TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/8652
Browse
870 results
Search Results
Article “Cesetsiz Öldürme Suçları İspatlanabilir Mi?” Anglo-Amerikan İspat Hukuku İle Karşılaştırmalı Yargıtay Kararlarının Analizi(2025) Aktaş, BatuhanCesetsiz cinayet vakaları (NBH), bir cinayet olayında mağdurun (cesedinin) gizlendiği ya da yok edildiği, diğer bir ifadeyle ortada bir cesedin bulunmadığı; ancak bir cinayet şüphesinin bulunduğu olaylardır. Bu olaylara ilişkin yargılamalarda, vakıanın kuşkusuz en önemli delilleri arasında bulunan mağdurun cesedinin ya da cesedinin bir parçasının bulunamamasına rağmen, kişi veya kişiler hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi mümkün müdür? Yoksa çok yaygın bir inanışın yansıması olarak “ceset yoksa cinayet de yoktur” şeklinde bir kaide gerçekten söz konusu mudur? Mahkemenin cesedin olmamasına rağmen, mahkûmiyet kararı verebileceğinin kabulü halinde karara hangi delil ya da delillere dayanılarak hükmedilebilecektir? Vakıanın büyük ölçüde çözülmesini sağlayabilecek mağdurun cesedi gibi bir delilin yokluğunda mahkemenin ya da hâkimin mahkûmiyet kararı verebilmesi için yenmesi gereken şüpheyi yendiğinden tam olarak söz edilebilecek midir? Ceza muhakemesi hukukunun tarihsel anlamda en önemli kazanımlarından biri olan masumiyet karinesinin ve bu karinenin bir uzantısı olan şüpheden sanık yararlanır ilkesinin böyle durumlarda gündeme gelmesi mümkün müdür ve/veya gerekli midir? Cesedinin bulunamadığı düşünülen ve öldüğü sanılan mağdurun yargılamanın hatta infazın tamamlanmasının ardından bir anda sağlıklı bir şekilde ortaya çıkması durumunda ne olacaktır? İşte bu çalışmanın konusunu da yukarıda sorduğumuz pek çok soruyu cevaplamaya çalışacağımız mukayeseli hukukta “no body homicide” olarak kavramlaştırılan cesetsiz öldürme olaylarında ispatın de lege lata (olan hukuk) yönünden ne şekilde gerçekleştiği ve de lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından ise ne şekilde gerçekleşmesi gerektiğine ilişkin tartışma oluşturmaktadır.Article Analysis of Short-Circuit Impedance in Multi-Winding Transformer(2025) Yükselen, EmirDue to green energy policies, investments in renewable energy are rapidly increasing, which in turn raises the demand for efficient power plant integration into electrical grids. Multi-winding distribution transformers are crucial in this process, as they enable operation at various voltage levels to match different grid requirements. However, designing such transformers, mainly calculating short-circuit impedance in accordance with industry standards, is a highly complex and challenging task when using conventional analytical methods. This study investigates the short-circuit impedance of a multi-winding transformer and presents an efficient approach to accurately calculating the short-circuit impedance. The study uses Finite Element Method simulations to calculate the short-circuit impedance for different winding configurations. Experimental testing is performed on a prototype transformer to validate the results, ensuring its performance and reliability. The proposed method offers researchers and manufacturers a reliable approach to accurately determine short-circuit characteristics, improving transformer design and reducing reliance on costly test processes. This approach supports the determination of the necessary characteristics of the transformer before producing prototypesArticle Widths and Entropy of Sets of Smooth Functions on Compact Homogeneous Manifolds(Tubitak, 2021) LEVESLEY, Jeremy; KUSHPEL, Alexander; Taş, KenanWe develop a general method to calculate entropy and n-widths of sets of smooth functions on an arbitrary compact homogeneous Riemannian manifold Md . Our method is essentially based on a detailed study of geometric characteristics of norms induced by subspaces of harmonics on Md . This approach has been developed in the cycle of works [1, 2, 10–19]. The method’s possibilities are not confined to the statements proved but can be applied in studying more general problems. As an application, we establish sharp orders of entropy and n-widths of Sobolev’s classes Wγ p ( Md ) and their generalisations in Lq ( Md ) for any 1 < p, q < ∞. In the case p, q = 1, ∞ sharp in the power scale estimates are presented.Article Demiryolu Sektörü Doğal Tekel mi: Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Üzerine Ampirik Çalışma(2025) Avci, Halim Can; Baskaraagac, Nermin YasarThis paper analyses whether the Turkish railway industry possesses features indicative of a natural monopoly. For this purpose, we utilize subadditivity analysis to assess and compare the efficiency levels of TCDD under monopoly conditions with hypothetical duopoly scenarios, considering the time span from 1990 to 2016. Our findings reveal that the cost function displays subadditivity for all configurations within the permissible range, confirming TCDD's classification as a natural monopoly before the separation in 2016. This suggests that a decrease in production costs is improbable when two firms engage in activities within the Turkish railway sector. Given that a natural monopoly with a single company may result in prices surpassing socially desirable levels, it becomes imperative for policymakers to enact regulations that simultaneously safeguard consumers and maintain the integrity of the natural monopoly within the railway sector. Striking a careful balance between ensuring affordability, accessibility, and efficiency is essential while preventing potential monopolistic abuses.Article 7405 Sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu Çerçevesinde Denk Bütçe Zorunluluğu(2025) Öden, Begüm Dilemre7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu temel olarak, spor kulüplerinin finansal yapılarının güçlendirilmesi, aşırı borçlanmanın önlenmesi ve mali şeffaflığın sağlanmasını hedeflemektedir. Kanun ayrıca spor kulüpleri ile spor anonim şirketleri için “denk bütçe oluşturma zorunluluğunu da içermektedir. Bu zorunluluk, zamanla spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin mevcut borç yükünden kurtulmalarına yardımcı olabilecektir. Bu çalışmada, hem 7405 sayılı Kanun çerçevesinde spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin tabi olduğu mali düzenlemeler analiz edilmekte hem de aşırı borçlanmayı önlemeye yönelik hükümler ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır.Article Yapay Zekâ ve Vergi İlişkisi(2025) Öden, Begüm Dilemre1956 yılında Dartmouth Konferansı’nda temeli atılan yapay zekâ, yıllar içinde çeşitli aşamalardan geçerek gelişmiş ve artık ileri seviyeye ulaşarak yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Yapay zekâyı sadece bir “teknoloji” olarak değerlendirmek ve onu bilgisayar, ma-tematik, mühendislik gibi alanların konusu olarak sınırlandırmak doğru bir yaklaşım değildir. Yapay zekâ; hukuk, felsefe, sosyoloji gibi sosyal bilimlerde de önemli rol oynamaktadır. İçinde bulunduğumuz dönemde toplumsal hayatı şekillendiren en önemli faktörlerden birisi yapay zekâdır. Yapay zekâ ve hukuk arasında göz ardı edilemez bir ilişki bulunmaktadır. Teknolojideki hızlı gelişmeler hukuk sistemlerini etkilemektedir. Hukuk sistemlerinin, hem bu teknolojik imkânlardan yararlanması hem de bu teknolojilerin güvenilir bir şekilde etik değerlere ve hukuki düzenlemelere uygun olarak kullanımını sağlaması gerekmektedir. Özellikle vergi hukuku ile yapay zekâ ilişkisi, birçok farklı boyutta ele alınabilecek oldukça geniş bir konudur. Çalışma ile yapay zekâ ve vergi ilişkisinin ele alınması, konuyla ilgili olarak yapay zekânın sunduğu fırsatların değerlendirilmesi ve getirdiği olumsuzlukların irdelenerek bunları giderici çözüm önerilerinde bulunulması amaçlanmaktadır.Article Türk Hukuku Uyarınca Yabancılık Unsuru Taşıyan Birlikte Var Olma Sözleşmesinden Doğan Borç İlişkilerine Uygulanacak Hukukun Tayini(2024) Tunçağıl, Gülce Gümüşlü; Esendal, NihanIn general, the fact that trademarks containing the same or similar signs or names can exist in the same market is primarily among the reasons for rejection in trademark registration. However, the safe way for two competing trademarks to continue their commercial life in the same market is for them to conclude a coexistence agreement. A coexistence agreement is a contract in which the rights of two trademarks owners on the same or similar trademarks are mutually determined and recognized, and in which they can exist together in a certain market or markets. The parties can peacefully coexist in different markets by agreeing on geographical limitations for certain goods and services, without violating each other’s area. For example, a fabric brand registered in Turkey and a bag brand registered in France with the same name conclude this contract with each other. In this example, the foreign element is the registration of the trademarks in different countries. In our study, it is aimed to determine the law to be applied in case the disputes arising from the coexistence agreement containing the foreign element are brought before the competent international Turkish court.Article Türk Devletleri Teşkilatı’nda Cari Denge Sürdürülebilirliğinin Değerlendirilmesinin: Eşikli Doğrusal Olmayan Bir Analiz(2025) Baskaraagac, Nermin YasarThis paper examines the sustainability of the current account balance among countries in the Organization of Turkic States (OTS) from 1991 to 2023, employing both traditional linear unit root tests and the more recent KSS and TAR nonlinear stationarity procedures. The results show that each country’s current account balance follows a threshold (regime-dependent) stationarity pattern rather than a simple unit root process, suggesting that standard, uniform policy prescriptions may be inadequate. Consequently, implementing a differentiated policy framework—tailored to low-, medium-, and high-risk scenarios—could enable more effective management of external imbalances and foster sustainable economic growth across OTS member countries.Article The Period Of Prescription In The Detection Of Service And Cases Where The Period Of Prescription Does Not Run(2023) Çopuroğlu, ÇağlarSosyal sigorta sistemimiz her ne kadar zorunluluk ilkesi üzerine inşa edilmiş olsa da işverence çalışmaları Sosyal Güvenlik Kurumu’na kısmen veya tamamen bildirilmemiş ve çalışmaları Kurum’ca da saptanamamış çalışanların varlığı söz konusudur. Kayıt dışı çalışmış olan sigortalı, mahkemeden alınacak bir ilâm ile sigortalı hizmetlerini tespit ettirebilir ve bu sayede sigortalılık haklarından yararlanma imkânı bulur. Ancak Kanun’da anılan şekilde kayıt dışı gerçekleşmiş olan hizmetlerin tespiti için beş yıllık hak düşümü süresi belirlenmiştir. Bu süre, hizmetlerin geçtiği yılın veya sigortalı çalışırken ölmüş ise, ölümün gerçekleştiği yılın son gününden itibaren işlemeye başlar. Süre geçtikten sonra sigortalıların hizmetleri değerlendirilmemektedir. Hak düşümü süresi, hakkı ortadan kaldırmakta, durdurmamakta ve kesmemektedir. Hâkim tarafından da yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi söz konusu olduğundan Anayasal sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmamakta ve kişilerin sosyal güvenlik hakkını zedelemektedir. Bu hakkı korumak amacıyla Yargıtay, bazı durumlarda hak düşürücü sürelerin işlemeyeceğini kabul etmiştir. Yargıtay’a göre; sigortalı işe giriş bildirgesinin verilmiş olması, ilgili dönem içinde kısmen dahi olsa Kurum’a hizmetin bildirilerek aylık prim ve hizmet belgesinin verilmesi veya Sosyal Sigortalar Kurumu’nca, çalışmanın tespit edilmiş olması hallerinde hak düşümü süresi işlemez ve bu durumda sigortalı hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren hesaplanan beş yıllık süre ile bağlı olmaz; hizmetin tespiti için her zaman dava açılabilir.Article The Doctrine of the Essence of the Right: Theoretical Framework and ECtHR Practice(2025) Kılıç, Ayşe FundaBu çalışma, temel hakların özü kavramını, Türk anayasaları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bağlamında tarihsel, teorik ve yargısal bir perspektifle ele alır. Türk hukukunda, 1961 Anayasası ile ortaya çıkan hakkın özü doktrini, devletlerin temel hakları sınırlandırma yetkisini dengelemek için bir güvence sağlar. Ancak, 1982 Anayasası bu korumayı kaldırmış, 2001 değişiklikleriyle yeniden tesis etmiştir. Ölçülülük ilkesi ve demokratik toplum düzeninin gerekleri, bu güvencelerle bütünleşmiştir. Uluslararası düzeyde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hakkın özü kavramını, birçok davada sınırlandırmanın sınırı kriteri olarak ele almıştır. AİHM hakkın özüne yönelik korumanın önemini gösterir. Çalışma, mutlak ve göreceli öz ayrımını teorik düzeyde tartışarak, uygulamadaki çelişkileri ve doktrine yönelik eleştirileri detaylandırmaktadır.
