TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/8652

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 867
  • Article
    “Cesetsiz Öldürme Suçları İspatlanabilir Mi?” Anglo-Amerikan İspat Hukuku İle Karşılaştırmalı Yargıtay Kararlarının Analizi
    (2025) Aktaş, Batuhan
    Cesetsiz cinayet vakaları (NBH), bir cinayet olayında mağdurun (cesedinin) gizlendiği ya da yok edildiği, diğer bir ifadeyle ortada bir cesedin bulunmadığı; ancak bir cinayet şüphesinin bulunduğu olaylardır. Bu olaylara ilişkin yargılamalarda, vakıanın kuşkusuz en önemli delilleri arasında bulunan mağdurun cesedinin ya da cesedinin bir parçasının bulunamamasına rağmen, kişi veya kişiler hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi mümkün müdür? Yoksa çok yaygın bir inanışın yansıması olarak “ceset yoksa cinayet de yoktur” şeklinde bir kaide gerçekten söz konusu mudur? Mahkemenin cesedin olmamasına rağmen, mahkûmiyet kararı verebileceğinin kabulü halinde karara hangi delil ya da delillere dayanılarak hükmedilebilecektir? Vakıanın büyük ölçüde çözülmesini sağlayabilecek mağdurun cesedi gibi bir delilin yokluğunda mahkemenin ya da hâkimin mahkûmiyet kararı verebilmesi için yenmesi gereken şüpheyi yendiğinden tam olarak söz edilebilecek midir? Ceza muhakemesi hukukunun tarihsel anlamda en önemli kazanımlarından biri olan masumiyet karinesinin ve bu karinenin bir uzantısı olan şüpheden sanık yararlanır ilkesinin böyle durumlarda gündeme gelmesi mümkün müdür ve/veya gerekli midir? Cesedinin bulunamadığı düşünülen ve öldüğü sanılan mağdurun yargılamanın hatta infazın tamamlanmasının ardından bir anda sağlıklı bir şekilde ortaya çıkması durumunda ne olacaktır? İşte bu çalışmanın konusunu da yukarıda sorduğumuz pek çok soruyu cevaplamaya çalışacağımız mukayeseli hukukta “no body homicide” olarak kavramlaştırılan cesetsiz öldürme olaylarında ispatın de lege lata (olan hukuk) yönünden ne şekilde gerçekleştiği ve de lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından ise ne şekilde gerçekleşmesi gerektiğine ilişkin tartışma oluşturmaktadır.
  • Article
    Analysis of Short-Circuit Impedance in Multi-Winding Transformer
    (2025) Yükselen, Emir
    Due to green energy policies, investments in renewable energy are rapidly increasing, which in turn raises the demand for efficient power plant integration into electrical grids. Multi-winding distribution transformers are crucial in this process, as they enable operation at various voltage levels to match different grid requirements. However, designing such transformers, mainly calculating short-circuit impedance in accordance with industry standards, is a highly complex and challenging task when using conventional analytical methods. This study investigates the short-circuit impedance of a multi-winding transformer and presents an efficient approach to accurately calculating the short-circuit impedance. The study uses Finite Element Method simulations to calculate the short-circuit impedance for different winding configurations. Experimental testing is performed on a prototype transformer to validate the results, ensuring its performance and reliability. The proposed method offers researchers and manufacturers a reliable approach to accurately determine short-circuit characteristics, improving transformer design and reducing reliance on costly test processes. This approach supports the determination of the necessary characteristics of the transformer before producing prototypes
  • Article
    Osmanlı Mahkemelerinde Elçilik ve Konsolosluk Tercümanlarının Fonksiyonu
    (2025) Korkmaz, Müberra
    Mahkemede tercümandan yararlanma hakkı, günümüzde olduğu gibi İslam ve Osmanlı hukukunda da muhakeme hukukuna dair güvencelerden biri olarak benimsenmiş ve kapitülasyonlarda yabancılara tanınan imtiyazlardan birini teşkil etmiştir. Fakat devletin zayıflaması, siyasi ve ekonomik şartların zorlamasıyla, kapitülasyonların Osmanlı için egemenlik yetkisini kısıtlayıcı bir unsura dönüşmesi, yabancılara tanınan bu hakkın da amacı ve kapsamını aşar nitelikte kullanılmaya çalışılarak suistimal edilmesine yol açmıştır. Tanzimat Dönemi’nde gerçekleştirilen yargı reformları, Osmanlı Devleti tarafından bu aşırılıkları bertaraf etmede bir dayanak olarak öne sürülmüştür. Ancak yabancı devlet temsilcileri, kapitülasyon metinlerindeki ifadelerin belirsizliğinden faydalanarak yorum yoluyla, bu hakkı kendi tebaalarını korumak ve siyasi çıkarları temin amacıyla kapsamı ve fonksiyonunu aşar şekilde kullanmaya çalışmıştır. Bu çalışma kapitülasyon metinleri ile Osmanlı ve İngiliz arşiv belgelerinin ışığında, söz konusu imtiyazın hukuki niteliğine, elçilik ve konsolosluk tercümanlarına atfedilen fonksiyonun taraflarca nasıl değerlendirildiğine ve uygulamaya ışık tutmayı amaçlamaktadır.
  • Article
    Hodrick-Prescott Filtreleme ve Yapay Sinir Ağları Yöntemiyle Uzun Dönem Su Tüketim Tahmini Üzerine Türkiye Uygulaması
    (2025) Omurgonulsen, Mine; Kanık, Zehra Burçin; Bayarslan, Ömer Faruk; Koyuncu, Onur
    Kıt kaynaklara yönelik tüketim planlamasının yapılması, yeryüzündeki sınırsız istek ve ihtiyaçların karşılanmasını sağlamak açısından en önemli yaşamsal faaliyetlerden birisidir. Özellikle mevcut su kaynakları ve bunların tüketim yönetimi, ülkelerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesi açısından önem arz etmektedir. Sınırlı ve dengesiz dağılan su kaynakları, insan faaliyetlerinden kaynaklanan kirlilik ve iklim değişikliği etkisiyle giderek daha kırılgan hale gelmekte, bu da suyun etkin yönetimini zorunlu kılmaktadır. Su dağıtım sistemlerinin güvenilir ve ekonomik şekilde çalışabilmesi için kısa ve uzun vadeli su talep tahminleri büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Türkiye’nin uzun dönem su tüketim tahminlemesini yapmak amacıyla Hodrick–Prescott (HP) Filtreleme ve Yapay Sinir Ağları (YSA) yöntemleri kullanılarak 2001-2021 yılları arasındaki su tüketim miktarını etkileyen faktörler analiz edilmiştir. Çalışmada amaç, 2030-2050 yılları için Türkiye’de su tüketim miktarına yönelik tahminlerin yapılmasıdır. Bu bağlamda, HP filtrelemesi ile veri setindeki dalgalanmalar arındırılarak eğilim ve döngüsel hareket bileşenleri oluşturulmuş; ardından bu bileşenlere YSA ve Çoklu Doğrusal Regresyon (ÇDR) yöntemleri uygulanmıştır. Bulgulara göre, 2030 yılında su tüketiminde belirgin bir artış miktarı görülmezken, 2050 yılında ciddi bir su tüketim miktar artışı yaşanacağı tespit edilmiştir. 2030 yılı tahminlerinde, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda su tüketimine yönelik politika müdahalelerinin etkili olacağı öngörülmüştür. Sonuçlar, gelecekte su tüketimi miktarını dengelemek için yeni su kaynakları oluşturulması, atık suyun geri dönüşümü ve su yönetimi politikalarının etkinleştirilmesi gerektiğini göstermektedir.
  • Article
    A Discrete Element Method for Evaluating the Seismic Performance of Concrete Gravity Dam-Reservoir Systems Under Main Shock-Aftershock Events
    (Tulpar Academic Publishing, 2025) Soysal, B.F.
    Dams are crucial for water supply, flood prevention, and hydroelectric power generation. Often located in seismically active regions, they are vulnerable to main shock-aftershock (MS-AS) sequences, which can compromise structural integrity and hydraulic safety. Critical aspects of dam response to MS–AS events remain unclear, particularly the required rest time between successive events and threshold AS-to-MS intensity measure ratios that could serve as predictors of additional damage. This study addresses these gaps by analyzing concrete gravity dam–reservoir systems of three heights (50 m, 100 m, and 150 m) using the developed discrete element–based approach coupled with displacement/pressure-based mixed finite elements for the reservoir. Empirical rest time equations were derived from 124 as-recorded ground motions, while seismic performance under varying intensity levels was evaluated using 14 as-recorded MS–AS sequences. Damage was quantified using discrete indices of base crack length, maximum base crack width, and maximum total upstream crack width. Results indicate that AS primarily propagate existing cracks at lower intensities, whereas higher intensities generate new cracks along the upstream face, increasing crack widths by 25–30% on average. The 50 m high dam remained within the mild damage category, while taller dams occasionally reached moderate levels, posing potential seepage risks. Threshold AS-to-MS ratios for four different intensity measures were identified. These findings provide mechanistic insight into crack propagation under MS-AS events, providing practical guidance for post-earthquake dam safety assessment, inspection prioritization, and incorporating sequential seismic effects into design and emergency planning. © 2025 by the Author.
  • Article
    Türk Sivil Havacılığı için Entegre Bir Bilgi Güvenliği Modeli: Risk Değerlendirme ve Azaltma Stratejileri için Kapsamlı Bir Çerçeve
    (2025) Özdemir, Farukcan; Saran, Murat
    Bu çalışma, modern havacılık sistemlerinin bilgi güvenliği gereksinimlerini bütüncül bir perspektifle ele alarak, Türk sivil havacılık sektörünün dijital altyapısını güçlendirmeyi hedefleyen kapsamlı bir güvenlik modeli sunmaktadır. Araştırmamız, aviyonik sistemler, uçuş veri ağları, mobil cihazlar, elektronik uçuş çantaları ve yer sistemleri gibi kritik bileşenlere yönelik mevcut ve potansiyel güvenlik risklerini sistematik bir şekilde analiz etmektedir. Metodolojik açıdan, araştırmamız havacılık sektörü çalışanlarına uygulanan anket çalışmasına ve kapsamlı literatür taramasına dayanmaktadır. Uygulanan anket aracılığıyla, bilgi güvenliği farkındalığı, eğitim ihtiyaçları ve mevcut güvenlik çözümlerinin etkinliği konularında birincil veriler elde edilmiştir. Gerçekleştirdiğimiz literatür taraması aracılığıyla, temel güvenlik kavramları, sistem güvenliği tehditleri, risk değerlendirme yaklaşımları, güvenlik standartları ve gelecek eğilimler ortaya konulmuştur. Geliştirdiğimiz bütünleşik güvenlik modeli hem teknolojik hem de insan faktörüne dayalı risk unsurlarını içermekte ve bu risklere karşı çok katmanlı bir savunma stratejisi önermektedir. Çalışmanın temel katkısı, Türk havacılık sektöründe siber güvenlik ve dijital farkındalığın artırılmasına yönelik uygulanabilir bir çerçeve sunmasıdır. Önerilen model, ulusal bilgi birikimine katkı sağlamanın yanı sıra, sektör paydaşlarına ve araştırmacılara yönelik öneriler ve stratejik yol haritası sunmaktadır.
  • Article
    Anisotropic Effects on Topology Optimization for Additive Manufacturing in Aerospace Applications
    (2025) Totuk, Onat; Akar, Samet; Özkara, Mustafa
    This study investigates the effects of anisotropy on topology optimization in additive manufacturing, with a focus on aerospace applications. Topology optimization, a powerful design method for lightweight structures, is increasingly relevant in aerospace due to the adoption of additive manufacturing techniques. However, the anisotropic nature of materials used in these processes is often overlooked. This research compares isotropic and anisotropic analyses using TiAl4V and Epoxy Carbon UD Prepreg materials, examining stress distributions and optimization times. A cubic sample (40 mm) was subjected to various loading conditions, with a 10% mass retention constraint. Results demonstrate significant differences in stress levels and solution times between isotropic and anisotropic optimizations. For TiAl4V, the anisotropic analysis revealed notable variations in stress distribution and optimization times compared to isotropic assumptions. The composite material analysis further emphasized the importance of considering directional properties in optimization. Additionally, comparing aluminum and titanium components highlighted potential weight savings in certain applications. This study underscores the importance of incorporating anisotropic material properties in topology optimization for additive manufacturing, particularly in aerospace applications where weight reduction and structural integrity are critical. The findings suggest that anisotropic optimization could lead to more efficient designs and reduced computational times in specific loading scenarios.
  • Article
    Osmanlı Devleti'nde Nizamiye Mahkemelerine ve Gayrimüslim Hakimlere İlişkin Bir Değerlendirme
    (2025) Korkmaz, Müberra
    Tanzimat Dönemi’nin temel düsturlarından birini eşitlik ilkesi oluşturmuştur. Fakat Osmanlı uygulamasında söz konusu eşitlik, inanç bakımından fark gözetmeksizin tüm tebaanın hak ve görevlerde eşitliği boyutuyla ön plana çıkmış ve vurgulanmıştır. Bu doğrultuda tasarlanan Osmanlı vatandaşlığı anlayışıyla gerek mevzuat, gerek adli teşkilat bakımından yeni bir hukuki yapının resmen tesisi yönündeki girişimler, Tanzimat Dönemi’ndeki reform faaliyetlerini öncekilerden ayıran temel karakteristik özelliklerdir. Ancak bir İslam devleti olarak Osmanlı Devleti’nde, İslami esas ve uygulamalara bazı aykırılıklar taşıyan söz konusu girişimler, Devlet’in gayrimüslim tebaası ile yabancı devletlerin baskı ve zorlamaları karşısında karmaşa, çelişki ve çeşitli açılardan bir çıkmaza sebebiyet vermiştir. Bu durumun en güzel örneklerinden birini, hem yapısı ve usulleri hem de burada görev yapan hâkimler bakımından nizamiye mahkemeleri teşkil etmiştir. Özellikle söz konusu mahkemelerde yer alan gayrimüslim hâkimler, eşitlik ilkesi kapsamında öncelikle dikkat edilip gözetilirken, bir yandan da bu mahkemelerin yetkinliğine ve meşruiyetine ilişkin bazı çekincelere de yol açmıştır. Neticede bu durum, Devlet’in söz konusu dönemde yaşadığı çelişki ve çıkmazı açıkça gözler önüne sermiştir.
  • Article
    Tutuklu ve Hükümlülerin Yükseköğrenim Hakkının Sınırlandırılması
    (2025) Kılıç, Ayşe Funda
    Makale, tutuklu ve hükümlülerin yükseköğrenim hakkını ele almakta ve bu hakkın gerek anayasal gerekse ulusal ve uluslararası hukuk alanındaki yeri ile uygulamadaki sorunları incelemektedir. Eğitimin bir insan hakkı olduğu ve bireylerin sosyal, ekonomik ve kültürel bağlamda gelişiminde oynadığı kritik rol vurgulanmaktadır. Yetişkin eğitiminin kendine özgü yanları yükseköğrenimi diğer eğitim aşamalarından ayırmaktadır. Çevrimiçi eğitim olanaklarının artması ve üniversitelerin bu yöntemleri yaygın olarak kullanmalarıyla birlikte tutuklu ve hükümlülerin cezaevlerinden yükseköğrenimden yararlanma talepleri de artış göstermektedir. Türkiye’de 5275 Sayılı Kanun, mahkumların yaygın, açık ve dışarıdan eğitim alma haklarını düzenlese de kapalı cezaevlerinde örgün eğitimin sınırlanması ve internet erişimine getirilen sınırlamalar, eğitim hakkını kısıtlayıcı etkiler doğurmaktadır. Yükseköğretime ilişkin düzenlemeler bu etkileri azaltma eğilimindedir. Gerek Anayasa Mahkemesi gerekse Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), devletlere eğitim hakkını gerçekleştirme yükümlülüğü verirken, kısıtlamaların kanuni, meşru ve orantılı olmasını dikkate almaktadır.
  • Article
    Vladimir Odoyevskiy’in Kadın Sorunsalı Üzerine İki Analojik Öyküsü: ‘Knyajna Mimi’ ve ‘Knyajna Zizi’
    (2025) Aksut, Lada
    Vladimir Odoyevskiy (1804-1869), Rus Edebiyatının romantik akımını temsil eden XIX. yüzyılın önemli yazarlarındandır. Rusya’nın gelişebilmesi ve refaha ulaşabilmesi için bilim ve eğitimin tek yol olduğuna inanan Odoyevskiy, yalnızca bir yazar olarak değil aynı zamanda farklı bilim dallarında ve müzik alanında yaptığı çalışmalarla da ülkesine önemli katkılarda bulunur. Aristokrasinin en üst tabakasından gelen Odoyevskiy, özellikle roman ve öykü türlerinde kaleme aldığı eserlerinde yakından tanıdığı Rus soylu topluluğunun çarpıklıklarını dile getirir. 1830’lu yıllarda ardı ardına kaleme aldığı ve başkahramanlarının adlarını taşıyan “Knyajna1 Mimi” (Knyajna Mimi, 1834) ve “Knyajna Zizi” (Knyajna Zizi, 1839) öykülerinde yazar dönemin toplumsal yapısındaki büyük eksikleri gözler önüne serer. Genç kızlara verilen yetersiz eğitim ve yanlış yetiştirilme biçimlerini sert bir şekilde eleştirerek, toplumsal düzende var olan adaletsizliklere dikkat çeker. İki genç kız karakteri üzerinden toplumda kadınlara biçilen roller, yaşam biçimleri ve karşılaştıkları zorluklar gözler önüne serilir. Odoyevskiy bu öykülerinde kadınların yaşadığı baskıları, sınırlı özgürlüklerini ve toplumsal konumlarını sorgular. Çalışmada, “Knyajna Mimi” ve “Knyajna Zizi” öykülerinin metne bağlı inceleme yöntemiyle analizleri yapılarak yazarın kadın yaşamıyla ilgili verdiği ayrıntıları, eleştirilerini ve düşüncelerini incelemek ve böylece günümüzde de güncelliğini koruyan kadın sorunsalına yazarın o dönemdeki bakış açısını ve yaklaşımını ortaya koymak amaçlanmıştır.