Psikoloji Bölümü Yayın Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/417

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 12
  • Article
    Hangi Lider, Kurumda Kalmayı Nasıl Sağlıyor? Çok Boyutlu İş Motivasyonunun Aracı Rolü
    (2019) Metin, U. Baran; Göncü-köse, Aslı
    Yöneticilerin liderlik tipleri çalışanların iş motivasyonlarını en fazla etkileyen faktörler arasında yer almaktadır ancak, Türkiye’de hem bu etkileri hem de liderlik stillerinin çalışan motivasyonları aracılığı ile işle ilgili diğer sonuçdeğişkenleri üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmalar az sayıdadır. Bu çalışmanın amacı, yöneticilerin babacan vedönüşümcü liderlik stilleri ile çalışanların çok boyutlu iş motivasyonları arasındaki ilişkileri geçerliği ve güvenirliğitest edilmiş bir ölçek kullanarak Türkiye örnekleminde incelemek (Çalışma 1); ayrıca, liderlik tipleri ile işten ayrılmaniyetleri arasındaki ilişkilerde çok boyutlu iş motivasyonunun kısmi aracı rolünü test etmektir (Çalışma 2). Bu amaçla,Çalışma 1’de 456 çalışandan veri toplanmış ve Gagné ve arkadaşları (2014) tarafından Öz Belirleme Kuramı (Decive Ryan, 1985) temel alınarak geliştirilen Çok Boyutlu İş Motivasyonu Ölçeği’nin (ÇBİMÖ) Türkçeye adaptasyonçalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışma 2’de 388 çalışandan veri toplanmış ve önerilen model yapısal eşitlik modellemesi yöntemiyle test edilmiştir. Çalışma 1’in bulguları, ÇBİMÖ’nün diğer ülkelerde yapılan çalışmaların gösterdiği faktöryapılarına uyumlu bir yapı gösterdiğini ve yordayıcı geçerliği olduğunu ortaya koymuştur. Çalışma 2’nin bulguları,genel olarak iki liderlik stilinin de motivasyon tipleriyle önerilen ilişkileri gösterdiğini ancak, iş motivasyonlarınınyalnızca dönüşümcü liderlik ile işten ayrılma niyetleri arasındaki ilişkide kısmi aracılık ettiğini göstermiştir. Bulgular,kuramsal ve uygulamaya yönelik çıkarımlar ile gelecekteki çalışmalara yönelik önerilerle birlikte tartışılmıştır.
  • Article
    Citation - WoS: 11
    Citation - Scopus: 12
    Relationship of Internet Gaming Disorder Severity With Symptoms of Anxiety, Depression, Alexithymia, and Aggression Among University Students
    (Kare Publ, 2019) Evren, Cuneyt; Evren, Bilge; Dalbudak, Ercan; Topcu, Merve; Kutlu, Nilay
    Objective: The aim of the present study was to evaluate the relationship of Internet gaming disorder severity with alexithymia and aggression among university students, while controlling for effects of anxiety and depressive symptoms. Method: The study was conducted with an online survey among 987 volunteer university students in Ankara. Participants were evaluated by administering the Toronto Alexithymia Scale (TAS-20), the Buss-Perry Aggression Questionnaire (BPAQ), the Internet Gaming Disorder Scale-Short-Form (IGDS9-SF), and the depression and anxiety subscales of the 90-Item Symptom Checklist-Revised (SCL-90-R). Results: Scores for the different scales mildly correlated with one other. In hierarchical linear regression analysis, both alexithymia (particularly the dimensions "difficulty identifying feelings" [DIF] and "externally-oriented thinking" [EOT]) and aggression (physical aggression) predicted the severity of Internet gaming disorder symptoms, together with severity of depressive symptoms. Conclusion: These findings suggest that among university students, the severity of alexithymia, particularly in its dimensions DDF and EOT, is related with the severity of Internet gaming disorder, together with aggression, particularly physical aggression, and depression.
  • Article
    Citation - WoS: 16
    Citation - Scopus: 16
    Severity of Dissociative Experiences and Emotion Dysregulation Mediate the Relationship Between Childhood Trauma and Internet Addiction Symptom Severity Among Young Adults
    (Kare Publ, 2019) Evren, Cuneyt; Evren, Bilge; Dalbudak, Ercan; Topcu, Merve; Kutlu, Nilay; Elhai, Jon D.
    Objective: The first aim of the present study was to evaluate the relationship between childhood trauma and Internet addiction (IA) symptom severity. The second aim was to evaluate the mediator effects of dissociative experiences and emotion dysregulation on this relationship. Method: We conducted the study using an online survey with 920 university student participants. Participants were evaluated with the Internet Addiction Test (IAT), Dissociative Experiences Scale (DES), Childhood Trauma Questionnaire (CTQ-28), and Difficulties in Emotion Regulation Scale (DERS). Results: Compared with participants evidencing low IA risk (n=806, 87.6%), those with high IA risk (n=114, 12.4%) had a longer duration of daily Internet use and a higher rate of problems related to Internet use. The high IA risk group was connected to the Internet less through a smartphone and more through computer use. In addition, scale scores (DES, DERS and CTQ-28) were higher among the group with high IA risk. Scale scores were mildly to moderately correlated with each other. In linear regression analysis, childhood trauma (particularly emotional abuse and physical neglect) was related to severity of IA symptoms. Severity of dissociative experiences and emotion dysregulation mediated the childhood trauma-IA symptom relationship. Conclusion: These findings suggest relations between the severity of childhood trauma, particularly emotional abuse and physical neglect dimensions, and severity of IA symptoms among Turkish young adults. Severity of dissociative experiences and emotion dysregulation may also partially mediate this relationship.
  • Article
    Zekâ, Örtük Bellek Performansıyla İlişkili Midir?: Yaşın Etkisi
    (2019) Kaynak, Hande
    Bu araştırmada, genel zekâ ve örtük bellek performansı arasındaki ilişki yaşlanmayla birlikte incelenmektir. Araştırmanın verileri 49 genç, 46 yaşlı olmak üzere toplam 95 gönüllü yetişkinden toplanmıştır. Genel zekâ puanı, Raven Standart Progresif Matrisler (RSPM) testi kullanılarak ölçülmüştür. Katılımcıların bellek performansını ölçmek için, Kelime Kökü Tamamlama (KKT) görevi kullanılmıştır. Örtük bellek görevinde, katılımcılardan kendilerine ilk üç harfi sunulan kelime köklerini akıllarına gelen ilk kelimeye tamamlamaları istenmiştir. Ayrıca, örtük bellek performansıyla karşılaştırma yapabilmek ve örtük ve açık bellek arasındaki ayrımı belgelemek için açık bellek performansı da ölçülmüştür. Örtük ve açık bellek performansını ayrı ayrı ölçmek için aynı KKT görevi kullanılmış, ancak bu görev farklı yönergeler altında uygulanmıştır. Faktöriyel varyans analizi (ANOVA) bulgularına göre, yaşın genel zekâ puanları üzerindeki temel etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Pearson momentler çarpımı korelasyon hesaplamaları sonucunda, ilerleyen yaşla birlikte RSPM testinden alınan toplam doğru puanın azaldığı, testi tamamlama süresinin ise arttığı görülmüştür. Örtük KKT görevi puanları ile RSPM testi toplam doğru puanları arasındaki ilişki ve açık KKT görevi puanları ile RSPM testi toplam doğru puanları arasındaki ilişki de istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş, aralarındaki ilişkilerin pozitif olduğu kaydedilmiştir. Buna karşın, örtük KKT görevi puanı ile RSPM testi tamamlama süresi ve açık KKT görevi puanı ile RSPM testi tamamlama süresi arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı değildir. Mevcut çalışma bulguları, örtük KKT görevi ölçümünün genel zekâyla olan güçlü ilişkisini göstermektedir. Çalışma, bu kapsamda, özellikle yaşlı nüfusta, geleneksel açık bellek ölçümlerinin gölgesinde kalan örtük bellek ölçümünün genel zekâya olan katkısına dikkat çekmesi açısından önemlidir.
  • Article
    The Effect of Neurofeedback Training on Variables of Attention in Healthy Adults
    (2019) Kaynak, Hande; Erdeniz, Burak
    The aim of present study is to examine the effect of neurofeedback training on attentional processes in two groups of healthy adult participants. During the experiment, participants in the experimental group were required to complete two puzzles displayed on the computer screen while having neurofeedback training. During this procedure, performance on the puzzles was based on participants’ brain activity that was recorded from the Cz area. Moreover, before and after completion of seven neurofeedback sessions, Stroop task was used to measure selective attention performance. Results for the Stroop task showed that although there was a significant reaction time difference before and after the neurofeedback training, there was no significant main effect of group (experimental vs. control group). Furthermore, the reaction time to complete the puzzles across the sessions did not differ significantly between the experimental and the control group. Improving the training program by increasing the number of training sessions and employing a more attention-demanding task in the training sessions might have resulted in an expected effect of neurofeedback
  • Article
    Mahler’in Ayrışma-bireyleşme Kuramına Göre Küçük Kara Balık Kitabı’nın İncelenmesi
    (2018) Demircioğlu, Zeynep Işıl; Demir, Koray; Fuçular, Emine Ezgi; Sülüngür, Orhun; Yalçın, Ezgi Selin; Topcu, Merve
    Bu çalışmanın amacı Küçük Kara Balık kitabındaki Küçük Kara Balık’ın yaşam olaylarının, bu yaşam olaylarına gösterdiği tepkilerin ve duygularının Mahler’in Ayrışma-Bireyleşme Kuramı kapsamında değerlendirilmesi, karakterin başından geçenlerin Mahler’in teorisi ile örtüşen ve çatışan yerlerinin tartışılmasıdır. Mahler’in kuramı ayrışma-bireyleşmeyi, farklılaşma, alıştırma, yeniden yakınlaşma ve bireyliğin pekişmesi ve coşkusal nesne sürekliliğinin başlangıcı olmak üzere dört alt evre üzerinden incelemektedir. Küçük Kara Balık kitabında asıl incelenen ve ana karakter olan Küçük Kara Balık, annesiyle yaşayan ve amacı dereden ayrılarak denize ulaşmak olan küçük bir balıktır. Çalışma boyunca Küçük Kara Balık karakterine özellikle son üç alt evre açısından odaklanılmış ve anne ile yaşanılan sorunların karakterin davranışları üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Karakterin öfke eşiğinin düşüklüğünün ve yaşadığı yutulma korkusunun anne ile öngörülen ilişkinin kurulamadığından kaynaklı olduğu, ancak bu durumun bireyleşme sürecinde kendisi için engelleyici bir faktör olmadığı düşünülmüştür.
  • Article
    Citation - WoS: 8
    Metacognitive Beliefs and Coping Strategies of Suicide Attempters
    (Yerkure Tanitim & Yayincilik Hizmetleri A S, 2019) Yazihan, Naksidil Torun; Cinar, Orhan; Canbaz, Hayri; Ak, Mehmet
    Objective: Metacognition is an essential process regarding decision-making and coping with stressful life events. In this present study, we aimed to examine the metacognitive beliefs and coping strategies of suicide attempters with subthreshold depressive symptoms. Methods: Thirty suicide attempters (mean age of 25.50 +/- 7.66 years) with subthreshold depressive symptoms and 30 healthy participants (mean age of 28.27 +/- 7.13 years) were compared with regard to Metacognition Questionnaire-30 (MCQ-30) and COPE Questionnaire. Results: The MANOVA results revealed significant differences between the groups for the subscales of MCQ-30 namely, "negative beliefs about thoughts", "need to control thoughts" and "lack of cognitive confidence". The results also indicated significant difference regarding "positive reinterpretation", "seeking social support for instrumental reasons", "active coping, planning, and problem-focused coping", "behavioral disengagement", "alcohol-drug disengagement" and "dysfunctional coping" subscales of COPE Questionnaire. In addition, moderate correlations were found between the MCQ-30 and the COPE subscales based on the Pearson's correlation coefficients. Conclusions: This study revealed the effect of particular metacognitive beliefs and type of coping style on suicidal behavior. This study is important for identifying risk factors and explaining how metacognitive beliefs and coping strategies are related to suicidal behavior. Maladaptive metacognitions may lead to overestimation of perceived stress and underestimation of cognitive resources and coping skills which may prevent individulas to produce adaptive coping strategies against stressful life events.
  • Article
    Türkiye’de Ruh Sağlığı Çalışanlarının Gey ve Lezbiyenlere Yönelik Tutumları
    (2019) Tuna, Ezgi
    Eşcinsellere yönelik tutumlar üzerine yapılan çalışmalar Türkiye'de üniversite öğrencileri ve çeşitli meslek grupları arasında cinsel azınlıklara yönelik genellikle olumsuz tutumların yaygın olduğunu göstermektedir. Ruh sağlığı çalışanlarının tutumlarını inceleyen çalışma sayısı ise oldukça azdır. Bu araştırma Türkiye'de hizmet veren psikolog ve psikolojik danışmanların gey ve lezbiyenlere yönelik tutumlarını ve bu tutumları yordayan değişkenleri ele almayı amaçlamaktadır. Bu amaçla katılımcılardan demografik ve mesleki bilgi formlarının yanı sıra eşcinsellere yönelik tutumları ve sosyal arzu edilirlik düzeylerini ölçen ölçekleri doldurmaları istenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, katılımcıların eşcinsellere yönelik genel olarak olumlu tutumlara sahip olduğu bulunmuştur. Ayrıca, cinsiyet, medeni durum ve eğitim düzeyine göre kişilerin tutumları arasında fark bulunmamıştır. Tutumları yordayan değişkenlere bakıldığında, yaş ve dindarlık seviyesi arttıkça eşcinselliğe yönelik olumsuz tutumların da arttığı bulunmuştur. Sonuçlar geçmiş çalışmalar ışığında tartışılmış ve cinsel azınlıklarla çalışırken göz önünde bulundurulması gereken bazı önerilerde bulunulmuştur. Gelecekteki çalışmaların tutumları ölçerken örtük ölçümlerden de yararlanmaları ve demografik değişkenlerin dağılımı açısından daha kapsayıcı örneklemler kullanmaları önerilmektedir.
  • Article
    Haset ve Kıskançlığın Tanımlanması ve Klinik Görünümü
    (2018) Tuna, Ezgi
    Haset ve kıskançlık, birbirinden önemli noktalarda ayrışan; fakat günlük hayatta sıkçabirbiriyle karıştırılan karmaşık duygulardır. Haset, bir başkasının sahip olduğu ve bizdeolmayan bir şey ya da özellik karşısında hissettiğimiz duygu iken; kıskançlık, bizim içinönemli bir ilişkinin üçüncü bir kişinin varlığı sebebiyle tehdit altında olduğunudüşündüğümüzde ortaya çıkan duygudur. Dolayısıyla, hasette iki kişilik, kıskançlıkta iseüç kişilik bir yapı mevcuttur. Melanie Klein'a göre haset doğumdan sonra bebeğin meme ilekurduğu sevgi ve nefret ilişkisinde temellenir; kıskançlık ise gelişimsel olarak hasettensonra gelir ve hasetin çözümlenmesinde rol oynar. Haset ve kıskançlık, temelde işlevselduygular olsa da, kişinin ve ilişkilerin işlevselliğini bozarak patolojik boyuta ulaşabilirler.Bu makalede haset ve kıskançlık tanımlanmış, birbirleriyle benzer ve farklı yanları ortayakonulmuş ve hangi durumlarda işlevselliklerini yitirerek psikopatolojinin bir parçasıoldukları incelenmiştir.
  • Article
    İşlevsel ve İşlevsiz Dürtüselliğin Sürücülük Becerileriyle Farklılık Gösteren İlişkilerinin İncelenmesi
    (2018) Bıçaksız, Pınar; Özkan, Türker
    Bu çalışmada, ilgili literatürde daha önce araştırılmamış olan dürtüsellik kişilik özelliği ve öz-beyana dayalı sürücülük becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın örneklemini anketleri kağıt-kalem testi olarak (n = 158)ve internet üzerinden (n = 348) dolduran toplam 506 bireysel sürücü oluşturmaktadır. Dürtüsellik kişilik özelliğiningenel psikoloji literatüründeki olumsuz davranış örüntüsü tanımını yansıtan işlevsiz dürtüsellik boyutunun sürücülükbecerileriyle ilişkisiyle işlevsel dürtüsellik (Dickman, 1990) boyutunun sürücülük becerileriyle ilişkisi karşılaştırılmış ve hem korelasyon hem de regresyon analizlerinde farklılaşan örüntüler gözlenmiştir. Ayrıca, sürücüluk bağlamına özel dürtüsellik ve genel dürtüsellik ölçeklerinin sürücülük becerilerinde açıkladıkları varyans oranları karşılaştırılmış ve sürücülük bağlamına özel dürtüsellik ölçeğinin sürücülük becerilerinde daha yüksek oranda varyansaçıkladığı görülmüştür. Bu nedenle, sürücülukle ilgili değişkenleri daha iyi anlamak ve açıklamak için yürütülecekçalışmalarda sürücülük bağlamına özel dürtüsellik kavramının ve ölçeğinin kullanılmasının ilgili literatüre katkıyapma potansiyeline sahip olduğu önerilebilir.