TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/8652
Browse
140 results
Search Results
Article Osmanlı Mahkemelerinde Elçilik ve Konsolosluk Tercümanlarının Fonksiyonu(2025) Korkmaz, MüberraMahkemede tercümandan yararlanma hakkı, günümüzde olduğu gibi İslam ve Osmanlı hukukunda da muhakeme hukukuna dair güvencelerden biri olarak benimsenmiş ve kapitülasyonlarda yabancılara tanınan imtiyazlardan birini teşkil etmiştir. Fakat devletin zayıflaması, siyasi ve ekonomik şartların zorlamasıyla, kapitülasyonların Osmanlı için egemenlik yetkisini kısıtlayıcı bir unsura dönüşmesi, yabancılara tanınan bu hakkın da amacı ve kapsamını aşar nitelikte kullanılmaya çalışılarak suistimal edilmesine yol açmıştır. Tanzimat Dönemi’nde gerçekleştirilen yargı reformları, Osmanlı Devleti tarafından bu aşırılıkları bertaraf etmede bir dayanak olarak öne sürülmüştür. Ancak yabancı devlet temsilcileri, kapitülasyon metinlerindeki ifadelerin belirsizliğinden faydalanarak yorum yoluyla, bu hakkı kendi tebaalarını korumak ve siyasi çıkarları temin amacıyla kapsamı ve fonksiyonunu aşar şekilde kullanmaya çalışmıştır. Bu çalışma kapitülasyon metinleri ile Osmanlı ve İngiliz arşiv belgelerinin ışığında, söz konusu imtiyazın hukuki niteliğine, elçilik ve konsolosluk tercümanlarına atfedilen fonksiyonun taraflarca nasıl değerlendirildiğine ve uygulamaya ışık tutmayı amaçlamaktadır.Article Hodrick-Prescott Filtreleme ve Yapay Sinir Ağları Yöntemiyle Uzun Dönem Su Tüketim Tahmini Üzerine Türkiye Uygulaması(2025) Omurgonulsen, Mine; Kanık, Zehra Burçin; Bayarslan, Ömer Faruk; Koyuncu, OnurKıt kaynaklara yönelik tüketim planlamasının yapılması, yeryüzündeki sınırsız istek ve ihtiyaçların karşılanmasını sağlamak açısından en önemli yaşamsal faaliyetlerden birisidir. Özellikle mevcut su kaynakları ve bunların tüketim yönetimi, ülkelerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesi açısından önem arz etmektedir. Sınırlı ve dengesiz dağılan su kaynakları, insan faaliyetlerinden kaynaklanan kirlilik ve iklim değişikliği etkisiyle giderek daha kırılgan hale gelmekte, bu da suyun etkin yönetimini zorunlu kılmaktadır. Su dağıtım sistemlerinin güvenilir ve ekonomik şekilde çalışabilmesi için kısa ve uzun vadeli su talep tahminleri büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Türkiye’nin uzun dönem su tüketim tahminlemesini yapmak amacıyla Hodrick–Prescott (HP) Filtreleme ve Yapay Sinir Ağları (YSA) yöntemleri kullanılarak 2001-2021 yılları arasındaki su tüketim miktarını etkileyen faktörler analiz edilmiştir. Çalışmada amaç, 2030-2050 yılları için Türkiye’de su tüketim miktarına yönelik tahminlerin yapılmasıdır. Bu bağlamda, HP filtrelemesi ile veri setindeki dalgalanmalar arındırılarak eğilim ve döngüsel hareket bileşenleri oluşturulmuş; ardından bu bileşenlere YSA ve Çoklu Doğrusal Regresyon (ÇDR) yöntemleri uygulanmıştır. Bulgulara göre, 2030 yılında su tüketiminde belirgin bir artış miktarı görülmezken, 2050 yılında ciddi bir su tüketim miktar artışı yaşanacağı tespit edilmiştir. 2030 yılı tahminlerinde, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda su tüketimine yönelik politika müdahalelerinin etkili olacağı öngörülmüştür. Sonuçlar, gelecekte su tüketimi miktarını dengelemek için yeni su kaynakları oluşturulması, atık suyun geri dönüşümü ve su yönetimi politikalarının etkinleştirilmesi gerektiğini göstermektedir.Article A Discrete Element Method for Evaluating the Seismic Performance of Concrete Gravity Dam-Reservoir Systems Under Main Shock-Aftershock Events(Tulpar Academic Publishing, 2025) Soysal, B.F.Dams are crucial for water supply, flood prevention, and hydroelectric power generation. Often located in seismically active regions, they are vulnerable to main shock-aftershock (MS-AS) sequences, which can compromise structural integrity and hydraulic safety. Critical aspects of dam response to MS–AS events remain unclear, particularly the required rest time between successive events and threshold AS-to-MS intensity measure ratios that could serve as predictors of additional damage. This study addresses these gaps by analyzing concrete gravity dam–reservoir systems of three heights (50 m, 100 m, and 150 m) using the developed discrete element–based approach coupled with displacement/pressure-based mixed finite elements for the reservoir. Empirical rest time equations were derived from 124 as-recorded ground motions, while seismic performance under varying intensity levels was evaluated using 14 as-recorded MS–AS sequences. Damage was quantified using discrete indices of base crack length, maximum base crack width, and maximum total upstream crack width. Results indicate that AS primarily propagate existing cracks at lower intensities, whereas higher intensities generate new cracks along the upstream face, increasing crack widths by 25–30% on average. The 50 m high dam remained within the mild damage category, while taller dams occasionally reached moderate levels, posing potential seepage risks. Threshold AS-to-MS ratios for four different intensity measures were identified. These findings provide mechanistic insight into crack propagation under MS-AS events, providing practical guidance for post-earthquake dam safety assessment, inspection prioritization, and incorporating sequential seismic effects into design and emergency planning. © 2025 by the Author.Article Türk Sivil Havacılığı için Entegre Bir Bilgi Güvenliği Modeli: Risk Değerlendirme ve Azaltma Stratejileri için Kapsamlı Bir Çerçeve(2025) Özdemir, Farukcan; Saran, MuratBu çalışma, modern havacılık sistemlerinin bilgi güvenliği gereksinimlerini bütüncül bir perspektifle ele alarak, Türk sivil havacılık sektörünün dijital altyapısını güçlendirmeyi hedefleyen kapsamlı bir güvenlik modeli sunmaktadır. Araştırmamız, aviyonik sistemler, uçuş veri ağları, mobil cihazlar, elektronik uçuş çantaları ve yer sistemleri gibi kritik bileşenlere yönelik mevcut ve potansiyel güvenlik risklerini sistematik bir şekilde analiz etmektedir. Metodolojik açıdan, araştırmamız havacılık sektörü çalışanlarına uygulanan anket çalışmasına ve kapsamlı literatür taramasına dayanmaktadır. Uygulanan anket aracılığıyla, bilgi güvenliği farkındalığı, eğitim ihtiyaçları ve mevcut güvenlik çözümlerinin etkinliği konularında birincil veriler elde edilmiştir. Gerçekleştirdiğimiz literatür taraması aracılığıyla, temel güvenlik kavramları, sistem güvenliği tehditleri, risk değerlendirme yaklaşımları, güvenlik standartları ve gelecek eğilimler ortaya konulmuştur. Geliştirdiğimiz bütünleşik güvenlik modeli hem teknolojik hem de insan faktörüne dayalı risk unsurlarını içermekte ve bu risklere karşı çok katmanlı bir savunma stratejisi önermektedir. Çalışmanın temel katkısı, Türk havacılık sektöründe siber güvenlik ve dijital farkındalığın artırılmasına yönelik uygulanabilir bir çerçeve sunmasıdır. Önerilen model, ulusal bilgi birikimine katkı sağlamanın yanı sıra, sektör paydaşlarına ve araştırmacılara yönelik öneriler ve stratejik yol haritası sunmaktadır.Article Anisotropic Effects on Topology Optimization for Additive Manufacturing in Aerospace Applications(2025) Totuk, Onat; Akar, Samet; Özkara, MustafaThis study investigates the effects of anisotropy on topology optimization in additive manufacturing, with a focus on aerospace applications. Topology optimization, a powerful design method for lightweight structures, is increasingly relevant in aerospace due to the adoption of additive manufacturing techniques. However, the anisotropic nature of materials used in these processes is often overlooked. This research compares isotropic and anisotropic analyses using TiAl4V and Epoxy Carbon UD Prepreg materials, examining stress distributions and optimization times. A cubic sample (40 mm) was subjected to various loading conditions, with a 10% mass retention constraint. Results demonstrate significant differences in stress levels and solution times between isotropic and anisotropic optimizations. For TiAl4V, the anisotropic analysis revealed notable variations in stress distribution and optimization times compared to isotropic assumptions. The composite material analysis further emphasized the importance of considering directional properties in optimization. Additionally, comparing aluminum and titanium components highlighted potential weight savings in certain applications. This study underscores the importance of incorporating anisotropic material properties in topology optimization for additive manufacturing, particularly in aerospace applications where weight reduction and structural integrity are critical. The findings suggest that anisotropic optimization could lead to more efficient designs and reduced computational times in specific loading scenarios.Article Osmanlı Devleti'nde Nizamiye Mahkemelerine ve Gayrimüslim Hakimlere İlişkin Bir Değerlendirme(2025) Korkmaz, MüberraTanzimat Dönemi’nin temel düsturlarından birini eşitlik ilkesi oluşturmuştur. Fakat Osmanlı uygulamasında söz konusu eşitlik, inanç bakımından fark gözetmeksizin tüm tebaanın hak ve görevlerde eşitliği boyutuyla ön plana çıkmış ve vurgulanmıştır. Bu doğrultuda tasarlanan Osmanlı vatandaşlığı anlayışıyla gerek mevzuat, gerek adli teşkilat bakımından yeni bir hukuki yapının resmen tesisi yönündeki girişimler, Tanzimat Dönemi’ndeki reform faaliyetlerini öncekilerden ayıran temel karakteristik özelliklerdir. Ancak bir İslam devleti olarak Osmanlı Devleti’nde, İslami esas ve uygulamalara bazı aykırılıklar taşıyan söz konusu girişimler, Devlet’in gayrimüslim tebaası ile yabancı devletlerin baskı ve zorlamaları karşısında karmaşa, çelişki ve çeşitli açılardan bir çıkmaza sebebiyet vermiştir. Bu durumun en güzel örneklerinden birini, hem yapısı ve usulleri hem de burada görev yapan hâkimler bakımından nizamiye mahkemeleri teşkil etmiştir. Özellikle söz konusu mahkemelerde yer alan gayrimüslim hâkimler, eşitlik ilkesi kapsamında öncelikle dikkat edilip gözetilirken, bir yandan da bu mahkemelerin yetkinliğine ve meşruiyetine ilişkin bazı çekincelere de yol açmıştır. Neticede bu durum, Devlet’in söz konusu dönemde yaşadığı çelişki ve çıkmazı açıkça gözler önüne sermiştir.Article Tutuklu ve Hükümlülerin Yükseköğrenim Hakkının Sınırlandırılması(2025) Kılıç, Ayşe FundaMakale, tutuklu ve hükümlülerin yükseköğrenim hakkını ele almakta ve bu hakkın gerek anayasal gerekse ulusal ve uluslararası hukuk alanındaki yeri ile uygulamadaki sorunları incelemektedir. Eğitimin bir insan hakkı olduğu ve bireylerin sosyal, ekonomik ve kültürel bağlamda gelişiminde oynadığı kritik rol vurgulanmaktadır. Yetişkin eğitiminin kendine özgü yanları yükseköğrenimi diğer eğitim aşamalarından ayırmaktadır. Çevrimiçi eğitim olanaklarının artması ve üniversitelerin bu yöntemleri yaygın olarak kullanmalarıyla birlikte tutuklu ve hükümlülerin cezaevlerinden yükseköğrenimden yararlanma talepleri de artış göstermektedir. Türkiye’de 5275 Sayılı Kanun, mahkumların yaygın, açık ve dışarıdan eğitim alma haklarını düzenlese de kapalı cezaevlerinde örgün eğitimin sınırlanması ve internet erişimine getirilen sınırlamalar, eğitim hakkını kısıtlayıcı etkiler doğurmaktadır. Yükseköğretime ilişkin düzenlemeler bu etkileri azaltma eğilimindedir. Gerek Anayasa Mahkemesi gerekse Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), devletlere eğitim hakkını gerçekleştirme yükümlülüğü verirken, kısıtlamaların kanuni, meşru ve orantılı olmasını dikkate almaktadır.Article Vladimir Odoyevskiy’in Kadın Sorunsalı Üzerine İki Analojik Öyküsü: ‘Knyajna Mimi’ ve ‘Knyajna Zizi’(2025) Aksut, LadaVladimir Odoyevskiy (1804-1869), Rus Edebiyatının romantik akımını temsil eden XIX. yüzyılın önemli yazarlarındandır. Rusya’nın gelişebilmesi ve refaha ulaşabilmesi için bilim ve eğitimin tek yol olduğuna inanan Odoyevskiy, yalnızca bir yazar olarak değil aynı zamanda farklı bilim dallarında ve müzik alanında yaptığı çalışmalarla da ülkesine önemli katkılarda bulunur. Aristokrasinin en üst tabakasından gelen Odoyevskiy, özellikle roman ve öykü türlerinde kaleme aldığı eserlerinde yakından tanıdığı Rus soylu topluluğunun çarpıklıklarını dile getirir. 1830’lu yıllarda ardı ardına kaleme aldığı ve başkahramanlarının adlarını taşıyan “Knyajna1 Mimi” (Knyajna Mimi, 1834) ve “Knyajna Zizi” (Knyajna Zizi, 1839) öykülerinde yazar dönemin toplumsal yapısındaki büyük eksikleri gözler önüne serer. Genç kızlara verilen yetersiz eğitim ve yanlış yetiştirilme biçimlerini sert bir şekilde eleştirerek, toplumsal düzende var olan adaletsizliklere dikkat çeker. İki genç kız karakteri üzerinden toplumda kadınlara biçilen roller, yaşam biçimleri ve karşılaştıkları zorluklar gözler önüne serilir. Odoyevskiy bu öykülerinde kadınların yaşadığı baskıları, sınırlı özgürlüklerini ve toplumsal konumlarını sorgular. Çalışmada, “Knyajna Mimi” ve “Knyajna Zizi” öykülerinin metne bağlı inceleme yöntemiyle analizleri yapılarak yazarın kadın yaşamıyla ilgili verdiği ayrıntıları, eleştirilerini ve düşüncelerini incelemek ve böylece günümüzde de güncelliğini koruyan kadın sorunsalına yazarın o dönemdeki bakış açısını ve yaklaşımını ortaya koymak amaçlanmıştır.Article Perturbed Statistical Cluster Points(2025) Yalçın, CeylanIn recent years, generalizations of statistical convergence have appeared in the literature. The notion of perturbed statistical convergence has recently been established as one such generalization. This recent convergence approach aims to enhance the convergence behavior of a sequence by utilizing specific perturbation functions, thereby increasing its flexibility. This paper defines cluster points related to perturbed statistical convergence and investigates some of their fundamental properties.Article Tarihi Şehirlerde Sarnıçların Yeniden Kullanımı Üzerine Bir Araştırma: Safranbolu Örneği(2025) Harputlugil, Timuçin; Kahyaoğlu, İremBu çalışma, su kaynaklarının hızla tükenmesi, nüfus artışı, küresel ısınma, iklim değişikliği ve bilinçsiz su kullanımı gibi etkenlerle artan su talebi sorunlarını ele alan varsayımsal bir senaryoyu incelemektedir. Tarihi dokusu koruma altına alınmış mimarisiyle tanınan Safranbolu kenti, bu sorunları örneklemek üzere bir vaka çalışması olarak seçilmiştir. Araştırma, mevcut sarnıçların uyarlanarak yeniden kullanımının binalarda su verimliliğini artırma potansiyelini değerlendirmektedir. Literatür taraması, iklim değişikliği ve nüfus artışının su talebini artırarak su kaynaklarının miktarını ve kalitesini olumsuz etkilediğini göstermiştir. Su tasarruflu uygulamalar ve atık suyun geri dönüşümünün artırılması, su verimliliğini geliştirmek için etkili stratejiler olarak belirlenmiştir. Ayrıca, Safranbolu gibi kentlerde bol miktarda bulunan sarnıçlar ve diğer tarihî su yapılarının yeniden kullanımı, su verimliliği hedeflerine ulaşmada ek bir potansiyel sunabilir. Ancak bu yaklaşımın uygulanabilirlik ve teknik boyutları çalışmanın kapsamı dışında bırakılmıştır. Safranbolu’da gerçekleştirilen saha çalışması iki aşamadan oluşmakta ve 11 önemli sarnıcın incelenmesi ve belgelenmesini de içermektedir. Buna ek olarak, kentteki 12 konak (pansiyon) ve 13 evden oluşan toplam 25 yapıdan günlük, aylık ve yıllık su tüketim verileri bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Anket ayrıca bu binalarda suyun mekânsal kullanım türleri ile su tasarrufu sağlayan teknolojilerin uygulanmasına dair önemli bilgiler sunmuştur. Ön bulgular, bu 25 binada tüketilen suyun, gri suyun yeniden kullanımı ve sınırlı yağmur suyu hasadı ile, yerel sarnıçlarda kısmen yönetilebileceğini, depolanabileceğini ve arıtılabileceğini göstermektedir. Ancak bu yaklaşım, ekonomik, teknik ve bakım boyutlarını kapsamayan teorik bir çerçevedir. Tüm kısıtlara rağmen, sarnıçların yeniden kullanımı hem tarihî su yapılarının korunmasına hem de kültürel miras alanlarında daha sürdürülebilir bir su yönetimine katkı sağlayabilir.
