TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/8652

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 50
  • Article
    Peace Education: Training for an Evolved Consciousness of Non-Violence
    (2016) Yemenici, Ayşe Alev
    Bu makale beyin temelli ön bir barış eğitimi modeli sunmayı amaçlamaktadır. Günümüzdeki barış eğitimi modellerinin vurguladığı insan hakları eğitimi, çevre eğitimi ve çatışma çözümü eğitimi konularının yanısıra, bu model şiddetin nörobiyolojik nedenleri ve erken önlenmesi meselelerinin ele alınabileceği yeni bir seviye -hücresel seviye- öne sürmektedir. Özellikle, bu model, şiddetin nörobiyolojik sebepleri ve önlenmesi ile erken travmanın doğum öncesi, doğum sırasında ve sonrasında gelişmekte olan beyin üzerindeki etkisi hakkındaki bilgileri yayılmasını savunmaktadır. Sevgi ve şiddete ilişkin kimyasallara dair temel ve beynin esas yapısı bu erken dönemlerde oluşmaktadır. Diğer bir deyişle bu model, çocuklar, ergenler ve yetişkinlerin eğitimi yoluyla şiddetin önlenebileceği hücresel bir boyut olduğunu ortaya koymaktadır.
  • Article
    A Document on the Vision of Cultural Heritage Conservation and Education in the Early Republican Period: Memorandum on How to Utilize the Antiquities and Historical Artifacts in Classes,
    (2025) Önge, Mustafa
    Kültürel mirasın korunması için toplumun bilinçlendirilmesi, geçmişten günümüze Türkiye’nin önemli sorunlarından biri olmuştur. Bu sorunun temelinde eğitimsizliğin yattığını bilen cumhuriyetin kurucu kadroları, okullarda, özellikle tarih derslerinde her türden kültür mirasının ders malzemesi olarak kullanılmasını öngörmüştür. Bu uygulama ilk kez 1926 yılında müfredatta yer almış, uygulamanın yordamını daha iyi tanımlamak için, öğretmenlere hitaben, 1935 yılında “Antikiteler ve Tarihi Eserlerden Derslerde Nasıl İstifade Edileceği Hakkında Andıç” başlıklı bir kitapçık yayınlanmıştır. Alışılmadık şekilde “andıç” olarak isimlendirilmiş olan bu rehber kitapçık, eğitim süreci içerisinde okul çağındaki gençlerin kültür mirasını anlayıp benimsemeleri ve böylelikle toplumda koruma bilinci oluşturulması düşüncesine odaklanmaktadır. Bu bağlamda Andıç, günümüzün yaklaşımından farklı olarak kültür mirasını korumayı eğitim yoluyla halka mal eden bir yaklaşımı betimleyen önemli bir belgedir. Ortaya çıkış süreci hakkında çok az bilgi bulunan Andıç’ın, 1930'lu yıllarda Türkiye'de kültürel mirasın korunmasına ilişkin gelişmeler ile bağlantılı olması kuvvetle muhtemeldir. Yirmi dört maddeden oluşan Andıç’ta, öğretmenlere, derslerde her türden kültür mirasından nasıl faydalanacakları tarif edilmekte, kültür mirasını öğrenciler için nasıl anlamlı kılıp onlara nasıl sevdirebilecekleri anlatılmakta, kültür mirası ile ilgili ödevler ve okul müzesi kurulması gibi uygulama önerilerine yer verilmektedir. Günümüz için güncelliği tartışmalı olsa da Andıç’ta işlenen konular, zamandan bağımsız, özel bir öneme sahiptirler. Andıç bu niteliğiyle, kültürel mirasın korunmasında çağının ötesinde bir yaklaşımın ifadesi olarak kabul edilebilir. Bu çalışmada yukarıda hakkında kısaca bilgi verilen Andıç’ın kapsamlı incelenmesi amaçlanmıştır. Ortaya çıktığı dönemin kültür mirası ile ilgili gelişmeleriyle bağlantısı kurularak analizi yapılmış, Andıç’ta önerilen yaklaşımın günümüzün koruma yaklaşımlarıyla ilişkisi ve önemi üzerinde durulmuştur. Andıç’ın, erken cumhuriyet döneminin koruma yaklaşımlarını betimleyen bir belge niteliğiyle kıymetli olmasının yanı sıra, konu içeriği itibariyle güncelliği ve döneminin korumaya istekli yaklaşımının ifadesi olduğu ortaya konulmuştur. Bu çalışma, basılı ve canlı kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.
  • Article
    A Systematic Review on AI Technologies in English as a Foreign Language Education
    (2025) Toscu, Saliha
    This systematic review reports an analysis of research articles on AI technologies in English as a foreign language education. The review specifically addresses the limitations reported in the studies conducted between 2020 and 2024 and shows the benefits of AI technologies identified in those studies. Hence, the study aims to provide an understanding of the scope of existing research and, depending on the limitations identified, give insights into further research. The research articles were screened and analyzed using qualitative methods based on the predetermined inclusion and exclusion criteria. The findings indicated that AI technologies may positively affect language development, cultural understanding, learner engagement, learning support, and critical thinking. Nonetheless, the limitations identified - categorized as instructional, methodological, and technological - should be taken into consideration for a more robust investigation.
  • Article
    Nitelik Mi, Nicelik Mi? Türkiye’de Psikoloji Lisansüstü Programlarına Yönelik Bir İnceleme
    (2023) Çoksan, Sami; Göncü-Köse, Aslı; Yaşın-Tekizoğlu, Fatma
    Türkiye’deki lisansüstü psikoloji programlarının sayısı her geçen yıl hızla artmaktadır. Bununla birlikte, bu prog- ramların nitelik ve niceliklerine ilişkin YÖK’ün sunduğu resmi bir veri bulunmamaktadır. Ayrıca, psikolojinin popüla- ritesi üniversiteleri sürekli olarak yüksek lisans veya doktora programları açmaya yöneltirken, bu programların lisan- süstü program açılması için YÖK tarafından belirtilen kriterleri ne derecede sağladığı bilinmemektedir. Bu nedenle, bu çalışmada Türkiye’deki psikoloji lisansüstü programlarının sayısının, psikoloji alanlarının mevcut programlar içindeki dağılımının ve psikoloji lisansüstü programlarında yer alan öğretim elemanlarının doktora, tıpta uzmanlık veya doçentlik alanlarının ayrıntılı bir şekilde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, YÖKAKADEMİK veri tabanı ve ilgili programların internet sayfaları kullanılarak Ocak-Nisan 2021 tarihleri arasında oluşturulan veri seti incelenmiş, Türkiye’de psikoloji alt alanlarında yürütülen yüksek lisans ve doktora programları ve bu programlardaki akademisyen- lerin doktora, tıpta uzmanlık veya doçentlik alanları hakkında detaylı bilgiler elde edilmiştir. Toplam 34 üniversitede 86 yüksek lisans, 16 üniversitede 42 doktora programında eğitim, psikoloji alanında doktorası veya doçentlik derecesi olan öğretim üyeleri tarafından verilmektedir. Buna karşın, YÖK tarafından belirlenmiş resmi gerekliliklerin aksine, toplam 44 üniversitenin 92 yüksek lisans programında ve 18 üniversitenin 19 doktora programında ilgili alanda doktorası veya do- çentlik derecesi olmayan öğretim üyeleri tarafından eğitim-öğretim verildiği bulunmuştur. Bu öğretim üyeleri psikiyatri (f = 78), adli bilimler (f = 18) veya psikolojik danışma ve rehberlik (f = 16) gibi alanlarda doktoralarını tamamlamışlardır. Ayrıca, akademik kadrosunda psikoloji derecesi olan öğretim üyesi bulunmayan çeşitli bölümler tarafından da psikoloji lisansüstü programları açılmıştır. YÖK lisansüstü eğitim-öğretime ilişkin kural ve yönetmelikler belirlemesine rağmen, bunların her kurumda uygulanmadığı görülmektedir. Bu çalışmanın araştırmacılara ve eğitim otoritelerine Türkiye’deki psikoloji eğitim-öğretimi ile ilgili politika ve uygulamalar geliştirmelerine yardımcı olabilecek bilgiler sağlaması ve reh- berlik etmesi temenni edilmektedir.
  • Article
    İngilizce Öğretim Müfredatının Kolektif Bir Öğrenme Süreci Haline Getirilmesi: Bir Vaka Çalışması
    (2025) Karaazmak, Fulda; Çalışkan, Güzide
    Çalışmanın amacı: Bu çalışmanın amacı, İngilizce müfredat tasarımında öğretim elemanlarının rolünü incelemek ve müfredat birimi tarafından yukarıdan aşağıya atanan bir müfredat ile öğretim elemanlarıyla iş birliği içinde geliştirilen bir müfredatın hangisinin daha iyi sonuçlar vereceğini araştırmaktır. Müfredat, içerik ve öğretim planı, dil sınıflarındaki başarının en etkili belirleyicileri arasındadır. İster sınıfta görev yapan öğretim elemanları ister müfredatı hazırlayan kişiler olsun, bu sürecin aktörleri, başarının belirlenmesinde önemli bir rol oynar. Müfredat hakkında söz sahibi olan öğretim elemanları, içeriğe dair daha derin bir anlayış kazanır ve her adımın arkasındaki gerekçelerin farkına varırlar. Ancak müfredat birimi tarafından yukarıdan aşağıya bir süreçle her adımın önceden belirlenmesi, kaliteyi tehlikeye atabilir ve esnekliği engelleyebilir. Bu nedenle en verimli uygulamaları araştırmak oldukça değerlidir. Materyal ve Yöntem: Bu vaka çalışmasında, nitel bir araştırma deseni benimsenmiş ve 2023-2024 bahar döneminde süreç odaklı müfredata yönelik öğretim elemanlarının tutumlarını belirlemek amaçlanmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış mülakatlar ve odak grup görüşmeleri yoluyla toplanmış, tematik içerik analizi yöntemleriyle analiz edilmiştir. Araştırma, Türkiye’deki bir vakıf üniversitesinde gerçekleştirilmiş ve farklı düzeylerde on yılı aşkın İngilizce öğretim deneyimine sahip sekiz öğretim elemanı (iki erkek, altı kadın) ile yürütülmüştür. Bulgular: Bu çalışma, hem eğitimli personelden oluşan bir birim tarafından hazırlanan bir müfredatın hem de tüm öğretim kadrosunun dahil olduğu bir müfredatın artı ve eksilerinin olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca katılımcılar, müfredat hazırlama sürecine dahil olduklarında, sürece dair farkındalıklarının arttığını ancak örgütsel zorlukların da bulunduğunu belirtmişlerdir. Yine de süreç odaklı bir müfredat, her iki tarafın iş birliğiyle dikkatli bir şekilde organize edilir ve gerekli destekleme sağlanırsa, daha iyi sonuçların doğurabileceği sonucuna varılmıştır. Önemli vurgular: Müfredat, içerik ve öğretim planlaması, dil sınıflarındaki başarının en güçlü belirleyicileri arasındadır. Bu sürece dahil olan kişiler —ister sınıf içindeki öğretim elemanları ister müfredat tasarımcıları olsun— başarının şekillenmesinde kritik bir rol oynar. Öğretim elemanları müfredat geliştirme sürecinde söz sahibi olduklarında, içeriği daha iyi kavrarlar ve her adımın arkasındaki gerekçeleri anlayabilirler. Öte yandan, müfredat birimi tarafından adım adım yukarıdan aşağıya belirlenen bir yaklaşım, kaliteyi tehlikeye atabilir ve esnekliği sınırlandırabilir. Bu nedenle en etkili ve verimli uygulamaları araştırmak hem gerekli hem de değerlidir
  • Article
    Erken Cumhuriyet Dönemi Koruma ve Eğitim Vizyonuna Dair Bir Belge: Antikiteler ve Tarihi Eserlerden Derslerde Nasıl İstifade Edileceği Hakkında Andıç
    (Hacettepe University, 2025) Önge, M.
    Public consciousness for the conservation of the cultural heritage had been one of the most significant problems of Turkey hitherto. The founders of the republic, the intellectuals and the statesmen, who knew that the ignorance is the major cause of this problem, proposed the use of the cultural heritage of all types in the history lessons as the course material. This practice took place in the curriculum of the schools for the first time in 1926. In order to define its method better, a guidebook with the title “The Memorandum on the Usage of Antiquities and Historical Artifacts in the Courses”, is published in 1935, addressing the teachers. This guidebook, which was strangely named as “memorandum”, focuses on the idea of creating heritage conservation awareness in the public by making school age teenagers understand and embrace their cultural heritage. In this context, being completely different from the present-day authoritarian attitudes, the memorandum should be accepted as a significant document, which define a conservation attitude socializing heritage conservation by public education. This document also contains the evidences, which are related to the changes in terminology for defining cultural heritage in Türkiye, with respect to the changing attitudes and ways of understanding. Although it is not known how it had emerged, it is very probable that the memorandum was a part of the series of developments relating cultural heritage conservation in Türkiye, during the 1930’s. The memorandum text was consisting of twenty-four articles. The teachers were being instructed on how they are going to use the cultural heritage of all kinds in the courses, how they are going to make the cultural heritage meaningful for the students and make them enjoy the cultural heritage. It is noteworthy that the text contains application proposals like homework on the cultural heritage examples and establishment of school museums. Although the memorandum is an outdated document, the topics in it have timeless special importance. Therefore, the memorandum can be accepted as the expression of a cultural heritage attitude beyond its age. In this study, it is aimed to carry out extensive research on the memorandum. The memorandum is analyzed with respect to the heritage conservation related developments of its period and its importance is discussed in terms of its relation to present day conservation attitudes. In addition to being valuable as a document describing the conservation approaches of the early Republican Period, it has been revealed that the memorandum is up-to-date in terms of its content and an expression of the willing approach to conservation of its period. This study is prepared by using written and live sources. © 2025, Hacettepe University. All rights reserved.
  • Article
    ChatGPT: Is It Reliable as an Automated Writing Evaluation Tool
    (2025) Toscu, Saliha
    This study primarily aims to give an understanding of whether or not teachers could rely on AI technology, specifically ChatGPT, to score students’ writings. The study was conducted with the participation of EFL university students. The students were assigned different writing tasks for five weeks, and the tasks were scored by a teacher and ChatGPT separately. Then, their scores were compared to see the extent to which ChatGPT and teacher scores differed on the SPSS. The test results indicated no statistically significant differences in the scores the bot or the teacher gave. Additionally, the results were supported by the qualitative analysis of the teachers’ perception of ChatGPT use for automated writing evaluation. The teachers’ perceptions indicated their positive attitudes towards its use for the evaluation process and general use for enhancing instruction and learning, together with the concerns and suggestions to make the most of ChatGPT. The study gives insights into the integration of ChatGPT into the assessment process and its effectiveness for class practices.
  • Article
    Örgütsel Ekoloji Perspektifinden Vakıf Üniversitelerinin Tarihsel Gelişimi
    (2024) Şener, İrge; Karapolatgil, Ahmet Anıl
    Ülkemiz Türkiye’de yaklaşık 40 yıldır yükseköğretim veren Vakıf Üniversitelerinin yaygınlaşması ve çeşitlenmesi, bu çalışma ile örgütsel ekoloji kuramından faydalanılarak betimsel olarak incelenmiştir. İlk olarak 1984 yılında eğitime başlayan Vakıf Üniversitesinden itibaren 2022 yılsonuna kadar eğitime devam eden 74 Vakıf Üniversitesinin kurucu Vakıflarının nitelikleri tarihsel süreç içinde incelendiğinde, Üniversitelerin kuruldukları dönemin koşullarının çeşitlenmelerine neden olduğu değerlendirilmiş olup Vakıf Üniversitelerinin kuruluş tarihlerine göre beş farklı dönem belirlenmiştir. Bazı dönemlerde Vakıf Üniversitelerinin sayısındaki artış düşük iken, diğer dönemlerde ise yüksek oranda artış olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, Kurucu Vakıflarının özelliklerine göre, “eğitimci”, “yatırımcı”, “tıp eğitimi odaklı”, “kolektif teşkilat”, “kamusal mahiyetli” ve “dernek” olarak adlandırılan altı farklı nitelik altında Vakıf Üniversiteleri için sınıflandırma yapılmıştır. Mevcut durumda, yatırımcı olarak sınıflandırılan kategoride yer alan Vakıf Üniversitelerinin sayısı diğer kategorilerden daha fazladır. Kurucu Vakıfların nitelikleri ile ilgili damgalama özelliklerini koruma eğiliminde oldukları, çalışmada tespit edilen bir diğer konudur. Ayrıca, yeni açılan Vakıf Üniversitesi sayısı bakımından son yıllarda durağanlık olması doğrultusunda büyükşehirlerde Vakıf Üniversitelerinin sayısının doygunluğa ulaştığı değerlendirilmiştir. Ancak, gelecekte farklı damgalama özellikleri olan Vakıf Üniversitelerinin kurulmasının muhtemel olduğu düşünülmektedir.
  • Article
    Assessment of Criminal Charges Brought Against Teachers
    (2020) Ökdem, Meltem
    Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin ceza mahkemelerine intikal eden fiillerinin değerlendirilmesidir. Bu araştırma doküman analiz modeline dayalı bir araştırmadır. Bu çalışmada 2004-2018 yılları arasında öğretmenlerin ceza mahkemelerine intikal eden fiillerini tespit etmek üzere, www.kazancı.com ve www.LegalBank.com veri tabanlarından öğretmenler hakkında açılan davalara ulaşılmıştır. Bu araştırmada temalar Türk Ceza Kanuna uygun olarak oluşturulmuş olup kişiye karşı suçlar, millete ve devlete karşı suçlar, topluma karşı suçlar olarak belirlenmiştir. Bu araştırmanın yapılma nedeni son yıllarda okullarda şiddet olaylarının hızla artmasıdır. Bunun bir nedeni de öğretmenlerin saldırgan davranışlarıdır ve bu durum önlem alınmadığı takdirde gelecekte çok büyük toplumsal yapıda büyük yaralara neden olacaktır. Sonuç olarak öğretmenler hakkında ceza mahkemelerinde görülen davalar kapsamında en fazla kişiye karşı suçlarla ilgili davaların yer aldığı görülmüştür. Bunu millete ve devlete karşı suçlar ve topluma karşı suçlar izlemektedir. Okullarda öğretmenlerin öğrencilere şiddet uyguladığı ve çocukların cinsel istismara uğradığı da görülmüştür. Eğitim fakültelerinde insan hakları, eğitim hukuku, öfke kontrolü, çatışma yönetimi gibi dersler konularak öğretmenler bu konularda bilinçli hale getirilmelidir. Hizmet içi eğitim ile insan ve çocuk hakları konusunda öğretmenler bilinçlendirilmeli ve bu konulardaki farkındalığı artırılmalıdır. Okullarda rehberlik bölümü iyi çalışıp bu konuda öğrencilere gerekli desteği sağlamalıdır.
  • Article
    Percieved Language Learning Difficulties by Preparatory School Students: A Case Study
    (2022) Özmat, Demet; Dörtkulak, Funda; Akdemir, Ufuk
    Bu çalışmanın amacı yabancı dil olarak İngilizce öğrenen öğrencilerin dil öğrenme sürecinde yaşadıkları zorlukları belirlemektir. Çalışmada aynı zamanda öğrencilerin yaşadıkları zorluklar ile başarıları, cinsiyetleri ve hedef dil düzeyleri arasındaki ilişkiler de ortaya koyulmuştur. Betimsel nitelikli bu araştırmanın çalışma grubunu 340 hazırlık birimi öğrencisi oluşturmaktadır. Nicel veriler için Özmat (2017) tarafından geliştirilen “Dil Öğrenmeyi Zorlaştıran Faktörler Ölçeği” ve nitel veriler için araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, hazırlık sınıfı öğrencilerinin dil öğrenme sürecinde karşılaştıkları en yüksek düzeyde zorlukların öğrenme kaynakları ile ilgili olduğu, en az düzeyde yasadıkları zorlukların ise öğrenme iklimi (fiziksel ve psikolojik) ile ilgili olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin, öğretme öğrenme sürecinden ve kendilerinden kaynaklanan zorlukları orta düzeyde yaşadıkları belirlenmiştir. Araştırmanın nitel sonuçları da ölçekten elde edilen sonuçları destekler niteliktedir. Öğrencilerin, sınıf ortamına yönelik disiplin ya da sınıf yönetimi bakımından zorluk yaşamadıkları görülmüştür. Buna ek olarak öğrenciler, öğrenci merkezli etkinliklere daha fazla ihtiyaç duyduklarını belirtmiştir. Öğrencilerin yaşadıkları zorluk düzeyi ile başarı testi ve cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Alt kurlarda öğrenim gören öğrencilerin yaşadıkları zorlukların üst kurda öğrenim gören öğrencilere göre daha yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, dil öğrenme sürecine ve hazırlık okullarındaki yabancı dil öğretimine yönelik önerilerde bulunulmuştur.