Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/15956
Browse
26 results
Search Results
Master Thesis Küçüklerin evlat edinilmesi(2013) Şahin, OnurBu çalışmanın amacı; küçüklerin evlat edinilmesi müessesesini yasalarımız ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları çerçevesinde ele alarak incelemek ve küçüklerin evlat edinilmesiyle ergin ve kısıtlıların evlat edinilmesini karşılaştırmaktır. Bu çalışma kapsamında; genel olarak evlat edinme, küçüklerin evlat edinilmesinin şartları ve küçüklerin evlat edinilmesinin hüküm ve sonuçları üzerinde durulmuştur. Evlat edinme, soybağının kurulması yollarından birisidir. Bunun yanında evlilik, tanıma ve babalık hükmü gibi yollarla da soybağı ilişkisi kurulabilmektedir. Evlat edinmenin diğerlerinden farkı; kurulan soybağının kan bağına değil, mahkeme kararına dayanması ve yapay soy bağı olmasıdır. Eski zamanlardan beri, çeşitli hukuk sistemlerince kabul olunmuş ve özel düzenlemelere tâbi tutulmuş evlât edinme müessesesi, Türk Hukukuna ilk olarak, 743 sayılı eski Türk Medeni Kanunu ile girmiştir. Bu müessese, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ile yeniden düzenlenmiştir. Üzerinde çalışmış olduğum küçüklerin evlat edinilmesi müessesesinin en önemli amacı korunmaya muhtaç çocukları korumak ve aile ortamında yetişmelerini sağlamaktır. Zira evlat edinmenin en önemli ve olmazsa olmaz şartı evlat edinilen küçüğün yararına olmasıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu bunun dışında da birçok şart aramıştır ve bu şartlar tez içerisinde detaylı bir şekilde izah edilmiştir. Bunun yanında ayrıca evlat edinme gerçekleştikten sonra ortaya çıkan hüküm ve sonuçlarda anlatılmaya çalışılmıştır.Master Thesis Kentsel dönüşüm ve gelişimi, sosyal boyutu, kentsel dönüşümden doğan hukuki sorunlar(2014) Saraç, MuratSanayileşme sonrasında yaşanan hızlı iç göç sonucunda kentlerde çarpık yapılaşma ve çöküntü alanları meydana gelmiştir. Çöküntü alanlarının dönüştürülmesi ve yeniden kazanımı kentsel dönüşüm ile mümkündür. Bu çalışmada, kentsel dönüşüm tanımlanmakla birlikte, sosyal ve hukuki boyutları da incelenmiştir. İnceleme dahilinde kentsel dönüşüm yapılan alanlarda yaşayan kişiler ve dönüşümü gerçekleştiren belediyelerle iletişime geçilerek saha çalışması yapılmıştır. Özellikle 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi” kanunu incelenmiş ve eksikliklerinin tespit edilmesine de odaklanılmıştır. Kentsel dönüşüm uygulaması yapanların bu çalışmadan faydalanması amaçlanmıştır.Master Thesis Olumlu miras sözleşmesi(2014) Kaya, GürcanOlumlu miras sözleşmesi, miras bırakanın karşı taraf veya üçüncü şahıs yararına terekesine ilişkin olarak, ölüme bağlı tasarruflarda bulunduğu miras sözleşmesi olarak tanımlanır. Bu sözleşme, aynı zamanda miras bırakan ile yapılan ölüme bağlı bir sözleşmedir. Yani bu sözleşmeler akdi ölüme bağlı tasarruflardır. Olumlu miras sözleşmesi iki taraflı bir hukuki işlem, yani sözleşme olduğu için kural olarak miras bırakan yaptığı miras sözleşmesinden tek taraflı bir beyanla istediği zaman dönemez. İstisnalar hariç, bu sözleşmenin değiştirilmesi veya tümüyle ortadan kaldırılması ancak tarafların anlaşmasıyla mümkün olabilir. Miras bırakan, olumlu miras sözleşmesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 527. maddesinden anlaşılacağı üzere, mirasçı atayabilir ve belirli mal bırakabilir. Ancak Türk Medeni Kanunu’nun 527. maddesinde ifade edilen tasarruflar örnek niteliğindedir, sınırlayıcı özellikte değildir. Başka bir deyişle miras bırakan, mirasçı ataması ve mal vasiyeti dışında örnek olarak mükellefiyet yükleyebilir, mirasın paylaşımına ilişkin bazı esas ve kurallar koyabilir, vakıf kurabilir, vasiyeti yerine getirme görevlisi tayin edebilir vb. Miras bırakanın, olumlu miras sözleşmesi yapabilmesi için ayırt etme gücüne sahip ve ergin olması aynı zamanda kısıtlı olmaması gerekir. (TMK m. 503) Ancak miras sözleşmesi ile ölüme bağlı tasarrufta bulunmayan karşı taraf açısından ehliyet, genel ehliyet kurallarına tabidir. Olumlu miras sözleşmesi, Türk Medeni Kanunu’nun 545. maddesi gereğince resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmelidir. Sözleşmesinin yapılmış olması, miras bırakanın, miras sözleşmesinin konusuna giren hususlarda, sağlararası ya da ölüme bağlı tasarrufta bulunma hakkını engellemez. Bu sebeple miras bırakan, sözleşme konusu malvarlığı üzerinde ölünceye kadar serbestçe tasarruf edebilir. Ancak Türk Medeni Kanunu’nun 527/2. Maddesi uyarınca, miras bırakanın, miras sözleşmesinden sonra yaptığı, miras sözleşmesi ile bağdaşmayan ölüme bağlı veya sağlararası ivazsız (karşılıksız) tasarruflarına sözleşmenin karşı tarafı ya da lehtar, miras bırakanın ölümünden sonra itiraz edebilir. Sonradan yapılan ölüme bağlı tasarrufun, vasiyetname ya da miras sözleşmesi olmasının bir önemi yoktur. Miras bırakanın olumlu miras sözleşmesinde yaptığı tasarruf, saklı paylı mirasçıların, saklı paylarını aşıyorsa, bu mirasçılar, miras bırakanın tasarrufunun, ihlal edilen kısımla orantılı olarak tenkisini talep ve dava edebilir. (TMK m. 560 vd.) Miras sözleşmesindeki değişiklik, yine miras sözleşmesinin şekline ve ehliyet kurallarına uygun olarak, resmi şekilde olmalıdır. Miras sözleşmesi, tarafların anlaşması ile ortadan kaldırılabilir.(TMK m. 546) Olumlu miras sözleşmesi bazı hallerde kanun gereği kendiliğinden ortadan kalkarken, bazı hallerde de tek taraflı olarak sona erdirilebilmektedir. Son olarak olumlu miras sözleşmesi, Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesindeki sebeplere dayanarak, iptal davası açmak suretiyle iptal ettirilebilir.Master Thesis Rekabet hukuku açısından franchise sözleşmelerinin incelenmesi(2012) Torun, ZelihaAvrupa Birliği, 1950’li yıllardan itibaren Birlik içerisinde ortak bir pazarın kurulması adına çalışmalarını yürütmüş ve bu bağlamda üye ve üye olmak isteyen devletler mevzuatlarını bu ölçüde düzenlemeye başlamışlardır. Küçük ve orta ölçekli teşebbüslerin gelişimini en hesaplı şekilde tamamlayabilmesi adına uygulaması kolay olan bir fikri haklar sisteminin oluşturulması ve her sistemin kendisine ait bir knowhow yaratılması gerekliliği düşünülmüştür. Dolayısıyla küçük ve orta ölçekli teşebbüsler için franchising sistemi gibi sistemlere ve onların oluşturacağı sözleşmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sistemler ve sözleşmeler sayesinde küçük ve orta ölçekli teşebbüsler, hem pazarın gelişimine katkıda bulunmakta hem de tek başına başaramayacağı bir finansal güce hakim olabilmektedir. Ancak tüm bunlarla birlikte teşebbüsler söz konusu faaliyetleri gerçekleştirirken ilgili mal ve/veya hizmetin sunulduğu pazar içinde sistemin dışında kalan diğer teşebbüslerin faaliyetlerini engellememeli ve kendi faaliyetlerini de Avrupa Birliği ve faaliyetin gerçekleştiği ülkenin rekabet politikasını dikkate alarak gerçekleştirmelidir. Nitekim bu tezin konusunu, ilgili mal ve/veya hizmet piyasasının ve küçük ve orta ölçekli teşebbüslerin gelişimine etkide bulunan sözleşmelerden franchise sözleşmesinin ilgili pazarın en adil şekilde yaşamını devam ettirmesini sağlayan rekabet hukuku açısından değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Ancak öncelikle belirtmek gerekir ki; tez içerisinde aynı zamanda bir pazarlama ve işletme sistemi olan franchise sözleşmelerinin yalnızca hukuki boyutu değerlendirme kapsamına alınacaktır. Öncelikle franchising ve franchise sözleşmesinin tanımları, hukuki niteliği, tarafların yükümlülükleri, benzer sözleşmeler ile ilişkisi, avantaj ve dezavantajları açıklanmaya çalışılacaktır. Ardından franchise sözleşmelerinin rekabet hukukundaki yeri irdelenecek, Türkiye’de mevcut uygulanması göz önüne alınarak Türk Rekabet Hukuku çerçevesinde 2002/2 Sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ele alınacaktır. Son olarak ise franchise sözleşmelerinin sona erme nedenleri belirtilecek ve franchising sistemi ve franchise sözleşmelerinin bütünüyle hukuki boyutu göz önüne serilmeye çalışılacaktır.Master Thesis Medeni usul hukukunda belge ve senet ayrımı(2012) Mazlum, İsmet6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 199’uncu maddesinde yapılan düzenleme ile belge kavramı tanımlanmıştır. Bir ispat aracının Hukuk Muhakemeleri Kanunu anlamında belge sayılabilmesi için iki unsur önem taşımaktadır. Bunlardan ilki belge bir bilgi taşıyıcısı olmalıdır. Ancak belgenin bilgi taşıyıcısı olması tek başına yeterli olmamakta ve bunun yanında uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli olması aranmaktadır. Yani bu iki unsurun bir belge üzerinde kümülatif olarak bulunması gereklidir. İlk defa hukukumuzda belge kavramı ile senet kavramı birbirinden ayrılmıştır. Belge, senet kavramını da içine alacak şekilde bir üst kavram olarak kabul edilmiştir.Master Thesis Avukatın malpraktis sorumluluğu(2011) Boz, OnurBu çalışmada, yargının bir parçası olarak, müvekkiline hukuki yardımda bulunmak ve onu temsilen hukuki işlem yapma yetkisine sahip olan avukatın, mesleki ve hukuk kurallarına uymayarak müvekkiline maddi veya manevi zarar getirmesi ve bunun sonuçları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde, avukatlık mesleğinin özellikleri, vekalet sözleşmesi, avukatlık sözleşmesi ile vekalet sözleşmesi arasındaki farklar ve avukatın sorumlulukları anlatılacaktır. Çalışmanın ikinci kısmında ise, malpraktis kavramı, avukatın özen yükümlülüğü ve avukatın malpraktisine bağlanan sonuçlar ve Avukatlık Mesleki Sorumluluk Sigortası incelenecektir.Master Thesis Medeni hukukumuzda taşınmazların açık arttırma suretiyle satımı(2011) Üstübdağ, Mustafa EmirAçık artırma prosedürü günümüzde oldukça hızlı bir şekilde gelişmektedir. Aynı zamanda internet aracılığıyla da açık artırmalar gerçekleştirilmektedir. Açık artırmalar sözleşme özgürlüğü çerçevesinde gerçekleşebileceği gibi zorla da gerçekleşebilirler. İkincisi sadece satım sözleşmesi olmaktan öte bir devlet işlemidir. Ben bu çalışmamda açık artırma hukukunu tüm yönleriyle ele almaya çalıştım. Özellikle bir açık artırmanın batıl olduğu durum üzerinde durdum. Bunun dışında bir açık artırmanın sonucunda mülkiyetin geçiş anını irdeledim ki mülkiyetin geçiş anı ihtiyari açık artırma ile cebr-i artırma arasında ince bir fark arz etmektedir.Master Thesis Yansıma yoluyla zarar(2011) Kılıçoğlu, KumruZarar, en geniş tanımıyla, bir kimsenin mal ya da şahıs varlığında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Kişi, yalnızca maddi açıdan değil, manevi açıdan da gözle görülmeyen, soyut olarak duygusal bütünlüğünde meydana gelecek şekilde de zarara uğrayabilir. Yansıma yoluyla zarar; hukuka aykırı bir fiil nedeniyle zarar uğrayan kişi dışında kalan başka bir kişinin uğradığı zarardır. Yansıma yoluyla zararda, haksız fiilin meydana getirdiği zarar, haksız fiile maruz kalan kişi dışında kalan ancak haksız fiil neticesinde zarar gören kişinin bu zararıyla bağlantılı olarak üçüncü kişilerin uğradığı zarardır. TBK ile BK arasında destekten yoksun kalma halinde maddi ve manevi zararda farklılıklar mevcuttur. Tezimizde detaylı olarak inceleyeceğimiz bu farklar, destekten yoksun kalma nedeniyle tazminat talep edebilecek kişilerin sınırını genişletmiştir. Yansıma yoluyla zarar kavramı, genel olarak doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarıyla karıştırılmaktadır. Bu karışıklığın sebebi kavram karmaşasıdır. Doğrudan zararın mağduru doğrudan mağdur, dolaylı zararın mağduru ise dolaylı mağdur olarak düşünülmekte olduğundan; bu kavram karmaşası ortaya çıkmaktadır. Halbuki; doğrudan mağdur, doğrudan ya da dolaylı zarardan etkilenen kişidir. Dolaylı mağdur ise, yansıma yoluyla zarar nedeniyle zarara uğrayan kişidir. Bu kavram karmaşası nedeniyle, doğrudan zarar ve dolaylı zarar ile yansıma yoluyla zarar sıkça ve en çok karıştırılan kavramlardır. Bunun dışında, yansıma yoluyla zarar; birden fazla zarar görenler, müteselsil alacaklılık, üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşme kavramı, üçüncü kişi lehine sözleşme ve matufiyet kavramıyla da sıkça karıştırılmaktadır. Bu kavramlar arasında, en çok matufiyet kavramı, yansıma yoluyla zarar ile karıştırılan, yakın bağlantısı olan kavram olup; haksız fiilin mağdurunu belirleyici etkiye sahiptir. Matufiyet genel olarak belirlilik anlamına gelmektedir. Yansıma yoluyla zarar kavramında, matufiyet, haksız fiilin mağdurunu dolayısıyla yansıma yoluyla zarara uğrayan kişinin belirlenmesinde önemli bir etkiye sahiptir. Yansıma yoluyla zarar kavramı, kanunda düzenlenmiş haller dışında kullanılamaz, yorum yöntemiyle genişletilemez. Zira, yorum yöntemiyle genişletilmesi mümkün olan bu kavram, kötü niyetli kişiler tarafından haksız kazanç kapısı olarak görülebilir. Tezimizde, yansıma yoluyla zarar kavramı, diğer benzer kavramlarla farkları, yansıma yoluyla zarara uğrayabilecek kişilerin TBK ve BK düzenlemeleriyle kimler olabileceği, TTK, TBK, BK, İBK, İMK, B.G.E., BGB ve Yargıtay kararları doğrultusunda yansıma yoluyla zarar kavramında zararın tazmini ve zaman aşımı detaylı olarak ele alınmış, kavram karmaşaları ve karışıklıkları irdelenmiştir.Master Thesis Zorunlu unsur doktrini ve fikri mülkiyet haklarına etkisi(2011) Doğan, GülmelahatSözleşme yapma yükümlülüğü kapsamında değerlendirilen “zorunlu unsur doktrini” hakim durumdaki teşebbüsün sahip olduğu ve rakiplerinin ilgili pazarda faaliyet gösterebilmesi için zorunluluk arz eden varlığın kullandırılmasının reddi hallerini kapsamaktadır. Zorunlu unsur doktrini sözleşme özgürlüğünün istisnasını oluşturmaktadır. Bu sebeple çalışmada sözleşme yapma yükümlülüğü genel anlamda ve Anayasa Hukuku ile Borçlar Hukuku kapsamında incelenmiştir. Çalışmada öncelikle zorunlu unsur doktrininin fiziksel varlıklar konusunda uygulanması incelemesi yapılmış, devamında gayri maddi varlıklar olan fikri mülkiyet hakları konusunda uygulama alanı bulması Türk ve Avrupa Rekabet Hukuku kapsamında incelenmiştir. Doktrinin ortaya çıkışı ve uygulaması Komisyon, İDM, ATAD, Rekabet Kurulu kararları ile olduğundan çalışmada doktrinin somutlaştırılabilmesi için birçok karar incelemesine yer verilmiş, kararlar hukuki mahiyetlerine göre başlıklandırılmıştır. Özellikle zorunlu unsur doktrini gibi uygulama kriterleri somut olayın özelliklerine göre değişkenlik gösteren bir konunun kararlar tek tek incelenmeden izahı mümkün değildir. Avrupa Topluluğunu Kuran Antlaşmanın, Avrupa Birliğinin İşleyişi Hakkında Antlaşma olarak değiştirilmesi sebebiyle ATA 82. ve ABİHA 102. maddelerine çalışmada yer verilmiş, ATA 82. maddenin içeriğinde esaslı bir değişikliğe gidilmediği tespit edilmiştir. Çalışmada Amerika Hukukunda zorunlu unsur doktrininin tarihçesine değinilmiş, Avrupa Rekabet Hukuku doktrinine, uygulamasına ilişkin kararlara ve Türkiye uygulamasına yer verilmiştir. Fikri mülkiyet hukuku ile rekabet hukukunun birbirlerinin tamamlayıcısı olduğu, fikri mülkiyet hukuku teknolojik yenilik sağlarken, rekabet hukukunun ekonomik gelişmeyi ve tüketici refahını arttırmayı amaçladığı şeklindeki bakış açısı çalışmayı şekillendirilmiştir.Master Thesis Kefalet sözleşmesinde kefilin sorumluluğunun kapsamı ve kefalet sözleşmesinin benzer hukuki ilişkilerden farkları(2011) Doğan, GözdeBu çalışma kefalet sözleşmesinde kefilin sorumluluğunun kapsamı ve kefalet sözleşmesinin benzer hukuki ilişkilerden farkları hakkındadır. Bu bağlamda öncelikle kefilin sorumluluğunun kapsamı Borçlar Kanunu’nun konuyla ilgili 490. ve 484. hükümlerinin ışığı altında incelenmiş ardından kefalet sözleşmesinin benzer hukuki ilişkilerden farkları ele alınmıştır.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »
