TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/8652
Browse
Recent Submissions
Article A Systematic Review on AI Technologies in English as a Foreign Language Education(2025) Toscu, SalihaThis systematic review reports an analysis of research articles on AI technologies in English as a foreign language education. The review specifically addresses the limitations reported in the studies conducted between 2020 and 2024 and shows the benefits of AI technologies identified in those studies. Hence, the study aims to provide an understanding of the scope of existing research and, depending on the limitations identified, give insights into further research. The research articles were screened and analyzed using qualitative methods based on the predetermined inclusion and exclusion criteria. The findings indicated that AI technologies may positively affect language development, cultural understanding, learner engagement, learning support, and critical thinking. Nonetheless, the limitations identified - categorized as instructional, methodological, and technological - should be taken into consideration for a more robust investigation.Article Çocuk Influencerlar (Kidfluencer) İle Marka Algısı Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi(2025) Ulas, Sevilay; Alkan, ZeynepSosyal medya platformlarının kullanabilirliğinin artmasıyla birlikte hayatımıza dahil olan influencerlar, her geçen gün popülerliğini arttırmaktadır. Influencerlar takipçileri üzerinde belirli bir yönlendirme etkisi bulunan kişiler olarak ifade edilebilmektedir. Bu bağlamda takipçileri üzerinde etki bırakan çocuk influencelarda influencer kategorisi içerisinde yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı çocuk influencer'lar ile takipçilerinin marka algısı arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Çocuk influencer'ları takip eden 302 kişiyle amaçlı örneklemleme kullanılarak çevrimiçi bir anket yapılmıştır. Çalışmada betimsel analiz, t-test ve korelasyon testleri verileri ölçümlemede kullanılmıştır Bulgulara göre demografik özellikler içinde cinsiyete göre farklılık gösteren değişkenler bilgi ve deneyim, eğlence, doğallık ve sevimlilik olarak belirlenmiştir. Çocuk sahibi olup olmamalarına göre takip etme motivasyonlarındaki farklılıklar ilgi ve merak ile yaşam tarzı kategorilerinde belirlenmiştir. Marka algısı ile cinsiyet ve yaş arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur. Katılımcılar tarafından takip edilen en çok çocuk influencer'lar Maya Başol, Kemalce ve Zayn Sofuoğludur. Bu çalışma çocuk influencer'lar ile marka algısı arasındaki ilişkiye odaklanması ve literatüre katkıda bulunması açısından önemli görülmektedir.Article A Chain Rule for Reduced Functional Differential Inclusions and Stability Theorems(2025) Gokgoz, NurgulIn order to represent real-world problems, modeling and stability concepts of a system are two essential steps, and functional differential inclusions become favorable among other methods because of their flexibility and robustness to handle those problems. Thus, functional differential inclusions (FDIs) provide a solid foundation for engineering problems, and the calculation of their derivatives becomes an important issue in checking the stability of them. Especially, to check the Lyapunov stability, various chain rules for FDIs are defined in the literature. In this work, a new chain rule is introduced in terms of the reduction procedure, a comparison with another one is represented, and the stability theorems in terms of Lyapunov are extended to the reduced functional differential inclusions.Article YUKK Kapsamında İdarî Makamların Uluslararası Koruma ve Geçici Koruma Hakkında Verebilecekleri Kararlar Ve Bu Kararlara Karşı Başvuru Yolları(2025) Tanrıbilir, Feriha Bilge; Tunçağıl, Gülce Gümüşlü4.4.2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK)’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte “uluslararası koruma” ve “geçici koruma” kavramları da mevzuatımıza girmiş oldu. Ülkemizde yaşanılan yoğun nüfus hareketliliğinin sonucunda koruma talep eden yabancıların sayısı artmaktadır. Gerek uluslararası mahkeme kararlarında gerek ulusal mahkeme kararlarında uluslararası koruma başvurularından uluslararası koruma sürecinin sona ermesine kadar geçen evrede koruma sağlanan kişilere ev sahibi devletin karar ve işlemlerine karşı etkili başvuru yollarının açık olması ve adil yargılanma olanağının sağlanması üzerinde hassasiyetle durulmaktadır. Bu itibarla mevzuatımıza göre uluslararası koruma sürecinde idarenin verebileceği kararlar ile yaptığı işlemler hakkında ilgililere tanınan başvuru yolları önem taşımaktadır. Bu önem uyarınca çalışmamızda YUKK kapsamında idarenin uluslararası koruma ve geçici koruma hakkında verebilecekleri kararlar ve öngörülen başvuru yolları inceleme konusu yapılmıştır.Article Dijital Boşanma Bağlamında Hollanda’da Geliştirilen Çevrim İçi Uyuşmazlık Çözüm Araçları (Rechtwijzer Uit Elkaar Ve Uitelkaar.nl) ve Türk Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi(2025) Basara, Gamze TuranGeleneksel boşanma prosedürleri, teknolojik gelişmelerle birlikte değişime uğramaya başlamıştır. Bu kapsamda çeşitli ülke hukuklarında çevrim içi boşanma uyuşmazlığı çözüm araçları geliştirilmiş ve uygulamaya konulmuştur. Dijital boşanmaya yönelik özellikle Hollanda’da önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bu çalışma, dijital boşanma bağlamında uyuşmazlık çözüm aracı olarak Hollanda’da geliştirilen Rechtwijzer uit elkaar ile halefi Uitelkaar.nl örneklerinin incelenmesini konu almaktadır. Mevcut çevrim içi boşanma platformlarının yalnızca düşük çatışmalı boşanmalarla sınırlı kaldığını, yüksek çatışmalı boşanmalar için ise dava yönetim sistemlerine dönüştürülerek farklı disiplinlerden uzmanların sürece katılımını kolaylaştıracak şekilde yeniden yapılandırılmaları gerektiği değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, tarafların hak ve menfaatlerini koruyacak, süreçleri daha etkin ve erişilebilir kılacak yenilikçi çözümler geliştirmek amacıyla çok sayıda pilot uygulama yapılmasına ihtiyaç vardır. Hollanda’da uygulanan çevrim içi boşanma platformları Türk hukuku bakımından değerlendirildiğinde, mevcut yasal düzenlemeler kapsamında Türk boşanma sisteminde dijital boşanmanın, mahkemesiz boşanma biçiminde gerçekleşmesinin mümkün olmadığı, ancak usul ekonomisi sağlamak ve uyuşmazlık çözümünü destekleyerek boşanma sürecini hızlandırmak amacıyla çevrim içi boşanma araçlarının entegrasyonunun fayda sağlayacağı söylenebilir.Article Translating Neologisms in Children’s Literature: Two Tales By Dr. Seuss- Did I Ever Tell You How Lucky You Are? And the Lorax(2025) Kümbül, Tuba; Akat, BülentChildren’s literature is a genre characterized by a playful language that abounds in neologisms in general and nonce words in particular. Nonce words constitute a subtype of neologisms - newly coined lexical units- that serve to enrich the lexicon. In children’s stories, words of this kind are widely used as a stylistic device to surprise and entertain the reader, as well as to help them better visualize the scenes and incidents being depicted. This article aims to explore the use of nonce words in children’s literature with special focus on the challenges involved in translating such words. Within this context, two tales written by Dr. Seuss, Did I Ever Tell You How Lucky You Are? and The Lorax, along with their Turkish translations, have been selected for the study. In the article, a number of nonce words taken from the two tales and their translations have been analyzed on the basis of Dirk Delabastita’s taxonomy of neologisms and B.J. Epstein’s strategies for translating nonce words (‘neologisms’ as she refers to them) in children’s literature. Analyzed within the framework of Delabastita’s categories of neologisms, most of the nonce words in the original text have been found to fall into the sub-category of coining, a particular technique designed to create a new lexical item in order to enrich the narrative and produce phonetic effects. Also, the findings demonstrated that in both tales the translator has mainly employed two strategies: (1) Adaptation; (2) Replacing a neologism with another neologism. In translation, these strategies have been intended to carry over to the target text the lexical effects created by the use of neologisms in the source text. Furthermore, these translation procedures have been endorsed by an effort to simulate the literary devices employed in the original tales -onomatopoeia, alliteration, and assonance in particular- each being a stylistic technique designed to produce playful sound effects.Article Pera Palas'ta Gece Yarısı Dizisinde Geçen Deyimlerin İngilizce Dublajındaki Çevirileri Üzerine Teresa Tomaszkiewicz ve Nida & Taber'ın Görüşleri Işığında Bir İncelemesi(2024) Kümbül, Tuba; Akat, BülentEsas olarak bu çalışma özellikle dil kapsamında yer alan öğeler olmak üzere kültürel unsurların analiziyle ilgilidir. Bu bağlamda Pera Palas'ta Gece Yarısı dizisinde geçen konuşmalardan seçilen deyimler, dizinin İngilizce dublajındaki çevirileriyle karşılaştırılmıştır. Bu makalede, Jan Pedersen’in terminolojisi benimsenmiştir. Pedersen, kültürel öğeleri \"Kültüre Bağlı Unsurlar\" olarak adlandırır ve bunları iki kategoride analiz eder: (1) Kültüre Bağlı Dil Dışı Unsurlar; (2) Kültüre Bağlı Dil İçi Unsurlar. Dizinin orijinalinde az sayıda kültüre bağlı dil dışı unsur bulunduğu için, çalışmada daha ziyade kültüre bağlı dil içi unsurların bir alt kategorisi olan deyimlere ve bunların çevirileri üzerine yapılan analizlere yer verilmiştir. Analiz edilmek üzere seçilen deyimler, Teresa Tomaszkiewicz tarafından ortaya atılmış olan, kültürel öğelerin tercümesine yönelik stratejilerin yer aldığı sınıflandırma ışığında incelenmiştir. Esasen alt yazı çevirisi için tasarlanmış olan bu stratejiler belli nedenlerle dublaj çevirisine uyarlanmıştır. Yapılan analizler, çevirmenin dizinin orijinalinde yer alan deyimleri tercüme ederken çoğunlukla genelleme ve eşdeğerlik stratejilerini kullandığını göstermiştir. Ayrıca, bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, Tomaszkiewicz'in genelleme ve eşdeğerlik stratejileri ile Nida ve Taber tarafından tanımlanan ve uyarlama adı verilen 3 stratejiden ikisi -\"deyimden deyime\" ve \"deyimden deyimsel olmayan ifadeye\" şeklinde tanımlanan teknikler- arasında belirgin bir benzerlik olduğuna işaret etmektedir.Article Radyografik Olarak Tanı Konulabilen Diz Röntgenlerinin Derin Öğrenme ve Makine Öğrenmesi Yöntemleri ile Sınıflandırılması(2025) Duran, Semra; Orhan, Kevser; Maras, Hadi Hakan; Atalar, Ebru; Maraş, Yüksel; Üreten, KemalBu çalışmanın amacı, düz diz röntgenleriyle tanısı konulabilen diz osteoartriti, sinovyal kondromatozis, Osgood-Schlatter hastalığı, os fabella patolojileri ve normal diz radyografilerini derin öğrenme ve makine öğrenmesi yöntemleriyle sınıflandırmaktır. Bu çalışma 540 diz osteoartriti, 151 Osgood_Schlatter hastalığı, 191 diz kondromatozisi, 152 os fabella ve 523 normal diz röntgen görüntüsü üzerinde gerçekleştirildi. Öncelikle önceden eğitilmiş derin öğrenme modeli olan VGG-16 ağı ile sınıflandırma yapıldı. Daha sonra VGG-16 evrişim katmanı ile çıkarılan özellikler, rastgele orman, destek vektör makineleri, lojistik regresyon ve karar ağacı makine öğrenmesi algoritmalarıyla sınıflandırıldı. VGG-16 modeli ile %95,3 doğruluk, %95,1 duyarlılık, %98.7 özgüllük, %96,8 kesinlik ve %95,9 F1 skoru sonuçları elde edildi. VGG-16 evrişim katmanından çıkarılan özelliklerin makine öğrenmesi algoritmaları ile sınıflandırılmasında lojistik regresyon sınıflandırıcısı ile %98,2 doğruluk, %99,0 duyarlılık, %98.9 özgüllük, %98,2 kesinlik ve %98,5 F1 skoru sonuçları elde edilmiştir. Radyografik olarak tanısı konulabilen diz patolojilerinin sınıflandırılması amacıyla yapılan bu çalışmada, VGG-16 ağı ile başarılı sonuçlar elde edilmiştir. VGG-16 modeli evrişim katmanı üzerinden çıkarılan özellikler makine öğrenmesi algoritmaları ile yeniden sınıflandırılmış, lojistik regresyon, destek vektör makineleri ve rastgele orman sınıflandırıcıları ile VGG-16 modeline kıyasla performans metriklerinde iyileşmeler elde edilmiştir. Önerilen bu yöntemle, derin öğrenme modellerinin performansı daha da iyileştirilebilir.Article Kırsal Alanlarda Kültürel Mirasın Korunmasında Toplumsal Motivasyonlar: Cemil Köyü (Kapadokya) Örneği(2025) Kahraman, Z. Ezgi; Yeşilbağ, DamlaKültürel mirasın korunması disiplini zaman içinde mirasın fiziksel bütünlüğünü temel alan teknik bir uygulama alanı olmaktan çıkarak, bireylerin ve toplumların atadığı anlam ve değerlere odaklanan sosyo-kültürel bir pratiğe evrilmiştir. Bu kapsamda ortaya çıkan yeni eleştirel yaklaşımlar, mirasın olduğu kadar toplumun miras ile ilişkilerinin de korunmasına yönelik yeni bakış açıları sunmaktadır. Ancak Türkiye’deki yasal ve kurumsal çerçeve kapsamında, insan merkezli bu yaklaşımların uygulanması ve toplumun koruma süreçlerine dahil edilmesi çoğu zaman kısıtlı kalmaktadır. Bu kısıt altında toplumun kendi hassasiyetleri, ihtiyaçları ve dinamikleri sayesinde, kurumsal ya da yasal bir çerçeve olmaksızın içinde yaşadığı kültürel miras alanlarını korumaya yönelik bir eğilim gösterip göstermediğinin araştırılması önem kazanmaktadır. Bu çerçevede bu çalışma, temel koruma müdahalelerinin henüz gerçekleşmediği kırsal bir yerleşim olan, Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde bulunan Cemil Köyünde, geleneksel yapıların mevcut durumunu tespit etmeyi ve toplumun mirası korumasını sağlayan temel motivasyonlarını incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmanın mekânsal analizler ve derinlemesine mülakatlara dayanan bulguları, bu yapıların nasıl, kim tarafından ve hangi motivasyonlarla korunduğu sorularına cevap vermiştir. Yapıların büyük ölçüde kullanıcıların bireysel çabalarıyla şekillenen yerel koruma pratikleri ile varlıklarını günümüze kadar devam ettirdiği görülmüştür. Toplumun mirası korumasına ilişkin temel motivasyonların geçmişlerine ait tarihi ve kültürel sembollerin, köyün doğal çevresinin, geleneksel yapıların yapısal niteliklerinin, temel ekonomik geçim kaynağı olarak tarımsal aktivite mekanlarının ve toplumsal bağların sürekliliğinin korunmasıyla ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulguların kültürel mirasın korunmasına yönelik insan/toplum odaklı yaklaşımların geliştirilmesine katkıda bulunacağı ve kültürel mirasın korunmasında toplulukların oynadığı rolü inceleyen çalışmalar için temel oluşturacağı düşünülmektedir.Article Müzelerin Kamusallaşma Süreci ve Müze Mekânının Dönüşümü: Toplumsal Dönüşüme Koşut Olarak Müzelerin Kavramsal ve Mekânsal Değişimi(2025) Çavdar, Rabia Çiğdem; Aktan, Arda İlayda Sağlam; Urey, Zeynep Cıgdem UysalBu çalışma, müzelerin kamusallaşma sürecini, tarihsel süreçte geçirdikleri kavramsal ve mekânsal dönüşümler üzerinden değerlendirmeyi ve toplumsal yapıdaki dönüşümlere ve kamusal alanın tarihsel değişimine paralel olarak müze mekânında yaşanan dönüşümleri kuramsal bir çerçeve içerisinde ortaya koymayı amaçlamaktadır. Yürütülen çalışmada, Jürgen Habermas’ın kamusal alan kuramı ve Henri Lefebvre’in mekânın toplumsal üretimi yaklaşımından hareketle oluşturulan kuramsal çerçeve doğrultusunda, müzelerin yalnızca sergi alanları değil, aynı zamanda toplumsal ilişkilerin, kolektif hafızanın ve ideolojik temsillerin biçimlendiği kamusal mekanlar olduğu savunulmaktadır. Çalışmada, mekânın oluşum ve dönüşüm süreçlerinin toplumsal bağlam ile olan koşut ilişkisi çerçevesinde, her bir dönem kendi toplumsal dinamiklerinin getirdiği kamusallık anlayışı ile ele alınmıştır. Tarihsel-kuramsal bir yöntemin benimsendiği çalışmada; tespit edilen dönemsel kırılmalar doğrultusunda, literatürde kırılmalar ile ilişkilendirilen müze yapı örneklerinin plan organizasyonları analiz edilerek, dönemin kamusal alan üretimiyle nasıl ilişkilendikleri incelenmiştir. Mimari plan şemaları üzerinden yapılan mekânsal okumalar, müze yapılarında gerçekleşen dönüşümlerin yalnızca fiziksel biçimlenmelerle değil, aynı zamanda dönemin toplumsal ve siyasal dinamikleriyle şekillendiğini ortaya koymuştur. Yürütülen çalışma neticesinde, müzelerin kamusal mekân olabilme niteliğinin, yalnızca kendi kurumsal dinamiklerine değil, aynı zamanda kamusal alanın tarihsel dönüşümüne, özellikle de demokratikleşme ve eşitlik süreçlerine dayandığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu bağlamda da, müzelerdeki kavramsal ve mekânsal dönüşümün, toplumsal dönüşüme koşut olarak gerçekleştiği öne sürülmektedir. Bu yönüyle çalışmanın, müzelerin tarihsel gelişimini mekânsal analiz ve toplumsal kuram üzerinden ele alarak, bu yapıların toplumsal dönüşümlerle paralel biçimde kamusal mekâna evrildiğini savunan özgün bir araştırma ortaya koyduğu iddia edilmektedir.Article The Associations Between Sleep Problems, Parental Attitudes, and Behavioral Problems in Preschool Children(Galenos Publ House, 2025) Torun, Naksidil Yazihan; Sayinta, Senanur; Kocak, Hatice Nur; Kilic, Kizbes MeralObjective: This study aims to examine the relationships between preschool children's sleep characteristics, social competence, behavioral problems, and parental attitudes and focus specifically on how preschool children's sleep mediates the relationship between parental attitudes and children's social competence and behavioral problems. Materials and Methods: This study's sample consisted of 142 parents of preschoolers. Data were collected using the "Demographic Information Form", "Children's Sleep Habits Questionnaire", "Social Competence" and Behavior Evaluation Scale-30, and Parenting Attitude Scale. Results: Significant moderate correlations were found between sleep habits, parental attitudes, and children's behavioral-emotional problems. The mediatory role of sleep duration and sleep anxiety of the children between democratic parental attitude and social competence was also significant. The mediators (sleep duration and sleep anxiety) accounted for part of the pathway through which democratic parenting affects social competence. Conclusion: This study emphasizes the pivotal role of parental attitudes in influencing children's sleep-related difficulties and daytime behavioral problems. Effective management of sleep anxiety and sleep duration in children has the potential to enhance their behavioral and emotional outcomes.Article Hukuk Yargılamasında Hedef Süre Uygulaması(2025) Mazlum, İsmetAdil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan makul sürede yargılama ilkesi, Türkiye’de uzun yargılama süreleri nedeniyle sıklıkla ihlal edilmiştir. Bu sorunu gidermek amacıyla geliştirilen ‘Yargıda Hedef Süre Uygulaması’, 1 Ocak 2019 itibarıyla tüm yargı çevrelerinde uygulanmaya başlanmıştır. Hukuki dayanağını 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile ilgili yönetmelikten alan sistem, dava ve soruşturmalara ilişkin öngörülebilir tamamlanma süreleri belirleyerek yargılama süreçlerini disipline etmeyi amaçlamaktadır. Hedef süreler, dava türüne ve iş yüküne göre Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından belirlenir. UYAP sistemi aracılığıyla taraflara bildirilir ve süreç boyunca izlenir. Bu uygulama, hem yargı mensuplarının performansını değerlendirmede kriter oluşturmakta hem de vatandaşlar için şeffaflık sağlamaktadır. Ancak hedef süreler, bağlayıcı bir hak doğurmamakta; idari planlama aracı olarak işlev görmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) makul süre içtihatlarıyla da uyumlu olan bu sistem, adil yargılanma hakkının hayata geçirilmesi yönünde olumlu bir adım olarak değerlendirilmektedir.Article Kitay-Gorod: XIX. Yüzyılın Sonunda Değişen Rusya’nın Minyatür Modeli(2025) Aksut, LadaYazarlık yolculuğuna 1960’lı yıllarda Rusya’daki kapitalist düzenin hızla şekillendiği dönemde adım atan Pyotr D. Boborıkin’in eserlerinin en dikkat çekici özelliği, Rusya’daki toplumsal ve kültürel değişimleri derinlemesine ele almasıdır. Boborıkin’in en bilinen eseri olan “Kitay-gorod” (1882) romanı bu açıdan oldukça çarpıcı bir örnek oluşturur. Yazar romanın mekânı olarak Moskova’nın tarihsel ticaret merkezi Kitay-gorod’u seçer. Boborıkin bu bölgenin canlı yapısını ve kendine has atmosferini ayrıntılı bir şekilde tasvir eder. “Kitay-gorod” romanının kahramanları aracılığıyla dönemin hızla değişen toplumsal yapısını ve yeni toplumsal eğilimleri ortaya koyar, böylece Rusya’da yeni bir çağın başladığını vurgular. Kapitalizmin özellikle yoğun ve hızlı bir şekilde geliştiği Kitay-gorod bölgesi dönüşüm geçiren Moskova’nın ve hatta tüm Rusya’nın küçük bir modeli olarak dikkat çeker. Roman yalnızca edebi bir başarı ortaya koymakla kalmaz, aynı zamanda dönemin sosyo-kültürel dokusuna dair önemli bilgiler ve detaylar sunarak tarihsel açıdan değerli bir kaynak işlevi görür. XIX. yüzyılın ikinci yarısında Rusya’nın önde gelen yazarlarından biri olarak tanınan Boborıkin, Ekim 1917 devriminden sonra burjuva sınıfını yücelten bir figür olarak görülmüş ve Sovyet rejimiyle ideolojik olarak uyumsuz olduğu için zamanla unutulmaya yüz tutmuştur. Bu çalışma dönemin çağdaşlarının anlatımlarından da yararlanarak romanın tarihsel bağlamını, dönemin toplumsal yapısını ve döneme özgü olan atmosferi incelemeyi amaçlamaktadır.Article Sanal Tur Kullanım Davranışını Etkileyen Bireysel Yenilikçilik Değişkenin Demografik Faktörlere Göre Farklılaşma Durumu(2025) Aksoy, GülizBu çalışma teknoloji uygulamalarına yönelik kullanım davranışlarını etkileyen faktörlerin incelenmesinde yaygın olarak kullanılan Teknoloji Kabul Modeli’ne bireysel yenilikçilik dış değişken olarak eklenerek bireylerin sanal tur kullanımında rolü üzerine yoğunlaşmaktadır. Sanal tur kullanımının benimsenmesinde etki varlığı ile bu durumun demografik faktörlerden cinsiyet, yaş ve eğitim düzeyine göre farklılaşma olup olmadığı tespit edilmektedir. Araştırma problemlerini açıklamak için kurulan araştırma hipotezlerinin testi için çevrimiçi anket yöntemi ile elde edilen araştırma verileri yol analizi, ANOVA testi ve bağımsız örneklem t-testi ile analiz edilmektedir. Elde edilen bulgular bireysel yenilikçiliğin sanal tur kullanım davranışını etkileyen faktörler üzerinde etkisi ile bu etkinin demografik faktörlerden yaş ve eğitim seviyesine göre farklılaştığı sonuçlarını ortaya koymaktadır.Article Kültüre Özgü ve Evrensel Yönleriyle İş Yerinde Cinsel Taciz Ölçeği(2023) Ok, A. Basak; Karanfil, Derya; Toker-Gültaş, Yonca; Acar, Ferıde Pınar; Göncü-Köse, Aslı; Sumer, H. Cananİş yerinde cinsel taciz ve tacizin ölçümü konusunda Türkiye’de az sayıda sistematik araştırma bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı Türkiye’de kadın ve erkek çalışanlara uygulanabilecek hem evrensel hem de kültürel bağlamı yansıtan bir iş yerinde cinsel taciz ölçeği geliştirmektir. Bu amaçla, dört bağımsız örneklem kullanılarak, biri nitel araştırma, üçü de nicel araştırma olmak üzere dört aşaması bulunan iki çalışma yürütülmüştür. Çalışma 1 kapsamında ölçek geliştirilmiş, Çalışma 2 kapsamında ölçeğin geçerliği sınanmıştır. Çalışma 1 – Aşama 1’de bir nitel araştırma yürütülmüş (N = 149) ve Türkiye’nin dört farklı bölgesini temsil eden altı ilde toplam 15 odak grup mülakatı gerçekleştirilmiştir. Bu odak grup mülakatları ile Türkiye’de iş yerinde cinsel taciz kapsamına giren davranışlar tespit edilmiştir. Tematik analiz temelinde boyutlar belirlenmiş ve ölçek için bir madde havuzu oluşturulmuştur. Çalışma 1 – Aşama 2’de (N = 348) keşifsel amaçla yapılan açımlayıcı faktör analizi tekniği ile 26-maddelik İş Yerinde Cinsel Taciz Ölçeği (İCTÖ) oluşturulmuş ve ölçeğin 4-faktörlü bir yapısı olduğu tespit edilmiştir. Çalışma 2 – Aşama 1’de (N = 482) ölçeğin 4-faktörlü yapısı doğrulayıcı fak- tör analizleri ile desteklenmiştir. Bu aşamada ayrıca ölçeğin ölçüt-bağıntılı geçerliğini destekleyecek şekilde İCTÖ’nün işle ilgili önemli sonuç değişkenleriyle anlamlı ilişkiler sergilediği bulunmuştur. Çalışma 2 – Aşama 2’de (N = 170) ölçeğin örtüşen ve ayrışan geçerliği gösterilmiştir. Bu çalışmalarda ilişkiler keşifsel olarak kadın ve erkek örneklemle- rinde ayrı ayrı incelenmiştir. Bulgular, evrensel ve kültüre özgü davranışlar içeren İCTÖ’nin hem kadın hem de erkek çalışanların iş yerinde cinsel taciz deneyimlerini ölçmede güvenirliği, yapı ve ölçüt-bağıntılı geçerliği yüksek bir ölçüm aracı olduğunu göstermektedir.Article Nitelik Mi, Nicelik Mi? Türkiye’de Psikoloji Lisansüstü Programlarına Yönelik Bir İnceleme(2023) Çoksan, Sami; Göncü-Köse, Aslı; Yaşın-Tekizoğlu, FatmaTürkiye’deki lisansüstü psikoloji programlarının sayısı her geçen yıl hızla artmaktadır. Bununla birlikte, bu prog- ramların nitelik ve niceliklerine ilişkin YÖK’ün sunduğu resmi bir veri bulunmamaktadır. Ayrıca, psikolojinin popüla- ritesi üniversiteleri sürekli olarak yüksek lisans veya doktora programları açmaya yöneltirken, bu programların lisan- süstü program açılması için YÖK tarafından belirtilen kriterleri ne derecede sağladığı bilinmemektedir. Bu nedenle, bu çalışmada Türkiye’deki psikoloji lisansüstü programlarının sayısının, psikoloji alanlarının mevcut programlar içindeki dağılımının ve psikoloji lisansüstü programlarında yer alan öğretim elemanlarının doktora, tıpta uzmanlık veya doçentlik alanlarının ayrıntılı bir şekilde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, YÖKAKADEMİK veri tabanı ve ilgili programların internet sayfaları kullanılarak Ocak-Nisan 2021 tarihleri arasında oluşturulan veri seti incelenmiş, Türkiye’de psikoloji alt alanlarında yürütülen yüksek lisans ve doktora programları ve bu programlardaki akademisyen- lerin doktora, tıpta uzmanlık veya doçentlik alanları hakkında detaylı bilgiler elde edilmiştir. Toplam 34 üniversitede 86 yüksek lisans, 16 üniversitede 42 doktora programında eğitim, psikoloji alanında doktorası veya doçentlik derecesi olan öğretim üyeleri tarafından verilmektedir. Buna karşın, YÖK tarafından belirlenmiş resmi gerekliliklerin aksine, toplam 44 üniversitenin 92 yüksek lisans programında ve 18 üniversitenin 19 doktora programında ilgili alanda doktorası veya do- çentlik derecesi olmayan öğretim üyeleri tarafından eğitim-öğretim verildiği bulunmuştur. Bu öğretim üyeleri psikiyatri (f = 78), adli bilimler (f = 18) veya psikolojik danışma ve rehberlik (f = 16) gibi alanlarda doktoralarını tamamlamışlardır. Ayrıca, akademik kadrosunda psikoloji derecesi olan öğretim üyesi bulunmayan çeşitli bölümler tarafından da psikoloji lisansüstü programları açılmıştır. YÖK lisansüstü eğitim-öğretime ilişkin kural ve yönetmelikler belirlemesine rağmen, bunların her kurumda uygulanmadığı görülmektedir. Bu çalışmanın araştırmacılara ve eğitim otoritelerine Türkiye’deki psikoloji eğitim-öğretimi ile ilgili politika ve uygulamalar geliştirmelerine yardımcı olabilecek bilgiler sağlaması ve reh- berlik etmesi temenni edilmektedir.Article A Novel Hypercube-Based Approach To Overlay Design Algorithms on Topic Distribution Networks(Gazi Univ, 2022) Yumusak, Semih; Hassanpour, Reza; Layazali, Sina; Oztoprak, Kasim; Hassanpour, Reza; Yazılım MühendisliğiData communication in peer-to-peer (P2P) network requires a fine-grained optimization for memory and processing to lower the total energy consumption. When the concept of Publish/subscribe (Pub/Sub) systems were used as a communication tool in a P2P network, the network required additional optimization algorithms to reduce the complexity. The major difficulty for such networks was creating an overlay design algorithm (ODA) to define the communication patterns. Although some ODAs may perform worse on a high-scale, some may have better average/maximum node degrees. Based on the experimentation and previous works, this study designed an algorithm called the Hypercube-ODA, which reduces the average/maximum node degree for a topic connected Pub/Sub network. The Hypercube-ODA algorithm creates the overlay network by creating random cubes within the network and arranging the nodes with the cubes they belong to. In this paper, the details of the proposed Hypercube algorithm were presented and its performance was compared with the existing ODAs. Results from the experiments indicate that the proposed method outperforms other ODA methods in terms of lower average node degree (lowering the average node degree by up to 60%).Article İngilizce Öğretim Müfredatının Kolektif Bir Öğrenme Süreci Haline Getirilmesi: Bir Vaka Çalışması(2025) Karaazmak, Fulda; Çalışkan, GüzideÇalışmanın amacı: Bu çalışmanın amacı, İngilizce müfredat tasarımında öğretim elemanlarının rolünü incelemek ve müfredat birimi tarafından yukarıdan aşağıya atanan bir müfredat ile öğretim elemanlarıyla iş birliği içinde geliştirilen bir müfredatın hangisinin daha iyi sonuçlar vereceğini araştırmaktır. Müfredat, içerik ve öğretim planı, dil sınıflarındaki başarının en etkili belirleyicileri arasındadır. İster sınıfta görev yapan öğretim elemanları ister müfredatı hazırlayan kişiler olsun, bu sürecin aktörleri, başarının belirlenmesinde önemli bir rol oynar. Müfredat hakkında söz sahibi olan öğretim elemanları, içeriğe dair daha derin bir anlayış kazanır ve her adımın arkasındaki gerekçelerin farkına varırlar. Ancak müfredat birimi tarafından yukarıdan aşağıya bir süreçle her adımın önceden belirlenmesi, kaliteyi tehlikeye atabilir ve esnekliği engelleyebilir. Bu nedenle en verimli uygulamaları araştırmak oldukça değerlidir. Materyal ve Yöntem: Bu vaka çalışmasında, nitel bir araştırma deseni benimsenmiş ve 2023-2024 bahar döneminde süreç odaklı müfredata yönelik öğretim elemanlarının tutumlarını belirlemek amaçlanmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış mülakatlar ve odak grup görüşmeleri yoluyla toplanmış, tematik içerik analizi yöntemleriyle analiz edilmiştir. Araştırma, Türkiye’deki bir vakıf üniversitesinde gerçekleştirilmiş ve farklı düzeylerde on yılı aşkın İngilizce öğretim deneyimine sahip sekiz öğretim elemanı (iki erkek, altı kadın) ile yürütülmüştür. Bulgular: Bu çalışma, hem eğitimli personelden oluşan bir birim tarafından hazırlanan bir müfredatın hem de tüm öğretim kadrosunun dahil olduğu bir müfredatın artı ve eksilerinin olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca katılımcılar, müfredat hazırlama sürecine dahil olduklarında, sürece dair farkındalıklarının arttığını ancak örgütsel zorlukların da bulunduğunu belirtmişlerdir. Yine de süreç odaklı bir müfredat, her iki tarafın iş birliğiyle dikkatli bir şekilde organize edilir ve gerekli destekleme sağlanırsa, daha iyi sonuçların doğurabileceği sonucuna varılmıştır. Önemli vurgular: Müfredat, içerik ve öğretim planlaması, dil sınıflarındaki başarının en güçlü belirleyicileri arasındadır. Bu sürece dahil olan kişiler —ister sınıf içindeki öğretim elemanları ister müfredat tasarımcıları olsun— başarının şekillenmesinde kritik bir rol oynar. Öğretim elemanları müfredat geliştirme sürecinde söz sahibi olduklarında, içeriği daha iyi kavrarlar ve her adımın arkasındaki gerekçeleri anlayabilirler. Öte yandan, müfredat birimi tarafından adım adım yukarıdan aşağıya belirlenen bir yaklaşım, kaliteyi tehlikeye atabilir ve esnekliği sınırlandırabilir. Bu nedenle en etkili ve verimli uygulamaları araştırmak hem gerekli hem de değerlidirArticle UFRS 18 Finansal Tablolarda Sunum ve Açıklama Standardı Kapsamında Kar veya Zarar Tablosuna Genel Bakış(2025) Ozturk, CanUluslararası Finansal Raporlama Standartları, kamuya hesap verme yükümlülüğü bulunan işletmeler tarafından dünya genelinde kademeli olarak 2005 yılından beri uygulanmaktadır. Standartların amacı, finansal tabloların işletmelerin finansal durumunu, performansını ve nakit akışlarını şeffaf, karşılaştırılabilir ve gerçeğe uygun bir şekilde sunmasını sağlamaktır. Bu kapsamdaki düzenlemelerden biri bu işletmelerin hangi finansal tabloları nasıl düzenlemesi gerektiğini belirten UMS 1 Finansal Tabloların Sunuluşu standardıdır. Bu çalışmada, 2027 yılında yürürlüğe girecek ve UMS 1 standardının yerini alacak olan UFRS 18 Finansal Tablolarda Sunum ve Açıklama standardında kar veya zarar tablosunda meydana gelecek yenilikler genel bir bakışla ele alınmıştır. Standardın kar veya zarar tablosuna ilişkin hükümleri gerek yürürlükteki UMS 1 standardı ile gerekse UFRS 18’in taslağı olan ED/2019/7 ile karşılaştırılmış ve kar veya zarar tablosunda meydana gelecek değişiklikler, belirlenmiş bir esas faaliyeti olan ve olmayan işletmeler çerçevesinde ele alınmıştır. UFRS 18’e göre kar veya zarar tablosu, belirlenmiş bir esas faaliyeti olmayan işletmelerde üretim işletmesi kapsamında, belirlenmiş esas faaliyeti olan işletmelerde ise finansman sağlayan işletmeler ile bankacılık ve sigortacılık işletmeleri çerçevesinde örneklenmiştir. Bu yeni standardın, kamuya hesap verme yükümlülüğü bulunan işletmelerin kar veya zarar tablolarında karşılaştırılabilirliği önemli ölçüde sağlaması beklenmektedir.Article ISAR Imaging of Drone Swarms at 77 GHz(TÜBİTAK Scientific & Technological Research Council of Turkey, 2025) Coruk, Remziye Busra; Kara, Ali; Aydin, ElifThe proliferation of easily available, internet-purchased drones, coupled with the emergence of coordinated drone swarms, poses a significant security threat for airspace. Detecting these swarms is crucial to prevent potential accidents, criminal misuse, and airspace disruptions. This paper proposes a novel inverse synthetic aperture radar (ISAR) imaging technique for high-resolution reconstruction of drone swarms at 77 GHz millimeter wave (mmWave) frequency, offering a valuable tool for military and defense antidrone systems. The key parameters affecting down-range and cross-range resolution (0.05 m), ultimately enabling the generation of detailed ISAR images are discussed. Here, we create diverse scenarios encompassing various swarm formations, sizes, and payload configurations by employing ANSYS simulations. To enhance image quality, different window functions are evaluated, and the Hamming window is selected due to its highest peak signal-to-noise ratio (PSNR) (16.3645) and structural similarity (SSIM) (0.9067) values, ensuring superior noise reduction and structural preservation. The results demonstrate that the effectiveness of high-resolution ISAR imaging in accurately detecting and characterizing drone swarms pave the way for enhanced airspace security measures.
