TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/8652
Browse
618 results
Search Results
Article “Cesetsiz Öldürme Suçları İspatlanabilir Mi?” Anglo-Amerikan İspat Hukuku İle Karşılaştırmalı Yargıtay Kararlarının Analizi(2025) Aktaş, BatuhanCesetsiz cinayet vakaları (NBH), bir cinayet olayında mağdurun (cesedinin) gizlendiği ya da yok edildiği, diğer bir ifadeyle ortada bir cesedin bulunmadığı; ancak bir cinayet şüphesinin bulunduğu olaylardır. Bu olaylara ilişkin yargılamalarda, vakıanın kuşkusuz en önemli delilleri arasında bulunan mağdurun cesedinin ya da cesedinin bir parçasının bulunamamasına rağmen, kişi veya kişiler hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi mümkün müdür? Yoksa çok yaygın bir inanışın yansıması olarak “ceset yoksa cinayet de yoktur” şeklinde bir kaide gerçekten söz konusu mudur? Mahkemenin cesedin olmamasına rağmen, mahkûmiyet kararı verebileceğinin kabulü halinde karara hangi delil ya da delillere dayanılarak hükmedilebilecektir? Vakıanın büyük ölçüde çözülmesini sağlayabilecek mağdurun cesedi gibi bir delilin yokluğunda mahkemenin ya da hâkimin mahkûmiyet kararı verebilmesi için yenmesi gereken şüpheyi yendiğinden tam olarak söz edilebilecek midir? Ceza muhakemesi hukukunun tarihsel anlamda en önemli kazanımlarından biri olan masumiyet karinesinin ve bu karinenin bir uzantısı olan şüpheden sanık yararlanır ilkesinin böyle durumlarda gündeme gelmesi mümkün müdür ve/veya gerekli midir? Cesedinin bulunamadığı düşünülen ve öldüğü sanılan mağdurun yargılamanın hatta infazın tamamlanmasının ardından bir anda sağlıklı bir şekilde ortaya çıkması durumunda ne olacaktır? İşte bu çalışmanın konusunu da yukarıda sorduğumuz pek çok soruyu cevaplamaya çalışacağımız mukayeseli hukukta “no body homicide” olarak kavramlaştırılan cesetsiz öldürme olaylarında ispatın de lege lata (olan hukuk) yönünden ne şekilde gerçekleştiği ve de lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından ise ne şekilde gerçekleşmesi gerektiğine ilişkin tartışma oluşturmaktadır.Article 7405 Sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu Çerçevesinde Denk Bütçe Zorunluluğu(2025) Öden, Begüm Dilemre7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu temel olarak, spor kulüplerinin finansal yapılarının güçlendirilmesi, aşırı borçlanmanın önlenmesi ve mali şeffaflığın sağlanmasını hedeflemektedir. Kanun ayrıca spor kulüpleri ile spor anonim şirketleri için “denk bütçe oluşturma zorunluluğunu da içermektedir. Bu zorunluluk, zamanla spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin mevcut borç yükünden kurtulmalarına yardımcı olabilecektir. Bu çalışmada, hem 7405 sayılı Kanun çerçevesinde spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin tabi olduğu mali düzenlemeler analiz edilmekte hem de aşırı borçlanmayı önlemeye yönelik hükümler ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır.Article Yapay Zekâ ve Vergi İlişkisi(2025) Öden, Begüm Dilemre1956 yılında Dartmouth Konferansı’nda temeli atılan yapay zekâ, yıllar içinde çeşitli aşamalardan geçerek gelişmiş ve artık ileri seviyeye ulaşarak yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Yapay zekâyı sadece bir “teknoloji” olarak değerlendirmek ve onu bilgisayar, ma-tematik, mühendislik gibi alanların konusu olarak sınırlandırmak doğru bir yaklaşım değildir. Yapay zekâ; hukuk, felsefe, sosyoloji gibi sosyal bilimlerde de önemli rol oynamaktadır. İçinde bulunduğumuz dönemde toplumsal hayatı şekillendiren en önemli faktörlerden birisi yapay zekâdır. Yapay zekâ ve hukuk arasında göz ardı edilemez bir ilişki bulunmaktadır. Teknolojideki hızlı gelişmeler hukuk sistemlerini etkilemektedir. Hukuk sistemlerinin, hem bu teknolojik imkânlardan yararlanması hem de bu teknolojilerin güvenilir bir şekilde etik değerlere ve hukuki düzenlemelere uygun olarak kullanımını sağlaması gerekmektedir. Özellikle vergi hukuku ile yapay zekâ ilişkisi, birçok farklı boyutta ele alınabilecek oldukça geniş bir konudur. Çalışma ile yapay zekâ ve vergi ilişkisinin ele alınması, konuyla ilgili olarak yapay zekânın sunduğu fırsatların değerlendirilmesi ve getirdiği olumsuzlukların irdelenerek bunları giderici çözüm önerilerinde bulunulması amaçlanmaktadır.Publication Türkiye Açısından İleriyeyönelik Finansal Bilgilerin İncelenmesi(2017) Özer, ÖzgecanBu çalışma, Uluslararası Denetim ve Güvence Standartları altında yer alan GDS 3400 İleriye Yönelik FinansalBilgilerin İncelenmesi standardı çerçevesinde işletme yönetimi ve meslek mensuplarının bu süreçteki rol ve so-rumluluklarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Buna göre, meslek mensuplarının bu çerçevedeki rolü ile ilgili çeşitlikonularda tartışmalar incelenmiş ve ileriye yönelik finansal bilgilerin doğal yapısı gereği daha detaylı tanımla-malar içeren kılavuzların geliştirildiği gözlenmiştir. Çalışmada, Türkiye’de genel olarak ileriye yönelik finansalbilgilerin incelenmesi konusuna meslek mensuplarının yaklaşımlarını ve ileriye yönelik beklentilerini araştırmakamacıyla uygulanan anket çalışması ile mevcut durumunun tespiti yapılmaktadır.Article Türk Hukuku Uyarınca Yabancılık Unsuru Taşıyan Birlikte Var Olma Sözleşmesinden Doğan Borç İlişkilerine Uygulanacak Hukukun Tayini(2024) Tunçağıl, Gülce Gümüşlü; Esendal, NihanIn general, the fact that trademarks containing the same or similar signs or names can exist in the same market is primarily among the reasons for rejection in trademark registration. However, the safe way for two competing trademarks to continue their commercial life in the same market is for them to conclude a coexistence agreement. A coexistence agreement is a contract in which the rights of two trademarks owners on the same or similar trademarks are mutually determined and recognized, and in which they can exist together in a certain market or markets. The parties can peacefully coexist in different markets by agreeing on geographical limitations for certain goods and services, without violating each other’s area. For example, a fabric brand registered in Turkey and a bag brand registered in France with the same name conclude this contract with each other. In this example, the foreign element is the registration of the trademarks in different countries. In our study, it is aimed to determine the law to be applied in case the disputes arising from the coexistence agreement containing the foreign element are brought before the competent international Turkish court.Article The Period Of Prescription In The Detection Of Service And Cases Where The Period Of Prescription Does Not Run(2023) Çopuroğlu, ÇağlarSosyal sigorta sistemimiz her ne kadar zorunluluk ilkesi üzerine inşa edilmiş olsa da işverence çalışmaları Sosyal Güvenlik Kurumu’na kısmen veya tamamen bildirilmemiş ve çalışmaları Kurum’ca da saptanamamış çalışanların varlığı söz konusudur. Kayıt dışı çalışmış olan sigortalı, mahkemeden alınacak bir ilâm ile sigortalı hizmetlerini tespit ettirebilir ve bu sayede sigortalılık haklarından yararlanma imkânı bulur. Ancak Kanun’da anılan şekilde kayıt dışı gerçekleşmiş olan hizmetlerin tespiti için beş yıllık hak düşümü süresi belirlenmiştir. Bu süre, hizmetlerin geçtiği yılın veya sigortalı çalışırken ölmüş ise, ölümün gerçekleştiği yılın son gününden itibaren işlemeye başlar. Süre geçtikten sonra sigortalıların hizmetleri değerlendirilmemektedir. Hak düşümü süresi, hakkı ortadan kaldırmakta, durdurmamakta ve kesmemektedir. Hâkim tarafından da yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi söz konusu olduğundan Anayasal sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmamakta ve kişilerin sosyal güvenlik hakkını zedelemektedir. Bu hakkı korumak amacıyla Yargıtay, bazı durumlarda hak düşürücü sürelerin işlemeyeceğini kabul etmiştir. Yargıtay’a göre; sigortalı işe giriş bildirgesinin verilmiş olması, ilgili dönem içinde kısmen dahi olsa Kurum’a hizmetin bildirilerek aylık prim ve hizmet belgesinin verilmesi veya Sosyal Sigortalar Kurumu’nca, çalışmanın tespit edilmiş olması hallerinde hak düşümü süresi işlemez ve bu durumda sigortalı hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren hesaplanan beş yıllık süre ile bağlı olmaz; hizmetin tespiti için her zaman dava açılabilir.Article The Doctrine of the Essence of the Right: Theoretical Framework and ECtHR Practice(2025) Kılıç, Ayşe FundaBu çalışma, temel hakların özü kavramını, Türk anayasaları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bağlamında tarihsel, teorik ve yargısal bir perspektifle ele alır. Türk hukukunda, 1961 Anayasası ile ortaya çıkan hakkın özü doktrini, devletlerin temel hakları sınırlandırma yetkisini dengelemek için bir güvence sağlar. Ancak, 1982 Anayasası bu korumayı kaldırmış, 2001 değişiklikleriyle yeniden tesis etmiştir. Ölçülülük ilkesi ve demokratik toplum düzeninin gerekleri, bu güvencelerle bütünleşmiştir. Uluslararası düzeyde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hakkın özü kavramını, birçok davada sınırlandırmanın sınırı kriteri olarak ele almıştır. AİHM hakkın özüne yönelik korumanın önemini gösterir. Çalışma, mutlak ve göreceli öz ayrımını teorik düzeyde tartışarak, uygulamadaki çelişkileri ve doktrine yönelik eleştirileri detaylandırmaktadır.Article Re- Creating the Doppelganger in Peter Ackroyd’s the Casebook of Victor Frankenstein(2015) Munar, Hazal; Kirca, Mustafaİngiliz çağdaş romancılarından Peter Ackroyd, Victor Frankensteinin Vaka Defteri (2008)adlı eserinde, Mary Shelleynin 1818de yazdığı ve artık kanon olarak kabul edilen İngilizceadıyla Frankenstein, or The Modern Prometheus romanını yeniden kaleme alarak gotik eserlerdekarşımıza çıkan kötücül ikiz karakterler (doppelganger) yaratma geleneğine yeni bir yorumgetirmiştir. Bu kötücül ikiz, Ackroydun eserinde roman kahramanı olan Victor Frankensteinınbastırılmış dürtülerinin bir dışa vurumu olarak kendisini gösterir. Psikolojik sorunları olankahramanının yaşadıklarının anlatıldığı bir vaka defteri olarak sunulan bu eserinde romancı,post- modern döneme ait gotik cinayet romanı örneği sunmaktadır. Bu yönüyle, Ackroydunromanı gerçek ile kurmaca arasındaki ilişkiyi sorunsallaştırması bakımından günümüz okurununbe klentilerini karşılayan ve bilinen bir öykünün yeniden yorumlanması da olsa özgün kabuledebileceğimiz bir eserdir.Article Public Finance Practices (a Comparison of the 1920-1950 Period with the Present)(2024) Bilici, NurettinThe model implemented in Turkey between 1920 and 1947 is similar to the ‘state capitalism’ model that China continues to apply today. This model prioritizes the national economy over foreign capital: it welcomes foreign investment to the extent that it contributes to the national economy. It is particularly unwelcoming to foreign capital that seeks to profit from interest or promote the consumption of goods from other countries. Today’s model, on the other hand, is a model of borrowing and selling off existing assets. This model serves more to increase the income and rents of dominant capital rather than contributing to the country’s development. For Turkey to return to its 1950 position (as the 10th largest economic power in the world) and subsequently aim for a place in the top 5, it needs to make significant improvements not only in public finance regulations but also in other areas such as education, law, human rights, and the separation of powers.Article Peace Education: Training for an Evolved Consciousness of Non-Violence(2016) Yemenici, Ayşe AlevBu makale beyin temelli ön bir barış eğitimi modeli sunmayı amaçlamaktadır. Günümüzdeki barış eğitimi modellerinin vurguladığı insan hakları eğitimi, çevre eğitimi ve çatışma çözümü eğitimi konularının yanısıra, bu model şiddetin nörobiyolojik nedenleri ve erken önlenmesi meselelerinin ele alınabileceği yeni bir seviye -hücresel seviye- öne sürmektedir. Özellikle, bu model, şiddetin nörobiyolojik sebepleri ve önlenmesi ile erken travmanın doğum öncesi, doğum sırasında ve sonrasında gelişmekte olan beyin üzerindeki etkisi hakkındaki bilgileri yayılmasını savunmaktadır. Sevgi ve şiddete ilişkin kimyasallara dair temel ve beynin esas yapısı bu erken dönemlerde oluşmaktadır. Diğer bir deyişle bu model, çocuklar, ergenler ve yetişkinlerin eğitimi yoluyla şiddetin önlenebileceği hücresel bir boyut olduğunu ortaya koymaktadır.
