TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/8652

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 14
  • Article
    Taşınmazın Aynına İlişkin Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Anlaşma Belgesi ve İcra Edilebilirlik Şerhi
    (2023) Badur, Emel; Konca, Nesibe Kurt
    Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda (HUAK) yapılan bir değişiklik sonucunda, taşınmazın devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olduğu yasa koyucu tarafından açıkça düzenlenmiştir. Taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda arabuluculuk, kural olarak ihtiyari arabuluculuk olarak düzenlense de; dava şartı arabuluculuk kapsamındaki bazı uyuşmazlıkların da konusu itibariyle taşınmazın aynına ilişkin unsurlar barındırmaları mümkündür. HUAK’da yapılan değişiklik sonrasında, taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözüme kavuşturulması halinde, tarafların ulaştığı anlaşmanın yazılı şekle uyularak arabuluculuk anlaşma belgesi haline getirilmesi ve bu anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi alınması gerekliliği düzenlenmiştir. Taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda arabuluculuk anlaşma belgesine dair icra edilebilirlik şerhi, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır. Mahkeme yapacağı incelemede anlaşma içeriğini, arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı ve taşınmazın devri veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasıyla ilgili olarak kanunlarda yer alan sınırlamalar ile usul ve esaslara uyulup uyulmadığı yönünden denetler. Mahkemenin arabuluculuk anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi vermesinden sonra, artık bu belgede ayni hak kazanacağı belirtilen tarafların tapu sicilinde tescil talebinde bulunabileceğinin kabulü gerekir.
  • Article
    Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı İşlenmesinden Doğan Zararların Tazmini ve Görevli Mahkeme
    (2022) Konca, Nesibe Kurt; Badur, Emel
    Kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesinin, ilgili kişinin zarara uğramasıyla sonuçlanması kaçınılması zor bir sonuçtur. Yasa koyucu Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nda bu Kanuna aykırı fiiller neticesinde doğan zararların tazminine ilişkin özel hükümler düzenlemekten kaçınmış; kişilik hakları ihlal edilenlerin, genel hükümlere göre tazminat hakkının saklı olduğunu belirtmek suretiyle genel hükümlere yollama yapmayı tercih etmiştir. Kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi sonucunda zarar gören, kişisel verisi hukuka aykırı işlenen ilgili kişidir. Kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi nedeniyle doğan zarar, maddi zarar olabileceği gibi manevi zarar şeklinde de ortaya çıkabilir. Bu çalışmada, kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesinden kaynaklanan zararların tazmini, özellikle görevli mahkemeler açısından ele alınmıştır. Veri sorumlusunun kamu tüzel kişisi veya özel hukuk kişisi olmasına binaen yargı yolu değişmektedir. Dolayısıyla hem idari yargıda hem de adli yargıda bu davaların görülebilmesi mümkündür. Ayrıca veri sorumlusu ve ilgili kişi arasındaki ilişkinin iş veya tüketici ilişkisi ya da ticari ilişki olmasına göre ihtisas mahkemelerinin görevli olması da söz konusu olmaktadır.
  • Other
    Üçüncü Kişi Elinde Haczedilen ve Üçüncü Kişinin Üzerinde Mülkiyet İddiasında Bulunduğu Taşınır Mallar Üzerinde Alınacak Muhafaza Tedbirlerinin Kapsamı
    (2009) Konca, Nesibe Kurt
    İcra takibinde haczin konusu, borçluya ait mal ve haklardır. Ancak, haczedilebilen mal ve hakların, haciz sırasında borçlunun elinde bulunması şart değildir. Üçüncü kişinin elinde bulunan borçluya ait mal ve haklar haczedilebilir. Bu çalışmanın konusu, üçüncü kişinin elinde haczedilen ve üçüncü kişinin üzerinde mülkiyet iddiasında bulunduğu taşınır mallar üzerinde alınacak muhafaza tedbirlerinin kapsamının belirlenmesidir. Özellikle, alacaklı rıza göstermezse, haczedilen bu taşınırların, İcra ve İflâs Kanununun 88inci maddesine göre, üçüncü kişinin elinden alınmasının mümkün olup olmadığı hususu üzerinde durulacaktır.
  • Article
    İnsan Zararları Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevlerine Dair Kanun Teklifi Hakkında Kısa Bir Değerlendirme
    (2016) Konca, Nesibe Kurt
    Gerek askeri, gerek idari eylem ve işlemlerden kaynaklanan ve gerekse adli yargının görev alanına giren ölüm ve bedensel bütünlüğün bozulmasına ilişkin zararların tazminine ilişkin dava ve işleri görmek üzere görevlendirilen insan zararları mahkemelerinin kuruluşunu, görevlerini ve yargılama usullerini düzenlemek üzere bir kanun teklifi sunulmuştur. Teklifin adı, İnsan Zararları Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevlerine Dair Kanun Teklifi’dir. Bu çalışmada, öncelikle kanun teklifinin kapsamı değerlendirilecektir. Adli yargı-idari yargı ayrımının benimsendiği yargı örgütümüzde, insan zararları mahkemesinin konumu tartışılacaktır. Özellikle, idarenin eylemlerinden kaynaklanan ölüm ve bedensel bütünlüğün bozulması zararlarına ilişkin tam yargı davalarının, adli yargıda görülmesinin Anayasa’ya uygunluğu üzerinde durulacaktır. Aynı fiilden kaynaklanan ölüm ve/veya bedensel bütünlüğün bozulması zararları ile mal zararlarının farklı mahkemelerde görülmesi, usul ekonomisi ilkesi açısından değerlendirilecektir
  • Article
    Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasında Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerinin İşlem ve Kararlarına Karşı Şikâyet ve İtiraz
    (2022) Konca, Nesibe Kurt
    7343 sayılı Kanun değişikliğiyle, çocuk teslimi veya çocukla kişi- sel ilişki kurulmasına dair ilâmların icra daireleri tarafından yerine geti- rilmesi uygulamasına son verilmiştir. Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/A ve devamı hükümlerinde aile mahkemeleri tarafından verilen ilâm veya tedbir kararlarının, çocuğun yüksek yararına uygun olarak, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri tarafından yerine getirilmesi öngörül- müştür. Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri bünyesinde çalı- şan uzmanlar veya görevlendirilen öğretmenlerce, çocukla ve taraflarla iletişim kurarak, rızaya dayalı şekilde mahkeme kararlarının yerine geti- rilmesi çocuk hakları bakımından müspet bir gelişmedir. Bununla birlik- te, Nisan 2022’den bu yana uygulanan modelde sorunlar yaşanması, ilgi- lilerin adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerinin işlemlerine kar- şı hukukî yolları başvurmak istemeleri muhtemeldir. Bu çalışmanın ko- nusunu, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerinin işlem ve ka- rarlarına karşı başvurulabilecek şikâyet ve şikâyet neticesinde verilen kararlara karşı itiraz oluşmaktadır (ÇKK m. 41/E). Çalışmada, şikâyetin ve itirazın hukukî niteliği, konusu, görevli yargı mercii, yargılama usulü ve neticede verilebilecek kararlar ele alınmaktadır.
  • Article
    Adî Konkordatoda Rehinli Malın Satış Yasağı ve İstisnaları
    (2021) Konca, Nesibe Kurt; Selçuk, Seyhan
    7101 sayılı Kanun ile İcra ve İflâs Kanunu’nun konkordatoya ilişkin maddelerinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerden birisi konkordato mühleti içerisinde rehnin paraya çevrilmesi yasağını düzenleyen İİK m. 295/I hükmüdür. İlgili düzenlemeye göre, rehin alacaklısı konkordato mühleti içerisinde borçluya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatabilir ancak, rehinli mal muhafaza altına alınamaz ve satışı yapılamaz. Bununla birlikte 7327 sayılı Kanun ile İİK m. 295’e ikinci fıkra eklenmek suretiyle rehnin paraya çevrilmesi yasağına birtakım istisnalar getirilmiştir. Bu çalışmada, öncelikle konkordato mühleti içerisinde rehnin paraya çevrilmesi yasağı ve söz konusu yasağın geçerli olacağı zaman aralığı üzerinde durulmuştur. Daha sonra ise, yasağın kapsamına giren rehinli alacaklılardan ne anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Son olarak, mühlet içerisinde rehnin paraya çevrilmesi yasağının istisnaları, satışa izin verilmesi ve satışın ne şekilde yapılacağı ile satıştan elde edilen gelirin nasıl ödeneceği konuları ele alınmıştır.
  • Article
    Arabuluculukta Özel Uzmanlık Uygulamasına İlişkin Bazı Değerlendirmeler
    (2022) Konca, Nesibe Kurt
    Arabuluculuğun sırasıyla iş uyuşmazlıkları, ticari uyuşmazlıklar ve tüketici uyuşmazlıklarında dava şartı haline gelmesiyle uzman arabuluculuk uygulamasına gelişmiştir. Arabuluculuk Daire Başkanlığı, arabulucuların uzmanlık alanlarını ve uzmanlığa ilişkin usul ve esasları belirleme yetki-sini kullanmış ve dava şartı arabuluculuğa tâbi uyuşmazlıklara paralel olarak üç genel uzmanlık alanı belirlemiştir. Uzmanlaşmanın gelişmesiyle, yedi özel uzmanlık alanında, 10.05.2021 tarihi itibariyle arabuluculukta özel uzmanlık uygulamasına geçilmiştir. Adalet Bakanlığı tarafından yapılan ilana göre, dava şartı arabuluculuk başvurusuna konu uyuşmazlığın özel uzmanlık alanlarından spor hukuku, inşaat hukuku, sağlık hukuku, fikri mülkiyet hukuku, banka ve finans hu-kuku, enerji ve maden hukuku veya sigorta hu-kuku alanlarından herhangi birine girmesi durumunda, dosya adliye arabuluculuk bürosu tarafından o alanda uzman bir arabulucuya tevzi edilmektedir. Bu çalışma, esasen arabuluculukta özel uzmanlık uygulamasını konu almaktadır. Öncelikle, uzman arabuluculuk ve özel uzmanlık kavramları üzerinde durulmakta; arabuluculukta uzmanlaşmanın fayda ve sakıncaları açıklan-maktadır. Uyuşmazlığın niteliği itibariyle dâhil olduğu özel uzman arabuluculuk türünün belirlenmesi sürecinde ortaya çıkması muhtemel güçlükler ve bunun olası hukukî sonuçları incelenmektedir. Uyuşmazlığın tâbi olduğu özel uzmanlık alanının hatalı tespit edilmesinin hak düşürücü sürelerle zamanaşımına etkisi değerlendirilmektedir. Özel uzmanlık alanlarında arabulucuların hem bu sıfatı kazanmak için gösterdikleri emek hem de uyuşmazlığın niteliği gözetilerek genel uzmanlık alanlarına göre daha farklı bir ücret rejimine tâbi olmaları gereğine dikkat çekilmektedir
  • Article
    Arabuluculuk Sürecinde Tapu Siciline Tasarrufu Kısıtlayıcı Şerh Konulması
    (2023) Badur, Emel; Konca, Nesibe Kurt
    Yakın tarihli bir yasama faaliyetiyle Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na (HUAK) 17/B maddesi eklenmiştir. Eklenen madde ana hatlarıyla taşınmazın devrine ve taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıkların arabuluculuk yoluyla çözümlenmesini konu almaktadır. Arabuluculuk faaliyeti devam ederken, yaşanması muhtemel hak kayıplarının önüne geçilmesi amacıyla, taraflara tapu siciline şerh konulmasını sağlama imkanı da tanınmıştır. Bu şerhin konulabilmesi için taşınmazın aynına ilişkin bir uyuşmazlığın çözülmesi amacına yönelmiş ve devam eden bir arabuluculuk faaliyeti bulunmalı; uyuşmazlığın tarafları şerhe dair yazılı bir anlaşma yapmalı; arabulucu hazırladığı bir tutanakla tarafların şerh sözleşmesini belgelemeli ve tapu siciline şerh talebinde bulunmalıdır. Açıklanan yöntemle konulan şerh, arabuluculuk süreci devam ettiği sürece ve en fazla konulduğu tarihten itibaren üç aylık bir süre için etkiye sahiptir. Arabuluculuk sürecinin son bulması, tarafların şerhin kaldırılması konusunda anlaşması veya sürenin dolması şerhin etkisini sonlandırır. Eklenen maddedeki şerh, Türk Medeni Kanunu dışında yer alan, yeni bir tasarruf yetkisi kısıtlaması şerhinin, HUAK kapsamında düzenlenmesi olarak nitelendirilmelidir.
  • Article
    Dürüstlük Kuralı Perspektifinden Avukatlık Mesleği
    (2020) Konca, Nesibe Kurt
    Herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken uymakla yükümlü olduğu dürüstlük kuralı, temel bir hukuk ilkesikonumundadır. Dürüstlük kuralı ve onun bir yansıması olan hakkın kötüye kullanılması yasağı, iddia ve savunma hakkının kullanılmasına aracılık eden avukatlar bakımından da geçerlidir. Yargının kurucu unsurlarından bağımsız savunmayıtemsil eden avukatların, müvekkillerinden bağımsız olarak dürüstlük kuralına uygun bir şekilde iddia ve savunma hakkınıkullanmaları gerekir. Avukatın dürüst davranma yükümlülüğü, sadece müvekkiline değil; yargı organlarına, yargılamayakatılan kişilere ve millete karşıdır. Zira dürüst davranma yükümlülüğüne aykırılık, yargının paydaşlarına somut zararvermekle birlikte; iddia ve savunma hakkının kötüye kullanılmasından en büyük zararı avukatlık mesleğinin itibarı ve adilyargılanma hakkı görmektedir. Avukatların dürüst davranmayabileceğine ilişkin kuşku, mesleğin saygınlığına gölgedüşürmekte; iddia ve savunma hakkının etrafına etik kurallardan başka duvarlar örülmesi ihtiyacının olduğu düşüncesinidoğurabilmektedir. Bu düşüncenin doğması bile yargı diyalektiği ile bağdaşmaz.