TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12416/8652

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 63
  • Article
    Evaluating Indoor Environmental Quality of a Wellness Center Through Objective, Subjective and Architectural Criteria
    (2019) Yörükoğlu, Papatya Nur Dökmeci; Alkabashi, Abubaker Hassan Ali
    Kabul edilebilir bir iç mekan kalitesinin tasarlanması, mekanda bulunan kullanıcıların üzerindeki sağlık etkileri nedeniyle çok önemlidir. Kapalı alan kalitesinin değerlendirilmesi dört temel parametre ile gerçekleştirilmektedir. Bu parametreler, iç mekan hava kalitesi, ısıl konfor, aydınlatma seviyesi ve akustik konfor olarak örneklenebilir. Bu araştırmada üç temel metot kullanılarak analizler sağlanmıştır. Bunlar, kapalı bir alanda bulunan çevre koşullarının kalitesini yerinde ölçümleme, öznel kullanıcı değerlendirmeleri ve seçilen alanının mimari analizi olarak belirlenmiş ve alan çalışması için bir sağlıklı yaşam merkezi seçilmiştir. Nesnel veriler uluslararası standartlarla karşılaştırılmış ve detaylı sunulmuştur. Araştırmanın bulguları istatistik testler ile desteklenmiş ve yapılan üç farklı analizin arasında birçok korelasyon ve ilişki saptanmıştır. Analizlere ek olarak, egzersiz ve tedavi odaları fonksiyon ve aktivite odaklı olarak detaylı irdelenmiş ve karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. İlk korelasyon, egzersiz odası için aydınlatma parametresinin nesnel ve öznel verileri arasında kurulmuştur. Ayrıca, katılımcıların demografik ve alan kullanımı verileri ile farklı alanlardaki öznel fiziksel algılama ve önem değerlendirmesi arasında korelasyonlar saptanmıştır. Son olarak, ANOVA testi ve ortalama analizlerinin karşılaştırılması sonucunda, egzersiz odaları, tedavi odalarından çok daha gürültülü, daha aydınlık, daha serin ve daha nemli bulunmuştur.
  • Article
    Critical Aspects, Motivators and Barriers of Building-Integrated Vegetation
    (Konya Technical Univ, FAC Architecture & Design, 2020) Almuder, Monder M.; Suzer, Ozge
    Purpose Green buildings which provide improved user health conditions and environmentally responsible applications have gained significant attention, due to the increasing environmental problems, particularly caused by the construction industry at the global scale. However, vegetation is still not sufficiently integrated into buildings, even though numerous benefits of plants have been proven by many studies in literature. This research aims to find out the opinions of professionals and academicians in architecture-related fields regarding the critical aspects, as well as the motivators and barriers faced in BIV applications, namely; green roofs, green walls and interior gardens. Hence, it strives to help increase their application rates by underlining the significant issues to be considered. Design/methodology/approach As to fulfilling these objectives, a questionnaire survey was conducted on 120 participants with varying professions including architects, landscape designers and civil engineers, from four countries. Findings The results of this study pointed out that, healthcare buildings were given the first priority among the building types for applying BIV. Moreover, among the motivator factors, receiving a certificate was found as an important incentive, besides the environmental, social and economic benefits of BIV. Furthermore, although the highly rated barriers were found as 'the lack of proper regulations' and 'lack of demand by the user/client', the findings showed that the highest responsibility for the implementation of these applications was placed on the architect. Research Limitations/Implications Based on the five major groups of Koppen climate classification system, the case countries were selected as one from each of the four main types, and by neglecting only Polar, as it lacks settlements. By considering diverse levels of development and economic welfare, countries were selected as; Canada (Snow: Humid-Subarctic), Libya (Dry: Desert-arid), Malaysia (Tropical: Tropical-Rain forest) and Turkey (Mild temperate: Mediterranean). Since the study covered four different countries, the survey was conducted by the use of Google Forms software program. This tool enabled the production and distribution of questionnaires, as well as the collection of data based on the responses of the participants. Furthermore, in order to provide consistency among the questionnaires applied in different countries, the survey was conducted in English language, although it was not the native language for a majority of the participants. Moreover, based on studies claiming that participants are more inclined to select the option with the mid-value in a Likert scale, which implies a neutral position, in the questionnaire, these types of questions were constructed with the forced choice method, by keeping the scales with even number of options. Practical Implications It is expected that the results of this study would be beneficial to both the academicians and professionals involved in the green building industry, as well as to the governmental and/or green building authorities. It is expected that this study will help serve as a guide for the stakeholders to increase the application rates of BIV in the construction industry. Social Implications The results of this study were also evaluated based on the findings of four case countries and certain conclusions were derived as to their underlying socio-economic and geographical reasons. Originality/value - Although studies on similar subjects have appeared in the literature, there are none which solely focuses on BIV applications by conducting a survey on the mentioned four case countries and compares its findings with the literature and presents an in-depth analysis on the issue.
  • Article
    Evaluating Indoor Environmental Quality of a Wellness Center Through Objective, Subjective and Architectural Criteria
    (2019) Yörükoğlu, Papatya Nur Dökmeci; Alkabashi, Abubaker Hassan Ali
    Kabul edilebilir bir iç mekan kalitesinin tasarlanması, mekanda bulunan kullanıcıların üzerindeki sağlık etkileri nedeniyle çok önemlidir. Kapalı alan kalitesinin değerlendirilmesi dört temel parametre ile gerçekleştirilmektedir. Bu parametreler, iç mekan hava kalitesi, ısıl konfor, aydınlatma seviyesi ve akustik konfor olarak örneklenebilir. Bu araştırmada üç temel metot kullanılarak analizler sağlanmıştır. Bunlar, kapalı bir alanda bulunan çevre koşullarının kalitesini yerinde ölçümleme, öznel kullanıcı değerlendirmeleri ve seçilen alanının mimari analizi olarak belirlenmiş ve alan çalışması için bir sağlıklı yaşam merkezi seçilmiştir. Nesnel veriler uluslararası standartlarla karşılaştırılmış ve detaylı sunulmuştur. Araştırmanın bulguları istatistik testler ile desteklenmiş ve yapılan üç farklı analizin arasında birçok korelasyon ve ilişki saptanmıştır. Analizlere ek olarak, egzersiz ve tedavi odaları fonksiyon ve aktivite odaklı olarak detaylı irdelenmiş ve karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. İlk korelasyon, egzersiz odası için aydınlatma parametresinin nesnel ve öznel verileri arasında kurulmuştur. Ayrıca, katılımcıların demografik ve alan kullanımı verileri ile farklı alanlardaki öznel fiziksel algılama ve önem değerlendirmesi arasında korelasyonlar saptanmıştır. Son olarak, ANOVA testi ve ortalama analizlerinin karşılaştırılması sonucunda, egzersiz odaları, tedavi odalarından çok daha gürültülü, daha aydınlık, daha serin ve daha nemli bulunmuştur.
  • Article
    Vernaküler Mimari ve Kırsal Yapılı Çevre Bileşenlerine ‘Yer’ ve Tektonik Odaklı Bir Yaklaşım: Doğu Karadeniz Bölgesi Örneği
    (2025) Akbaş, Gamze; Büke, Fatma Gül Öztürk
    Çalışma, “yer” ve tektonik kavramlarının birlikte etkileşimde oldukları, birbirlerini tamamladıkları ve hatta var ettikleri düşüncesinden yola çıkmakta; bu ilişkiyi görünür kılan vernaküler mimariyi ele almaktadır. Makalede, kırsal yapılı çevrede, “yer” ve tektonik arasındaki bağın, yapı yapma sanatının üç aşaması olan; “yer seçimi,” “yere müdahale biçimi” ve “örüntü diline” göre biçimlenen vernaküler mimari aracılığıyla kurulduğu ve vernaküler mimariyi bir “yer”e özgü kılan şeyin bu üç unsurun karşılıklı etkileşimine dayanan bu bağ olduğu önerisi üzerinde durulmaktadır. Öneri, Doğu Karadeniz Bölgesi vernaküler mimarisine özgü kırsal yapılı çevrenin üç bileşeni; “teras,” “köprü” ve “serender” üzerinden test edilmektedir. Araştırma sonucunda, yapı sanatının üç aşamasına uymayan sağlıksız yenileme ve yeniden yapım çalışmalarının, kırsal yapılı çevrede “yer” ve tektonik ilişkisini yok sayan “melez yapıları” ve “sahte vernakülerleri” ortaya çıkardığı vurgulanmaktadır.
  • Article
    Tarihi Şehirlerde Sarnıçların Yeniden Kullanımı Üzerine Bir Araştırma: Safranbolu Örneği
    (2025) Harputlugil, Timuçin; Kahyaoğlu, İrem
    Bu çalışma, su kaynaklarının hızla tükenmesi, nüfus artışı, küresel ısınma, iklim değişikliği ve bilinçsiz su kullanımı gibi etkenlerle artan su talebi sorunlarını ele alan varsayımsal bir senaryoyu incelemektedir. Tarihi dokusu koruma altına alınmış mimarisiyle tanınan Safranbolu kenti, bu sorunları örneklemek üzere bir vaka çalışması olarak seçilmiştir. Araştırma, mevcut sarnıçların uyarlanarak yeniden kullanımının binalarda su verimliliğini artırma potansiyelini değerlendirmektedir. Literatür taraması, iklim değişikliği ve nüfus artışının su talebini artırarak su kaynaklarının miktarını ve kalitesini olumsuz etkilediğini göstermiştir. Su tasarruflu uygulamalar ve atık suyun geri dönüşümünün artırılması, su verimliliğini geliştirmek için etkili stratejiler olarak belirlenmiştir. Ayrıca, Safranbolu gibi kentlerde bol miktarda bulunan sarnıçlar ve diğer tarihî su yapılarının yeniden kullanımı, su verimliliği hedeflerine ulaşmada ek bir potansiyel sunabilir. Ancak bu yaklaşımın uygulanabilirlik ve teknik boyutları çalışmanın kapsamı dışında bırakılmıştır. Safranbolu’da gerçekleştirilen saha çalışması iki aşamadan oluşmakta ve 11 önemli sarnıcın incelenmesi ve belgelenmesini de içermektedir. Buna ek olarak, kentteki 12 konak (pansiyon) ve 13 evden oluşan toplam 25 yapıdan günlük, aylık ve yıllık su tüketim verileri bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Anket ayrıca bu binalarda suyun mekânsal kullanım türleri ile su tasarrufu sağlayan teknolojilerin uygulanmasına dair önemli bilgiler sunmuştur. Ön bulgular, bu 25 binada tüketilen suyun, gri suyun yeniden kullanımı ve sınırlı yağmur suyu hasadı ile, yerel sarnıçlarda kısmen yönetilebileceğini, depolanabileceğini ve arıtılabileceğini göstermektedir. Ancak bu yaklaşım, ekonomik, teknik ve bakım boyutlarını kapsamayan teorik bir çerçevedir. Tüm kısıtlara rağmen, sarnıçların yeniden kullanımı hem tarihî su yapılarının korunmasına hem de kültürel miras alanlarında daha sürdürülebilir bir su yönetimine katkı sağlayabilir.
  • Article
    Kırsal Alanlarda Kültürel Mirasın Korunmasında Toplumsal Motivasyonlar: Cemil Köyü (Kapadokya) Örneği
    (2025) Kahraman, Z. Ezgi; Yeşilbağ, Damla
    Kültürel mirasın korunması disiplini zaman içinde mirasın fiziksel bütünlüğünü temel alan teknik bir uygulama alanı olmaktan çıkarak, bireylerin ve toplumların atadığı anlam ve değerlere odaklanan sosyo-kültürel bir pratiğe evrilmiştir. Bu kapsamda ortaya çıkan yeni eleştirel yaklaşımlar, mirasın olduğu kadar toplumun miras ile ilişkilerinin de korunmasına yönelik yeni bakış açıları sunmaktadır. Ancak Türkiye’deki yasal ve kurumsal çerçeve kapsamında, insan merkezli bu yaklaşımların uygulanması ve toplumun koruma süreçlerine dahil edilmesi çoğu zaman kısıtlı kalmaktadır. Bu kısıt altında toplumun kendi hassasiyetleri, ihtiyaçları ve dinamikleri sayesinde, kurumsal ya da yasal bir çerçeve olmaksızın içinde yaşadığı kültürel miras alanlarını korumaya yönelik bir eğilim gösterip göstermediğinin araştırılması önem kazanmaktadır. Bu çerçevede bu çalışma, temel koruma müdahalelerinin henüz gerçekleşmediği kırsal bir yerleşim olan, Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde bulunan Cemil Köyünde, geleneksel yapıların mevcut durumunu tespit etmeyi ve toplumun mirası korumasını sağlayan temel motivasyonlarını incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmanın mekânsal analizler ve derinlemesine mülakatlara dayanan bulguları, bu yapıların nasıl, kim tarafından ve hangi motivasyonlarla korunduğu sorularına cevap vermiştir. Yapıların büyük ölçüde kullanıcıların bireysel çabalarıyla şekillenen yerel koruma pratikleri ile varlıklarını günümüze kadar devam ettirdiği görülmüştür. Toplumun mirası korumasına ilişkin temel motivasyonların geçmişlerine ait tarihi ve kültürel sembollerin, köyün doğal çevresinin, geleneksel yapıların yapısal niteliklerinin, temel ekonomik geçim kaynağı olarak tarımsal aktivite mekanlarının ve toplumsal bağların sürekliliğinin korunmasıyla ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulguların kültürel mirasın korunmasına yönelik insan/toplum odaklı yaklaşımların geliştirilmesine katkıda bulunacağı ve kültürel mirasın korunmasında toplulukların oynadığı rolü inceleyen çalışmalar için temel oluşturacağı düşünülmektedir.
  • Article
    Müzelerin Kamusallaşma Süreci ve Müze Mekânının Dönüşümü: Toplumsal Dönüşüme Koşut Olarak Müzelerin Kavramsal ve Mekânsal Değişimi
    (2025) Çavdar, Rabia Çiğdem; Aktan, Arda İlayda Sağlam; Urey, Zeynep Cıgdem Uysal
    Bu çalışma, müzelerin kamusallaşma sürecini, tarihsel süreçte geçirdikleri kavramsal ve mekânsal dönüşümler üzerinden değerlendirmeyi ve toplumsal yapıdaki dönüşümlere ve kamusal alanın tarihsel değişimine paralel olarak müze mekânında yaşanan dönüşümleri kuramsal bir çerçeve içerisinde ortaya koymayı amaçlamaktadır. Yürütülen çalışmada, Jürgen Habermas’ın kamusal alan kuramı ve Henri Lefebvre’in mekânın toplumsal üretimi yaklaşımından hareketle oluşturulan kuramsal çerçeve doğrultusunda, müzelerin yalnızca sergi alanları değil, aynı zamanda toplumsal ilişkilerin, kolektif hafızanın ve ideolojik temsillerin biçimlendiği kamusal mekanlar olduğu savunulmaktadır. Çalışmada, mekânın oluşum ve dönüşüm süreçlerinin toplumsal bağlam ile olan koşut ilişkisi çerçevesinde, her bir dönem kendi toplumsal dinamiklerinin getirdiği kamusallık anlayışı ile ele alınmıştır. Tarihsel-kuramsal bir yöntemin benimsendiği çalışmada; tespit edilen dönemsel kırılmalar doğrultusunda, literatürde kırılmalar ile ilişkilendirilen müze yapı örneklerinin plan organizasyonları analiz edilerek, dönemin kamusal alan üretimiyle nasıl ilişkilendikleri incelenmiştir. Mimari plan şemaları üzerinden yapılan mekânsal okumalar, müze yapılarında gerçekleşen dönüşümlerin yalnızca fiziksel biçimlenmelerle değil, aynı zamanda dönemin toplumsal ve siyasal dinamikleriyle şekillendiğini ortaya koymuştur. Yürütülen çalışma neticesinde, müzelerin kamusal mekân olabilme niteliğinin, yalnızca kendi kurumsal dinamiklerine değil, aynı zamanda kamusal alanın tarihsel dönüşümüne, özellikle de demokratikleşme ve eşitlik süreçlerine dayandığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu bağlamda da, müzelerdeki kavramsal ve mekânsal dönüşümün, toplumsal dönüşüme koşut olarak gerçekleştiği öne sürülmektedir. Bu yönüyle çalışmanın, müzelerin tarihsel gelişimini mekânsal analiz ve toplumsal kuram üzerinden ele alarak, bu yapıların toplumsal dönüşümlerle paralel biçimde kamusal mekâna evrildiğini savunan özgün bir araştırma ortaya koyduğu iddia edilmektedir.
  • Article
    Integrating the Seljuk Cultural Layer Into Contemporary Life: The Case of Niğde Historic City Center
    (Istanbul Univ, Research Inst Turkology, Dept Art History, 2025) Yavaşcan, Emel Efe; Urak, Zehra Gediz
    Günümüz tarihî kent merkezleri, yer altı ve yer üstündeki tarihî izleriyle, kültürel zenginlikleri ve özgün kimlikle8 rinin yanı sıra, “yerin ruhu”nu yansıtan kentsel hafıza alanlarıdır. Çok katmanlı bu tarihî kent merkezleri, kültür varlıklarının fiziksel ve işlevsel eskimesi, sosyo8kültürel ve ekonomik doku bozulmaları, koruma problemleri vb. sorunlarla giderek çöküntü yerleri hâline gelmektedir. Bu sorunları barındıran Niğde kentinde yapılmış koruma uygulamalarında, kentin yer altında ve yer üstünde bulunan katmanlarının dikkate alınmamış olması çalışmada problem olarak belirlenmiştir. Kentli tarafından tepe olarak algılanan çalışma alanı uzun zamandır çöküntü alanı niteliğindedir. Çalışmanın amacı, Niğde Tarihî Kent Merkezi’nin Selçuklu Dönemi’ne ait tarihî katmanını analiz etmek, haritalan8 dırmak ve bu katmanı çağdaş koruma uygulamalarına entegre etmeye yönelik öneriler geliştirmektir. Araştırma verileri, kentin tarihî gelişiminde en belirleyici dönemin Selçuklu Dönemi olduğunu göstermektedir. Bu sebeple çalışma kapsamında bu katman odak alınmıştır. Ayrıca, diğer tarihî katmanların da korunarak günlük yaşama kazandırılmasına katkı sağlamak, bu çalışmanın bir diğer hedefidir. Bu bağlamda, Selçuklu Dönemi’ne ait yer üstü ve yer altı değerlerinin sürdürülebilir korunmasına yönelik öneriler geliştirilmiştir.
  • Article
    Genius Loci in Adaptive Reuse: Bank Museums in Ankara
    (2025) Özmen, Ayça
    Mimari koruma müdahalelerinden biri olan yeniden işlevlendirme, mevcut binaların kültürel önemleri ve çağdaş gereksinimler arasında denge kurarak yeni veya devam eden işlevler doğrultusunda uyarlanmasını kapsar. Sürdürülebilirlik hedefleriyle tutarlı olan bu strateji, yalnızca kültürel mirasın korunmasıyla değil, aynı zamanda ekolojik ve ekonomik fayda sağlamakla da ilgilidir. Diğer müdahale biçimlerinden farklı olarak, yeniden işlevlendirme pratiği özellikle yerin ruhunun varlığına vurgu yapmaktadır. Bu nedenle, sürdürülebilirlik niyetinin ötesinde, yeniden işlevlendirme durumunda yerin ruhunun ayrılmaz bir parçası olan soyut unsurların devamlılığı çok önemlidir. Eski bir Latince sözcük olan, “yerin ruhu” olarak da bilinen “genius loci”, çağdaş mimarlık ve koruma alanlarında önemli bir yaratıcılık ve süreklilik unsuru haline gelmiştir. İnsanlar ve yer arasındaki bağa dayanan genius loci, bir yerin somut ve somut olmayan unsurlarının bütünsel olarak algılanması olgusudur. Bu bağlamda, bu çalışma, yeniden işlevlendirme pratiğinin başarısını değerlendirmek için yerin ruhu algısının aşamalarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Duyusal deneyim, hatırlama, yorumlama ve anlatıdan oluşan bu varsayımsal algoritma, Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni başkenti Ankara Ulus’ta inşa edilen ilk kamu binaları arasında yer alan Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü ve İş Bankası Genel Müdürlüğü gibi iki örnek yapı üzerinden analiz edilmektedir.
  • Article
    Tasarım Odaklı Düşünceye Deleuzeyen Bir Bakış: Kartezyen Düşüncenin Ötesinde ‘SANAA’ Mimarlığının Rizomatik Temsili
    (2025) Tunca, Gülru Mutlu; Demirok, Engin
    Bu çalışma, mimarlık ve mekan üretimi adına geçmişten bugüne Dekartçı Kartezyen alışkanlıklar çerçevesinde gelişen grid(ızgara) sistemine dayalı tasarım düşüncesinin günümüzde geçirdiği dönüşümü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın teorik çerçevesini 20. yüzyılın önde gelen düşünürü Deleuze’ün klasik Batı düşüncesini kritik eden ve buna karşın bir dizi yaratıcı kavram beraberinde alternatif bir düşünce yöntemine işaret eden bakış açısı oluşturmaktadır. Çalışma birbirine artiküle iki basamakta üretilmiştir. Çalışmanın birinci evresinde geçmişten bugüne ızgara sistemiyle düşünmeye alışmış tasarımcı düşünce dönemin önde gelen örnekleri üzerinden analiz edilmektedir. Bu noktada örneklemlerin seçiminde karşılaştırmalı analize dayalı sistematik sınıflandırma yönteminden faydalanılmış ve söz konusu örneklerden elde edilen anahtar bulgular tablolaştırılmıştır. Bu tablolardan elde edilen veriler Deleuzeyen düşüncenin hiyerarşiye dayalı düşünce modelini tasvirleyen ağaç modeli düşüncesiyle kritik edilirken; buna alternatif olarak Deleuze’ün yeni bir düşünme düzlemi olarak önerdiği rizomatik düşünce yöntemi ise araştırmanın ikinci bölümüne işaret etmektedir. İkinci bölümde Deleuze’ün birbirine içkin ve artiküle okunaklı yaratıcı kavramları üzerinden gridal sisteme dayalı ortogonal tasarım düşüncesi dışında bir yaklaşımın mümkün olup olmadığı tartışılır. Bu noktada Pritzker ödüllü Japon mimarlık firması SANAA’nın (Sejima ve Nishizawa) birbirine yakın ölçekli ancak her biri farklı göstergeler taşıyan yapıları üzerinden gridal sistemden uzaklaşarak tasarlanmış 3 örnek yapısı analiz edilmektedir. Araştırma sonunda elde edilen anahtar bulgular yine bir tablo ile derlenmiş, gridal düzleme dayalı alışılagelmiş düşünceye alternatif üretecek nitelikte rizomatik bir yaklaşım ortaya koyulmaktadır.