TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/8652
Browse
17 results
Search Results
Article Noterin Taşınmaz Satış Sözleşmesinin Düzenlenmesinde Tarafları Aydınlatma Yükümlülüğü(2024) Badur, EmelYasa koyucu tarafından 2022 yılında Noterlik Kanunu’nda (28.06.2022 tarihli ve 31880 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7413 sayılı Torba Kanun’la) yapılan değişiklikle noterlere taşınmaz satış sözleşmesi yapma yetkisi tanınmıştır. Noterlik Kanunu’na eklenen “Taşınmaz satış sözleşmesi” kenar başlıklı 61/A hükmü ile noterin ta- şınmaz satış sözleşmesinin kurulmasına ilişkin yükümlülükleri belir- lenmiştir. Aynı yasal değişiklikle taşınmaz satış sözleşmesinin düzen- lenmesinden kaynaklanan zararlardan noterlerin de sorumlu olduğu ve bu zararın Devlet tarafından ödenmesi halinde sözleşmeyi düzen- leyen notere rücu edilebileceği de düzenlenmiştir. Yasa koyucu tarafından noterin taşınmaz satış sözleşmesi- nin düzenlenmesindeki görevleri arasında, açıkça tarafları aydın- latma yükümlülüğü düzenlenmemiş olmakla birlikte hem Noterlik Kanunu’nda yer alan genel hükümler hem de yapılan işlemin niteliği, noterin işlem ve sonuçları hakkında tarafları bilgilendirmesini zorun- lu kılmaktadır. Ancak noter tarafından yapılacak bu aydınlatma so- nucunda tarafların taşınmaz satış sözleşmesini kurmak konusundaki iradeleri serbestçe oluşabilir. Noterin aydınlatma yükümlülüğünü ih- lal etmesi halinde, öncelikle taşınmaz satışına ilişkin taahhüt işlemi- nin akabinde de bu satışa dayanılarak yapılan tescilin hükümsüzlüğü sonucunun ortaya çıkması mümkündür. Bu ve benzeri sonuçların or- taya çıkması halinde noterin tazminat sorumluluğu gündeme gelir.Article Kat Mülkiyeti Kanunundan Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk(2023) Badur, EmelHukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda (HUAK) yapılan bir değişiklik sonucunda, dava şartı arabulu- culuk kapsamındaki uyuşmazlıklara yeni alanlar eklenmiştir. Bu uyuşmazlık türlerinden biri de HUAK’ın 18/B/1/c maddesinde düzenlenen 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan (KMK) kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkindir. Söz konusu değişiklik sonucunda KMK’dan kaynaklanan herhangi bir uyuşmazlık nedeniyle dava açmak isteyen kişilerin, öncelikle arabuluculuk sürecine başvurmuş olmaları gerekli kılınmıştır. Uyuşmazlığın taraflarının arabuluculuk süreci sonunda anlaşmaları halinde, bu anlaşmanın yazılı şekilde düzenle- nen bir anlaşma belgesi haline getirilmesi zorunludur. Ayrıca HUAK’ın 18/B/2. maddesi gereğince bu anlaşma belgesi, taşınmazla ilgili olarak kanunlarda yer alan sınırlamalar ile usul ve esaslar gözetilmek suretiyle düzenlenir. Bu madde kapsamında hazırlanan anlaşma belgelerinin geçerliliği için aranan bir diğer şart da icra edilebilirlik şerhi alınması hakkındadır. Anlaşma belgesinin kat mülkiyetine tabi taşınmazla ilgili olması halinde taşınmazın bulundu- ğu yer sulh hukuk mahkemeleri görevli kılınmıştır. Mahkeme taşınmazla ilgili anlaşma belgeleri bakımından yapa- cağı incelemede anlaşma içeriğini, arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı ve taşınmazla ilgili olarak kanunlarda yer alan sınırlamalar ile usul ve esaslara uyulup uyulmadığı yönünden denetler.Article Yapay Zeka Sistemleri Kullanılarak Yapılan İşleme Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunması(2024) Badur, EmelGünümüz şartlarında teknolojik gelişmelerin takip edilmesi güç bir hızla gerçek - leştiği, dijital ortamın en az yüz yüze ilişkiler kadar günlük hayatın içine girdiği ve bunların sonucunda yapay zeka uygulamalarının hem günlük yaşantı hem de mesleki-ticari faaliyetler çerçevesinde giderek yaygınlaştığı yadsınamaz. Ya -pay zeka sistemleri tarafından toplanan, analiz edilen ve bir takım sonuçlara ulaşıl- masını sağlayan -hatta deyim yerindeyse yapay zekayı besleyen- verilerin büyük bir kısmı gerçek kişilere aittir. Yapay zeka alanında yaşanan bu gelişme-ler, kişi- sel verilerin yapa zeka karşısında korunmasını gerekli kılmaktadır. Kişi-sel veri- lerin yapay zeka tarafından işlenmesi söz konusu olduğunda, ilgili kişi -nin pro- fillenmesine ve onun hakkında otomatik karar alınmasına özenle yakla -şılması gerekmektedir. KVKK’nın ilgili kişinin haklarının düzenlendiği 11/1/g madde- sinde herkesin “İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla ana- liz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme” hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.Article Kişisel Verilerin Kişiliğin Başlangıcı ve Sonu Ötesinde Korunması(2023) Badur, Emel6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda (KVKK) kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi kapsayacak genişlikte tanımlanmış ve koruma altına alınmıştır. Aynı Kanun çerçevesinde, “İlgili kişi” terimi de kişisel verisi işlenen gerçek kişiyi ifade edecek şekilde kullanılmıştır. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 28/1. maddesi gereğince gerçek kişilerin kişiliği, sağ ve tam olarak doğmakla başlar ve kişinin ölümüyle sona erer. Açıklanan düzenlemeler ışığında, kişisel verilerin korunmasına ilişkin zamansal sınırın da -kural olarak- doğumla ölüm arasını kapsadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bununla birlikte bu çıkarımın istisnasız uygulanması, gerçek kişilerin doğum öncesinde kazandıkları bazı özelliklerin (genetik veriler gibi) sağ ve tam doğum öncesinde kişisel verilere ilişkin korumadan yararlanmasını engelleyecektir. İlgili kişinin ölümünden sonra, kişisel verilerinin korumasız kalmasıyla ortaya çıkacak hukuki sorunların önüne geçilmesi ihtiyacı Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik’te dikkate alınmıştır. Yönetmeliğin 11. maddesinde “Ölenin sağlık verilerine erişim” kenar başlığı altında ölen bir kişinin kişisel sağlık verilerine erişilebilmesi ve bu verilerin saklanması hakkında özel bir düzenleme getirilmiştir. Bu makalenin amacı, kişisel verilerin doğum öncesinde (prenatal) ve ölüm sonrasında (post mortal) korunmasına yönelik gereksinime ilişkin çözüm yollarının araştırılmasıdır.Article Uzaktan Sağlık Hizmeti Sözleşmesi(2022) Badur, EmelTeletıp ana hatlarıyla, hastayla hekimin aynı ortamda bulunmaları gerekmeden, aralarındaki iletişimin teknolojik araçlar kullanılarak sağlanması suretiyle sağlık hizmetinin sunulması olarak tanımlanabilir. Bu yöntem hastanın sağlık hizmetine erişiminde zaman ve masraf tasarrufu açısından önemli yararlar sağlamaktadır. Teletıp, uzaktan sağlık hizmeti adıyla, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik’in 10.02.2022 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle birlikte Türk Hukukunda ilk kez hukuki düzenlemeye konu olmuştur. Anılan Yönetmelik uyarınca uzaktan sağlık hizmeti sunmak konusunda yetkilendirilmiş sağlık tesisi ve hasta (ya da hastanın yetkili temsilcisi) arasında yapılan, hekimin uzaktan sağlık bilgi sistemi üzerinden tıbbi müdahalede bulunma (teşhis ve/veya tedavi) fiilini üstlendiği, hastanın da bunun karşılığında belirli ya da belirlenebilir bir ücret ödemeyi yükümlendiği sözleşme, uzaktan sağlık hizmeti sözleşmesi olarak adlandırılır. Bu makalede, uzaktan sağlık hizmeti sözleşmesinin tarafları, tarafların edimleri, sözleşmenin kurulması ve sona ermesiyle hukuki niteliği konusunda incelemeler yapılmıştır.Article Gebeliğin Sona Erdirilmemesi Nedeniyle Suç Mağduru Çocuğun Kişilik Hakkının İhlali(2020) Badur, EmelTürk Hukuku’nda gebeliğin sona erdirilmesine ilişkin temel düzenleme, Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’da yapılmıştır. Bununla birlikte Türk Ceza Kanunu’nun 99/6. maddesinde, kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması haline ilişkin özel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenlemeyle, isteğe bağlı olarak gebeliğin sona erdirilmesindeki yasal sınır olan 10 haftalık süre, gebeliğin kadına karşı işlenen bir suç sonucu oluşması açısından 20 haftaya çıkarılmıştır. Anılan düzenlemede, suçun mağdurunun çocuk olması durumuna ilişkin özel bir hükme yer verilmemiştir. Mağduru olduğu suç sonucunda gebe kalan çocuğun, gebeliğinin sona erdirilmemesi nedeniyle kişilik hakkının ihlal edildiği, Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararına da konu olmuştur.Article Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Kullanımı Kiracıya Bırakılan Eşya(2016) Badur, EmelTürk Borçlar Kanunu'nun Konut ve Çatılı İşyeri Kiraları ayrımının ilk maddesi olan \"Uygulama Alanı\" kenar başlıklı 339. maddesinde, konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümlerin, bunlarla birlikte kullanımı kiracıya bırakılan eşya hakkında da uygulanacağı düzenlenmiştir. Maddenin kaleme alınışı sırasında, kullanımı kiracıya bırakılan \"eşya\" teriminin tercih olunması, maddenin kapsamına taşınır ve taşınmaz tüm eşyaların dahil olduğu anlamına gelmektedir. Ancak kiracının kullanımına bırakılan bu eşyanın, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkili olması gerekir. Aksi halde kullanımı kiracıya bırakılan bu eşyalar, Türk Borçlar Kanunu'nun 340. maddesinde düzenlenen bağlantılı sözleşmeye ilişkin düzenlemeye aykırılık oluşturabilir. Kullanımı kiracıya bırakılan eşyanın tesliminde gecikilmesi veya eşyanın ayıplı olması durumlarında, kira sözleşmesine aykırılık gerçekleşecektirArticle Eşin Rızası(2013) Badur, EmelTürk Hukuku’nda eşin rızası kavramı, Türk Medeni Kanunu’nun kabulüyle birlikte tartışılmaya başlanmıştır. Mal rejim- lerini ilgilendiren düzenlemelerin yanı sıra aile konutu kavramının kabulü, geçerliliği eşin rızasına bağlanan hukuki işlemlerin kapsamını genişletmiştir. Aile konutunun mülkiyetinin eşlerden birine ait olma- sı ya da kiralanmış olmasına göre değişik hukuki işlemler eşin rızasına bağlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 01.07.2012 tarihin- de yürürlüğe girmesiyle birlikte, geçerliliği eşin rızasına bağlanan hu- kuki işlemlere bir yenisi daha eklenmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 584. maddesine göre evli kişilerin yaptıkları kefalet sözleşmesinin geçerliliği, eşin en geç sözleşmenin kurulma anında verdiği yazılı rı- zasına bağlanmıştır. Medeni hukuk ve borçlar hukukunda yer alan ve nispeten yeni sayılabilecek yukarıda açıklanan eşin rızasına ilişkin dü- zenlemelerden daha uzun uygulama süresi bulmuş diğer düzenleme ise 27.05.1983 tarihinde yürürlüğe girmiş 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’da bulunmaktadır. Bu Kanun’un 6. maddesinde ste- rilizasyon ve gebeliğin sona erdirilmesi için eşin rızası aranmaktadır.Article Boşanma Davalarında Kişisel Sağlık Verilerinin Korunması(2022) Badur, EmelBoşanmak isteyen kişinin, eşinin kusurlu hareket ettiğini veya mutlak boşanma sebebinin gerçekleştiğini ispatlamak amacıyla, eşinin sağlık verilerini delil olarak mahkemeye sunması günümüzde sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Özel, nisbi ve kusura dayalı olmayan bir boşanma sebebi olan akıl hastalığı, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 165. maddesi gereğince, zaten eşin kişisel sağlık verisinin işlenmesini zorunlu kılan bir dava sebebi oluşturmaktadır. Ayrıca boşanma kararıyla birlikte çocuk veya çocukların üstün yararı gereği velayetin kendisine bırakılması gerektiğini iddia eden eşin de bu iddiasını diğer eşin sağlık verilerini kullanmak suretiyle ispatlamaya çalıştığı bilinmektedir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (KVKK) “İstisnalar” kenar başlıklı 28/1/d maddesinde “Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi” halinin Kanun’un kapsamı dışında bırakıldığı düzenlenmiştir. Ancak bu istisnai hüküm, sadece yargı makamları açısından, yargılama işlemlerine ilişkin olarak işlenen verileri Kanun’un kapsamının dışına çıkarmaktadır. Başka bir ifadeyle boşanma davasında eşlerin, birbirlerinin kişisel sağlık verilerini işlemesinin bu istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.Article Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin Borçlar Hukuku Açısından Değerlendirilmesi(2021) Badur, EmelArabuluculuk, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun (HUAK) kabulü ve yürürlüğe girmesiyle birlikte 2012 yılında Türk Hukuku’na dahil olmuş, nispeten yeni bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoludur. HUAK’ın kabulünden sonra, Türk Hukuku’na üç ayrı dava şartı arabuluculuk eklenmiştir. Bu düzenlemeler Türk Hukuku açısından arabuluculuğun önemini ve yaygınlığını arttırmıştır. Arabuluculuk faaliyeti sonrasında, uyuşmazlığın tarafları arasında anlaşma sağlanacak olursa, bu anlaşmaya ilişkin arabuluculuk anlaşma belgesinin düzenlenmesi mümkündür. Arabuluculuğun tarafları, arabuluculuk anlaşma belgesinin içeriğini belirlemek konusunda serbesttir. Ancak bu belge borçlar hukuku açısından bir sözleşme olarak nitelendirildiğinden, sözleşme serbestisinin sınırlarına uygun olmalıdır. Arabuluculuk anlaşma belgesi, taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Geçerli bir arabuluculuk anlaşma belgesinden söz edilebilmesi için, arabuluculuk faaliyeti sonrasında ulaşılan bir anlaşma olması ve tarafların iradelerini yansıtması gereklidir. Arabuluculuk anlaşma belgesinin, akde aykırı davranış, ehliyetsizlik, irade sakatlığı veya sahtelik iddialarıyla yargılamaya konu edilebilmesi mümkündür.
