TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/8652
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Scopus Q "Q3"
Now showing 1 - 20 of 57
- Results Per Page
- Sort Options
Article Architectural Design - Structural System Conformity Problems Encountered in the Design and Application Processes of Stick Aluminium Curtain Wall Systems in Turkey(Gazi Univ, Fac Engineering Architecture, 2022) Ozmen, Cengiz; Saban, MugeStick aluminium curtain wall (SACW) systems are common curtain wall systems in Turkey. These sytems offer many advantages including architectural variation, modular design, ease of production and assembly. Beside their architectural properties SACW systems create significant load effects on structural systems. These load effects include lateral loads such as seismic and wind loads as well as static vertical loads. This load transfer is not one way. The vertical and lateral displacements of building structures also act on curtain walls. Healthy load transfer between the SACW and the building depends on architectural decisions during the design and construction process. Due to their wide use SACW systems are prone to architectural mistakes. These mistakes often represent themselves at latter stages of the construction and require solutions which will affect the architectural characteristics and structural behavior of buildings. This study focuses on SACW design and construction processes to find the effects of architectural decisions on curtain wall behavior. Case studies that include architectural design mistakes are selected to classify and study the reasons and the solutions of these mistakes. The importance of cooperation between all the stakeholders including the architects and engineers is emphasized for the prevention of these mistakes.Article Architectural Design Quality Assessment Based On Analytic Hierarchy Process: A Case Study(1)(2014) Prıns, Matthijs; Topçu, Y. İlker; Gültekin, A. Tanju; Harputlugil, TimuçinArticle Are the Transition Stock Markets Efficient? Evidence From Non-Linear Unit Root Tests(2007) Omay, Tolga; Hasanov, MübarizIn this paper we address efficiency of eight transition stock markets, namely, Bulgarian, Chinese, Czech, Hungarian, Polish, Romanian, Russian and Slovakian stock markets by testing whether the price series of these markets contain unit root. For this purpose we employ the nonlinear unit root test procedure recently developed by Kapetanios et al. (2003) that has a better power than standard unit root tests when series under consideration are characterised by a slower speed of mean reversion. The results of nonlinear unit root tests indicate that only Bulgarian, Czech, Hungarian and Slovakian price series contain unit root, consistent with weak form efficiency.Article Citation - WoS: 11Citation - Scopus: 16Artificial Intelligence Applications in Earthquake Resistant Architectural Design: Determination of Irregular Structural Systems With Deep Learning and Imageai Method(Gazi Univ, Fac Engineering Architecture, 2020) Bingol, Kaan; Akan, Asli Er; Ormecioglu, Hilal Tugba; Er, ArzuAlthough the architectural design process is carried out with the collaboration of experts who are experienced in many different areas from the main preferences to the detailing stage, the major decisions such as plan organization, mass design etc. are taken by the architect. Computer Aided Design (CAD) programs are generally effective after the major decisions of the design are taken. For this reason, it is common for the main decisions, taken during the design process, to be changed during the analysis of the structural system. In order to prevent this, in the early stages of architectural design, earthquake system awareness and structural system design should be included as an design input; as, the failure of the structural system which did not considered well in the architectural design phase leads to unexpected revisions in the implementation project phase and thus leads to serious losses in both time and cost. The aim of this study is to create an Irregularity Control Assistant (IC Assitant) that can provide architects general information about the appropriateness of structural system decisions to earthquake regulations in the early stages of design process by using the deep learning and image processing methods. In this way, correct decisions will be made in the early stages of the design and unexpected revisions that may occur during the implementation project phase will be prevented.Article Bir Çimento Döner Fırın Sistemi Yüzeyinden Isı Kayıplarının Ampirik ve İstatistiki Modellenmesi(2013) H, Emir Şimşek; Şimşek, Barış; Altunok, TanerÇimento sektörü gibi üretimde çok fazla enerji tüketen sanayi dallarında, enerjinin kontrollü kullanımı, ancak enerjinin sistemde nasıl dağıldığının bilinmesi ile mümkün olur. Çimento üretim prosesinde enerji tüketiminin nedeni olan ısı kayıplarının büyük bölümünü, döner fırın yüzeyinden konveksiyon ve radyasyon ile olan ısı kayıpları oluşturmaktadır. Bu çalışmada, döner fırın yüzeyinden ölçülen sıcaklıklar yardımıyla fırın boyunca ısı kaybı için ampirik denklem ve istatistiki modelleme teknikleri kullanarak ampirik denklem türetilmiştir. Termal ölçüm kameraları ile ölçülen ve deneysel modelleme için gerekli olan veriler, fabrika merkezi kontrol odasından alınmıştır. Sistemin toplam ısı kaybı Matlab programı kullanarak hesaplanmıştır. Sonuçlar ile ilgili istatistiksel analizler Minitab 15.1.1 programı ile gerçekleştirilmiştir. Fırın boyunca ısı kayıplarının özellikle fırın merkezine doğru arttığı sonucuna ulaşılmıştır.Article Çarpma Yükü Altındaki Rijit Plastik Kirişlerin Analitik Olarak İncelenmesi(2015) Gültop, Tekin; Yılmaz, Mahmut Cem; Alyavuz, BahadırKirişler, kullanım ömürleri boyunca dinamik bir yükleme türü olan çarpma yüklerine maruz kalabilirler. Bu çalışmada kirişlerin düşük hızlı çarpma yükü etkisi altındaki davranışları analitik olarak incelenmiştir. Basit ve ankastre mesnetli kirişler, rijit plastik davranış kabulü yapılarak dinamik yükler altında incelenmiştir. Göçme mekanizmasının ani olarak plastik mafsal oluşumuyla gerçekleştiği kabul edilmiş, enerji ve momentumun korunma ilkeleri dikkate alınarak dinamik yük altında kirişlerin limit analizi yapılmıştır. Darbe yükü altındaki rijit plastik kiriş davranışı, benzer yükleme koşulları altındaki elastik kiriş davranışıyla karşılaştırılmıştır.Article Citation - WoS: 50Citation - Scopus: 69Cep Telefonu Yardımıyla Dil Öğrenme: İngilizce Telaffuz Öğrenimi Parmaklarınızın Ucunda(Ani Yayincilik, 2009) Cagiltay, Kursat; Saran, Murat; Seferoğlu, GölgeProblem Durumu: Yabancı dil edinimi alan yazınında telaffuz ile ilgili yapılan araştırmalar göreceli olarak az sayıdadır ve dil ediniminin diğer boyutlarıyla karşılaştırıldığında bu konu ihmal edilmektedir. Benzer şekilde, sınıf ortamlarında da diğer dil bileşenleri ve becerileri ile karşılaştırıldığında başarılı bir iletişim için daha arka planda olduğuna inanıldığı için telaffuz öğretimine daha az ilgi gösterilmektedir. Bununla birlikte son zamanlarda telaffuz araştırmalarına olan ilginin artmakta olduğu da gözlenmektedir. Yabancı dil öğretimi ile ilgili alan yazında sınıf içi aktivitelerin etkili dil öğrenimi için, özellikle de kelime kazanımı için yeterli olmadığı, sınıf dışında da alıştırma ve uygulama çalışmaları yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu telaffuz öğrenimi için de geçerlidir. Sınıf içinde yapılan öğretim tek başına öğrencilerin konuşma yeteneğini çok az geliştirebilmektedir. Cep telefonlarının sahip olduğu ulaşılabilirlik, kişiselleştirilebilirlik ve taşınabilirlik gibi kendine özgü nitelikler, sınıf dışında yapılması gereken alıştırma ve uygulama çalışmalarının gerçekleştirilmesinde büyük bir potansiyele sahiptir ve birçok yarar sağlayabilir. Örneğin, öğrencilerin/kullanıcıların ders çalışmaya başlamalarını zorlaştıran motivasyon ile ilgili problemlerin ortadan kaldırılmasında cep telefonlarının çoklu ortam veya kısa mesaj özelliği kullanılabilir. Bu çalışmada, öğrencilere çoklu ortam mesajları ile alıştırma ve uygulama materyalleri gönderilerek çalışmaya teşvik edilmektedirler. Bu sayede öğrenciler ders notu ya da ders kitabını açmadan, herhangi bir web sitesine bağlanmadan ya da bilgisayar karşısına geçmeden, özel bir öğretim yazılımı kullanmadan yer ve zamandan bağımsız olarak konu tekrarı, alıştırma ve uygulama yapabilmektedirler. Böylece, birçok öğrenci için aşması zor olan ders çalışmaya başlama motivasyonu dış kaynaktan gelen bir itici uyaran aracılığıyla aşılmaktadır. Yukarıda bahsedilen potansiyelleri kullanarak dil öğreniminde cep telefonlarının kullanımını araştıran çok az sayıda çalışma vardır. Aynı zamanda öğrencilerin telaffuzlarının geliştirilmesinde cep telefonlarının kullanılması üzerine yapılan araştırmalar yok denecek kadar azdır. Bu çalışma bu eksikliği gidererek alan yazına anlamlı katkılar sağlamayı hedeflemektedir. Araştırmanın Amacı: Bu çalışmanın temel amacı cep telefonu teknolojisini kullanarak eğitim ve öğretim süreçlerinin etkin ve verimli hale getirilmesine katkıda bulunmaktadır. Bu çalışma ile İngilizce eğitiminde, cep telefonlarının kullanımı ile ilgili potansiyelleri ortaya çıkarmak ve özellikle cep telefonlarının telaffuz öğrenimine olan etkilerinin araştırması hedeflenmektedir. Araştırmanın Yöntemi: Bu araştırmada nitel veriler, nicel verilerle elde edilen bulguları desteklemede kullanılmıştır. Toplanan nitel ve nicel veriler hibrit yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Nicel veriler ANOVA analizine tabi tutulmuş; nitel verilen analizinde ise örüntü analizi işe koşulmuştur. Araştırmanın nicel kısmında ön-test/son-test yarı-deneysel tasarım deseni kullanılmıştır. Nitel kısmında ise araştırma sonunda öğrencilerle yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve açık uçlu soruların yer aldığı değerlendirme anketi uygulanmıştır. Çalışmanın katılımcıları Ankara’da bulunan bir üniversitemizin İngilizce hazırlık okulundaki öğrencilerdir. Cep telefonlarının etkinliğini araştırmak için aynı içeriğin cep telefonu yoluyla, web sayfası üzerinden ve çalışma notları dağıtılması ile işlenmesinin kelimelerin doğru telaffuzlarının öğrenilmesinde etkililiği karşılaştırılmıştır. Araştırmanın Bulguları: Nicel verilerin analiz sonuçları cep telefonu kullanımının telaffuz öğreniminde olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Bu çalışmada kullanılan üç farklı yöntem ile telaffuz öğrenimleri desteklenen cep telefonu, web sayfası ve çalışma notları gruplarının sontest ile ön-test arasındaki farklarının ortalamaları diğer bir ifadeyle telaffuz kazanımları sırasıyla şu şekildedir: 11.94, 6.81 ve 6.81. Bu sonuçlara göre cep telefonu grubundaki öğrencilerin telaffuz testi ile ölçülen telaffuz kazanımları diğer gruplara göre daha yüksektir. Varyans analizi (one-way ANOVA) testi analiz sonuçları da cep telefonu ve kontrol gruplarının telaffuz kazanımları arasındaki farkın istasistiksel olarak anlamlı olduğunu göstermektedir (F (2, 21) = 5.000, p = .017). Bu anlamlı farkın hangi gruplar arasında olduğunu anlamak için Tukey HSD testi kullanılarak Post hoc karşılaştırmalar yapılmış ve bu test sonucunda cep telefonu grubu öğrencilerinin telaffuz kazanımlarının diğer iki gruptaki öğrencilerin kazanımlarından anlamlı olarak farklı olduğu (p=.032) ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan web sayfası ve çalışma notu gruplarındaki öğrencilerin birebir aynı sayıda kelimenin telaffuzlarını öğrendikleri ortaya çıkmıştır (p=1.000). Özet olarak, bu sonuçlar cep telefonu üzerinden öğrencilere gönderilen ek materyallerin telaffuz kazanımı için daha etkili olduğunu göstermektedir. Görüşmelerde ve açık uçlu anket sorularına verilen cevaplar bu sonucu desteklemektedir. Bütün katılımcılar kullanılan cep telefonu uygulaması hakkında olumlu geri bildirimler vermişlerdir. Örneğin bir öğrenci bu uygulamanın faydaları ile ilgili görüşlerinin istendiği soruya şu şekilde cevap vermiştir: “Sesli boyut kelimelerin telaffuzunu düzgün öğrenmemizi sağlıyor. Görsel efektlerle desteklendiği için daha kalıcı olabiliyor” Benzer bir cevap olarak başka bir öğrenci de“Telaffuzları kolay bir şekilde öğrenebildim. MMS şeklinde yollanması sayesinde görsel ve işitsel olarak gördüğümüz kelimelerin telaffuzları daha hafızada kalıcı oldu.” ifadelerini kullanmıştır. Araştırmanın Sonuçları ve Önerileri: Cep telefonları genç nüfus için teknolojik aygıtlar arasında en popüler olanıdır ve çoğu kişinin yaşamında önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmada temel hedeflerden bir tanesi genç nüfus tarafından cep telefonlarına gösterilen büyük ilgiden faydalanarak, ülkemizde bu teknolojinin eğitimde kullanımının önünü açmaktır. BuArticle Çevresel Konfor ve Enerji Tasarrufu Bağlamında Konut Kullanıcıları Davranış Profilleri Üzerine Bir Araştırma(2016) Ulukavak, Gülsu Harputlugil; Harputlugil, TimuçinKullanıcıların binanın enerji dengesine içsel ısı kazancı olarak pasif anlamda doğrudan katkıları vardır. Bunun yanında, pencere açıp kapatarak, termostat veya radyatör ayarlarını değiştirerek, yapay aydınlatma sistemini devreye sokarak enerji tüketiminde aktif rol üstlenmektedirler. Ayrıca, mevcut binalarda kullanıcı, malzeme, bileşen veya sistem değişikliği yaparak müdahalelerde bulunmaktadır. Bu çalışma, konut kullanıcı davranışının enerji tüketimi üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılabilmesine yönelik yapılmış olan bir anket çalışmasının değerlendirmesini içermektedir. Dört farklı iklim bölgesinde yer alan konut kullanıcıları ile yapılan yüz yüze görüşme yöntemine dayalı anket ile iki temel konu hedeflenmiştir. Bunlardan ilki konut kullanıcılarının enerji tüketimini de etkileyecek düzeydeki davranışlarının neler olduğunu ortaya çıkarmak, ikincisi ise genel çerçevede konut kullanıcılarının enerji tüketimi ve konfor düzeyine ilişkin algılarını sorgulamaktır. Görüşmeler sonucunda, kullanıcıların enerji tüketimini etkileyecek düzeydeki en belirgin davranışının havalandırma amaçlı pencere açıp/kapatma olduğu ortaya çıkmıştır. Yapay aydınlatma seçiminde, önemli bir bilinçlenmenin olduğu ve büyük bir oranda (%92,9) enerji tasarruflu ampul kullanıldığı belirlenmiş olup, enerji tüketimine karşı hassasiyet ve konfor memnuniyetinin eğitim seviyesi yükseldikçe arttığı ortaya çıkmıştırArticle Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 2Classification of Low Probability of Intercept Radar Waveforms Using Gabor Wavelets(Gazi Univ, Fac Engineering Architecture, 2021) Ergezer, HalitLow Probability of Intercept (LPI Radar) is a class of radar with specific technical characteristics that make it very difficult to intercept with electronic support systems and radar warning receivers. Because of their properties as low power, variable frequency, wide bandwidth, LPI radar waveforms are difficult to intercept by ESM systems. In recent years, studies on the classification of waveforms used by these types of radar have been accelerated. In this study, Time-Frequency Images (TFI) has been obtained from the LPI radars waveforms by using Choi-Williams Distribution method. From these images, feature vectors have been generated using Gabor Wavelet transform. In contrast to many methods in the literature, waveform classification has been performed by directly comparing the feature vectors obtained without using any machine learning method. With the method we propose, classification accuracies were obtained at intervals of 2 dB between -20 dB and 10 dB and performed at reasonable classification accuracy rates up to -8 dB SNR value. Better results than the best reported in the literature were obtained for some signal types. The results obtained for all waveform types are given in comparison with the results of the existing methods in the literature.Article Citation - WoS: 15Citation - Scopus: 17Çok Kriterli Karar Verme Metotlarının Lisansüstü Öğrenci Seçme Problemi için Karşılaştırmalı Analizi(2010) Özpeynirci, Nail Özgür; Yılmaz, Recai; Altunok, Taner; Kazançoğlu, YiğitLisansüstü öğrenim için mevcut kaynaklar, lisans için olanlarla karşılaştırıldığında oldukça sınırlıdır. Her lisansüstü öğrenci için bir akademik danışmak gerekmektedir. Akademik personel zamanının önemli bir bölümünü öğrencilerinin lisansüstü çalışmaları için ayırır. Akademik personel sayılı sınırlı olduğu için, lisansüstü öğrenci sayısı da sınırlı olmalıdır. Ayrıca bir lisans dersine birçok öğrenci katılabilir, bu, bazı lisansüstü derslerde, özellikle küçük öğrenci grupları için tasarlanmış olanlarda, mümkün olmayabilir. Bu sebeple, lisansüstü öğrencilerin seçimi önemli bir problemdir. Lisansüstü öğrenci seçimi problemi bir lisansüstü programa başvuran adaylar arasından bir öğrenci alt kümesi seçmek olarak tanımlanabilir. Doğal olarak, bu problem bir çok kriterli karar verme problemdir, çünkü her adayın birçok özelliği vardır ve karar sürecinde bu özellikler aynı anda göz önüne alınmalıdır. Araştırmanın Amacı: Bu çalışmanın amacı alternatifleri sıralamak için geliştirilmiş farklı çok kriterli karar verme metotlarının performanslarını lisansüstü öğrenci seçme probleminde karşılaştırmaktır. Ayrıca, en iyi yöntem Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitüsü’nün öğrenci seçimi sürecinde kullanılacaktır.Article Citation - WoS: 16Citation - Scopus: 20Common Fixed Point Theorems in Cone Banach Spaces(Hacettepe Univ, Fac Sci, 2011) Abdeljawad, Thabet; Tas, Kenan; Karapınar, ErdalRecently, E. Karapınar (Fixed Point Theorems in Cone Banach Spaces, Fixed Point Theory Applications, Article ID 609281, 9 pages, 2009) presented some fixed point theorems for self-mappings satisfying certain contraction principles on a cone Banach space. Here we will give some generalizations of this theorem.Article A Comparative Research on Space of Women in Prayer Place Interiors of Celestial Religions: Cases From Istanbul(Gazi Univ, 2020) Disli, Gulsen; Ozcan, ZuhalCross-cultural comparison has been used in architecture mostly to discuss the components of culture, knowledge, and value systems, yet to date there is not a specific comparative study on gendered architecture in prayer places of celestial religions, namely Judaism, Christianity, and Islam. Hence, this study aims to reveal how attendance of women in prayer places with different national, historic, religious, and cultural characteristics shaped architectural space organization and to assess potential similarities and differences of women's section in prayer spaces of celestial religions by examining literature survey, archival and historic research, including field observations. In addition to general observations in building scale, some exemplary historic synagogues, churches, and mosques in Istanbul still in use have been chosen as case studies, and their plan typologies, as well as types and locations of women's galleries/sections have been discussed. Cross-cultural comparison parameters were; development of women's section in prayer places as a structured architectural space and basic architectural terminologies used to define women's section. The major conclusion of the study is that originally women had right to worship in prayer spaces without any physical separation in all three religions, yet in time the place of women had a more defined/divided/structured character especially in Islam and Judaism. The study also indicates that while at present day, gendered architecture is still the predominant approach in Islam and in Orthodox Judaism; mix congregation in a single-unsegregated space for both sexes is more common in contemporary society of Christianity.Article Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 3Compatibility Assessment of Exterior Finish Coats for Insulated Walls(2013) Düzgüneş, Arda; Tavukçuoğlu, Ayşe; Demirci, Şahinde; Örs, KerimeNew approaches are emerging in contemporary wall constructionas a result of improved understanding of building materials andtheir behaviour. Not so long ago, the accepted practice was to createimpermeable exterior walls by using moisture-proof and vapour-prooflayers in their sectional compositions. However, any failure, such as tinycracks in any one of these impermeable layers, causes accumulation ofentrapped moisture which could not escape by evaporation from the wallsurface (Hughes, 1986; Massari and Massari, 1993; Richardson, 2001). Thisresults in a decrease in the lifetime of building materials, visible defects onwall surfaces, such as discoloration, cracking, scaling and flaking on finishcoats, and unhealthy interiors (Bochen et al., 2005). The concept of the"breathing wall", therefore, gained importance in the last few decades andexternal wall compositions, allowing the passage of water vapour back andforth through it, were started to be constructed.Along with this, energy efficient buildings and improvement ofconstruction technology in this regard became a current issue incontemporary buildings. In addition to installing more efficient fuelburningequipment, the use of both thermal insulation layers andlightweight porous masonry blocks and/or panels for its walls proper,should be incorporated within the compositions of the building envelope.However, due to their high water absorption characteristics, light-weightporous masonry needs to be protected from rainwater by means ofwatertight protective coatings and/or by water repellents (Andolsun et al.2006; Kuş, 2004). For these reasons, the exterior finishing systems consistingof under- and finish-coats, having low water permeability but high watervapour permeability properties are necessary.The matter which has not yet been foreseen, even overlooked, for multilayerconstructions is "compatibility with neighbouring materials". Thecompatibility of finishing/complementing layers with the porous masonry, in fact, has vital importance for contributing to the long-term durabilityand thermal performance of masonry wall structures. However, thebasic performance and compatibility properties of those layers, such aswater vapour permeability, water impermeability, thermal resistance,dilatation, modulus of elasticity characteristics, are as yet not well known.Comprehensive studies are, therefore, needed to derive this informationso that the performance expected of such systems in providing healthyinteriors can be improved.Materials are considered to be compatible with each other if theyhave similar characteristics in terms of some physical, mechanical andcompositional properties (Sasse and Snethlage, 1997; Fassina et al., 2002;Andolsun et al., 2005, 2006; Karoglou et al., 2007). The two importantparameters of compatibility are water vapour permeability and modulus ofelasticity (MoE):-o What is required of the finish coat is to permit water vapourtransmission while resisting droplet penetration from rain or surfacewash; in other words, being essentially watertight (Kuş, 2004;Harderup, 1996; Cerny, et al., 1996). It is also necessary to ensurecontinuity in this vapour transmission property throughout allthe layers making up the wall section in order to avoid interstitialcondensation.o The compatibility assessment of a layer with its neighbouring layers interms of MoE is still under discussion. The MoE is defined as the ratioof stress to strain and indicates the deformation ability of a materialunder external forces (Timoshenko, 1970). According to studiesdiscussing this subject, the MoE of coating layers should not exceedthat of the underlying masonry (Caner, 2003; Fabbri and Grossi, 2000;Kovler and Frostig, 1998; Sasse and Sneathlage, 1997). This means that,any compatible layer should be expected to have MoE not higher thanthat of the base material which is in contact so as to prevent mechanicaldamage in any of the weaker intermediate layer(s). If not so done,failures-especially in the form of tiny cracks-are liable to develop onthe fine coat and/or on sub-layers, which is often followed by flakingand scaling.Here, a number of proprietary exterior finish coats produced in Turkeywere examined in order to determine their compatibility for insulatedmasonry walls with an emphasis on their water vapour permeability andmodulus of elasticity characteristics (Örs, 2006) (1). It was expected toreveal not only their individual material properties, but also to developawareness in architects, builders and manufacturers about the significanceof compatibility in attaining an integrated building envelope.Article Citation - WoS: 27Citation - Scopus: 26Completion of Cone Metric Spaces(Hacettepe Univ, Fac Sci, 2010) Abdeljawad, ThabetIn this paper a completion theorem for cone metric spaces and a com- pletion theorem for cone normed spaces are proved. The completion spaces are defined by means of an equivalence relation obtained by convergence via the scalar norm of the Banach space E.Article Contextual, Formal and Correlational Examination of Article Titles Published in International Indexed Journals in the Field of Educational Sciences(Turkish Education Assoc, 2025) Goktas, Yuksel; İskender, Mülkiye Ezgi; Gürbüz, Nihal Elif; Cagiltay, Nergiz ErcilBir makalenin yayımlanması ve atıf alması açısından doğru başlık yazımı önemli bir değişkendir. Bu bağlamda bu araştırmada eğitim bilimleri alanında yayımlanan uluslararası indeksli makalelerin başlıkları içerik ve biçim açısından incelenmiştir. Doküman analizi, Web of Science veri tabanında yer alan 800 makale ve başlığın araştırmacılar tarafından literatüre dayalı olarak belirlenen kriterlere göre incelenmesiyle gerçekleştirilmiştir. İçerik-başlık uyumu konusunda elde edilen verilere SPSS 27.0 programından faydalanılarak istatistiksel analizler yapılmıştır. Bulgular, makalelerin cümle yapılarının yayımlandıkları dergilerin menşei ülkelerine göre farklılaştığını göstermiştir. Ayrıca, etki faktörü yüksek olan dergilerin başlıklarının metodolojik eğilimlerini daha net verdiği tespit edilmiştir. Etki faktörünün, potansiyel başlık standartlarına ulaşma ve kelime sayısı ile doğrusal ve orta düzeyde ilişkili olduğu bulunmuştur. Dergilerin Q değerlerine göre yapılan analizde, potansiyel içerik standartlarının Q1 dergilerin lehine anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Dergiler için yapılan fark analizine göre başlık potansiyel standartları açısından dört dergi arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Ortalamalara göre Review of Educational Research (Q1), Eğitim ve Bilim (Q4), Educational Researcher (Q1) ve Pedagogy (Q4) şeklinde bir sıralama ortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlar kapsamında araştırmacılara bilimsel çalışmalar için başlık oluşturmada yol gösterecek bazı önerilerde bulunulmuştur.Article Day of the Week Effects: Recent Evidence From Nineteen Stock Markets(2002) Bayar, Aslı; Kan, Özgür BerkThis paper provides international evidence for the presence of the day of the week effects in stock market returns denominated in both local currencies and the US dollars in most of the nineteen countries in the sample for the period July 1993 to July 1998. The observed daily patterns differ for local and dollar returns, the latter being exhibiting lower daily means and higher standard deviations. In local currency terms, a pattern of higher returns around the middle of the week, Tuesday and then Wednesday; and a lower pattern towards the end of the week, Thursday and then Friday, are observed. In dollar terms, a higher pattern occurs around the middle of the week, Wednesday and then Tuesday; and a lower one is observed towards the end of the week, Thursday and then Friday. The lower patterns are more apparent in both cases. Volatility is the highest on Mondays in both local and dollar returns. Local returns have the lowest volatility towards the end of the week, Thursday and Friday, whereas the lowest volatility of dollar returns are observed on Tuesdays. The results have useful implications for international portfolio diversification.Article Demans Hastalarında Cohen-Mansfield Ajitasyon Envanteri ile Değerlendirilen Ajitasyon Boyutlarının Araştırılması(2015) Kırıcı, Sevinç; Kanat, Bilgen Biçer; Er, Okan; Sakarya, Ayşegül; Altunöz, Umut; Özel-kızıl, Erguvan Tuğba; Bastug, GülbaharArticle Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 2Development of Air-To Engagement Analysis Model of Fighter Aircrafts(Gazi Univ, Fac Engineering Architecture, 2022) Bektas, Almila; Ergezer, Halit; Erdogan, SinemIn operational analysis studies; it is possible to model and simulate at an engineering level, engagement level, task level and campaign forces level. In this study, modelling and simulation studies are performed in engagement-level allowing the analysis of air-to-ground engagement effectiveness of fighter aircraft according to the operational environment. The operating environment of the combat aircraft, which provides survivability analysis based on low visibility and electronic mixing capabilities, is created. The search radar and tracking radar models for ground-to-air threats have been designed in accordance with the engagement level. The dynamic model of the fighter aircraft and the ground-to-air missile have been modelled using pseudo 5 degree-of-freedom. Modelling has been carried out to allow the use of changes in the Radar Crosssectional Area (RCS), which is one of the most important factors affecting the survivability of the aircraft, with respect to azimuth and elevation angles. The Radio Frequency (RF) jamming capability of the fighter aircraft has also been modelled in accordance with the engagement level. The results of the generic scenarios for the analysis of the effect of these models' parameters on the survivability of fighter aircraft have been presented.Article Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 6Diamond Alpha Hardy-Copson Type Dynamic Inequalities(Hacettepe Univ, Fac Sci, 2022) Kaymakcalan, Billur; Kayar, ZeynepIn this paper two kinds of dynamic Hardy-Copson type inequalities are derived via diamond alpha integrals. The first kind consists of twelve new integral inequalities which can be considered as mixed type in the sense that these inequalities contain delta, nabla and diamond alpha integrals together. The second kind involves another twelve new inequalities, which are composed of only diamond alpha integrals, unifying delta and nabla Hardy-Copson type inequalities. Our approach is quite new due to the fact that it uses time scale calculus rather than algebra. Therefore both kinds of our results unify some of the known delta and nabla Hardy-Copson type inequalities into one diamond alpha Hardy-Copson type inequalities and offer new Hardy-Copson type inequalities even for the special cases.Article Döner Tüp Takım Kullanarak Elektrokimyasal Delme Yönteminin Deneysel İncelenmesi ve Geliştirilmesi(2013) Çoğun, Can; Özerkan, H. BekirBu çalışmada, alışılmamış imal usullerinden elektrokimyasal işleme yöntemi esaslı yeni bir hibrit elektrokimyasal delik delme (EKD) yöntemi geliştirilmiştir. Geliştirilen yöntemde takımın dönme hareketi yanında içinden elektrolit püskürtmesi de uygulanmaktadır. Yöntemin denemelerinin gerçekleştirilebilmesi için küçük boyutlarda bir prototip EKD tezgâhı tasarlanmış ve üretilmiştir. Yeni sistemin önemli özelliklerinden biri işlemede takım ilerleme hızının akım geri besleme kontrolü ile ayarlanmasıdır. Prototip tezgâhta, talaşlı imal usulleriyle gerinme pekleşmesinden dolayı işlenmesi çok güç olan Hadfield (mangan) çeliği ve işlenebilirliği iyi olan AISI 1040 çeliği aynı işleme koşullarında delinmiş ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Her iki çelikle yapılan deneylerde işleme geriliminin, takım dönüş hızının, elektrolit konsantrasyonunun ve püskürtme basıncının artışıyla işparçası işleme hızı değerleri artmıştır. Ortalama yanal açıklık değerleri takım dönüş hızının artışı ile artmıştır. AISI 1040 çeliğine açılan deliklerin Hadfield çeliğine göre daha düzgün olduğu görülmüştür. Deneysel sonuçlar önerilen yeni hibrit EKD yöntemi ile işlenmesi güç malzemelere derin ve küçük çaplı deliklerin kolaylıkla açılabileceğini göstermiştir.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »
