Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/15956

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 1619
  • Master Thesis
    Sayısal Metotlar ile Uçak Kanatlarındaki Buzlanma Mekanizmasının Incelenmesi
    (2025) Onay, Cem; Koçak, Eyup; Aylı, Ülkü Ece
    Bu tez çalışmasında; hücum açısı, sıvı su içeriği (LWC), ortalama damla çapı (MVD), uçuş hızı ve buzlanma süresi gibi temel parametrelerin, NACA 0012 kanat profili üzerindeki buz oluşum karakteristikleri ve aerodinamik davranış üzerindeki etkileri sayısal yöntemler kullanılarak incelenmiştir. Bu parametrelerin etkileri, kaldırma ve sürükleme katsayılarındaki değişimler ile kanat geometrisindeki şekil bozulmaları gözlemlenerek değerlendirilmiştir. Sayısal yöntemin güvenilirliğini sağlamak amacıyla, farklı hücum açıları altında temiz ve buzlu kanat profilleri için yapılan simülasyon sonuçları, literatürdeki deneysel verilerle karşılaştırılarak doğrulama çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Temiz kanat analizleri ANSYS Fluent yazılımı ile, buzlanma analizleri ise FENSAP-ICE programı kullanılarak ve Spalart-Allmaras türbülans modeli ile gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, hücum açısının artmasının asimetrik buz boynuzu büyümesine yol açtığını ve 12° hücum açısında kaldırma katsayısında %56'ya varan azalma ile sürükleme katsayısında %625'e varan artışa neden olduğunu göstermiştir. Sıvı su içeriğinin yükselmesi, buz yapısının daha düzensiz hale gelmesine ve hem üst hem de alt yüzeyde buz kaplı alanın genişlemesine neden olmuştur. Ortalama damla çapı arttıkça buz oluşumu daha geniş bir yüzeye yayılmış; özellikle 50 µm değerinde, maksimum buz kalınlığı gözlemlenmemesine rağmen en yüksek performans kayıpları tespit edilmiştir. Uçuş hızı arttıkça buz şekli daha keskin ve belirgin hale gelmiş; özellikle 90 m/s'ye kadar olan hızlarda aerodinamik bozulmaların daha fazla olduğu görülmüştür. Son olarak, daha uzun maruz kalma süreleri hem buz kalınlığında hem de buzla kaplı alanın genişliğinde artışa neden olmuş olup, maksimum buz birikimi 8 dakika sonunda gözlemlenmiştir. Bu bulgular, incelenen her bir parametrenin sadece buz geometrisini değil, aynı zamanda uçuş güvenliği açısından kritik öneme sahip aerodinamik performansı da önemli ölçüde etkilediğini ortaya koymaktadır.
  • Master Thesis
    Improving File Security through an Optimized Auto-Classification Approach Using Learning Models
    (2024) Açıkgöz, Zeliha; Arslan, Recep Sinan; Arslan, Serdar
    PDF dosyalarını hedef alan kötü amaçlı yazılımlar dijital güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu çalışmada PDF dosyalarının sınıflandırılması için kapsamlı bir yöntem önerilmiştir. Çalışma kapsamında PyPDF2, PDFMiner ve PyMuPDF kütüphaneleri kullanılarak PDF'lerden 43 farklı genel ve yapısal özellik çıkarılmıştır. Çalışmada iki faklı aşama bulunmaktadır. İlk aşamada kullanılan veriseti tek sütun olacak şekilde TF-IDF, N-gram Count Vectorizer ve Word2Vec yöntemleri ile sayısallaştırılarak özellik seçimi yapılmadan model eğitimlerinde kullanılmıştır. İkinci aşamada ise metin içeren sütunlar Word2Vec ile sayısallaştırıldıktan sonra özellik seçim yöntemleri uygulanarak model eğitimlerinde kullanılmıştır. İlk aşamada yedi farklı makine öğrenmesi ve dört farklı derin öğrenme modeli uygulanmıştır. İkinci aşamada ise makine öğrenme modellerine ek özgün tasarlanmış Çok Dallı CNN modeli kullanılmıştır. Özellik seçiminde SelectKBest, Recursive Feature Elimination (RFE) ve Lasso yöntemleri uygulanmıştır. Önerilen Çok Dallı CNN mimarisi özellik seçimi yöntemlerinin sonuçlarına uygulanmıştır. Çok Dallı CNN modeli yapılan test sonucunda Lasso özellik seçimiyle 0.9982 doğruluk değeri elde edilmiştir. Makine öğrenimi modelleriyle yapılan deneyler, özellik çıkarımı olan ve olmayan veri setleri üzerinde değerlendirilmiş ve karşılaştırmalı olarak doğruluk, kesinlik, geri çağırma oranı ve F1 puanı gibi metrikler her iki aşama için de analiz edilmiştir. Çalışma, yaklaşık 30.000 PDF dosyasından oluşan kapsamlı bir veri seti üzerinde test edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, PDF tabanlı kötü amaçlı yazılımların tespiti için etkili bir yaklaşım sağlamayı amaçlamaktadır.
  • Master Thesis
    İhaleye Fesat Karıştırma Suçu
    (2024) Akpınar, Buse; Soyaslan, Doğan
    Tenders have come into existence in order to meet the needs of the public in the most accurate way and are regulated by the state with the Public Procurement Law No. 4734 and the State Procurement Law No. 2886. Due to the size of the resources and the fact that the tenders made concern the state and society, it is also protected in terms of criminal law. The crime of bid rigging is regulated in Article 235 of the ninth chapter of the Turkish Penal Code No. 5237 titled Crimes Against Economy, Industry and Trade. The content of our study is based on the Turkish Penal Code No. 5237, and taking into account the decisions of the Supreme Court, the basic tender process, the formation of the crime, the penalties prescribed by the law and the disruptions that may arise during the process are examined. The qualified forms of the crime and the changes made within the scope of the qualified cases were examined.
  • Master Thesis
    Energy, Exergy, Economic and Environmental Analysis (4E) of Reciprocating Air Compressors
    (2024) Udül, Nisa İrem; Yapıcı, Ekin Özgirgin; Doğan, Battal
    Bu tez çalışmasında deneysel olarak iki tipte kompresör çeşidi kullanılmıştır. Bunlar tek kademeli 5,016 kW ve çift kademeli 11,096 kW güçteki pistonlu kompresörlerdir. Deneyler Ankara Tamsan Kompresör A.Ş. firmasında gerçekleştirilmiştir. 5 farklı ortam sıcaklığı ele alınarak her iki kompresör çeşidi için enerji, ekserji, ekonomik ve çevresel analizleri hesabı yapılmıştır. Enerji analizi ile P-v diyagramı, izentropik, politropik, izotermal ve gerçek iş hesabı ve verim hesaplanmıştır. Enerji analizinde sıcaklık arttıkça tek kademe ve çift kademeli kompresör için de gerçek işin azaldığı, politropik, izentropik ve izotermal işin arttığı, yine sıcaklık arttığı zaman tüm hal değişimlerinde verimin arttığı gözlemlenmiştir. Ekserji analizi ile, tek kademeli kompresörler düşük giriş sıcaklıklarında ekserji verimliliği açısından daha avantajlı bir haldedir, çift kademeli kompresörlerde ekserji verimliliği yüksek sıcaklıklarda artmakta ve performans farkı azalmaktadır. Ekserji yıkımı için çift kademeli kompresörlerin ekserji kaybı, tüm sıcaklık aralıklarında tek kademeli kompresöre göre daha yüksektir. Ekonomik analizlere göre çift kademeli kompresörler yüksek basınç oranlarında ve doğru ara soğutucu tasarımıyla termodinamik olarak daha verimlidir; ancak bu çalışmada kullanılan varsayımlar (motor güçleri, CRF, φ, yıllık süre vb.) altında maliyet açısından her sıcaklıkta tek kademe daha avantajlıdır. Çevresel analiz için (toplam çevresel etki öncelikli) tüm sıcaklıklarda tek kademeli kompresör çevresel açıdan daha avantajlıdır. Sürdürülebilirlik analiz için de sıcaklık arttıkça her iki kompresörde de artış gözlemleniyor, fakat tek kademe kompresör daha avantajlı olduğu gözlemleniyor. Tez kapsamında öncelikle kompresör tanımı, çeşitleri anlatılmıştır. Hesaplama kısmında teorik analiz hesabı yapılmıştır. Bu hesaplamalardaki veriler için farklı ortam sıcaklıkları baz alınmıştır. Elde edilen sonuçlar grafik ve tablo üzerinde belirtilmiştir. Tüm enerji, ekserji, ekonomik, çevresel ve sürdürülebilirlik analiz sonuçları birlikte değerlendirildiğinde, kullanılan çalışma koşulları ve varsayımlar altında tek kademeli kompresörün tüm sıcaklık aralıklarında genel olarak daha avantajlı olduğu, çift kademeli kompresörün ise yalnızca yüksek sıcaklık ve yüksek basınç oranlarında belirli termodinamik verimlilik artışları sağladığı tespit edilmiştir.
  • Master Thesis
    Çeşitli Türkçe Metinlerin Gelişmiş Duygu Sınıflandırması İçin Hiyerarşik Kapılı Dikkat Ağı ve Yinelemeli Sinir Ağının Birleştirilmesi
    (2024) Eke, Simay; Arslan, Serdar
    Duygu sınıflandırması, metinlerdeki bağlamları ve eğilimleri belirlemede önemli bir süreçtir. Doğal dil işleme ve derin öğrenmedeki son gelişmeler nedeniyle sinir ağları gibi yöntemler duygu sınıflandırmasında çok daha fazla önem kazanmıştır. Bu çalışma özellikle gömme yöntemlerini, dikkat ağlarını ve mekanizmalarını, Yinelemeli Sinir Ağlarını vurgulamaktadır. Çalışma karakter ve kelime gömmelerinin modelleri ve metin analizini nasıl geliştirdiğini, dikkat mekanizmalarının bilginin belirli bölümlerine nasıl vurgu yaptığını ve daha fazla dikkat ettiğini, Uzun Kısa Süreli Bellek ağlarının metindeki uzun vadeli bağımlılıkları ve zamansal değişimleri nasıl oldukça etkili bir şekilde yakaladığını incelemektedir. Hem kısa, yapılandırılmamış hem de uzun, yapılandırılmış Türkçe metinlerin duygularını tek bir modelde analiz etmek amacıyla Uzun Kısa Süreli Bellek ve Hiyerarşik Kapılı Dikkat Ağı birleştirilerek bir hibrit model geliştirilmiştir. Ayrıca önerilen modelin performansını değerlendirmek için Twitter verisi kullanılarak yeni bir Türkçe veri seti oluşturulmuş ve etiketlenmiştir. Hiyerarşik Kapılı Dikkat Ağı, hem kelime hem de cümle düzeylerinde temel bilgileri önceliklendirerek ikili bir rol oynar ve böylece metnin hiyerarşik yapısını daha etkili bir şekilde yakalar. Bu yaklaşım, Uzun Kısa Süreli Bellek Ağlarının güçlü yetenekleriyle birleştiğinde duygu sınıflandırması için sağlam bir çerçeve oluşturur. Deney sonuçları, bu yöntemlerin birleştirilmesinin duygu sınıflandırmasının performansını artırdığını ve Türkçe metinlerdeki bağlamların daha kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını sağladığını göstermektedir. Çalışma, bu tekniklerin nasıl uygulandığını ve bu uygulamaların modelin duygu sınıflandırması üzerindeki etkilerini ayrıntılı olarak inceler ve bunları diğer yapılandırmalar, yöntemler ve modellerle karşılaştırır.
  • Master Thesis
    BIST30 Şirketlerinde Yabancı Yatırımcının Haberlere Tepkisi
    (2025) Demirel, Yiğit; Solakoğlu, Mehmet Nihat
    Bu çalışmada, yabancı portföy yatırımcıların makroekonomik haberlere verdiği tepkiler olay çalışması yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bu araştırmanın amacı, makroekonomik haberlerin yabancı portföy yatırımları üzerindeki etkilerini ortaya koyarak, piyasa tepkilerinin öngörülebilirliğini ve etkinliğini değerlendirmektir. Elde edilen bulgular, politika yapıcılar, yatırımcılar ve akademisyenler için karar alma süreçlerinde yol gösterici nitelikte olup, piyasa duyarlılığının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. İlk olarak, BİST30'daki 30 şirketin olay çalışması için belirlenen 3 döneme ait yabancı yatırımcı oranları ve TCMB politika faizi, FED politika faizi, Türkiye TÜFE ve ABD TÜFE verileri resmî kaynaklardan derlenerek analize uygun hale getirilmiştir. Zaman serisi analizi yapılacağı için yabancı yatırımcı oranları durağan hale getirildikten sonra 7 günlük hareketli ortalama kullanılarak anormal getiriler hesaplanmıştır. Ardından, t-değerleri ve ortalama anormal getiriler üzerinden yabancı portföy yatırımcılarının makroekonomik haber şoklarına verdikleri tepkiler istatistiksel olarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Sonucunda istatistiksel olarak anlamlı bulgular elde edilmiştir.
  • Master Thesis
    Derin Öğrenme Algoritmaları İle Türk Müziğinde Duyguları Çözümleme
    (2025) Arıcı, Ayhan; Görür, Abdül Kadir
    Müziğin insan duyguları üzerindeki etkileri araştırmacılar için ilgi çekici ve önemli bir araştırma alanı olmuştur. Bilgisayar sistemlerinin gelişimiyle birlikte müzik eserlerinin duygu analizi konusu heyecan verici bir araştırma alanı haline gelmiştir. Özellikle makine öğrenmesi ve derin öğrenme alanındaki ve bilgisayarların işlem kapasitelerindeki artışla birlikte bu alanda yapılan çalışmalar artmış ve günümüzde bu çalışmalar sonucunda elde edilen veri ve modeller birçok içerik sağlayıcı kurum tarafından dinleyicilere daha zengin ve öznel içerik sunmak için sıklıkla tercih edilmeye başlanmıştır. Bu nedenle bu tez çalışmasında Türk Müziğinde duyguların analizi konusunda bir çalışma yapılmış ve müzik eserleri içinden çıkarılan müzikal veriler kullanılarak makine öğrenmesi ve derin öğrenme teknikleri ile müzikte duygu tespiti yapabilecek modeller eğitmek hedeflenmiştir. Bu amaç için dinleyiciler tarafından etiketlenen farklı türde 1324 parçadan oluşan bir veri seti oluşturularak bu veri setinden 76 farklı akustik özellik ve Evrişimli Sinir Ağı Convolutional Neural Networks modellerinde kullanılmak üzere 10560 farklı spectrogram resmi oluşturulmuştur. Oluşturulan bu veri setleri üzerinde farklı makine öğrenmesi ve derin öğrenme teknikleri uygulanarak modeller oluşturulmuş ve bu modellerin performans analizleri ile karşılaştırmaları yapılmıştır. Bu tezin temel amacı derin öğrenme algoritmalarının Türk Müziğinde duygu analizi konusunda kullanılabilirliğini incelemek ve test etmektir.
  • Master Thesis
    Yatay Su Alma Yapıları İçin Önerilen Kritik Batıklık Denklemlerinin Karşılaştırılması
    (2025) Al-Obaidi, Dalal Abdulkareem Hussein; Göğüş, Mustafa; Gökmener, Serkan
    Su alma yapılarında oluşan hava-sürükleyen girdaplar, su alma yapılarının işletilmesinde birtakım güçlüklere sebep olmakta, verim kayıplarına ve hidrolik ekipmanlarda olası hasarlara yol açabilmektedir. Bu çalışma, simetrik ve asimetrik yaklaşım akım koşulları altındaki yatay su alma yapıları için hava sürüklenmesini önlemek amacıyla gerekli düşey mesafe olan kritik batıklığın, Sc, tahminine odaklanmaktadır. Boyut analizi kullanılarak, giriş geometrisi, yaklaşım Froude sayısı, su alma yapısı Froude sayısı, Reynolds sayısı ve Weber sayısının kritik batıklığa olan etkileri analiz edilmiştir. Simetrik ve asimetrik yaklaşım akış koşulları için sırasıyla, farklı çalışmalardan alınmış, 409 ve 225 adet deney verisi, daha genel ve doğru ampirik denklemler türetmek amacıyla analiz edilmiştir. Analizler, su alma yapisi Froude sayısı ve geometrik parametrelerin boyutsuz kritik batıklık (Sc/Di) üzerinde baskın etkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, türetilen ampirik denklemler istatistiksel olarak yüksek doğruluk sergilemiş ve R² değerleri sırasıyla simetrik koşullar için 0.988, asimetrik koşullar için ise 0.949 mertebelerinde elde edilmiştir. Tüm akış ve geometrik parametreleri dikkate alınarak oluşturulan ampirik denklemler, en tutarlı sonuçları göstermiştir. Buna karşılık, yalnızca (Fr)i dikkate alınarak türetilen denklemler, Sc/Di'nin tahmininde orta düzeyde doğruluk sağlamıştır. Bu denklemler literatürdeki benzer denklemlerle karşılaştırılmış ve önerilen denklemlerin küçük ve büyük ölçekli modellere ait ampirik denklemler arasında dengeli bir korelasyon sunduğu, ayrıca daha geniş bir hidrolik koşul aralığında daha iyi genellenebilirlik sağlayabileceği gösterilmiştir.
  • Master Thesis
    Liderler Olarak Proje Yöneticilerinin Bakış Açısı: Somali-Mogadişu Örneği
    (2025) Shire, Hodan Mohamed; Sakarya, Arif Orçun
    Bu çalışma, Somali Mogadishu'da proje yönetimi performansını etkilemede liderliğin rolünü, inşaat sektörü örneğinde incelemektedir. Liderliğin proje sonuçlarının proje çıktıları üzerindeki etkisnin belirlenebilmesi için araştırma, liderlik becerileri, deneyim, kontrol ve stil.olmak üzere dört temel boyutu incelemiştir: Bulgular, liderliğin, özellikle değişken ve kaynak kısıtlı bağlamlarda, proje başarısında belirleyici bir faktör olduğunu göstermektedir. İletişim, karar verme, problem çözme, duygusal zekâ ve çatışma çözümü gibi güçlü liderlik becerilerinin, ekip uyumunu iyileştirdiği, gecikmeleri en aza indirdiği, güvenlik uygulamalarını geliştirdiği ve paydaşlar arasında güven oluşturduğu belirlenmiştir. Liderlik deneyimi de kritik öneme sahiptir; çünkü deneyimli liderler daha fazla dayanıklılık, uyum sağlama yeteneği, riskleri öngörme ve krizleri etkili bir şekilde yönetme becerisi göstermektedir. Ayrıca, liderlik kontrolünün hesap verebilirlik ve verimlilik için gerekli olduğu; yapılandırılmış gözetim, şeffaf kaynak kullanımı ve kriz hazırlığının maliyet aşımlarını ve gecikmeleri azaltmaya yardımcı olduğu belirlenmiştir. Son olarak, liderlik tarzı önemli bir rol oynamaktadır: dönüşümsel ve katılımcı yaklaşımlar motivasyonu, kapsayıcılığı ve inovasyonu teşvik ederken, kriz ve acil proje aşamalarında yönlendirici tarzlar gerekli olmaktadır. Genel olarak, çalışmada Somali inşaat sektöründeki proje performansının büyük ölçüde liderliğe bağlı olduğu sonucuna varılmıştır. Beceriler, deneyim, kontrol ve liderlik tarzi; zamanında teslimi, maliyet verimliliğini, kaliteyi, sürdürülebilirliği ve paydaş memnuniyetini topluca etkilemektedir. Liderlik bağlamında sadece teknik yeterliliğin değil aynı zamanda kişilerarası beceriler, deneyimsel bilgi, yapılandırılmış yönetim ve kültürel uyumun da gerekli olduğu görülmektedir.
  • Master Thesis
    Yöneticilerin Aile Destekleyici Davranışları, İş Yerindeki Cinsiyetçi Tutumları ve Çalışanların İş-Aile Çatışması: Kurumsal Cinsiyetçiliğin ve Çalışan Cinsiyetinin Düzenleyici Rolü
    (2025) Satgun, Esil Salimoğlu; Köse, Aslı Göncü
    Bu çalışma, yöneticilerin cinsiyetçi tutumları ve aileyi destekleyici yönetici davranışlarının (ADYD) çalışanların iş–aile çatışması (İAÇ) deneyimleri üzerindeki rolünü, örgütsel cinsiyetçiliğin ve çalışan cinsiyetinin moderatör etkileri bağlamında incelemiştir. Ana çalışmadan önce, Hammer (2009) tarafından geliştirilen ADYD ölçeği Türkçeye uyarlanmış ve pilot çalışma (N = 501) ile test edilmiştir. Türkçe ADYD ölçeği, katılımcılar tarafından ağırlıklı olarak tek faktörlü bir yapı olarak algılanmış; maddeler orijinal dört boyut arasında çapraz yükler göstermiştir; bu durum Türkiye bağlamında yönetici desteğinin daha bütüncül bir biçimde algılandığını ortaya koymaktadır. Yüksek ADYD puanları, İAÇ'nin azalması, negatif iş–aile ve aile–iş yayılımının düşmesi, lider–üye etkileşiminin güçlenmesi ve iş doyumunun artması ile ilişkilendirilmiş; bu da ölçeğin ölçüt geçerliliğini desteklemiştir. Ana çalışmada, yöneticinin düşmanca ve korumacı cinsiyetçiliğinin çalışanların İAÇ düzeylerini hem doğrudan hem de ADYD aracılığıyla dolaylı olarak etkileyebileceği öngörülmüştür. Veri, Türkiye'de farklı sektörlerde çalışan yetişkinlerden (N = 479) toplanmıştır. Yapısal eşitlik modeli (YEM) sonuçları, düşmanca cinsiyetçi yönetici tutumlarının çalışanların İAÇ ile doğrudan ve ADYD'nin azalması aracılığıyla dolaylı olarak pozitif ilişkili olduğunu göstermiştir; bu durum, yöneticinin düşmanca cinsiyetçiliğinin (YDC) çalışanların iş–aile dengesine evrensel olarak olumsuz etkisini vurgulamaktadır. Buna karşılık, yöneticilerin korumacı cinsiyetçiliği (YKC), İAÇ ile doğrudan anlamlı bir ilişki göstermemiş; ancak YEM analizleri, YKC'nin ADYD'yi artırdığını ve bunun da İAÇ'nı düşürdüğünü ortaya koymuştur. Moderasyon analizleri ayrıca, kurumsal düşmanca cinsiyetçiliğin (KDC) YDC ile ADYD arasındaki pozitif ilişkiyi zayıflattığını, kurumsal korumacı cinsiyetçiliğin (KKC) ise korumacı cinsiyetçi yöneticilerde ADYD'nin ortaya çıkışını güçlendirdiğini göstermiştir. Ayrıca, cinsiyet, YKC ile çalışanların İAÇ arasındaki ilişkide moderatör rolü oynamıştır; erkek çalışanlar, YKC ile daha yüksek çatışma seviyeleri bildirmiştir ve bu durum görev dağılımında cinsiyete dayalı farklılaşmayı yansıtmıştır. Bu bulgular, ADYD'nin Türkçe uyarlamasını doğrulamanın yanı sıra, bireysel tutumlar ile kurumsal iklimler arasındaki karmaşık doğayı da vurgulayarak, iş–aile araştırmalarına kültürlerarası bir katkı sunmaktadır. Bu çalışma hem düşmanca hem de korumacı cinsiyetçiliğin ele alınmasının, çalışanların refahını artıran ve sürdürülebilir iş–yaşam dengesini destekleyen adil ve gerçekten destekleyici iş ortamlarının sağlanmasında önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: iş-aile çatışması, aile destekleyici yönetici davranışları, düşmanca cinsiyetçilik, korumacı cinsiyetçilik, kurumsal cinsiyetçilik, cinsiyet
  • Master Thesis
    Çocukluk Travması ile İş Yerindeki Kötü Muamele Arasındaki Aracı İlişkileri ve Benlik Saygısının Moderatör Etkisi
    (2025) Yılmaz, İlknur; Köse, Aslı Göncü
    Çocuklukta yaşanan travmatik olaylar olan olumsuz çocukluk deneyimleri (OÇD'ler), yetişkinlikte bireyler üzerinde olumsuz ve kalıcı etkiler bırakır ve iş hayatı da dahil olmak üzere yaşamın çeşitli alanlarını etkiler. Bu deneyimlerin profesyonel ortamlardaki uzun vadeli etkileri, yetişkinlik üzerindeki etkilerini anlamak için çok önemlidir. Ancak, işyerindeki etkilerinin ardındaki teorik ve ampirik bulgular üzerine yapılan araştırmalar sınırlıdır. Bu nicel çalışmanın temel amacı, OÇD'lerin maruz kalınan farklı türdeki işyeri kötü muamelelerine (istismarcı yöneticilik, mobbing ve işyeri nezaketsizliği) nasıl etki ettiğini araştırmaktır. Ayrıca, bu ilişkilerde, kişinin sergilediği üretkenlik karşıtı iş davranışlarının (ÜKİD'ler) ve işyeri nezaketsizliğinin aracılık rollerini incelenmiş ve OÇD'lerin kişinin kendi sergilediği ÜKİD'ler ve işyeri nezaketsizliği davranışlarıyla ilişkilerinde öz saygı düzeyinin düzenleyici rolü analiz edilmiştir. Veriler çevrimiçi anket yoluyla toplanmış ve SPSS'te yapısal eşitlik modellemesi ve Process Macro kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma, ilk olarak, OÇD'lerin ÜKİD ile pozitif bir ilişki içinde olduğunu ve iş arkadaşlarına karşı işyerinde nezaketsiz davranışlara yol açtığını ortaya koydu. İkincisi, özsaygı (ÖS) belirtilen ilişkilerde düzenleyici rol oynamaktadır; yani, ÖS'si yüksek çalışanların, OÇD puanı yüksek olmasına rağmen, ÖS'si düşük olanlara kıyasla ÜKİD'lere ve iş yeri nezaketsizliğine daha az eğilimli oldukları bulunmuştur. Üçüncüsü, ÜKİD'ler, OÇD'ler ile istismarcı yöneticilik, mobbing ve işyeri nezaketsizliğine maruz kalma arasındaki ilişkilere aracılık etmiştir. Benzer şekilde, uygulanan işyeri nezaketsizliği, OÇD'ler ile bu tür davranışlara maruz kalma arasındaki ilişkilere aracılık etmiştir. Bulgular, OÇD'lerin çalışanların olumsuz iş davranışları üzerinde uzun vadeli etkileri olduğunu ve bu yıkıcı davranışların da işyerinde kötü muameleye maruz kalma olasılığını artırdığını göstermektedir.
  • Master Thesis
    Cam Tavanın Yabancı Uyruklu Kadınların Öznel Kariyer Başarıları Üzerindeki Etkisi: BAE'de Bir Uygulama
    (2025) Akyürek, Ceren; Şener, İrge
    Bu çalışma, Birleşik Arap Emirlikleri'nde çalışan yabancı uyruklu kadınlar üzerinde cam tavan engellerinin öznel kariyer başarısına etkisini incelemektedir. Nicel araştırma deseni kullanılarak, çevrimiçi anket yoluyla çeşitli sektörlerde profesyonel pozisyonlarda çalışan 464 yabancı uyruklu kadından veri toplanmıştır. Araştırma, aile sorumlulukları, ayrımcı terfi uygulamaları, çalışan ilişkileri, örgütsel destek, toplumsal cinsiyet kalıp yargıları ve eğitim fırsatlarına ilişkin algılanan engellerin; tanınma, kaliteli iş, anlamlı iş, etki, özgünlük, kişisel yaşam entegrasyonu, büyüme ve gelişim ile kariyer tatmini gibi kariyer başarısı boyutlarını nasıl etkilediğini incelemiştir. Bulgular, cam tavan engellerinin yabancı uyruklu kadınların öznel kariyer başarılarını önemli ölçüde etkilediğini ortaya koymaktadır. Ayrımcı terfi uygulamaları, birçok kariyer başarısı boyutu üzerinde en güçlü değişken olarak öne çıkmıştır. Çalışan ilişkileri kariyer çıktılarıyla olumlu ilişkiler gösterirken, örgütsel destek eksikliği olumsuz ilişkiler sergilemiştir. Beklentilerin aksine, aile sorumluluklarının etkileri beklenenden daha zayıf bulunmuştur; bu durum araştırma örneklemi için örgütsel ve sosyal engellerin daha belirgin olabileceğini düşündürmektedir. Çalışma, cam tavan literatürünü yabancı uyruklu kadın bağlamında genişletmekte ve kariyer deneyimlerinin bireysel özelliklerden çok örgütsel faktörler tarafından şekillendirildiğini göstermektedir. Araştırma, kadınların işgücüne katılımında kaydedilen ilerlemelere rağmen uluslararası iş bağlamlarında yapısal engellerin varlığını sürdürdüğüne dair kanıtlar sunmaktadır. Araştırma bulgularına istinaden, örgütlerin şeffaf terfi süreçleri geliştirmesi, kapsayıcı işyeri kültürlerine yatırım yapması ve kadınların ilerlemesi için yeterli destek sağlaması gerekmektedir.
  • Master Thesis
    Üst Yapı Şantiyelerinde İş Güvenliği Uygulamaları ve Risk Analizi
    (2025) Çetinkaya, Kayahan; Akan, Aslı Er
    Üstyapı inşaat sektöründe iş güvenliği, gerek çalışanların yaşam hakkının korunması gerekse projelerin sürekliliğinin sağlanması açısından kritik bir öneme sahiptir. Türkiye'deki istatistikler, iş kazalarının önemli bir kısmının üstyapı şantiyelerinde gerçekleştiğini göstermekte, bu durum iş güvenliği yönetiminin etkinliğini artırma gerekliliğini ortaya koymaktadır. Özellikle yüksekten düşme, malzeme çarpması ve elektrik kaynaklı kazalar, sektörde en sık görülen ölümcül riskler arasındadır. Bu çalışma, üstyapı şantiyelerinde yürütülen iş güvenliği uygulamalarının mevcut durumunu değerlendirmeyi ve risk analiz yöntemleriyle iyileştirme alanlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, yalnızca yasal uyum düzeyini ölçmekle kalmayıp, sahadaki uygulamaların etkinliğini ortaya koyarak İSG kültürünün geliştirilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Metodoloji kapsamında, öncelikle 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde üstyapı projeleri için oluşturulan risk matrisleri incelenmiş, kazı, kalıp, iskele, vinç ve elektrik işleri gibi yüksek riskli faaliyetler özelinde değerlendirmeler yapılmıştır. Tehlike olasılığı ve şiddet düzeyleri 5x5 risk matrisi yöntemiyle sınıflandırılmış, saha verileri ve literatür destekli karşılaştırmalar gerçekleştirilmiştir. Ayrıca iş güvenliği uzmanı ve saha sorumlularının rolü, kontrol önlemleri ve eğitim etkinliği gibi unsurlar da nitel analizle irdelenmiştir. Bulgular, en yüksek risk grubunun yüksekten düşme, elektrik çarpması ve makine kazaları olduğunu, bu alanlarda eğitim eksikliği ve denetim yetersizliklerinin belirleyici rol oynadığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, İSG yönetim sistemlerinin sahaya entegrasyonunun güçlendirilmesi, çalışan katılımının artırılması ve sürekli eğitim politikalarının geliştirilmesi gerekliliği vurgulanmıştır.
  • Master Thesis
    Uluslararası Hukuk Açısından Nürnberg ve Tokyo Mahkemeleri
    (2025) Güven, Ataberk; Bayıllıoğlu, Uğur
    Uluslararası Ceza Hukuku, insanlık suçları, savaş suçları ve soykırımlar gibi büyük suçları cezalandırmayı amaçlayan bir hukuk dalıdır. Nürnberg Yargılamaları, uluslararası ceza hukukunun temellerini atarak, bireylerin hem devlet adına hem de kişisel olarak suçlu olabileceğini ortaya koymuştur. Tokyo Mahkemesi ise Asya'daki savaş suçlarını cezalandırmış ve bölgesel adaletin sağlanmasında önemli bir rol oynamıştır. Eski Yugoslavya ve Ruanda'daki savaş suçları için kurulan mahkemeler (EYUCM ve URCM), uluslararası ceza hukukunun uygulanabilirliğini göstermiş ve insanlık suçlarına karşı adaletin sağlanmasında katkıda bulunmuştur. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), daimî bir mahkeme olarak, tüm dünyada savaş suçları, soykırımlar ve insanlığa karşı suçlar gibi suçlarla mücadele etmektedir. Ancak UCM, devletlerin iş birliği eksiklikleri ve bazı suçluların yargılanamaması gibi zorluklarla karşı karşıyadır. Sonuç olarak, uluslararası ceza mahkemeleri, dünya çapında adaletin sağlanmasında kritik bir rol oynamakta, ancak daha etkili olabilmesi için devletlerarası iş birliği ve uluslararası hukuk normlarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Uluslararası ceza hukukunun gücünün arttırılması, insanlık suçlarına karşı mücadelede devamlılık sağlayacaktır.
  • Master Thesis
    Yaşam Olayları Envanteri Kullanarak Otobiyografik Belleği Araştırmak
    (2025) Fidan, Sinem; İnan, Aslı Bahar
    Bu çalışma, anagram çözme ve Yaşam Olayları Envanteri (LEI) yoluyla bilişsel akıcılığı manipüle ederek otobiyografik bellekteki açığa çıkma etkisini ampirik olarak araştırmayı amaçlamıştır. Açığa çıkma etkisi, özellikle katılımcılar anagram çözme gibi bir ön görevi tamamladıklarında, test öğesini 'eski' olarak sınıflandırma olasılığını artırarak, tanıma belleği görevlerinde güçlü bir şekilde gösterilmiştir. Bu çalışmada, anagram manipülasyonu, bilişsel akıcılığı artırmak ve açığa çıkma etkisinin otobiyografik bellek içinde nasıl işlendiğini incelemek için bir mekanizma olarak kullanılmıştır. Teorik çerçeve iki temel açıklamaya dayanmaktadır. Aşinalık yanlış atfetme hipotezi, bir görev sırasında (örneğin, anagram çözme) artan işleme akıcılığının yanlışlıkla önceki deneyime atfedildiğini ve bunun da öznel aşinalığın artmasına yol açtığını öne sürer. Uyuşmazlık atfetme hipotezi, zor bir anagram ya da zor bir problemi kolaylıkla çözmek gibi beklenmedik bir akıcılığın, işleme uyuşmazlığı yarattığını ve daha sonra bunun önceden görüldüğüne olan inancın yanlış bir şekilde atfedildiğini öne sürer. Basit aktivasyon temelli açıklamalardan farklı olarak, bu atfetme temelli açıklamalar, aşinalık yargılarındaki metabilişsel çıkarımları vurgular. İki deneyde (N = 165), katılımcılar Yaşam Olayları Envanteri'nden (LEI) alınan otobiyografik yaşam olayı cümlelerini anagramlı ve anagramsız (ön ipucu veya sadece cümle) koşulları altında değerlendirdiler. Bulgular, ilk deneyde anagram çözmenin neden olduğu bilişsel akıcılığın, anagramın cümle içinde görünmesine bağlı olarak, aşinalık derecesini güvenilir bir şekilde artırdığını gösterdi. Öte yandan, ikinci deneyde anagramın cümle öncesinde ön ipucu olarak görünmesinin, aşinalık derecesini istatistiksel olarak artırmadığını gösterdi. Bu sonuçlar, atıf süreçlerinin kişisel olarak anlamlı çocukluk anılarının oluşumunu ve erişilebilirliğini nasıl etkilediğini anlamaya katkıda bulunmakta ve otobiyografik bellekteki açığa çıkma etkisinin altında yatan bilişsel mekanizmaların karmaşıklığını vurgulamaktadır.
  • Master Thesis
    Gücün Bir Aracı Olarak Gayri-İnsanileştirme: Caryl Churchill'in Sirke Tom, Teleorman ve Kopyalar Oyunlarında Gözden Çıkarılan Bireyler
    (2025) Yılmaz, Suay; Ekmekçioğlu, Fatma Neslihan
    Caryl Churchill'in ortaya koyduğu tiyatro oyunları ele aldığı konuların çeşitliliği, bulunduğu dönemin güncel konularını yansıtmalarının yanı sıra bu eserlerde uyguladığı deneysel methodlarla da zengin bir yelpaze sunmaktadır. İşlediği pek çok konu ile beraber, Churchill, eserlerinde kötü muameleye maruz kalan bireylerin yaşadıklarına fazlasıyla yer vermiştir. Bu bireylere yapılan kötü muamelelerin arka planını da gösterirken Churchill'in oyunları aynı zamanda toplum içerisinde bazı bireylerin nasıl görüldüğü ve onlara ne şekilde muamale edildiği, ve var olan güç ilişkileri arasındaki bağlantıya da dikkat çeker. Bu bağlantı kapsamında, Churchill'in Sirke Tom (1994), Teleorman (2014), ve Kopyalar (2008) oyunlarında, bazı bireylerin gücü elinde tutanlar tarafından, insanlıklarını kaybetmeleri uğruna nasıl kurbanlaştırıldıkları ve cezalandırıldıkları gözlenebilir. Bu muamele gayri-insanileştirme kavramı olarak ele alınacaktır. Sirke Tom oyununda, ataerkil ve dini güçler 17. yy'da yaşayan uyumsuz kadın figürlerini kendi otoritelerini sağlamlaştırmak için gayri-insanileştirmektedir. Teleorman'da totalitaryen güç vatandaşları araçsallaştırmış ve onları mekanik varlıklara dönüştürmüştür. Kopyalar oyununda ise, ataerkil gücün yanı sıra kapitalist ekonominin gücü bireyleri kopyalama yoluyla gayri-insanileştirmektedir. Böylelikle, bu tez Caryl Churchill'in Sirke Tom, Teleorman, ve Kopyalar oyunlarında güç ilişkilerinin gözden çıkarılıp harcanabilir olarak atfettikleri bireyler üzerinde gayri-insanileştirmeyi bir araç olarak kullandıklarını ve bu yolla kendi otoritelerini sağlamlaştırdıklarını göstermeyi amaçlamaktadır.
  • Master Thesis
    Yatay Su Alma Yapıları İçin Önerilen Kritik Batıklık Denklemlerinin Karşılaştırılması
    (2025) Al-Obaidi, Dalal Abdulkareem Hussein; Göğüş, Mustafa; Gökmener, Serkan
    Su alma yapılarında oluşan hava-sürükleyen girdaplar, su alma yapılarının işletilmesinde birtakım güçlüklere sebep olmakta, verim kayıplarına ve hidrolik ekipmanlarda olası hasarlara yol açabilmektedir. Bu çalışma, simetrik ve asimetrik yaklaşım akım koşulları altındaki yatay su alma yapıları için hava sürüklenmesini önlemek amacıyla gerekli düşey mesafe olan kritik batıklığın, Sc, tahminine odaklanmaktadır. Boyut analizi kullanılarak, giriş geometrisi, yaklaşım Froude sayısı, su alma yapısı Froude sayısı, Reynolds sayısı ve Weber sayısının kritik batıklığa olan etkileri analiz edilmiştir. Simetrik ve asimetrik yaklaşım akış koşulları için sırasıyla, farklı çalışmalardan alınmış, 409 ve 225 adet deney verisi, daha genel ve doğru ampirik denklemler türetmek amacıyla analiz edilmiştir. Analizler, su alma yapisi Froude sayısı ve geometrik parametrelerin boyutsuz kritik batıklık (Sc/Di) üzerinde baskın etkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, türetilen ampirik denklemler istatistiksel olarak yüksek doğruluk sergilemiş ve R² değerleri sırasıyla simetrik koşullar için 0.988, asimetrik koşullar için ise 0.949 mertebelerinde elde edilmiştir. Tüm akış ve geometrik parametreleri dikkate alınarak oluşturulan ampirik denklemler, en tutarlı sonuçları göstermiştir. Buna karşılık, yalnızca (Fr)i dikkate alınarak türetilen denklemler, Sc/Di'nin tahmininde orta düzeyde doğruluk sağlamıştır. Bu denklemler literatürdeki benzer denklemlerle karşılaştırılmış ve önerilen denklemlerin küçük ve büyük ölçekli modellere ait ampirik denklemler arasında dengeli bir korelasyon sunduğu, ayrıca daha geniş bir hidrolik koşul aralığında daha iyi genellenebilirlik sağlayabileceği gösterilmiştir.
  • Master Thesis
    Ceza Muhakemesi Hukukuna Hakim Olan İlkeler Kapsamında Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı
    (2025) Yükselen, Berru; Aktaş, Batuhan
    Sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı, hem ceza muhakemesine hakim olan ilkelerin gerçekleştirilmesi hem de başta adil yargılanma ve savunma hakkı olmak üzere, sanığa tanınan hakların kullanılması için önemli bir araçtır. Sanığın duruşmada hazır bulunması, ceza muhakemesinde hem hak hem de yükümlülüktür. Ancak kanun koyucu, kamu düzenini sağlamak, maddi gerçeğe ulaşmak, muhakemeyi kısa sürede ve az masrafla tamamlamak amacıyla, sanığın duruşmada hazır bulma hakkına istisnalar getirmiştir. Çalışmamızda istisnai hallerin hak ihlallerine sebep olup olmadığı incelenmiştir. Birinci bölümümüzde, ceza muhakemesinin amacı, ceza muhakemesine hakim olan ilkeler ve haklar açıklanmıştır. İkinci bölümümüzde sanığın duruşmada hazır bulunma hakkına ilişkin istisnai haller ve hak ihlallerine karşı başvuru yolları incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Alt Kira Sözleşmesi ve Kira Sözleşmesinde Kullanım Hakkının Devri
    (2025) Ateş, Serkan; Oğuz, Cemal
    Kira sözleşmeleri esas itibariyle kiracıya sözleşmenin konusu olan kiralananı kullanmayı ve ondan yararlanmayı sağlayan, bunun karşılığında da kiracının kiraya verene kira bedeli ödemeyi üstlendiği sözleşmelerdir. Kiracı sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde kira sözleşmesinin konusu olan kiralananın tamamı veya bir kısmını üçüncü bir kişiye kiraya verebilmektedir. Bu serbesti konut ve çatılı iş yeri kiraları ile ürün kiraları açısından kiraya verenin yazılı rızasının alınması gerekliliğiyle bir miktar kısıtlanmaktadır. Alt kira sözleşmesi olarak adlandırılan bu sözleşme daha çok sosyal ve ekonomik gereksinimlerden kaynaklanmaktadır. Kiracı alt kira sözleşmesi yapmak suretiyle kiralananı kullanmadığı süre boyunca veya kiralananın kullanmadığı kısmını kiraya vererek kiracısı olduğu sözleşmeden kaynaklı kira bedelinin sebep olduğu maliyeti düşürme eğilimine gitmektedir. Alt kira sözleşmesi Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiştir. Alt kira sözleşmesi hem bir alt sözleşme hem de bir kira sözleşmesidir. Bu nedenle de bu iki sözleşmenin özelliklerini barındırmaktadır. Alt kira sözleşmesinin yapılması bazı şartlara bağlanmıştır. Kiracının kiralananı üçüncü bir kişiye kiraya verirken bu şartlara uyması gerekmektedir. Bununla birlikte özellikle kısa süreli ve de turizm amaçlı konutların kiralanmasına ilişkin olarak son yıllarda yapılan yasal düzenlemeler alt kira ilişkilerinin kurulmasında bazı sorumluluklar ve kısıtlamalar da getirmiştir. Alt kira sözleşmesinin bir alt sözleşme olması nedeniyle alt kira ilişkisinde ikiden fazla taraf bulunmaktadır. Bu kapsamda da her bir tarafın sözleşmede yer aldığı konuma ilişkin olarak da bazı hakları ve borçları bulunmaktadır. Burada kiraya veren, kiracı ve de alt kiracının yer aldığı alt kira ilişkisinde bu ilişkinin taraflarının her birinin hakları ve borçları vardır. Bununla birlikte alt kira ilişkisinin kurulduğu hallerde her ne kadar aralarında sözleşmesel ilişki bulunmasa da kiraya veren ile alt kiracı arasında da kanundan doğan birtakım haklar ve borçlar bulunmaktadır. Borçlar Kanununda alt kira sözleşmesi ile aynı maddede düzenlenen kullanım hakkının devri, alt kira ile birlikte benzer özellikleri barındırmasına ve de aynı amaca hizmet ediyor gibi gözükse de birbirinden farklı kurumlardır. Bu farklılık taraflara farklı haklar vermekte ve de farklı borçlar yüklemektedir. Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından birisi olan arabuluculuk kurumu son yıllarda hukukumuzda geniş yer edinmiş olmakla birlikte alt kira sözleşmelerine bağlı olarak taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların çözümünde de yargı yoluna başvurmadan önce arabulucuya başvurmak bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. Alt kira sözleşmesinin bir kira sözleşmesi olması sebebiyle kira sözleşmesini sona erdiren haller alt kira sözleşmesinin sona ermesi için de geçerlidir. Ayrıca asıl kira sözleşmesinin sona ermesinin de alt kira sözleşmesi üzerinde etkileri bulunmaktadır.
  • Master Thesis
    Tükenmişlik İle Bilgi Uçurma (Whistleblowing) Arasındaki İlişkide Örgütsel Bağlılığın Aracı Rolü: Ankara İli İnşaat Sektöründeki Bir İşletme Çalışanları Üzerine Araştırma
    (2025) Kaya, Aslıhan; Kılıç, Tamer
    Günümüzün küreselleşen ve hızla değişen iş dünyasında artan rekabet, teknolojik gelişmeler ve esnek çalışma düzenleri çalışanlar üzerinde önemli bir baskı unsuru oluşturmaktadır. Bu baskılar, iş yaşamında tükenmişlik sendromunun yaygınlaşmasına ve çalışanların psikolojik dayanıklılıklarının sınanmasına neden olmaktadır. Tükenmişlik, çalışanların duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarıda azalma gibi boyutlarda kendini göstermekte, bireylerin iş motivasyonunu ve bağlılığını olumsuz etkilemektedir. Öte yandan, çalışanların etik olmayan ya da yasa dışı faaliyetlere tanık olduklarında bunları yetkili mercilere bildirme davranışı olarak tanımlanan bilgi uçurma (whistleblowing) kavramı, örgütlerin şeffaflık, etik yönetim ve kurumsal sorumluluk anlayışları açısından kritik bir öneme sahiptir. Ancak bilgi uçurma, çalışan ve örgüt açısından farklı riskler ve sonuçlar da barındırmaktadır. Çalışanların örgüte olan bağlılık düzeyi, hem tükenmişlik sürecini hem de bilgi uçurma davranışını doğrudan etkileyebilmektedir. Yüksek bağlılığa sahip çalışanlar, örgüt hedeflerini benimseyerek sorunları iç mekanizmalarla çözmeye eğilimli olurken, bağlılık düzeyi düşük çalışanlar yaşadıkları tükenmişliğin de etkisiyle bilgi uçurma davranışına daha yatkın hale gelebilmektedir. Bu tez çalışması, özel sektör çalışanları bağlamında tükenmişlik ile bilgi uçurma arasındaki ilişkide örgütsel bağlılığın aracı rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada nicel yöntem benimsenmiş, veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Ankara ilinde inşaat sektöründe faaliyet gösteren özel bir şirkette çalışan 216 kişiden Google Forms aracılığıyla veri toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda 10 uç değer analiz dışı bırakılmıştır. Tükenmişlik, bilgi uçurma ve örgütsel bağlılık düzeylerini ölçmek için geçerliliği kanıtlanmış ölçeklerden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 26.0 programı ile analiz edilmiş; verilerin güvenilirliği ve geçerliliği test edildikten sonra değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile değerlendirilmiş ve örgütsel bağlılığın aracılık rolünü belirlemek amacıyla PROCESS aracılık analizi yapılmıştır.. Araştırma sonucunda; söz konusu örgüt çalışanlarının tükenmişlik oranlarının düşük, içsel bilgi uçurma oranlarının dışsal bilgi uçurma oranına göre daha yüksek olduğu ve örgütsel bağlılıklarının da yüksek oranda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Örgütsel bağlılığın, tükenmişlik ve bilgi uçurma arasındaki ilişkide kısmen bir aracı rol oynadığı ortaya konulmuştur. Bu durum, örgütlerin çalışan bağlılığını artırıcı stratejiler geliştirmesinin hem tükenmişlik düzeyini düşürmede hem de bilgi uçurma davranışlarını yönetmede kritik bir unsur olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, insan kaynakları yönetimi, örgütsel davranış ve iş etiği literatürüne katkı sunmakta ve uygulayıcılar için yol gösterici nitelik taşımaktadır.