TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/8652
Browse
10 results
Search Results
Article Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarının Takibinde Avukatla Temsil Zorunluluğu(2025) Mazlum, İsmetAbonelik sözleşmeleri, tüketicilerin belirli mal veya hizmetleri sürekli ya da düzenli aralıklarla temin ettiği sözleşmelerdir ve bu sözleşmelerden kaynaklanan para alacaklarının tahsili, özel bir takip usulü gerektirir. 7155 sayılı Kanun ile getirilen Merkezi Takip Sistemi (MTS), bu tür alacakların elektronik ortamda, daha hızlı ve etkin şekilde tahsil edilmesini sağlamayı amaçlamıştır. Ancak bu sistem, sadece avukat aracılığıyla kullanılabilmekte ve böylece avukatla temsil, bu takip yöntemi bakımından fiili bir zorunluluk halini almaktadır. Çalışmada, abonelik alacaklarının takibinde avukatla temsilin hukuki dayanakları, uygulamadaki sonuçları ve olası eşitsizlik etkileri ele alınmakta; özellikle küçük ölçekli alacaklıların sisteme erişimindeki zorluklara dikkat çekilmektedir. Ayrıca Türk hukukundaki temsil zorunluluğu, Alman ve İsviçre hukuk sistemleriyle karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, sistemin hukuki güvenlik ve etkinlik hedefi doğrultusunda yapılandırıldığı, ancak hak arama özgürlüğü ve eşitlik ilkeleri gözetilerek bazı dengeleyici düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu ifade edilmektedir.Article Hukuk Yargılamasında Hedef Süre Uygulaması(2025) Mazlum, İsmetAdil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan makul sürede yargılama ilkesi, Türkiye’de uzun yargılama süreleri nedeniyle sıklıkla ihlal edilmiştir. Bu sorunu gidermek amacıyla geliştirilen ‘Yargıda Hedef Süre Uygulaması’, 1 Ocak 2019 itibarıyla tüm yargı çevrelerinde uygulanmaya başlanmıştır. Hukuki dayanağını 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile ilgili yönetmelikten alan sistem, dava ve soruşturmalara ilişkin öngörülebilir tamamlanma süreleri belirleyerek yargılama süreçlerini disipline etmeyi amaçlamaktadır. Hedef süreler, dava türüne ve iş yüküne göre Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından belirlenir. UYAP sistemi aracılığıyla taraflara bildirilir ve süreç boyunca izlenir. Bu uygulama, hem yargı mensuplarının performansını değerlendirmede kriter oluşturmakta hem de vatandaşlar için şeffaflık sağlamaktadır. Ancak hedef süreler, bağlayıcı bir hak doğurmamakta; idari planlama aracı olarak işlev görmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) makul süre içtihatlarıyla da uyumlu olan bu sistem, adil yargılanma hakkının hayata geçirilmesi yönünde olumlu bir adım olarak değerlendirilmektedir.Article Tazminat Komisyonunun Yapısı ve Makul Süre Bakımından Yapacağı İncelemenin Medeni Usul Hukuku Açısından Değerlendirilmesi(2024) Mazlum, İsmetYargı sistemimizdeki çeşitli nedenlerle, davaları makul sürede tamamlanamayan kişiler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) adil yargılamayı düzenleyen 6’ncı maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler. Yapılan başvuralar nedeniyle, AİHM tarafından ülkemiz aleyhine verilmiş çok sayıda ihlal kararı bulunmaktadır. Bu ihlal kararları nedeniyle, ülkemiz her yıl önemli miktarlarda tazminat ödemek zorunda kalmaktadır. AİHM’ne yapılan bu başvuruların azaltılması amacıyla 09/01/2013 tarihli 6384 sayılı, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesı̇ne Yapılmış Bazı Başvuruların Tazmı̇nat Ödenmek Suretı̇yle Çözümüne Daı̇r Kanun” ile “İnsan Hakları Tazminat Komisyonu” kurulmuş, 02/03/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 23’üncü maddesiyle bu Kanunun adı “Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun” şeklinde değiştirilmiştir. Bu Kanun ile kurulmuş olan tazminat komisyonu, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla manevi tazminat, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 142’nci maddesinin ikinci fıkrasına göre koruma tedbirleri nedeniyle oluşan maddi ve manevi her türlü zararın tazmini talebiyle yapılan müracaatları karara bağlayacaktır.Article Kiralık Kasa İçerisinde Bulunan Malların Haczi(2024) Mazlum, İsmetKiralık kasalar belgeler, mücevherat, ticari evrak ve senet gibi menkul kıymetlerin saklanması için kullanılabilir. Bankalarda bulunan kiralık kasa içerisinde borçluya ait olan malların hangi yöntemle hacze-dilebileceğinin belirlenmesi gerekir. Burada, kiralık kasa içerisindeki malların haczinin taşınır mallara uygulanan prosedür çerçevesinde yapı-labilmesinin hangi durumlarda geçerli olduğu tartışılmaktadır. Bununla birlikte, İİK’nun 89’uncu maddesinde düzenlenen, borçlunun üçüncü kişilerdeki mal ve alacaklarının haczi prosedürünün de uygulama bulup bulamayacağı tartışılmıştır. Bu tartışma yapılırken özellikle, elde bulun-durma kavramının anlamı ve kapsamı üzerinden bir değerlendirme yapı-larak ilgili yolun banka kasasında bulunan malların haczinde uygulana-bilirliği değerlendirilmeye çalışılmıştır.Article İcra ve İflâs Kanunu’nun 111/a Maddesine Göre Mahcuzun Satılması Konusunda Borçluya Satış Yetkisi Verilmesi(2023) Mazlum, İsmetBorçluya satış yetkisi verilmesiyle mahcuz malın daha az masrafla, kısa sürede yüksek bir bedelle satılmasının sağlanması ve bu satış sonunda ihalenin feshi gibi bir süreç nedeniyle gecikmenin önlenmesi amaçlanmıştır. Borçlu açısından, hacizli malın satış yetkisinin tanınması ile malının kısa bir sürede satılmasını sağlayarak borcunu daha az faiz ödeyerek sonlandırabilmesi imkanı da olacaktır. Bununla birlikte, mahcuz malın uzun süre satışının gerçekleştirilememesi malın kıymetinin düşmesine, yediemin ücretinin artmasına ve böylece alacaklı ve borçlunun zarara uğramasına neden olmaktadır. Öte yandan hacizli malın uzun süre atıl bir vaziyette kalması, malın yıpranmasına ve ülke ekonomisinin zarar görmesine de sebebiyet vermektedir. 7343 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinde İİK’nun 111’inci maddesinden sonra gelmek üzere, “Borçluya satış yetkisi verilmesi” başlıklı 111/a maddesi eklenmiştir. İİK’nda 111/a maddesinde yapılan bu düzenlemeden sonra, 28.05.2022 tarihli ve 31849 sayılı Resmî Gazete’de “İcra ve İflâs Kanunu Uyarınca Borçluya Satış Yetkisi Verilmesine Dair Yönetmelik” yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. İlgili Yönetmelik, İİK’nun 111/a maddesinde düzenlenmiş olan, haczedilen malın borçlu tarafından rızaen satışına ilişkin usul ve esasları belirlemiştir.Article Tazminat Hükmünün Değiştirilmesi Amacıyla Açılan Davanın Yargılama Hukukundaki Yeri(2013) Mazlum, İsmetHüküm taraflar mahkemeye sunulan vakalara göre verilir. Bu vakıalar kural olarak hükmün verilmesinden sonra da değişmeyen vakıalardır.Bu nedenle verilen kesin hükmün değiştirilmesi söz konusu olmaz. Ancak bazı hallerde hükmün temelini oluşturan vakıalar hükmün verilmesinden sonra değişebilir. Bu ise hükmün daha sonraki koşullara uyması sonucunu doğurur. İşte bu tür değişikliklerin olabileceği hallerde değişiklik davası açılması kabul edilerek verilen hükmün değişen koşullara uygun olarak tekrar gözden geçirilmesi ve yeni koşullara göre yeni bir hükmün verilmesi sağlanır.Article Feshe İtiraz Davası(2013) Mazlum, İsmetİş güvencesini gerçekleştirmeye yarayan en önemli araçlarından biri de feshe itiraz davasıdır. Feshe itiraz davası, işverence geçerli sebep gösterilmeden ya da kanunda öngörülen usule uyulmadan yapılan fesihlere karşı işçilerin başvurabileceği bir itiraz yolu olarak karşımıza çıkmaktadır. Feshe itiraz davası ile feshin geçersiz olduğu tespit edilebilmekte ve bunun sonucunda işçinin işe iadesi sağlanabilmektedir. Feshe itiraz davası iş güvencesi kapsamında işçiyi korumayı amaçlayan araçların başında gelir. Ancak bu dava medeni usul hukukunun temel ilkeleri ve özelliklerine uygunluk bağlamında bazı sorunlar içermektedir. Feshe itiraza ilişkin davalarda hükmün uygulanması bakımından tercihin davalıya bırakılmış olması bu davanın sınıflandırılmasını zorlaştırmış ve medeni usul hukukunda yer alan dava türlerinden ayrılmasına neden olmuştur.Article Adi Konkordatoda Geçici Mühlet Kararının “Derhâl” Verilmesi Sorunu(2021) Mazlum, İsmetİcra ve İflâs Kanunu’nun 287’nci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemenin geçici mühlet kararını nasıl vereceğineilişkin olarak açık bir düzenleme yer almamaktadır. Anılan düzenlemede, sadece mahkemenin İcra ve İflâs Kanunu’nun286’ncı maddesinde sayılan belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunun tespiti halinde derhâl geçicimühlet kararının verileceği ifade edilmiş olup; söz konusu maddede geçen “derhâl” ifadesinden ne anlaşılması vebu ifadenin kapsamının ne olduğu açık bir şekilde gösterilmemiştir. Bir başka ifadeyle, geçici mühlet kararınınderhâl verilmesinden ne anlaşılması gerektiği önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, öncelikle,çalışmamızda, geçici mühlet kararının verilebilmesi için gerekli şartların neler olduğu incelenecektir. Gerekli şartlarınsağlanması durumunda, geçici mühlet kararı verilirken mahkemenin dikkate alması gereken unsurlar TürkHukuku ve İsviçre Hukuku açısından değerlendirilmeye çalışılacak ve geçici mühlet kararının verilirken mahkemeninyapacağı incelemenin şekli ve kapsamı tespit edilmeye çalışılacaktır.Article Aslî Müdahalenin Tarihsel Gelişimi ve Yabancı Hukuk Düzenlerindeki Durumu(2018) Mazlum, İsmet6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda başlı başına bir kanun hükmü ile ilk kez düzenlenen aslî müdahale kurumu,bu kanun yürürlüğe girinceye kadar hazırlanan usul hukukuna ilişkin birçok tasarıda da yer almıştır. Bu kurum,2011 yılına kadar kanuni bir düzenlemeye sahip olmamıştır. Yabancı hukuk sistemlerinde, aslî müdahale kurumununkanunî bir düzenlemeye kavuşturulması, Türk Hukuku’na kıyasla daha eski tarihlere dayanır. Bu nedenle, aslî müdahaleyeilişkin olarak doktrinde yer alan tartışmaların ve bu kurumun gelişme sürecindeki durumun incelenmesi , aslîmüdahale kurumunun hukukumuzda uygulanması açısından büyük öneme sahiptir.Article Alman Hukuku’nda Aile Arabuluculuğu(2020) Mazlum, İsmetAile arabuluculuğu, arabuluculuğun bir uygulanma alanı olarak kabul edilmektedir. Aile arabuluculuğunun içeriği,ilkeleri ve uygulanmasına ilişkin düzenlemeler, Almanya’da, “Aile Arabuluculuğu Federal Çalışma Topluluğu(Bundes-Arbeitsgemeinschaft für Familien-Mediation e.V-BAFM)” tarafından yerine getirilmektedir. Bu kapsamda,aile hukuku bakımından evlilik devam ederken ortaya çıkan uyuşmazlıklar ile evlilik sonrasına ilişkin uyuşmazlıkların çözümüne dair kurallar Aile Arabuluculuğu Federal Çalışma Topluluğu (BAFM) tarafından hazırlanmış olanyönergede yer almaktadır. Aile arabuluculuğu sözü edilen uyuşmazlıkların çözümünde, özellikle, hukukî ve psikolojik sorunlar bakımından uygulama alanı bulmaktadır. Günümüzde, aile hukukuyla ilgili uyuşmazlıklarda, özellikleayrılık ve boşanmalarda, taraflar, uyuşmazlığın çözümü için daha elverişli yollar aramaya başlamıştır. Bu durumunen önemli sonucu aile hukuku uyuşmazlıkları bakımından arabuluculuk yoluna başvurma ihtiyacının artmasıolmuştur. Nitekim, arabuluculuk, aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde, taraflara, uyuşmazlığın hempsiko-sosyal hem de hukukî yönlerini görme, böylece çok yönlü değerlendirme yapabilme olanağı sağlar.
