal ve kurumsal çerçeve, toplum odaklı bu yaklaşımları uygulamada büyük ölçüde sınırlı kalmaktadır. Kültürel miras alanlarına karşı toplumun yer ile kurduğu bağlar ve bu bağların şekillendirdiği ilişkiler temel alınarak geliştirilecek yaklaşımlar, insan ve toplumu odağına alan yeni bir koruma perspektifinin oluşturulması açısından önem taşımaktadır. Kırsal kültürel peyzajlar, toplumların doğal ve yapılı çevre ile kurdukları özgün ilişkileri sürdürdükleri ve gündelik yaşam pratiklerini bu çerçevede şekillendirdikleri yerleşimler olarak, bu nitelikte bir araştırma için önemli bir potansiyel sunmaktadır. Bu bağlamda, bu çalışma, koruma amaçlı imar planı, kapsamlı restorasyon ve/veya sokak sağlıklaştırma projeleri gibi resmi koruma uygulamarının olmadığı kırsal kültürel peyzajlarda toplumların miras bileşenlerinin varlığını nasıl sürdürdüğünü incelemeyi amaçlamaktadır. Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde bulunan Cemil Köyünde yürütülen araştırma, toplumsal koruma pratiklerini; toplumun mirasla kurduğu ilişkiler, bu ilişkilerin ortaya çıkardığı koruma motivasyonları ve köyün geleneksel dokusu üzerinden ele almaktadır. Araştırma, kültürel mirasın korunması ve kırsal kültürel peyzaj kuramlarının yanı sıra, yer bağlılığı (place attachment) literatürünü kuramsal çerçeve olarak benimseyerek, toplum-miras ilişkilerinin koruma pratikleri üzerindeki belirleyici rolünü bireysel, toplumsal ve mekânsal boyutlarda ortaya koymaktadır. Alan çalışması kapsamında yürütülen mekânsal analizler ve derinlemesine mülakatlar, köyde koruma pratiklerinin beş temel motivasyon doğrultusunda şekillendiğini göstermiştir: tarihî ve kültürel sembollerin korunması, doğal çevreyle kurulan bağ, geleneksel yapıların yapısal nitelikleri, tarımsal faaliyetlerin sürekliliği ve toplumsal ilişkilerin devamlılığı. Resmi müdahaleler olmaksızın kültürel mirasın sürdürülmesini mümkün kılan yerel pratikler, bu motivasyonların yer bağlılığının farklı boyutları (bireysel, toplumsal ve mekânsal) ile geleneksel yapılara yönelik müdahale biçimlerinin birlikte değerlendirilmesiyle belirlenmiştir. Bulgular, Cemil Köyünde toplumsal koruma pratiklerinin, düzenli bakım ve yerel tekniklerin sürekliliğini sağlayan uygulamalardan, imkân yetersizlikleri ve zayıf yer bağları nedeniyle zayıf uygulamalara uzanan bir çeşitliliğe sahiptir. Bu çeşitlilik, oruma pratiklerinin toplumsal düzeyde çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Cemil Köyü örneği, kırsal kültürel peyzajlarda kültürel mirasın, resmi koruma uygulamalarının yokluğunda, toplumun yer ile kurduğu çok boyutlu bağlar aracılığıyla sürdürüldüğünü göstermektedir. Bu bulgular, kültürel mirasın korunmasına yönelik toplum odaklı eleştirel yaklaşımlara kuramsal ve yöntemsel katkılar sunmakta ve Türkiye'de kırsal miras alanlarına yönelik toplum odaklı politikaların geliştirilmesi için özgün bir zemin sağlamaktadır.

