TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/8652
Browse
61 results
Search Results
Article Erken Cumhuriyet Dönemi Koruma ve Eğitim Vizyonuna Dair Bir Belge: Antikiteler ve Tarihi Eserlerden Derslerde Nasıl İstifade Edileceği Hakkında Andıç(Hacettepe University, 2025) Önge, M.Public consciousness for the conservation of the cultural heritage had been one of the most significant problems of Turkey hitherto. The founders of the republic, the intellectuals and the statesmen, who knew that the ignorance is the major cause of this problem, proposed the use of the cultural heritage of all types in the history lessons as the course material. This practice took place in the curriculum of the schools for the first time in 1926. In order to define its method better, a guidebook with the title “The Memorandum on the Usage of Antiquities and Historical Artifacts in the Courses”, is published in 1935, addressing the teachers. This guidebook, which was strangely named as “memorandum”, focuses on the idea of creating heritage conservation awareness in the public by making school age teenagers understand and embrace their cultural heritage. In this context, being completely different from the present-day authoritarian attitudes, the memorandum should be accepted as a significant document, which define a conservation attitude socializing heritage conservation by public education. This document also contains the evidences, which are related to the changes in terminology for defining cultural heritage in Türkiye, with respect to the changing attitudes and ways of understanding. Although it is not known how it had emerged, it is very probable that the memorandum was a part of the series of developments relating cultural heritage conservation in Türkiye, during the 1930’s. The memorandum text was consisting of twenty-four articles. The teachers were being instructed on how they are going to use the cultural heritage of all kinds in the courses, how they are going to make the cultural heritage meaningful for the students and make them enjoy the cultural heritage. It is noteworthy that the text contains application proposals like homework on the cultural heritage examples and establishment of school museums. Although the memorandum is an outdated document, the topics in it have timeless special importance. Therefore, the memorandum can be accepted as the expression of a cultural heritage attitude beyond its age. In this study, it is aimed to carry out extensive research on the memorandum. The memorandum is analyzed with respect to the heritage conservation related developments of its period and its importance is discussed in terms of its relation to present day conservation attitudes. In addition to being valuable as a document describing the conservation approaches of the early Republican Period, it has been revealed that the memorandum is up-to-date in terms of its content and an expression of the willing approach to conservation of its period. This study is prepared by using written and live sources. © 2025, Hacettepe University. All rights reserved.Article Travma Sonrası Stres Bozukluğu Hastalarında Üstbilişlere İlişkin İnançlar(Klinik Psikiyatri dergisi, 2019) Yazihan, Nakidil; Yelboga, ZekeriyaAmaç: Üstbiliş (metacognition) kavramı, bilişleri kontroleden, düzenleyen ve değerlendiren üst düzey bilişselyapı, bilgi ve süreçler olarak tanımlanabilir. Çalışmanınamacı Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)hastalarında hangi üstbiliş süreçlerinin kullanıldığını,üstbilişlerin çeşitli semptomlarla nasıl bir ilişki içindeolduğunu araştırmaktır. Yöntem: Örneklem, 52 TSSBhastası (yaş ortalaması=31,67±6,54) ve 54 sağlıklı (yaşortalaması=29,00±6,61) katılımcıdan oluşmuştur.Üstbiliş süreçlerini değerlendirmek amacıyla Üstbiliş-30ölçeği; semptom taraması yapmak amacıyla RuhsalBelirti Tarama Listesi uygulanmıştır. Bulgular: Elde edilenveriler MANCOVA kullanılarak analiz edilmiştir. Analizsonuçlarına göre üzüntü ve zihinsel ruminasyonlarıntehlikeli, kontrolünün güç ve olumsuz olduğuna ilişkininançları içeren “kontrol edilemezlik ve tehlike”; bazıdüşüncelerin kontrol edilmesi ve bastırılması gerektiğineilişkin inançları içeren “düşünceleri kontrol”; kişininbellek ve dikkat mekanizmalarına olan güvensizliğineilişkin inançları içeren “bilişsel güven” alt boyutlarındaTSSB grubu anlamlı olarak daha yüksek puan almıştır.Buna karşın üzüntü ve ruminasyonun işlevsel olduğunadair maddelerin yer aldığı “olumlu inanç” boyutlarındaise TSSB grubu daha düşük puan almıştır. Sonuç: Travmahastaları üzüntü ve ruminasyonun kendileri için olumsuzsonuçları olduğunu düşünmekte, bazı düşüncelerinintehlikeli olduğu için baskılanması ve kontrol edilmesigerektiğine inanmaktadırlar. Hastalarda başta obsesif,depresif ve psikotik belirtiler olmak üzere tüm semptomlardaki artış patolojik tarzda üstbiliş faaliyetlerininartması şeklinde yansımıştır. Travma hastalarında obsesifdüşünceler, öfke-düşmanlık, kişiler arası duyarlılık belirtileri daha büyük oranda hastaların düşüncelerinin tehlikeli olduğu ve kontrol edilmesi gerektiğine ilişkinüstbilişlerle ilişkili gözükmektedir.Article Reframing Pablo Picasso And Dora Maar In Grace Nichols’s “Weeping Woman”(2018) Uzundemir, ÖzlemGuyana asıllı İngiliz şair Grace Nichols’ın 2009 yılında yayımlanan Picasso, I Want My Face Back (Picasso, Yüzümü Geri İstiyorum) adlı şiir kitabında yer alan ilk şiiri “Weeping Woman” (Ağlayan Kadın) çağdaş resimbetim (ekfrasis) örneklerindendir. Pablo Picasso’nun aynı adlı resmini betimleyen şiir, Picasso’nun yirminci-yüzyıl sanatındaki eşsiz rolünü bir dönem sevgilisi olmuş ve resimlerine modellik yapmış olan Dora Maar’ın ağzından sorgular. Maar aslında Picasso ile tanışmadan önce Sürrealist akıma dahil olmuş bir fotoğraf sanatçısıdır, ancak Picasso ile yaşadığı çalkantılı aşk süresince kendi sanatçı kimliğini bir kenara bırakır. Sessiz, durağan ve bakılan güzel sanat nesnesinin bir erkek konuşmacı tarafından betimlendiği geleneksel resimbetimsel şiirlerin aksine, Nichols şiirinde Dora Maar’ı Picasso’nun resmindeki nesne konumundan çıkartarak ona ressamın sanatını eleştirme hakkı verir. Maar Picasso’nun Kübist stilini, geometrik figürlerini ve kullandığı renkleri eleştirmekle kalmaz, ilişki boyunca ressamın üzerinde kurduğu hakimiyetten de yakınır. Maar ressamın sanatı ve kişisel ilişkisindeki baskın kişiliğinden kurtulduktan sonra kendi sanatçı kimliğini yeniden oluşturma sürecine girer. Bu makalenin amacı, Nichols’ın şiirinde erkek ressamın dişil imge üzerinde kurduğu hakimiyetin ne şekilde sorunsallaştırıldığını ve kadın sanatçının kendi kimliğini yeniden kurgulama çabalarını resimbetim çerçevesinde ele almaktır.Article An Empirical Survey of Consumer Ethnocentrism in Kazakhstan and the Preference of Consumers on Imported Products(Ahmet Yesevi Univ, 2017) Nakip, Mahir; Gökmen, AytaçKüreselleşme gerçeği uluslararası işletmecilik ve uluslararası ticaret önündeki engelleri azaltmakta ve de tüketici istek ve beklentilerinin dünya çapında karşılanmasını sağlamaktadır. Tüketici istek ve beklentilerinin küresel ölçekte bütünleşmesi ise uluslararası pazarda faaliyette bulunan işletmelerin işlerini kolaylaştırmaktadır. Ancak, bu konu her ülke ve bölgede aynı biçimde gerçekleşmemektedir. Tüketici etnosentrizmi ise millî duygular, gurur, ve ürünlerin geri çevrilmesini içeren, herhangi bir rasyoneli olmayan ve de millî duyguları vurgulayan önemli bir engel olarak uluslararası işletmelerin önüne çıkar. Dolayısı ile, bu çalışmanın amacı Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nden Kazakistan’da tüketici etnosentrizmini incelemektir. Sonuçlar etnosentrik algı ile ürün gereksinimi arasında güçlü bir korelasyon olmadığını göstermektedir. Ayrıca, etnosentrizm alt boyutları ithal ürünler ile ilgili olarak değişik korelasyon seviyelerine sahiptir. Ek olarak, ithal ürünlerdeki sapmayı açıklamada din ve ahlaki değerler etkin faktörler değildirler.Article Numerical Analysis Of Pulsating Circular Impinging Laminar Jet On A Planar Disc(Turkish Soc Thermal Sciences Technology, 2017) Türkoğlu, Haşmet; Kahroba, MitraBu çalışmada, düzlem bir diske çarpan dairesel osilasyonlu jetlerin akış ve ısı transferi karakteristikleri sayısal olarak incelenmiştir. Çalışmanın amacı, dairesel bir nozuldan çıkıp düzlem bir yüzeye çarpan salınımlı hava jetinin, Reynolds sayısının, salınım genliğinin ve salınım frekansının, hedef yüzeyden akışkana olan ısı transferine etkilerini incelemektir. Bu sayısal çalışmayı yapmak için, kontrol hacmi formülasyonu ve SIMPLE algoritmasına dayanan bir bilgisayar programı geliştirilmiştir. Simülasyonlar, Reynolds sayısı 300 - 700, salınım genliği 0.0V0-0,8V0 ve salınım frekansı 1-6 Hz aralığındaki jet akışlar için yapılmıştır. Nozul-çarpma yüzeyi arasındaki uzaklığın, lüle çapına oranı H/d=3 sabit tutulmuştur. Simülasyon sonuçlarından çarpma periyodunun bütün anlarında durma noktası Nusselt sayısının maksimum olduğu ve durma noktasından uzaklaştıkça Nusselt sayısının azaldığı görülmüştür. Nusselt sayısındaki bu azalma, kararlı jetlerde olduğu gibi monotomik olmayıp yerel maksimum ve minum değerlere sahip olduğu gözlenmiştir. Alt levha üzerinde hareketli akış döngüleri meydana geldiği ve bu döngüler nedeniyle Nusselt sayısında yerel maksimum ve minimum değerlerin oluştuğu görülmüştür. Düşük salınım frekanslarında, Nusselt sayısı aynı Reynolds sayısına sahip kararlı jet Nusselt sayısından daha küçük olduğu, ancak artan frekansla salınımlı jet Nusselt sayısının arrtığı ve kararlı jet Nusselt sayısından daha yüksek değere ulaştığı görülmüştür.Article Pozitif ve Negatif Duyguların İyimserlik-Karamsarlık ve Yaşam Doyumu Arasındaki İlişkide Ara Bulucu Etkisi(2013) Uğurlu, OzanserBu çalışmanın amacı üniversitesli öğrencilerde iyimserlik-karamsarlık ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide pozitif ve negative duygunun ara bulucu rolünü çalışmaktır. Çalışmaya 95 kadın ve 151 erkek üniversite öğrencisi katılmıştır. Bu katılımcıların yaşları 18 ila 26 arasında ve yaş ortalaması 21.09 (SS = 2.34) değerindedir. Katılımcılar Yaşam Yönelimi (Oryantasyonu) Ölçeği, Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği ve Yaşam Doyum Ölçeğini doldurmuşlardır. Bulgulara gore iyimserlik ile karamsarlık arasındaki korelasyon -.40 değerindedir. İyimserlik, pozitif duygu (r = .40), negative duygu (r = -.26) ve yaşam doyumu (r =.36) ile anlamlı düzeyde korelasyon göstermektedir. Benzer şekilde, karamsarlık pozitif duygu (r = -.26), negative duygu (r = .39) ve yaşam doyumu (r = -.30) anlamlı düzeyde ilişkilidir. Son olarak, iyimserlik yaşam doyumunu hem doğrudan hem de pozitif duygu aracılığı ile yordamakta iken karamsarlık yaşam doyumunu doğrudan yordamaktadırArticle Türk Sinemacılık Sektöründe Kurumsal Değişim (1950-2006): Küreselleşmenin "Sosyal Dışlama" Etkisi(2011) Kalemci, R. Arzu; Ozen, SukruBu çalışmada, küreselleşmenin Türk sinemacılık sektöründeki üretim zincirinin örgütlenmesine etkisi araştırılmaktadır. Çalışmada, Türk sinemacılık sektöründeki yapım, dağıtım ve gösterim zincirinin örgütlenmesinde 1950-2006 yılları arasındaki kurumsal değişim incelenmektedir. Tarihsel kurumsalcılık yaklaşımının izlendiği bu inceleme sonucunda, sektörün 1989 yılında uluslararası yatırıma açılmasıyla birlikte, bölge işletmecilerinin baskın olduğu ağ örgütlenmesinden, ABD kökenli büyük yapım-dağıtım şirketlerinin baskın olduğu hiyerarşik ağ örgütlenmesine çevrildiği belirlenmektedir. Çalışmada ayrıca, kültür istatistiklerinden yararlanarak, 1970'liyıllardan buyana sayıları gittikçe azalan tek sahneli sinemaların yanı sıra, özellikle büyük kentlerde çok sahneli sinemaların kurulduğu, sonuç olarak da sinemasız il sayısının arttığı belirlenmektedir. Çalışmada, sosyal dışlamanın bir göstergesi olan bu sinemasızlaşmanın, küreselleşme etkisiyle oluşan yeni örgütlenme biçimine içkin koşullardan kaynaklandığı vurgulanmaktadır.Article "Siyasal Kampanyaların Amerikanlaşması": Forza Italia ve Genç Parti Örneklerinin Karşılaştırılması(2010) Türk, Hasan BahadırModern demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarından birisi olan siyasal kampanyalar da tıpkı siyasal kurumlar ve yapılar gibi önemli değişimler geçirmektedir. Parti örgütlerinin zayıflaması, lider odaklı siyaset, medyanın siyasal pazarlama süreci içindeki etkin kullanımı, uzman bilgisine duyulan yoğun ihtiyaç, ideolojilerden çok belirli durumlara,özgü kanaatlerin öne çıkarılması ve vatandaşların salt \"siyasa tüketicileri\" olarak görülmesi gibi unsurları bünyesinde barındıran siyasal kampanyaların Amerikanlaşması bu değişimlerin bir ürünüdür. Bu çalışmanın amacı; siyasal kampanyaların yaşadığı dönüşümün temsili demokrasinin yaşadığı kriz haliyle olan bağlantısına dikkat çekmek ve \"siyasal kampanyaların Amerikanlaşması\" özelinde Forza Italia ve Genç Parti örneklerinin bir karşılaştırmasını sunmaktır.Article The Ever-Evolving Dark Side Emotions of the Football Supporters: A Study on Adaptation of Schadenfreude Scale(Pamukkale University, 2025) Şener, İrge; Karapolatgil, Ahmet AnılEnjoying from others’ maleficence, defined as schadenfreude, is a common emotion among football team supporters. Based on the social identity of supporters, schadenfreude develops as part of the rivalry, which the main sources of it are ‘similarity’, ‘repeated competition’, and ‘competitiveness’. This study is aimed to understand and classify supporters’ schadenfreude reasons based on an adapted scale. For this aim, the data gathered from a questionnaire consisting of a sample of 1.163 supporters of 14 Turkish football teams is examined by SPSS in order to reveal participants’ schadenfreude and their reasons for evaluating their rivals. As a result of participants’ rivalry classifications, the most common reasons for considering a team as a rival are determined respectively as ‘image’, ‘neighborhood’, and ‘worldview difference’. Moreover, schadenfreude is mostly felt towards the archrival, and supporters would be happiest with negativities experienced by the rival team’s managers. However, damage to rival team facilities is found as an unhappy situation. The study is the first that demonstrates the relationship between schadenfreude and rivalry and proposes ‘unique incident’ and ‘feasible contingencies’ as new rivalry factors. With these factors, different perspectives on the formation and continuity of rivalry are presented.Article Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 4Demans Hastalarında Ajitasyonun Bakım Veren Yüküne Etkisi(Gunes Kitabevi Ltd Sti, 2014) Altunöz, Umut; Baştu, Gülbahar; Ozel Kızıl, Erguvan Tugba; Altıntaş, H Özge; Çelik, Nazlı Durmaz; Ozel, Erguvan Tugba; Ozel-Kizil, Erguvan Tugba; Bastug, Gulbahar; Bafituğ, Gülbahar; Altintafi, H. Özge; Durmaz, NazlGiriş: Bu çalışmanın amacı demans hastalarına bakım veren yakınlarında ajitasyonun öznelbakım veren yüküne etkisinin depresif belirtiler, bilişsel işlevler, demans süresi, bakım verenin yaşı, eğitimi, cinsiyeti gibi diğer etmenlerle birlikte araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya toplam 49 demans hastası (Ort. yaş: 76.5; Ss: 5.6) ve 49 bakım vereni katılmıştır. Verilerin toplanmasında, hastalara Standardize Mini Mental Test ve CornellDemansta Depresyon Ölçeği, bakım verenlere ise Cohen-Mansfield Ajitasyon Envanteri, Bilişsel Kayıp için Bilgilendiriciye Uygulanan Anket ve Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Bakım verenin cinsiyeti ve yakınlık türü ile Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadığı gibi Standardize Mini Mental Test ve Cornell Demansta Depresyon Ölçeği puanları, bakım verenin eğitim süresi, hastanın yaşı, eğitim süresi vehastalık süresi ile de anlamlı korelasyon bulunmamıştır. Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği ile Cohen-Mansfield Ajitasyon Envanteri puanı, bakım veren yaşı ve Bilişsel Kayıp için Bilgilendiriciye UygulananAnket puanı arasında anlamlı korelasyon saptanmıştır. Lineer regresyon analizinde ise bakıcı yükünün yalnızca ajitasyon puanı ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Sonuç: Bu çalışmada elde edilen sonuçlar demans hastalarında Cohen-Mansfield AjitasyonEnvanteri ile değerlendirilen ajitasyon sıklığının öznel bakım veren yükünü belirleyen temel faktörolduğuna işaret etmektedir. Bakım verme işinin kolaylaştırılması için psikofarmakolojik tedavilerinyanı sıra bakım verenlere yönelik psikososyal girişimler de etkili olmaktadır. Ülkemizde ajitasyonayönelik müdahaleler içeren evde ve gündüz bakım hizmetlerinin, bakım verenlere yönelik psikososyal destek ve bilgilendirme programlarının yaygınlaştırılması gereklidir.
